3. Ceza Dairesinden FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçunda, sanığın eylemlerinin örgütsel hiyerarşiye giriş ve faaliyet yoğunluğu kriterlerini karşılamamasına ilişkin karar.
Özet: Silahlı terör örgütü FETÖ/PDY üyeliği suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde, örgüt üyeliği için organik bağ, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylemlerin yanı sıra, kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olması gerektiği vurgulanmış; sadece sempati duyma veya örgüt amaçlarını benimsemenin yeterli olmadığı belirtilmiştir. Sanığın Bylock kullanmadığı, kod adı tespit edilmediği, darbe girişimi sonrası çocukluk arkadaşı ile gerçekleşen tek ardışık aramasının makul bir açıklaması olduğu ve bu açıklamayı çürütecek delil bulunmadığı göz önüne alınarak, eylemlerinin örgüt hiyerarşisine girdiğini göstermediği ve üyelik için aranan çeşitlilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmadığı, dolayısıyla mahkumiyete yeterli kesin ve şüpheden uzak delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 9. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI : ███████ E., ████████ K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmakHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaBölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince REDDİNE,Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Yargıtay Ceza Genel Kurulu tarafından onanarak kesinleşen Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas 2017/3 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf. 28, Özgenç Genel Hükümler syf.280).Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Kuruluş, amaç, örgüt yapılanması ve faaliyet yöntemleri Dairemizin 2015/3 esas sayılı kararında anlatılan ve nihai amacı, Devletin Anayasal nizamını cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu anlaşılan FETÖ/PDY terör örgütünün başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanının büyük bir kesimince de böyle algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce ulaşıncaya kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, Bylock kullanıcısı olmayan, kod adı kullandığına dair bir tespit yapılamayan, polis kolejinde öğrenci iken okulun kapatılması ile mesleğe başlatılmayan sanık hakkındaki veri inceleme raporu kodlamasının sanığın öğrencilik dönemine ilişkin olduğu, Necati K. ile ardışık aranmasının darbe girişiminden sonraki 11.02.2017 tarihinde olduğu ve sadece 1 adet arama kaydı olduğu da gözetildiğinde; Necati ile polis kolejinde aynı devre olduğu ve öncesinde de çocukluk arkadaşı olduğu ardışık aranmanın bundan kaynaklanmış olabileceği yönündeki savunmasının aksine bir delil ikame olunamayan sanığın eylemleri bir bütün halinde değerlendirildiğinde, hakkında FETÖ/PDY terör örgütü hiyerarşisine girdiğini gösterir bir tespit bulunmaması, bu kapsamda diğer eylem ve faaliyetleri örgüt üyeliği suçu için öngörülen çeşitlilik ve yoğunluk boyutuna ulaşmaması, mahkumiyete yeter her türlü şüpheden uzak kesin delil bulunmaması karşısında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebeplerden dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2-a maddesi uyarınca Antalya 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.