İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen menfi tespit davasında, sigorta şirketinin kiraya verenden rücu talep etmesi üzerine başlayan takibe itirazla birlikte, görevli mahkemenin Sulh Hukuk olduğu iddiasıyla icra takibinin durdurulması başvurusu.
Özet: Bir kiraya verenin, sigorta şirketinin kiracısına ödediği hasar tazminatının halefiyet yoluyla kendisinden talep edilerek başlatılan icra takibine karşı açtığı menfi tespit davasında; kiraya verenin hasardan sorumlu olmadığı, kiracının kusuru, mücbir sebep, taşınmazın ruhsatsızlığı ve ekspertiz raporunun tek taraflılığı gibi nedenlerle borçlu olunmadığının tespiti ile takibin durdurulması ve hacizlerin kaldırılması istenirken, davalı taraf ve mahkemece uyuşmazlığın temelinde kira ilişkisi bulunması sebebiyle davanın Ticaret Mahkemesinin değil Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiği ve bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan dosya incelemesi sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; davalı sigorta şirketinin, sigortalısı ---------Ş.’ye ödediği hasar tazminatının rücusu gerekçesiyle müvekkili aleyhine-------- Esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, tebligat süreçlerindeki aksamalar nedeniyle müvekkilinin takipten geç haberdar olduğunu ve dosyanın kesinleştiğini, ancak müvekkilinin davalıya böyle bir borcunun bulunmamakta olduğunu, müvekkilinin hasar oluşumunda kusursuz olduğunu, Taşınmazın, 1. kat imalat ve 2. kat ofis olarak kiralandığını, Ekspertiz raporunda da ikrar edildiği üzere, hasar "oluk hizasında ve bahçeye istiflenmiş paletler üzerindeki emtiada" meydana geldiğini, kiracının, emtiayı riskli bölgelerde (çatı oluk altları, bahçeye) istifleyerek koruma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, mücbir sebep 'den dolayı olay günü gerçekleşen aşırı yağışın, standart bir tahliye sisteminin karşılayamayacağı boyutlarda olduğunu, TBK çerçevesinde bu durum "mücbir sebep" olduğunu, ve illiyet bağını kesmekte olduğunu, taşınmazın ayıpsız teslim edildiğini, olukların temizliği ve işletme esnasındaki kontrollerin kiracının sorumluluğunda olduğunu, dava konusu taşınmazın ruhsatsız ve kaçak yapı niteliğinde olduğunun bilinmekte olduğunu, bu tür yapılarda sigorta teminatı verilmesi ve sonrasında kiralayana rücu edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hasarın, kiralanan alanın dışındaki eklentilerde/istif alanlarında meydana geldiğini, ekspertiz raporunun tek taraflı olduğunu, sovtaj (hurda) değerlemesi ve gerçek zarar miktarının tespitinin hatalı olduğunu, talep edilen tutarın piyasa rayiçlerinin çok üzerinde olduğunu, arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlandığını, icra takibinin kesinleşmiş olduğunu, müvekkilinin malvarlığı üzerine hacizin tatbik edildiğini, telafisi güç zararların doğmaması için, İcra İflas Kanunu madde 72/3 uyarınca, borç miktarının %15'inden aşağı olmamak üzere mahkemece belirlenecek teminat (veya nakit teminat) karşılığında icra takibinin durdurulmasını ve mevcut hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili █████/2026 tarihli tedbire itiraz dilekçesinde özetle; halefiyete dayalı rücu davalarında görevli mahkemenin , sigortalı ile rücu muhatabı arasındaki temel ilişkiye göre belirleneceğini, Bam ve Yargıtay kararları gereğince de görevsiz veya yetkisiz mahkemece tedbir kararı verilmesi halinde, görevsizlik kararı ile birlikte tedbirin de kaldırılmasının gerektiğini, huzurdaki davada, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere, davaya konu icra takibinin konusu müvekkilinin, sigortalısı ---------Ş.’ye ödediği hasar tazminatının davacıya rücusu olduğunu, davacı, sigortalının iş yerinin hem kiraya vereni hem de maliki olduğunu, uyuşmazlıkta davacının malik olması nedeniyle yapı maliki sorumluluğunun, kira ilişkisi olması nedeniyle de kiraya veren sorumluluğunun tartışılmasının gerektiğini ,kira ilişkisinden dolayı davacının tacir olsa dâhi uyuşmazlıkta görevli mahkemenin ihtisas mahkemesi olması nedeniyle sulh hukuk mahkemesi olduğunu, dolayısıyla, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi yerine tedbir kararı verilmesinin hatalı olduğunu tüm bu sebeplerden dolayı , görevsizlik kararı verilmesini, bunun birlikte mahkemece verilen tedbir kararının kaldırılmasını, kararın kaldırıldığının bildirilmesini ve tedbirin uygulanmasına devam olunmaması için icra dosyasına yazı yazılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Davacı vekili dilekçesinde özetle davalı sigorta şirketinin sigortalısına ödediği hasar tazminatının rucusu amacı ile aleyhinde takibe başladığını, tebligat sürecindeki aksamalar nedeni ile takibe itiraz edemedi ise de davalıya bir borcu olmadığını, taşınmazın ayıpsız şekilde kiracıya teslime dildiğini, olukların temizliği ve işletme esnasındaki kontrollerin kiracı sorumluluğunda olduğunu, dava konusu taşınmazın ruhsatsız ve kaçak olduğunu bildiğini, eksper raporunun da tek taraflı olduğunu belirtmiş borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.--------- Sayılı ilamı ile "..Dava dışı sigortalı ile davalı gerçek kişiler arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, davacı sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan eldeki davada, ---------- sayılı kararı ve TTK'nın 1472.maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Açıklanan nedenlerle; mahkemenin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar vermesi gerekirken; yazılı olduğu biçimde işin esası hakkında karar vermiş olması istinaf sebebi olarak gösterilmese de görev hususu kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen değerlendirilmiş ve taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf sebepleri şimdilik incelenmeksizin, kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.3 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılması karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesi ile verilen kararı kaldırmıştır. Rücu ve halefiyet ---------- sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava olmayıp; aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmıştır. 6102 sayılı TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472.maddesinde ise "Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder." hükmüne yer verilmiştir. Mahkemenin görevli olması 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c maddesi gereği dava şartıdır. Aynı kanunun 115/1 maddesi gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında resen dikkate alınır. Buna göre; davalı sigorta şirketinin sigortalısı ile davacı arasındaki uyuşmazlıkta hangi mahkeme görevli ise ancak orada dava açılabilir. Dava dışı sigortalı ile davacı arasındaki temel ilişki kira ilişkisi olduğundan, davalı sigorta şirketi tarafından, sigortalının halefi olarak açılan takibe karşı açılan vaki menfi tespit istemli eldeki davada sulh hukuk mahkemeleri görevli olduğundan mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4 ve 5 maddeleri, 6100 sayılı HMK'nın 114 ve 115. maddeleri gereğince görevli mahkeme-------- Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesi olması sebebi Davanın mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Görevli mahkemenin ----------- Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğuna,2-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden, İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin iki hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli ---------- Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtaratın gerekçeli karar tebliği ile yapılmasına,) 3-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine, 4-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına, Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ----------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda verilen karar oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026