Hizmet sözleşmesinden doğan ayıplı damper kasa alacak davasında gizli ayıp ve ihbar yükümlülüğünün istinaf değerlendirmesi.
Özet: Davacı, ticari amaçla satın aldığı hidrolik damper kasasının amacına hizmet etmemesi, yük altında yamukluk göstermesi ve kazaya sebebiyet verecek nitelikte olması gibi ağır ayıplar taşıdığını, satıcıya bildirilmesine rağmen giderilemediğini iddia ederek yenisiyle değiştirilmesi veya bedelinin iadesi ile mahrum kalınan kazancın tazminini talep etmiş; davalı ise damperde ayıp olmadığını, davacının muayene ve yasal süresi içinde usulüne uygun ayıp ihbarında bulunmadığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi ise tanık beyanları ve keşif sonrası bilirkişi raporunu dikkate alarak, damper kasasının sözleşmeye aykırı malzeme kullanımı, yetersiz şase yapısı, denge kolu eksikliği, hatalı onarım ve yan kapaklardaki boşluklar gibi birçok ciddi ve yüklü kullanım sonrası ortaya çıkan gizli ayıp taşıdığını tespit ederek davacının iddialarını haklı bulmuştur.

T.C. .. BAM .. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .
T.C......BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ..HUKUK DAİRESİDOSYA NO : .KARAR NO : .T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : .ÜYE : .ÜYE : .KATİP : .İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :.NUMARASI : .DAVACI : .DAVALI : .DAVA : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ :.KARAR YAZIM TARİHİ : .Mahkemece verilen karara karşı yapılan istinaf başvurunun incelenmesi neticesinde;İDDİA VE SAVUNMANIN ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin inşaat işiyle uğraşmakta olup,.. tarihinde “...” ile sözleşme imzalandığını ve .. tarihli fatura ile davalı şirketten ticari amaçla kullanmak üzere hidrolikli damper kasayı 43.000,00 TL ödeyerek satın aldığını, satın alınan damper kasa amacına hizmet etmekten yoksun olmakla kalmayıp, aracın yüklü olduğu vakitte, kazaya sebebiyet verecek şekilde yamuk olduğunu, satıcı damperi teslim ettiğinde satıcıya bu ayıbın derhal bildirildiğini, satıcının ise tamir vaadiyle araca takılı haldeki damper kasayı aldığını fakat tamir edemeyip kusuru gideremediğini, malı ayıplı şekilde geri verdiklerini, kazaya ve devamında daha ağır sonuçlara sebebiyet verecek böyle bir ayıbı kabul etmelerinin mümkün olmadığını, ayıptan kaynaklı alıcının seçimlik hakları Borçlar Kanunu md.227'de düzenlendiğini, davalı tarafa taleplerini ilettikleri halde olumlu bir yanıt alınamadığından iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını belirterek ayıplı damper kasasının yenisi ile değiştirilmesi ve kasanın sözleşmede belirtildiği şekilde yapılması ve mümkün olmazsa bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere fatura bedelinin taraflarına iadesi, aracın kullanılamadığı sürece yoksun kalınan maddi kazancın tazminat olarak hükmüne, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davaya konu damper kasasının, her türlü hukuki ve maddi ayıptan ari olduğunu, satılanın ayıplı olduğundan söz edebilmek için niteliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydayı ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan herhangi bir eksiklik içermesi gerekmekte olduğunu, ancak müvekkili şirketin satılanı sözleşmede taahhüt ettiğine uygun şekilde üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirerek ayıpsız bir şekilde teslim ettiğini, davacı yanın satılanın ayıplı olduğuna yönelik soyut ve mesnetsiz iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı tarafın muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğini, ilgili kanun maddesi gereğince malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise 2 gün içinde açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmek neticesinde malın ayıplı olduğu anlaşılırsa ayıbı satıcıya işbu 8 günlük süre içinde ihbar etmekle yükümlü olduğunu, ancak davacı tarafça müvekkil şirkete ihbar sürelerine riayet edilerek herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, davacı taraf TTK’de belirtilen usulde ayıp ihbarında bulunmadığını, davacı yanın, dava dilekçesinde ayıbın derhal bildirildiğini belirtmiş olmasına rağmen ayıbı yasal süresi içinde ve usulüne uygun olarak ihbar ettiğine ilişkin bir belge sunmadığını, nitekim TTK m. 18/3- tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır" hükmü gereğince tacirler arasındaki ihbar veya ihtarların usul ve şeklinin tahdidi olarak belirtildiği açıkça görülmekte olduğunu, ancak davacı tarafından müvekkil şirkete TTK’da belirtilen şekilde bir bildirimde bulunulmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddi gerektiğini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dinlenen tanık beyanları ve keşif yapılarak alınan bilirkişi raporu da nazara alınarak davacı tarafından davalı şirkete damperli saç kasa yaptırılması sonucu ortaya çıkan eksiklik ve hatalar nedeniyle damperli kasanın ayıplı olduğu iddiasıyla yapılan incelemede; kasanın tabanını sözleşmede belirtilen hardox malzemeden yapılmamış olduğu, damper şasesinin gerekli rijit yapıda yapılmadığı, tek pistonlu yöntemle yapılmış olması nedeniyle yapılması gereken denge kollarının sisteminin yapılmamış olduğu bu nedenle yüklü vaziyette damper kaldırıldığında şasenin eğildiği, eğilen şasenin hatalı bir yöntem olan ısıtma yöntemi ile düzeltildiği, şasenin direncinin daha da düşürüldüğü, kasanın yan kapaklarının alt kenarlarını tabandan 1 cm ye kadar açık bırakılmış olduğu, bu nedenle kum gibi ince malzemenin taşınmasının mümkün olmadığı, damper kaldırma kumanda butonlarının uygun olmadığı ve daha sonra değiştirilmiş olduğu, damperli kasa ve sisteminin ayıplı olduğu, ayıbın yüklü kullanmalar sonucunda ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıplı sayılabileceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, ayıplı damper kasanın davalıya iadesi koşulu ile 43.000,00 TL mal bedelinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından yapılan ürün her türlü ayıptan ari olduğunu, ürün, teslim edilmeden önce davacı yan tarafından incelenmesine müsaade edildiğini ve davacının yanında çeşitli testlere tabii tutularak sağlam olduğu açıkça ortaya koyulduğunu, ürün için 2 yıl garanti süresi öngörülmüş ve davacı tarafından servise getirildiği her zaman özenle ilgilenildiğini, davacı tanıklarının ifadelerine göre kasanın başka bir firma tarafından tamir ettirilmeye çalışıldığını, iddia edilen komplikasyonların ve kullanım sonucu ortaya çıkan gizli ayıpların başka firmaca yapılan bu tamir işleminden sonra ortaya çıkmış olabileceğini, davacı yanın, ayıp bildirimi için TTK'da yer alan ihbar sürelerine ve belirtilen ihbar şekline uymadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesinde, teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar için 2 günlük ihbar süresi öngörüldüğünü, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile alıcı malı teslim aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde inceleme ve incelettirme yükümlülüğü altında olduğunu, kanunda belirtilen bu yasal süreler içerisinde ayıp ihbarının yapılmaması durumunda artık alıcının kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramayacağını, müvekkili şirket için satıcının ayıptan doğan sorumluluğuna başvurma şartları oluşmadığını, kabul etmemekle beraber davacının iddia ettiği "kasa kapakları arasında 1 cm boşluk bulunması" durumunu görmesine rağmen ürünü satın aldığını, ve yaklaşık 2 aylık süre boyunca da hiçbir sorun ile karşılaşmadan kullandığını, davacının taban sacının tek parça olması isteği tedarikçi firmada ürünün kalmaması nedeniyle yerine getirilemediğini, ve bu durum kendilerine izah edildiğinde sacın iki parça olacak şekilde yapılmasına bir itirazda bulunulmadığını, ürünün çalışmasını ve kullanımını etkilemeyen bu durumun davacı tarafından, açılan davada ayıplı bir mal ifası yapılmış gibi gösterilmeye çalışılmasının dürüstlük kuralına aykırı ve kötü niyetli olduğunu, seçimlik haklardan satış bedelinin iadesi talebi iyi niyet kurallarına aykırı olup söz konusu talebin kabulünün tarafların hak ve menfaatleri değerlendirildiğinde aşırı dengesizliğe neden olacağını, herhangi bir ayıp olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece ayıp nedeniyle 4 seçimlik haktan bedel indirimi uygulanıp uygulanmayacağı hususunun değerlendirilmediğini, bilirkişi raporuna yapılan itirazların hiçe sayılarak ek rapor taleplerinin reddedildiğini ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, beyan ederek istinaf talebinde bulunmuştur.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası sebebiyle ürünün yenisi ile değiştirilmesi olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkının kullanılması üzerine eserin yükleniciye teslimi karşılığında ödenen iş bedelinin iadesi, ile aracın kullanılamadığı sürece yoksun kalınan maddi kazancın tazminat olarak isteğine ilişkindir. Davacı, davalı ile aralarında kurulan sözleşme gereği davalı tarafın kendilerine ölçü ve özellikleri sözleşmede belirtilen şekilde hidrolikli damper kasayı üreterek teslim etmesi gerekirken kasanın ayıplı olarak teslim edildiğini iddia etmiş, davalı ise üründe ayıp bulunmadığını, davacının da ayıp ihbar süresine uymadığını, ürünü olduğu hali ile kabul ettiğini savunmuş, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar vermiştir. Taraflar arasında davacının ...aracı için hidrolikli damper kasa üretilmesi için davalı tarafın teklif mektubu sunduğu, daha sonra üst yapı teknik özellikleri belirtildiği şekilde üretim konusunda anlaştıkları, sözleşmenin bedelinin 43.000,00 TL olduğu, ve bedelinin davacı tarafından ödendiği, damper kasanın da davalı tarafa teslim edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık kasanın ayıplı olup olmadığı ve davacının seçimlik haklarını kullanıp kullanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir. Eser sözleşmesi niteliği gereği tam iki tarafa borç yükleyen bir sözleşme türüdür. Eserde iş sahibinin borcu bedelin yükleniciye ödenmesi, yüklenicinin borcu ise, eseri iş sahibinin amacına, fen ve sanata uygun imal ve teslim yükümlülüğüdür. Davacı tarafından, davalının sözleşme kapsamında yaptığı eserin ayıplı olduğu iddia edilmiştir. Ayıp eserde olması gereken lüzumlu vasıfların veya sözleşmede kararlaştırılan vasıfların eksikliğini ifade etmektedir. Başka türlü kararlaştırılmış olmadıkça, yüklenici kullanılmaya elverişli normal bir eserin kalitesinde bir eser teslim etmekle yükümlüdür. Eserin normal yapısı, onun çeşidi ve kullanım amacına göre belirlenecektir. Yüklenici, herhangi bir şekilde kullanmaya elverişli bir eser değil, somut sözleşmedeki kullanım amacına elverişli bir eser teslim etmekle yükümlüdür. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ███████-573 Esas ████████ Karar) Ayıp halinde iş sahibinin hakları 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre iş sahibinin seçimlik hakları; sözleşmeden dönme, bedelden indirim yapılmasını veya ayıbın giderilmesini talep etme haklarıdır. Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Eserdeki ayıpların eserin reddini gerektirecek nitelikte önemli olmaması halinde ise diğer seçimlik hakların kullanılması gerekir. Taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. (TMK 6) Kural olarak, ayıbın varlığının iş sahibi tarafından kanıtlanması gerekir. Ayıbın varlığını kanıtlama yükümlülüğü ayıbın niteliğini kanıtlamayı da kapsar. Ayıbın varlığı ve niteliğinin belirlenmesi teknik incelemeyi, bu nedenle bilirkişi raporu alınmasını da gerektirir. Ayıbın varlığı her türlü delil ile bu kapsamda tanık beyanları ile de ispatlanabilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478, maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi (BK, m. 359/1) maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. Gerek TBK’da gerekse mülga BK’da iş sahibinin muayene ve ihbar süreleri açıkça belirlenmemiş olup, işin niteliği ve olayın özelliğine, imal edilen eserin büyüklüğü ve genişliğine göre süreler farklı olacak ve işin uzmanı bilirkişiler tarafından belirlenecektir. Muayene ve gözden geçirmeyi veya ayıbın belirlenmesini iş sahibi bizzat yapabileceği gibi, TBK’nın 474/2. ve mülga BK’nın 359/2. maddesine göre mahkeme aracılığıyla bilirkişi raporu ile de tespit ettirmesi mümkündür. Gizli ayıplarla ilgili mülga BK’nın 359/1. maddesindeki makul sürede muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin düzenleme mevcut değildir. Ancak TBK’nın 477/3. maddesi ile mülga BK’nın 362/3. maddesinde, eserdeki ayıbın sonradan ortaya çıkması hâlinde, iş sahibinin gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olduğu, aksi takdirde eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacağı belirtilerek gizli ayıplar yönünden de iş sahibine ortaya çıkar çıkmaz gecikmeksizin yükleniciye ayıbı ihbar etmek yükümlülüğü getirilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve BK’da eserdeki açık ve gizli ayıpların yükleniciye bildirim şeklinin nasıl olacağına dair herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dahi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir. Dinlenen davacı tanıkları beyanında damperin teslimi sırasında damper zeminin tek parça olması erekirken 2 parça olduğunu gördüklerini ve kasanın mevcut kapaklarının altında 1’er cm boşluk olduğunu fark ettiklerini anılan ayıpları orada davalı tarafa bildirdiklerini anck bir şey olmayacağı garantisi verilmesi üzerine kasayı teslim aldıklarını beyan etmeleri ve araçta daha sonra anılan ayıplar ile damperin yük indirirken yamulmasına ve elektriksel soruna ilişkin ayıpların kullanım ile ortaya çıktığı ve çıktığından sonra davalı tarafa da ayıpların bildirildiği, hatta davalı tarafın şaseyi ısıtarak sorunu gidermeye çalıştığı gibi hususlar değerlendirildiğinde ve eser sözleşmesinde ayıp ihbarının her türlü şekilde yapılabileceği de göz önüne alındığında ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, kaldı ki sözleşmede 2 yıllık garanti süresi verildiği ve ayıp ihbar süresinin garanti süresi içerisinde iş sahibi davacı lehine kaldırılmış olduğu kabul edilmiştir. (Bknz. Yargıtay 15 HD █████████ E, █████████ K) Taraflar arasındaki üst yapı teknik özellikleri başlıklı sözleşme eki incelendiğinde taban sacı tak parça 5 mm hardoks sac olması gerektiği, önden teleskopik piston 3 kademeli 3200 stroklu yapılması gerektiğinin kararlaştırıldığı, dava konusu ayıpların varlığı ve niteliğinin tespiti içen alınan bilirkişi raporunda; damper şasesinin gerekli rijit yapıda yapılmadığı, tek pistonlu yapılmış olması nedeniyle yapılması gereken denge kollarının sisteminin yapılmamış olması nedeniyle yüklü vaziyette damper kaldırıldığında şasenin eğildiğinin tespit edildiği, kasanın tabanının hardoks malzemeden yapılmadığı, eğilen kasanın hatalı bir yöntem olan ısıtma yöntemi ile düzeltildiği, şasenin direncinin daha da düşürüldüğü, kasanın yan kapaklarının alt kenarlarını tabandan 1 cm kadar açık bırakılmış olması nedeniyle kum gibi ince malzeme taşınmasının mümkün olmadığı, damper kaldırma butonlarının uygun olmayıp basit şalter takıldığının daha sonra başka firma tarafından doğru kumanda butonlarının takılmış olduğunun tespit edildiği, anılan damperin iş makinalarında kullanılacak olması, yük taşınacak olması şasesi eğilmiş ve direnci düşürülmüş kasa ile yük taşınması ve boşaltılmasının kazlara sebebiyet verecek olması, 1 er cm'lik boşluklar nedeniyle de kum gibi malzemelerin hiç taşınamayacak olması, tek pistonlu damperlere yapılması gereken denge kollarının hiç yapılmamış olması, nedeniyle davalının yüklenici olarak işi fen ve sanat kurallarına göre imal ettiğinden bahsedilemez eserin bu hali ile kullanımı mümkün görünmemektedir. O halde mahkemece verilen karar isabetli olmuş, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçe ile;1-Davalının istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b/1 maddesine göre ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.937,33 TL’den, peşin alınan 735,00 TL’nin mahsubu ile bakiye 2.202,33 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının yatırana iadesine,4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Karar tebliğ, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK 362/1-a maddesine göre KESİN olmak üzere . tarihinde oy birliği ile karar verildi. Erhan KÖSE.Üye .Üye .Şengü. ¸