Kadastro tespitinde, yetersiz satış senedinin fiili kullanımla desteklenmediği gerekçesiyle zilyetlik yoluyla taşınmaz tescil talebinin reddi kararı.
Özet: İstanbulda kullanım kadastrosu sırasında kullanıcı tespiti yapılamayan ve Sultanbeyli Belediyesi adına kaydedilen 167,51 metrekarelik bir taşınmaz üzerinde, bir davacının babadan intikal ve 2000den beri bağ-bahçe olarak fiili kullanım iddiasıyla, diğer davacının ise 1992de satın alma ve sürekli bahçe olarak kullanma gerekçesiyle tescil talep ettiği dava dosyasında, ilk derece mahkemesi, sunulan satış senedinin taşınmaza uyduğunun kabulü halinde bile, tespit tarihinde ve öncesinde fiili zilyetlik ve kullanımın yeterince kanıtlanamadığını, sadece satış senedinin hukuken korunmaya değer zilyetliğin ispatı için fiili kullanımla desteklenmesi gerektiğini belirterek davacıların iddialarını değerlendirmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Kadastro MahkemesiSAYISI : ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kullanım kadastrosu sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 85 56... parsel sayılı 167,51 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, "7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un (7143 sayılı Kanun) geçici 1. maddesine tabi tutulduğu ve parselin kullanıcısının tespit edilemediği" şerhi yazılarak arsa vasfıyla Sultanbeyli Belediye Başkanlığı adına tespit edilmiştir.2. Davacı ... dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 56... parsel sayılı taşınmazın ... adına tespit edildiğini, taşınmazın vefat eden babası ..'tan kendilerine intikal ettiğini v, 2000 yılından beri taşınmazın fiili kullanıcısı olduğunu, arsanın etrafını çevirip incir ağacı diktiğini, 19 yıldır bağ ve bahçe olarak kullandığını, 85 56... parselinde adına tescilli olduğunu belirterek, taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. 3. Birleşen dosya davacısı ... vekili dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 85 56... parsel sayılı 167,51 metrekare yüzölçümlü taşınmazın ... adına tespit edildiğini, taşınmazı müvekkili olan davacının 04.05.1992 tarihinde ...'tan satın aldığını, etrafını çevirerek bahçe olarak kullandığını ve 1992 yılından bu yana vergisini ödediğini belirterek, taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, yapılan tespitte Belediye'nin idari ve hukuki sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın husumet yönünden ve esastan reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... davacı ... tarafından sunulan 1992 tarihli satış senedinin cadde, sokak isimleri, taşınmazı belirleyen (plan, kroki, özel parselasyon haritası) bir sınır içermediği bu nedenle dava konusu taşınmaza uymadığı, taşınmaza ilişkin emlak vergisi bildirimi de yapmadığı, tahakkuk ödeme fişlerinin de taşınmaza ilişkin olup, olmadığının belgelerden belirlenemediği, senet tanığı ...'in beyanına göre 1992 tarihli satış senedinin taşınmaza uyduğunun beyan edildiği, 2017 yılında taşınmazın bir kısmının çevrilerek bahçe şeklinde kullanıldığı, 2018 yılında taşınmazın etrafında bulunan tahta perde ve atık sınırı belirleyen atık malzemelerin temizlenerek bir kısmının etrafının tel çit ile çevrildiği .. .. sokağı sınırına asma çardak yapıldığı, .. sokak cephesinde atık malzemelerin depolandığı, 2021 yılında taşınmazın bir kısmının komşu 85 56... parselin bir kısmı ile birlikte çevrilerek bahçe olarak kullanıldığı, parsel içerisinde ağaç ve fidanlar bulunduğu, 2020 tarihli keşif sırasında dava konusu taşınmazın komşusunda 4 numaralı parselin üzerindeki binadan itibaren uzandığı üzerinde bahçe yapılmış olduğu, bir kısım ağaçlar ile zeminde bir kısmında tahta odun parçalarının yığılı olduğu, 2023 tarihli keşifte taşınmazda tel çit ile çevrili, üzerinin çayırlık, su deposu, tahta yığınları ve emek unsuru teşkil eden 6 yaşlarında adet incir, asma ve 3-4 yaşlarında 2 adet elma ağacı olduğu, taşınmazın çevresinin yol, boş arazi, taş duvar ve beş katlı bina olduğu, keşifte dinlenen mahalli ve tespit bilirkişilerin taşınmaza ilişkin görgü ve bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri, önceki keşifte dinlenen davacı ... tanığının taşınmazın tespit tarihinde ve öncesinde kullanım durumuna ilişkin bilgi verdiği, önceki keşifte dinlenen davacı ... tanığının taşınmazın kullanım durumuna ilişkin bilgi vermediği, davacı ...'in önceki keşifte beyanında taşınmazın ... tarafından kendisinden izin alınarak iki yıldır bahçe yapıldığını beyan ettiği anlaşılmakla, Mahkememizce sonuç olarak, dava konusu taşınmazın tespit tarihinde bahçe ve depo olduğu, içerisinde meyve ağaçları bulunduğu, davacı ...'in sunduğu 1992 tarihli satış senedinin dava konusu taşınmaza uyduğu kabul edilse dahi tespit tarihinde ve hemen öncesinde fiili zilyetlik ve kullanımının bulunmadığı, zilyetliği koruyucu adli ve idari önlemlere de başvurmadığı, dava kullanım kadastrosuna itiraza ilişkin olduğundan satış senedine değer verilebilmesi için fiili kullanımla desteklenmesi gerektiği, sadece satış senedinin hukuken korunmaya değer zilyetliğin ispatı olarak değerlendirilemeyeceği, davacı ... adına güncel emlak bildirimi ve vergi kaydı da bulunmadığı, kadastro tespit tarihinde ve öncesinde dava konusu taşınmazın davacı ...'un babası .. .. mirasçıları ve mirasçıları adına ... tarafından bahçe yapıldığı, meyve ağaçları dikildiği ve depo olarak kullanıldığı, davacı ... tanıklarının beyanlarının dava konusu taşınmazın fiili durumu ile örtüştüğü ..." gerekçesiyle, davacı ...'in davasının reddine, davacı ...'un davasının kabulüne, dava konusu 85 56... parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhin iptali ile beyanlar hanesine bu parselin tamamının 28 pay kabulü ile, 7 payın .. .., 3 payın .. .., 3 payın ... .., 3 payın .. .., 3 payın .. .., 3 payın .., 3 payın ..., 3 payın ... 'un fiili kullanımındadır şeklinde şerh verilmesine, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesi gereğince ... adına tapuya tesciline karar vermiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen dosya davacısı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "... dairenin kaldırma kararından sonra mahkemece dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapıldığı, keşifte dinlenen tespit bilirkişileri ... ve ... taşınmazın kullanımı hakkında bilgilerinin olmadığını beyan ettikleri, yine mahalli bilirkişi ... kullanıma ilişkin bilgisinin olmadığını beyan etmiş olduğu, davacı tanığı ... ise taşınmazı 1990 yılında abisi ... tarafından satın alındığını, 1992 yılında ...'un kendisine taşınmazı ...'e sattığını söylediğini ve başkasına satmamasını söylediğini, taşınmazın etrafındaki tel örgünün kim tarafından çekildiğini, içinde bulunan incir ağacı ve meyve ağaçlarının kim tarafından ekildiğini ve su deposunun kime ait olduğunu bilmediğini ifade ettiği, davacının taşınmazı fiilen kullandığına dair herhangi bir beyanda bulunulmadığı, 7143 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin, "26.09.2011 tarihli ve █████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararına ekli kroki ile sınırları gösterilen alanda bulunan ve iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları kapsamında bulunan taşınmazlar bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamaları yapılarak fiili kullanıcılara devredilmek üzere talebi halinde tapuda ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan şerhe ilişkin muvafakat aranmaksızın ... adına tescil edilir. Bu taşınmazlarla birlikte daha önce bu kapsamda Maliye Bakanlığınca Belediyeye devredilen taşınmazlar, zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek 4. maddesi hükümlerine göre kadastrosu yapılarak Belediye adına tescil edilir." hükmünü ihtiva ettiği, dosyada toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu 85 56... parsel sayılı taşınmazın ... tarafından fiilen kullanıldığı, içindeki meyve ağaçlarının onun tarafından dikildiği, her ne kadar ... tarafından dosyaya sunulan 04.05.1992 tarihli satış senedi ile dava konusu taşınmazın satın alındığı ileri sürülmüş ise de, davacının satın aldığı tarihte Belediyeye beyanda bulunduğunun, daha sonraki yıllarda herhangi bir beyanda bulunup emlak vergilerinin ödemediğinin, .. Belediye Başkanlığının 05.01.20 20... sayılı yazılarından da ...'in mükellef kaydına rastlanılmadığının belirtildiği, davacının taşınmazı kullanmak için ...'a verdiğini ispatlayamadığı, 7143 sayılı Kanun gereğince kadastro tespit tarihinde ya da öncesinde taşınmazda fiili kullanımın bulunmadığı ..." gerekçesiyle, birleşen dosya davacısı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriBirleşen dosya davacısı ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davacı lehine sunulan 1992 tarihli satış senedinin ve tanık beyanlarının gereği gibi değerlendirilmediğini, taşınmazın kullanımına dair “fiili zilyetlik” unsurunu mutlak koşul gibi ele aldığını oysa ilgili Kanun ve içtihatlara göre, fiili kullanımın tasarruf yetkisi çerçevesinde başkasına verilmesinin zilyetlik hakkını ortadan kaldırmayacağını, istinaf kaldırma kararında “tasarruf hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği” açıkça belirtilmiş olmasına karşın taraflarınca sunulan satış senedi ve tanık ...’un “..’un taşınmazı ...’e sattığını” beyan etmesine rağmen, bu hukuki işlem ve beyanların yeterince dikkate almadığını, davacının tasarruf yetkisinin ispat edildiğini ancak Mahkemece bu hukuki duruma değer verilmeyerek sadece fiili kullanım hukuki durumuna değer verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının ekonomik gerekçelerle vergi ödeyememesinin zilyetlik iddiasını ortadan kaldırmayacağını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kullanım kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz üzerinde birleşen dosya davacısının kullanım hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, temyiz edenin sıfatına, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden birleşen dosya davacısı ...' den alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.