İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, franchising sözleşmesinden kaynaklanan haksız fesih tazminatı talebine ilişkin itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki uyuşmazlık, davacı franchisor şirket tarafından davalı franchisee şirketle akdedilen franchising sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasıyla talep edilen 200.000,00 TL fesih tazminatının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebini konu almaktadır; davacı, sözleşmesel yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini ve davalının haksız fesihle tazminatı ödemesi gerektiğini ileri sürerken, davalı ise sözleşmeyi davacının eğitim, denetim ve destek gibi temel edimlerini sağlamaması nedeniyle haklı olarak feshettiğini, sözleşmenin tek taraflı ve geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini ve icra takibinin iptalini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2023
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı ... Şirketi arasında 01.06.2022 tarihinde 5 yıl süreli bir Franchising Sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşme süresince tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, davalı tarafın ise ... tarihli ... 1. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmeyi haksız ve keyfi bir şekilde feshettiğini, sözleşmenin 15. Bölüm D bendi uyarınca haklı bir neden olmaksızın yapılan fesih sebebiyle 200.000,00 TL tutarındaki fesih tazminatının ödenmesi gerektiğini, bu alacağın tahsili amacıyla ... 20. İcra Dairesi ...E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinde de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, sözleşme serbestisi ilkesi gereği kararlaştırılan cezai şartın geçerli olduğunu ve tacirler arasında indirim yapılamayacağını, takip konusu alacağın likit nitelikte olduğunu belirterek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen Franchisee Sözleşmesi'nin tek taraflı düzenlendiğini ve hukuken geçersiz olduğunu, müvekkil şirketin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini ve ekipmanları iade ettiğini, davacı yanın sözleşme kapsamındaki eğitim, denetim ve destek gibi edimlerini yerine getirmediğini, müvekkil şirketin ticari zarara uğratıldığını, davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, sözleşmenin yalnızca davacı lehine maddi menfaat sağlama amacı taşıdığını, davacı yanın kötüniyetli olduğunu, bu nedenle davanın reddi ile icra takibinin iptalini, davacı aleyhine İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 maddesi uyarınca %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
TANIK BEYANLARI :
Samsun Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile dinlenen tanık ...;" 2022 tarihinden itibaren aktif olarak 24 yapı yönetim şirketinde danışman olarak çalışmaktayım, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinden haberim vardır, aynı zamanda davalı şirketin yetkilisinin kız kardeşiyim, taraflar arasında sözleşme yapılmadan önce davacı tarafça davalı şirkete görüşme teklif edilmiştir, herhangi bir bilgimiz olmaksızın bize gerekli gayrimenkul danışmanlığı eğitimi verileceği ve reklam, ilk kez ofis açacak olmaları sebebiyle gerek kendilerinin gerekse davalı şirketin reklamını yapılacağı vaat edilmişti, davalı şirketin sektör hakkında bilgisi bulunmadığından davacı şirket yetkilileri tarafından her türlü desteğin verileceği, aydınlatma yapılacağı söylenmişti bunun için toplantı ve sunum yapılmadı ancak telefon ile irtibat halindeydik, sözleşme akdedikten sonra davacı tarafça herhangi bir hizmet , eğitim ve bilgilendirme yapılmadı, yalnızca bir kez eğitim bedeli tahsil edilen hususa ilişkin online şekilde bilgilendirme yapıldı, ancak koşulların iyi olmaması sebebiyle verilen eğitim duyulmadı ve anlaşılmadı, online eğitimin yetersiz olmasının sebebi davacı şirketin gerekli ekipmanı sağlamamış olmasıdır, eğitimi veren ...n olduğunu hatırlıyorum ancak meslek tanımını bilmiyorum, sözleşmenin devamı süresince davalı tarafından 3. Kişilere yapılan satış kiralama gibi emlak komisyonculuğuna münhasır işlerden dolayı alıcı ve satıcılardan almış olduğumuz komisyonlar sebebi ile royaliti bedeli adı altında davacı şirkete ödemeler yapılmaktaydı, ancak hangi satış ve kiralamalara ilişkin ödemeler yapıldığını detaylı olarak hatırlamıyorum, davacı şirket tarafından hazırlanan şablon sözleşmelerdeki bazı hükümler için davacı şirket yetkilileri ile görüşmek üzere aradığımızda kendilerine ulaşamıyorduk, aslen bu sözleşme hükümlerinin eğitim olarak tarafımıza söylenmişti ancak buna ilişkin herhangi bir eğitim verilmedi, davacı şirket tarafından broşür tanıtım belgesi, prospektüs temin edilmedi, davacı temsilcilerince herhangi bir ziyaret yapılmadı, davacı tarafın sözleşme edimlerini yerine getirmesi için gerek telefonla gerekse mail üzerinden şirket yetkililerine ulaşmak istenilmiştir, ancak davacı şirket tarafından herhangi bir geri dönüş olmaması, iyileştirme çalışması yapılmaması ve bu durumun davalı şirket çalışma disiplinini bozması sebebiyle makul süre sonunda sözleşme fesh edilmiştir, davacı şirket tarafından sözleşmenin yükümlülükleri yerine getirilmediği gibi sadece akdedilen kira veya satış sözleşmelerinden tahsilat yapmak amacıyla davalı şirket aranmaya başlanmıştı, bunun dışında herhangi bir görüşme yapılamıyordu, bu durum davalı şirkette çalışma düzenini bozmuştur, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir tanıklık ücreti istemiyorum." şeklinde,...;"2022 yılından beri davalı şirket bünyesinde gayrimenkul danışmanı olarak çalışmaktayım, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin görüşme süreçlerinden bilgi sahibiyim, davalı şirket emlak piyasasına giriş yapmak istediği sırada tecrübesiz olması sebebiyle kurumsal bir firmadan eğitim ve destek almak amacıyla davacı şirket ile görüşmelere başlamıştır, davacı şirket tarafından detaylı bir eğitim verileceği, davalı şirketin bölgedeki ilk ve tek marka temsilcisi olacağı gerekli broşür ve reklam tanıtımının vaadi ile sözleşme görüşmeleri gerçekleştirildi, sözleşme akdedilmeden önce davacı şirket tarafından pekçok toplantı ve sunum yapılmasına rağmen sözleşme akdedildikten sonra hiçbir şekilde aydınlatma toplantıları yapılmamıştır, sözleşme imzalandıktan sonra davacı şirket tarafından sadece bir kez video konferans yolu ile eğitim verilmeye çalışılmıştır ancak verilen eğitim de davacı şirkette yeterli mikrofon ve kamera ekipmanının bulunmaması sebebiyle ses ve yeterli görüntü alınamamıştır, bu eğitimi bize davacı şirketin bir eğitmeni verdi ancak ismini bilmiyorum, davalı şirket ile yapılan sözleşme gereğince 3. Kişilerle akdedilen satış ve kiralama sözleşmelerinden %5 oranında royaliti bedeli davacı şirkete ödenmekteydi, davacı tahsilat konusunda davalı şirkete hızlıca geri dönüş sağlarken, eğitim ve destek konularında davalı şirket ile herhangi bir iletişim kurmamaktaydı, ben davacı şirketin davalı şirkete herhangi bir aydınlatma, bilgilendirme, personel desteği yahut finansal destek yaptığını görmedim, davacı tarafından sözleşme kurulduktan sonra broşür, tanıtım belgesi, prospektüs temin edilmemiştir, sözleşme akdedildikten sonra davacı tarafından herhangi bir ziyaret yapılmamıştır, davalı şirket yetkilisi tarafından davacı şirket temsilcileri ile birden fazla kez telefon ile irtibat kurularak iyileştirme yapılması ve sözleşme edimlerinin yerine getirilmesi talep edilmesine rağmen davacı şirket tarafından herhangi bir geriş dönüş yapılmaması ve ... dışındaki başka illerde yer alan şubelerde de aynı sorunların yaşandığının haber alınması sebebiyle artık sözleşmenin feshi kararı alınmıştır, benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir tanıklık ücreti istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, bir takım mail ve yazışmalar, ödemelere ilişkin dekontlar, eğitim videoları, franchise sözleşmesi ile birlikte hukuka aykırı şekilde imzalatılan senet ve senet ile ilgili yapılan ödeme dekontu, ihtarnamenin tebliğ şerhli ve onaylı taranmış sureti, ticaret sicil kayıtları dosyamız içerisine alınmıştır.
... 20. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 1.400.000,00 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; taraflar arasında 01.06.2022 tarihinde başlamak üzere 09.06.2023 tarihli davalı vekili tarafından ihtarname şeklinde gönderilen fesih yazısı İle sonlandırılmış bir ticari faaliyet mevcut olduğu, bu faaliyet davacı tarafından düzenlenen hizmet faturaları ile buna karşılık davalı tarafından muhtelif tarih ve tutarlarda banka dekontlarından görüleceği üzere alınan hizmetlere karşılık yapılmış eft, banka havaleleri ile borçlarını ödedikleri, bu ticari faaliyeti tutar bakımından özetlemek gerekir İse davacı KDV. Dahil 114.,954,88 TL fatura kesmiş, buna karşılık davalı 120.705,00 TL eft, havale yaptığı, ihtilaf konusu; davacı tarafından verilmesi gereken, beklenen eğitimlerin alınmadığı, eksik alındığı veya içerik olarak yeterli olup olmadığı konusundaki itirazlar sözleşme döneminde eğitim ortamlarının olduğu, on-line ve fiziki ortamlarda eğitim verildiği ve davalı ve gayrimenkul danışmanları tarafından bu eğitimlere katılım sağlandığı konusu aşikar olduğu, katılımcıların eksik eğitim, bilgi edinme konusundaki itirazlarını her zaman tamamlama ortamı olduğu, ayrıca kim ne kadar eğitim aldı, eğitim alanın konuya ne kadar vakıf olduğu ne anladığı, ne kadarını uygulayabilecek vasfa ulaştığı konusunu dosya içeriğinden ölçme , ayrıt etme imkanı fiilen mümkün olmadığı belirtilmiştir.
... Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabı incelendiğinde; davacı şirketin █████/2025 tarihinde tasfiye sonucunda sicilden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği, tanık olarak gösterilen ...'ın şirketin ortağı ve son yetkilisi / tasfiye memuru olduğu anlaşıldı.
Şirketin son tasfiye memuru ...'a kesin süre verilerek, eldeki davada davacı olan ...Şirketinin sicilden terkin edildiği, tüzel kişiliğinin kalmadığı bu sebeple taraf ehliyetinin ortadan kalktığı, bu hususun yargılama boyunca devam etmesi gereken dava şartı olduğu hatırlatılarak, bu şirketin dosyamızdaki yargılamaya münhasır ihyası ve bu şirkete tasfiye memuru atanmak üzere şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinde ihya davası açtığına dair belgeyi dosyamıza sunması aksi halde taraf ehliye dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilebileceği ihtar edilmiş ancak herhangi bir beyan ve bilgi sunulmadığı anlaşılmıştır.
Dava; taraflar arasında akdedilen beyan edilen franchise sözleşmesinin haksız fesih edildiği iddiası ile haksız fesih tazminatının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK 67.maddesine göre iptali talebi olduğu görüldü.
Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
Husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 187. maddesinde (HMK m. 116) yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay’ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden gözetilir.
Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine ( fiil ehliyetine ) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.
Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi ( dava hakkı ) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.
Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki iliş- kidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Bkz. Baki Kuru- Ramazan Arslan- Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231).
Bu nedenle davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani bir davada taraf olabilmek için, ya hakiki şahıs; ya da hükmi şahıs olmak gerekir. Zira taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Bkz. Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s. 288 ).
Yargıtay HGK 2020/(15)6-609 E. █████████ K sayılı ilamında özetle; ''... Bir davada usulî ret sebepleri varsa öncelikle davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi zorunludur. Bir başka ifadeyle, davada hem usulden hem de esastan ret sebeplerine dayanılarak davanın reddine karar verilmesi olanaksızdır. Aksi yönde bir uygulama yukarıda açıklanan hükümlere aykırılık teşkil edecektir. Bu aşamada taraf ve dava ehliyeti ile uygulamada sıklıkla husumet olarak da kullanılan sıfat kavramlarının irdelenmesinde fayda vardır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukukî ilişkinin sujesi olabilme yeteneğidir. Medeni (maddî) hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekil olan taraf ehliyetini haiz olup olunmadığı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre belirlenir. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m. 8) ve tüzel (TMK m. 46) kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (HMK m. 50). Her gerçek kişi sağ doğmakla, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahip olur. Tüzel kişiliğin ve buna bağlı olarak taraf ehliyetinin ne zaman kazanılacağı ise maddi hukuk normlarıyla belirlenir. Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmamaktadır. Dava ehliyeti ise; HMK’nın 51. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup kişinin kendisi veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile birdavayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyetini ifade eder. Dava ehliyeti, medeni (maddî) hukuktaki TMK’nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi dava ehliyetine sahip kabul edilmelidir. Öte yandan Türk Hukuk Lûgatında da her insanın hak ehliyetinin bulunduğu, insanların hukuk düzeninin sınırları içinde haklara ve borçlara ehil olduğu (TMK m. 8, 48) belirtilmiş; fiil ehliyetinin ise, kendi eylemi ile hak edinebilme ve borç altına girebilme yeterliliği (TMK m. 9, 49) olduğu vurgulanmıştır (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 331-332). ukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere taraf ve dava ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da başka bir anlatımla taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Taraf sıfatının özelliği, tıpkı dava şartı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır. Taraf sıfatı, bir başka ifadeyle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, maddî hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini; davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti; davalı sıfatı da pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyorsa o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının belirlenmesinde olduğu gibi maddî hukuka göre tespit edilir. Sıfat dava şartı değil, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esası incelendikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Diğer bir ifadeyle bir davada taraflardan birinin, aktif ya da pasif husumet ehliyetinin (davacı veya davalı sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık uyuşmazlığın esastan çözülmesine geçilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen ilk itiraz ya da davalı tarafından ortaya konulması gereken def’i niteliğinde olmadığından, davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur...'' şeklindedir.
Somut olayda davacı şirketin █████/2025 tarihinde tasfiye sonucunda sicilden terkin edilerek tüzel kişiliğinin sona erdiği, tüzel kişiliğinin kalmadığı bu sebeple taraf ehliyetinin ortadan kalktığı, şirketin son tasfiye memuru ...'a kesin süre verilerek, eldeki davada davacı olan ....Şirketinin sicilden terkin edildiği, tüzel kişiliğinin kalmadığı bu sebeple taraf ehliyetinin ortadan kalktığı, bu hususun yargılama boyunca devam etmesi gereken dava şartı olduğu hatırlatılarak, bu şirketin dosyamızdaki yargılamaya münhasır ihyası ve bu şirkete tasfiye memuru atanmak üzere şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesinde ihya davası açtığına dair belgeyi dosyamıza sunması aksi halde taraf ehliye dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilebileceği ihtar edilmiş ancak herhangi bir beyan ve bilgi sunulmadığı anlaşılmış olup, açıklandığı üzere davada usulî ret sebepleri varsa öncelikle davanın esasına girilmeden usulden reddedilmesi gerekmekte olup, bu nedenle davanın aktif husumet yokluğunda usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 16.908,50 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatan 16.176,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne (madde 7/2) göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından yapılan 300,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,
7-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,
Dair, davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 Hafta süre içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.█████/2026
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!