Kadastroda orman niteliğiyle hazineye tescil edilen parselin mülkiyet uyuşmazlığında, eski tapu kayıtlarının ve kanunların uygulanmasının önemini vurgulayan bozma kararı.
Özet: Yargıtay, kadastro mahkemesinin 1236,61 m² yüzölçümlü çekişmeli parselin Hazine adına orman niteliğiyle tesciline ve diğer davaların reddine ilişkin kararını, taraf teşkili eksikliği ve eksik inceleme nedeniyle iki kez bozmuştur. Son bozma kararında, ilk derece mahkemesinden; köyün en eski idari sınır haritaları ve diğer belgelerin, tüm tedavül kayıtlarıyla birlikte eski tapu kayıtlarının, bu kayıtların uygulandığı derdest ve kesinleşmiş davaların getirtilerek incelenmesi istenmiştir. Ayrıca, yerel bilirkişiler yardımıyla keşif yapılması, dayanılan tapu kayıtlarının yerine uygulanması ve özellikle devlet ormanları içinde kalabilen mevki veya nokta sınırların sabit kabul edilememesi nedeniyle kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanması suretiyle taşınmazın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi talimatı verilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2025/4 E., ███████ K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalılar Hazine vekili, ... vekili, davacı ... ve arkadaşları ile ... mirasçılarından ....... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... köyü .... mevkii 1 89... parsel sayılı 1.236,61 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğiyle dava dışı 21... sayılı parseller ile bir bütün halinde ............ zilyetliğindeyken, 1990 yılında ......... sattığı ve halen onun zilyetliğinde olduğu, ancak, Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu edildiğinden söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esasına kayıtlı dosyada, davacı ... ...... tarafından davalı sıfatıyla Hazine, ... ve ..... Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil davasıyla, ....... çocukları ............ mirasçıları ve mirasçılarından ....... ......... mirasçıları terekesi mümessili .... Üye tarafından davalı Hazine, Köy Tüzel Kişiliği, ... ve .......taraf gösterilerek, tescil davasına konu taşınmazın Temmuz 1969 gün ve 63, 64 ve Şubat 1962 tarihli ve 4 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığından, tescil davasının reddine ve el atmanın önlenmesine karar verilmesi istemiyle açtıkları davalar birleştirildikten sonra, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5 ve 27. maddeleri gereğince Kadastro Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davaların reddine, dava konusu ...... köyü 1 89... sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılan bölümlerine ilişkin davada görevsizliğe ilişkin verilen karar, davacı ... .......... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 07.02.2012 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Dairenin yukarıda belirtilen bozma kararında bozma kapsamı dışındaki yönlerin incelenmediği belirtilerek özetle “...davacılardan .... .... ...... yargılama sırasında öldüğü anlaşıldığından, dava dilekçesi ve duruşma gününün adı geçenin tüm mirasçılarına yöntemince tebliğ edilerek, davacı sıfatıyla davayı takip etmeleri için kendilerine olanak tanınması ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması...” gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduktan ve taraf teşkili sağlandıktan sonra yapılan yargılama sonunda; davaların reddine, dava konusu .... köyü 1 89... sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılan bölümlerine ilişkin davada görevsizliğe karar verilmiş; hüküm, Hazine vekili, davacı ... ... ve muteriz davacılar ......... mirasçıları ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.12.2013 tarihli ve █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamıyla bozulmuştur. Bozma ilamında özetle; "766 sayılı Tapulama Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle Arazi Kanunnamesinin 20... . maddelerinin yürürlükten kaldırılmadığı, ... Hanım’ın, tapu maliki .........’nin kızı ve mirasçısı olduğu, dolayısıyla tapu kayıtlarının davacılar adına tapuda yapılan intikallerinin yasal olduğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi gereğince parselin nitelik ve malikinin resen belirlenmesinin gerektiği açıklanarak, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye ilişkin en eski tarihli idari sınırlara ait harita ve diğer belgelerin getirtilmesi, ... ..............Vakfiyesine ilişkin temessük kayıtları ile ..........12 90... , .............Mart 12 90... ve .... Maa ....... ........ Mart 12 90... sayılı tapu kayıtlarının tüm tedavül kayıtlarının ve revizyon gördüğü kadastro parsellerinin, söz konusu tapu kayıtlarının uygulandığı derdest ve kesinleşmiş dava dosyalarının getirtilmesi, yapılacak keşif ile dayanılan tapu kayıtlarının yerel bilirkişiler yardımıyla yerine uygulanması, uygulama sırasında, tutunulan ........ ........ ........ ve ........ Çiftliği tapularında Mezar Gediği, .... ve .... sınırlarının ortak sınır, .... (...), ... (....) sınırlarının köy ya da çiftlik sınırları olduğu, tapu kayıtlarının eşcar-ı müsmire ve gayr-ı eşcarı müsmireyi müştemil çiftlik kayıtları olup, bu sınırlar içinde devlet ormanları, dereler, taşlık ve kayalık niteliğindeki Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin bulunduğu, sınırlarının mevki ya da nokta sınırlar olduğu, bu sınırların çoğunluğunun devlet ormanı içinde kalması nedeniyle sabit kabul edilemeyeceğinden, 3402 sayılı Kanun'un 20/C maddesi gereğince kayıt kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, .... Çiftliğine ait tapu kaydının aynı köy 1 ilâ 169 sayılı parselle uygulandığı, ancak bu parseller hakkında tapuya dayanmayan ve zilyetlikle kazanma iddiasında bulunan gerçek kişiler tarafından itiraz edilip, birçok dava açıldığı, .......... Çiftliği tapusunun .... köyü 373 ilâ 633 sayılı parsellere uygulandığı da gözönünde bulundurularak, dayanılan çiftlik tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması; bilinmeyen sınırlar konusunda tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kayıtları ve eski tarihli memleket haritaları, köy isimleri ve sınırlarına ilişkin tüm kayıtlarla denetlenmesi, tapu kayıtları sınırında yazılı ..... sınırının tapu tesisinde ... Çiftliği olarak gösterilmesi nedeniyle “..............”ün nokta halinde mevki ismi olmayıp, ............. ve .... .... çiftliklerinin batı sınırını oluşturan çiftlik arazisi olabileceği düşünülerek uygulama yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından tarif edilen ve gösterilen sınırlardaki çelişkilerin yöntemince giderilmesi, revizyon parselleri ile .... (....) ve ...... (İçmeler) Köyleri (ya da Çiftlikleri) ile memleket haritasında ...... Köyü olarak işaretlenmiş bulunan sınırlar gözetilerek sabit sınırların nereler olabileceği değerlendirilip, kayıtlar 3402 sayılı Kanun'un 20... . maddeleri hükmüne göre sabit sınırla bağlantısı kesilmemek suretiyle, bu sınırlardan başlanarak genel kadastroda revizyon gördüğü, çiftlik tapu sahipleri adına kesinleşen parseller de dikkate alınmak suretiyle uygulanarak, kayıtların yüzölçümüyle kapsadığı alanların tereddüte yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi ve anlatılan şekilde yapılacak uygulama ve değerlendirme sonucunda, dava konusu taşınmazın muteriz davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı belirlendiği ya da tapu kaydı kapsamında kalmakla birlikte tapu kaydının, zilyetleri yararına hukuki kıymetini kaybettiği kabul edildiği takdirde, dava tarihi olan 17.12.1990 tarihinden 15-20 yıl önceki en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliği, konumu ve kullanım durumu ve taşınmazın niteliği belirlenmesi” gereğine değinilmiştir. Marmaris Kadastro Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli ve ███████ Esas, ███████ Karar sayılı kararı ile önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiş, direnme kararının davacı ... ..... vekili ve birleştirilen davada davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarihli ve 2022/(20)8-160 Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile "davacı tapu maliklerinin (.....fli ailesi) dayandığı Mart 1290/Safer 12 91... , 19... numaralı kök tapu kayıtları kapsamındaki taşınmazların ...... ........ .... Vakfı’na ait taşınmazlardan geliri vakfedilen (tahsisat kabilinden, irsadi) miri arazilerden olduğu, miri arazilerde uygulanan ve hâlen yürürlükte olan 1858 tarihli Arazi Kanunnamesi’nin 20. ve 78. maddelerinin eldeki davaya uygulanması gerektiği, dava konusu taşınmazın zilyet edilebilir nitelikte bir taşınmaz olduğu, davacı ve önceki zilyetlerin dava konusu taşınmazı bir insan ömrünü aşan zamandan beri malik sıfatıyla ve zirai amaçla kullandığı, bu zilyetliğin Medeni Kanun’un yürürlük tarihi olan 04.10.1926 tarihinden önce en az 10 yıllık süreyi kapsadığı, bir başka ifadeyle en az 1916 yılından 1926 yılına kadar davacı tarafın zilyetliğinin kanıtlandığı, bu durum karşısında davacı ... ailesinin tutunduğu tapu kayıtlarının Arazi Kanunnamesi’nin 20. maddesi gereğince dava konusu taşınmaz bakımından hukukî kıymetini yitirdiği ve dayanılan tapu kayıtlarına kapsam tayini gerekmediği,dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı değerlendirildiğinde; mahkemece, dava konusu taşınmazın orman olduğu saptanırken içerisinde dört adet sığla ağacı bulunduğu belirtilmiş ise de, açıklandığı üzere üç adet yüz yaşındaki sığla ağacının dava konusu taşınmazın kuzeyinde tescil harici bırakılan kısımda yer aldığı, dava konusu taşınmaz içerisinde sadece 15 yaşlarında (genç) bir adet sığla ağacının bulunduğu ve taşınmaz üzerinde kapalılık oluşturmadığı, içerisinde toprak muhafaza karakterli bitki örtüsünün bulunmadığı, 19 59... tarihli memleket haritaları ile 1992 tarihli hava fotoğrafında dava konusu taşınmazın açıklık gözüktüğü, yine amenajman planında (Z) rumuzlu ziraat arazisi olarak geçtiği, her ne kadar son 4-5 yılda taşınmazda tarım yapılmamışsa da bu durumun taşınmazın terk edildiği anlamına gelmediği, orman tahdit haritası ve tutanaklarının uygulanması ile taşınmazın orman tahdidi dışında kaldığının da tespit edildiği bir bütün hâlinde gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı ve zilyet edilebilir nitelikte bulunduğu, Mahkemenin, taşınmazın niteliğinden kaynaklı olarak zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği şeklindeki gerekçesinin doğru olmadığı, dava konusu taşınmazın niteliğinden kaynaklı kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinimine engel bir durumun bulunmadığı gözetilerek dosya kapsamındaki mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı zilyet lehine 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesindeki iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi" gereğine değinilerek ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının reddine, ... ... ........ vekilinin temyiz tirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davacı ...'ın davasının kabulüne, diğer davacıların ve müdahil davacıların davalarının ayrı ayrı reddine, dava konusu .... ili ... ilçesi ..... köyü 1 89... parsel sayılı taşınmazın 1.236,72 m² yüzölçümü ile tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine vekili, ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili ve davacı ... mirasçısı ............. tarafından temyiz edilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine vekili ve ... vekili, davacı ... ve arkadaşları vekili ve ... mirasçısı ............. temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,732,00 TL onama harcının ... mirasçısı ............ alınmasına,Harçtan muaf olduğundan Hazine ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.