Kaçakçılık suçunda hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerle verilen beraat kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesince temyiz incelemesi.
Özet: Kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet suçundan yargılanan sanık hakkında ilk derece mahkemesinin verdiği mahkumiyet kararı, istinaf mahkemesince hukuka aykırı arama ve delil elde etme yöntemleri nedeniyle bozulmuştur. Sanığın rızasıyla yapılan motosiklet aramasının ve bu aramaya dayalı konut aramasının hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı, sanığın kişisel kullanım savunması karşısında ticari amaçlı kaçakçılığı ispatlayacak yeterli yasal kanıt bulunmadığı gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmiş ve bu karar temyiz incelemesi sonucunda kesinleşmiştir.
7. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜM : İlk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak sanığın beraatine karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk derece
Ödemiş 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.07.2021 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; sanığın 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) 3/18 maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 3/5, 3/10, 3/10-son, 3/22, 5/2. maddeleri ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1, 52/2. ve 51. maddeleri uyarınca erteli 6 ay 20 gün hapis ve 20,00 TL adlî para
cezası ile cezalandırılmasına, temyiz dışı sanık ... hakkında 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, Adli Emanetin ███████ sırasında kayıtlı eşyalar ile İzmir Tasfiye İşletme Müdürlüğüne gönderilen kaçak içkilerin 5607 sayılı Kanun'un 13/1 maddesi yollamasıyla 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Sanık ... hakkındaki mahkûmiyet kararının katılan ... İdaresi vekili ve sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin 29.12.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile; 18.12.2017 tarihinde sanığın kullandığı motosiklette önleme araması kararı uyarınca sanığın rızasıyla yapılan işlemin ve arama kararı alınarak sanığın konutunda icra edilen arama işleminin hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı bir yöntemle yapılan arama sonucu elde edilen deliller ile bu delillerin varlığı üzerine yapılan savunma ve bilirkişi incelemesinin hükme esas alınamayacağı, hukuka aykırı yöntemle elde edilen deliller değerlendirme dışı bırakıldığında ise sanığın tüm aşamalarda bireysel kullanımı için içki imal ettiğini dile getirmesi karşısında, sanığın ticari amaçla suç konusu malzemeleri bulundurduğu ve üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin hakkında hukuka uygun olarak elde edilmiş, mahkumiyetine elverişli, her türlü kuşkudan uzak, somut ve inandırıcı kanıt bulunmadığından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken usulsüz arama sonucu elde edilen deliller hükme esas alınarak mahkumiyetine kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca sanığın yüklenen suçtan beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz isteği; ürünlerin kaçak olduğuna, 3/18. maddesi hükmü ışığında kaçak içkinin topluma ve insan sağlığına verdiği zarar bir arada değerlendirildiğinde sanığın beraatine karar verilmesinin hukuka ve maddi gerçekliğe aykırı olduğuna, ayrıca kaçak ürünlerin müsaderesine karar verilmesi gerekirken hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Olay tutanağı ve dosya kapsamına göre, Ödemiş KOM Grup Amirliğine bağlı ekiplerce İlçede Kaçak Alkol Üretiminin Ticaretinin önlenmesine yönelik olarak yapılan çalışmalar kapsamında "İlçede ikamet eden sanık ... 'ın üretimini gerçekleştirdiği kaçak alkolü uygun fiyatla piyasaya sürdüğü" yönünde bilgi alındığı, bu kapsamda 18.12.2017 tarihinde saat 12:30 sularında ....Mahallesi ... Meydanı..Kasabı karşısında ekiplerce ring görevi ifade edilirken seyir halinde olan sanık ...'ın 35... plakalı motosikletinin durdurulduğu, Ödemiş Sulh Ceza Hakimliği'nin █████████ sayılı önleme arama kararına istinaden sanığın kabaca yapılan üst aramasında herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, motosikletin arka kısmında bağlı olan 30*50 boyutlarındaki kolinin içerisinde ne olduğu sorulduğunda ise sanığın "koli içinde alkol üretimi için kullanacağı etil alkol olduğunu, rızasıyla görevlilere kontrol ettirebileceğini ve teslim edebileceğini" belirtmesi üzerine sanığın rızasıyla yapılan kontrolde kolide 6 adet 5 litrelik bidonlar içerisinde toplamda 30 litre etil alkol olduğunun tespit edildiği, akabinde günün nöbetçi Cumhuriyet savcısından alınan talimat uyarınca sanığın ikametinde arama yapılması amacıyla arama kararı talep edildiği, Ödemiş Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 18.12.2017
tarihli ve █████████ Değişik İş sayılı arama kararı uyarınca sanık ...'ın ikametinde usulüne uygun olarak yapılan aramada 17 adet dolu 750 ml beyaz kapaklı el yapımı rakı olduğu değerlendirilen madde ile 5 litrelik bidonun içerisinde ortalama 1 litre kadar etil alkol, anason yağı, enjektörler ve cam alkol ölçer ele geçirildiği olayda; önleme araması kararı çerçevesinde kullandığı motosiklet durdurularak motosikletin arkasındaki kolide bulunan etil alkolün sanığın rızasıyla teslim alındığı, ardından sanığın ikametinde arama yapılmak üzere arama kararı alındığı, ikamette yapılan arama işlemi esnasında mahalle muhtarının ve sanığın hazır bulunduğu anlaşılmıştır.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.12.2024 tarihli ve ███████-549 Esas, ████████ Karar sayılı, 04.12.2024 tarihli ve ███████-548 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi;
Konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde tek işlem tanığı ile yetinilerek yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin, maddi meselenin ispatı yönünden tek/belirleyici nitelikte olup olmadığı, genel olarak arama işleminin icra tarzı itibariyle kolluğun şüpheli bir uygulama içine girip girmediği, arama işlemine tek işlem tanığı dışında, sanık ya da aramada hazır bulunabilecek (5271 sayılı Kanun'un 120. maddesi) kişiler veya üçüncü şahısların şahitlik edip etmedikleri, ele geçirilen delilin/suç konusunun bulunduğu yer ve ele geçiriliş şekli gibi kriterler ışığında delillerin hukuki sıhhatine dair itirazlar değerlendirilmelidir. Bu belirleme ve değerlendirmelerden sonra silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri doğrultusunda, delillerin güvenilirliğine ve gerçekliğine ilişkin savunma itirazlarının, tek işlem tanığı ve bunu destekleyen diğer güvence argümanları ile karşılandığı hâllerde yapılan aramanın, hükme esas alınamayacak bir hukuka aykırılıkla malul olmadığının kabulü gerekir.
Dosya kapsamında yapılan incelemede ise, usulüne göre alınmış arama kararının mevcut olduğu, ikamette yapılan arama işlemi esnasında en az bir adet işlem tanığının hazır bulunduğu, arama kararına ve bu kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik sanığın bir itirazın olmadığı, arama sonucunda ele geçen eşyaların kendi ikametinden ele geçirildiğine ilişkin açık ikrarının mevcut olduğu, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım haklarının ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınmanın bulunmadığı, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 02.07.2025 tarihli ve 2024/7-148 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da değinildiği üzere, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu'nun 9. maddesi ile Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 27. maddesinde belirtilen önleme araması kararına istinaden, süresi ve şartları itibarıyla makul ve sanığa en az sıkıntı verecek şekilde gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda ele geçirilen kaçak eşyanın hukuka uygun yöntemle elde edildiğinin de kabulü gerektiği anlaşılmakla, usulüne uygun olarak yapılan arama neticesinde suça konu kaçak eşyaların ele geçirildiği ve hükme esas alınabileceği gözetilerek; sanığın mahkûmiyeti yerine, dosya kapsamına ve oluşa uymayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
III.KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.06.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Sayın daire çoğunluğuyla ihtilafımız sanıktan ele geçen suça konu eşyanın hukuka uygun yöntem ile elde edilip edilmediğine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamında;
Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun ████████-5 12... /569-███████ EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere;
Arama, amacına göre "adli arama" ve "önleme araması" olarak ikiye ayrılmaktadır. Arama şüpheli veya sanığı ya da bir delili elde etme amacıyla yapılabileceği gibi, bir suçun işlenmesini veya bir tehlikeyi önlemek amacıyla da yapılabilir. Birinci tür aramaya "adli arama", ikinci tür aramaya ise "önleme araması" denilmektedir. Bu itibarla arama hem koruma, hem de önleme tedbiridir. Her iki tür arama arasında ortak özellikler bulunmakla birlikte hukukî nitelikleri, tâbi oldukları kanuni düzenlemeler ve kapsamları bakımından önemli farklılıklar da bulunmaktadır.
Genel emniyet ve asayişin korunması ile tehlikelerin önlenmesi amacıyla başvurulan önleme araması; 2559 sayılı PVSK'nın 9 ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 18-26. maddelerinde düzenlenmiş olup Yönetmeliğin 19. maddesinde; "Millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle ikinci fıkrada belirtilen yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kâğıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemidir." şeklinde tanımlanmıştır. Böylelikle kamu güvenliği ile düzenini bozabilecek kişi ve eşya bulunarak muhtemel bir zararın gerçekleşmesine veya suç işlenmesine engel olunarak toplum yakın bir tehlikeden korunacaktır.
Önleme aramasına karar verilebilmesi için belirtilen konulara ilişkin somut ve öngörülebilir bir tehlike olması gerekir. 2559 sayılı PVSK bu nitelikteki tehlike hâlini "makul sebep" olarak ifade etmektedir. Suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut olgulara dayalı "makul şüphe" ile önleme aramasındaki "makul sebep" farklı kavramlardır. "Makul sebep" konunun uzmanları tarafından ortak görüşle anlamlandırılıp değerlendirilen bir olgu iken "makul şüphe" çok sayıdaki sıradan insanın somut bir olguyu aynı yönde değerlendirmeleri hâlidir. (Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku Ders Kitabı, Seçkin, 4. Baskı, 2016, s. 381-382) Önleme araması ancak kanunda öngörülen yerlerde yapılabilir.
Öte yandan şüpheli ya da sanığın ya da delillerin yahut müsadere edilecek eşyaların ele geçirilmesi amacıyla yapılan araştırma işlemi olan adli arama, elkoyma ile birlikte 5271 sayılı CMK'nın 116-134, 2559 sayılı PVSK'nın 2, Ek 4, Ek 6, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 9 ve Adlî ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 5-17. maddelerinde düzenlenmiş olup Yönetmeliğin 5. maddesinde; "bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir" şeklinde tanımlanmıştır. (Bahri Öztürk-Durmuş Tezcan-Mustafa Ruhan Erdem-Özge Sırma-Yasemin Saygılar Kırıt-Özdem Özaydın-Esra Alan Akcan-Efser Erden, Nazari ve Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin, 10. Baskı, 2016, s.492, Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta, 12. Baskı, 2015, s. 400)
Koruma kurallarının içinde bulunduğu ceza muhakemesinin kaidelerinin uygulanmaya başlaması "Başlangıç şüphesi" ile olmaktadır. Başlangıç şüphesinin, dayandığı deliller basit, diğer aşamalarda elde edilebilecek delillere göre yetersiz veya sayıca az olmakla birlikte en azından belirti düzeyinde delillere dayanıyor olması ve bir suçun işlendiği yolunda akla ve mantığa uygun bir şüphe ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan somut olaylara dayanmayan, soyut iddia ve tahminler başlangıç şüphesi olarak kabul edilemeyecek, buna karşılık başlangıç şüphesinin belirli bir kişiye yönelmesi de gerekmeyecektir. Ortada bu nitelikte bir şüphe yokken ceza muhakemesi soruşturmasının başlatılması ve koruma tedbirlerine müracaat edilmesi hâlinde, bu işlemin kaynağı hukuki olmayacaktır.
Suç işlendiği izlenimi yaratan bir durumun ihbar, şikâyet veya resen yetkili makamlar tarafından öğrenilmesi üzerine durum derhâl Cumhuriyet savcısına bildirilip, alınan talimatlar doğrultusunda konunun araştırılması gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı soruşturma evresini başlatacak olan şüphenin somut olayda bulunup bulunmadığını takdir edecek, soruşturma başlatacak şüphe olduğunu değerlendirmesi durumunda maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için emrinde bulunan adli kolluk görevlileri aracılığı ile şüphelinin lehinde ve aleyhine olan bütün delilleri toplayıp, şüphelinin haklarını korumak için gerekli olan tedbirleri alacaktır. Adli kolluk görevlileri el koyduğu olayları, uyguladığı tedbirleri Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek ve aldığı emirleri yerine getirmek zorundadır. Ceza muhakemesinde yapılan işlemlerin tekrarlanma fırsatının olmaması, sürecin hızlı işlemesi nedeniyle adli kolluk görevlilerinin Cumhuriyet savcısından aldığı talimatlara uygun bir biçimde delil toplaması, toplanan delilleri muhafaza etmesi ve yetkililere teslim etmesi gerekmektedir.
Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir.
Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır.
Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasakoyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme
bağlamıştır (Örneğin, E. ███████. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir.
Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir.
Hukuka aykırı olarak yapılan aramanın hem ceza muhakemesi hukuku, hem maddi ceza hukuku, hem de tazminat hukuku bakımından bir takım müeyyideleri ortaya çıkabilecektir.
Aramanın hukuka aykırı olmasının ceza muhakemesi açısından sonucu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamamasıdır.
5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde;
"1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir.
(2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur.
Hukuka aykırı aramanın maddi ceza hukuku bakımından yaptırımı ise eylemin suç teşkil etmesidir. 5237 sayılı TCK'nın "haksız arama" başlıklı 120. maddesinde hukuka aykırı olarak bir kimsenin üstünü veya eşyasını arayan kamu görevlisinin üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı öngörülmüştür. Konut ve iş yerleri bakımından hukuka aykırı aramalar ise 5237 sayılı TCK'nın 1 16... /1-e maddeleri kapsamında değerlendirilecektir. Bu itibarla uygulama şekilleri, karar merci ve kanuni düzenlemeleri farklı olan önleme araması ve adli aramanın fark gözetilmeden her olaya uygulanması mümkün değildir.
Nihayet, aramadaki hukuka aykırılıklar gerek Devletin, gerekse arama kararını veren veya uygulayan kamu görevlilerinin tazminat sorumluluğunu gündeme getirebilecektir. Bu kapsamda 5271 sayılı CMK'nın 141/1. maddesinde aramanın amacıyla orantılı olmayacak biçimde ölçüsüz gerçekleştirilmesi durumunda kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını Devletten isteyebilecekleri öngörülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında;
Kolluk ekiplerince yürütülen istihbari çalışmalar neticesinde sanığın kaçak alkol üretip uygun fiyatla piyasaya sürdüğü bilgisinin alınmıştır. Bu kapsamda █████/2017 günü saat 12.30 sıralarında sanığın kullanımında olan ve arka kısmında yaklaşık 30*50 boyutlarında, sarı renkli kolinin bağlı olduğu 35... plakalı motosiklet durdurulmuş, Ödemiş Sulh Ceza Hakimliğinin █████████ Önleme Arama Kararına istinaden kabaca üstü aranmış, sarı kolilerin içerisinde ne olduğu sorulduğunda sanık görevlilere "alkol üretimi için kullanacağı etil alkol bulunduğunu" belirterek rızası ile görevlilere teslim etmiş, koli içerisinde toplamda 30 litre etil alkol olduğu anlaşılması üzerine muhafaza altına alınması şeklindeki olayda; suçüstü hâlinin varlığından söz edilemeyeceği, alınan ihbar üzerine 5271 sayılı CMK'nın 2/e, 1 61... sayılı PVSK'nın Ek 6. maddeleri uyarınca derhâl Cumhuriyet savcısına, olayın haber verilip Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine devam edilmesi ve CMK’nın 1 16... . maddeleri uyarınca Cumhuriyet savcısının yazılı arama emri veya mahkemeden alınacak adli arama kararı uyarınca sanığın seyahat ettiği motosiklette bulunan kendisine ait kolinin aranabileceği önceden alınmış genel önleme ve arama kararına dayanılarak arama yapılmasının mümkün olmadığı, çünkü suç
şüphesinin ortaya çıktığı bu halde artık önleme araması ile aramanın yapılamayacağı, suç konusu kaçak etil alkolün hukuka aykırı olarak elde edilen delil niteliğinde bulunması nedeniyle Anayasa'nın 38. maddesinin 6. fıkrası ile CMK'nın 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendi, 217. maddesinin 2. fıkrası ve 230. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca hükme esas alınamayacağı, öte yandan yasak delilin uzak etkisi olarak bu delilden türeyen ikrarında karara etkisi olamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati gerekçesi ile sayın çoğunluğun kararlarına iştirak edilmemiştir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!