T.C. Ankara Batı 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin sahte ciro iddiasıyla ödenen çek bedelinin istirdadı talepli davada icra ve imzaların bağımsızlığı ilkelerini değerlendiren gerekçeli kararı.
Özet: Bu alacak davasında, davacı sahte ciroyla davalı faktoring şirketine geçen ve ödeme yasağı bulunan bir çek bedelini ihtiyati hacizle ödemek zorunda kaldığını iddia ederek ödenen tutarın istirdadını ve yeni takibin durdurulmasını talep etmiş; davalı ise pasif husumet itirazında bulunmuş, ödemenin icra dosyasına yapıldığını, davacının şahsi defilerinin kendisini bağlamadığını savunmuştur; mahkeme ise mükerrer takip ve ibraz süresinin dolduğu iddialarını reddederek, çek üzerindeki sahte imzanın imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği diğer imzaların geçerliliğini etkilemeyeceğini belirtmiştir.

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ███████ Esas - ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye YetkiliT.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ███████ KARAR NO: ████████HAKİM : KATİP : DAVACI :VEKİLİ :DAVALI :VEKİLİ :DAVA : Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından düzenlenen 436.356,00 TL bedelli çekin sahte ciroyla davalı faktoring şirketine geçtiğini, çek hakkındaki ilk takibin yetkisiz icra dairesinde başlatılması nedeniyle iptal edildiğini, ayrıca çek hakkında ödeme yasağı kararı bulunduğunu ve kambiyo senedi niteliğinin de kaybedildiğini ileri sürmüştür. Buna rağmen ihtiyati haciz uygulanması üzerine müvekkilinin cebri icra tehdidi altında 458.860,00 TL ödediğini, aynı çek nedeniyle yeniden takip başlatıldığını belirterek ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren en yüksek banka reeskont faiziyle davalıdan istirdadına ve yeni takibin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ödemenin davalıya değil icra dosyasına yapıldığını, bu nedenle davalının istirdat davasında pasif husumetinin bulunmadığını; davacının önce menfi tespit davası açarak borçsuzluğunu kesinleştirmesi ve sonrasında paranın icra dosyasından iadesini istemesi gerektiğini savunmuştur. Esasa ilişkin olarak ise faktoring işleminin fatura ve ticari ilişkiye dayandığını, davacının kişisel defilerini faktoring şirketine karşı ileri süremeyeceğini, çek iptali ve ödeme yasağı kararlarının iyiniyetli üçüncü kişi olan davalıyı bağlamadığını ve mükerrer takip bulunmadığını belirterek davanın öncelikle husumetten, aksi hâlde esastan reddini ve davacı aleyhine tazminata hükmedilmesini istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, ..... Bankası ...... Kurumsal Şubeye ait keşidecisi davacı olan ...... seri numaralı 03.11.2024 keşide tarihli 436.356,00-TL bedelli çekinistirdadı talebine ilişkindir. Dava konusu çekin davacı şirketin rızası hilafına elinden çıktığının iddia edildiği, çekin bankaya ibraz edildiği, dava konusu çek için İstanbul Anadolu .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyası ile zayi nedeniyle iptal davası açıldığı belirtilmiştir. Dosyada yapılan incelemede lehtar ..... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketinin söz konusu çek iptal davasını açtığı, ancak sonrasında davadan feragat ettiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından her ne kadar Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünde açılan takibe mükerrer nitelikte Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ..... takip sayılı dosyası ile takip yapıldığı iddia edilmiş ise de; dosyada yapılan incelemede Bakırköy ..... İcra Hukuk Mahkemesinin ..... E, ..... K sayılı ilamı ile verilen yetkisizlik kararı sonrası dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi sonucu Ankara Batı İcra Müdürlüğünde alınan esas dosya olduğu anlaşılmıştır. Davalının da yetkiye yönelik itirazları açıklanan nedenlerle reddedilmiştir.Davacı tarafından yetkisiz icra dairesinde yapılan işlemlerin hak düşürücü süreyi kesmeyeceği ve ibraz süresinin geçtiğini bu nedenle çekin kambiyo vasfını yitirdiği iddia edilmiş ise de; yetkisiz icra dairesinde ibraz süresinde başlatılan takip, yetkisizlik kararından sonra HMK m.20' de belirtilen 2 haftalık hak düşürücü süre içinde dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesinin talep edilmesi halinde yetkili icra dairesindeki takip ilk takibin devamı sayılacağından ilk takip tarihi korunacaktır. (Yargıtay 12. HD. ███████ E, █████████ K sayılı emsal mahiyette ilamı) Dosyada yapılan incelemede davalı alacaklı tarafından süresi içinde dosyanın yetkili icra dairesine gönderilmesi talebinde bulunulduğu, dolayısı ile davacının davaya konu edilen çekin ibraz süresinin geçtiğine ilişkin iddialarına itibar edilmemiştir. Davacı tarafından çekin ciro silsilesinin kopuk olduğu, ...... Sanayi Tic. Ltd. Şti' nin imzasının ve kaşesinin sahte olduğunu iddia etmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730).6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' İmzaların bağımsızlığı (istiklali) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz.İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Abuzer Kendigelen/ Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 vd; Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd- s.286; Yargıtay 11.HD.3.11.1987 tarih, ████████ Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II , 3. Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd.).6102 sayılı TTK’nun 686/1.maddesi; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır” hükmünü içermektedir.Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı yasanın TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse ,diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363). Yine 6102 sayılı TTK’nun Kanunun 710/3. maddesi uyarınca; “Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir”.Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; dava konusu çeklerde, davacı keşideci durumunda olup, davalı ciro yoluyla hamil olmuştur. Görünüşe göre ilk ciro, çekin lehtarı durumundaki Gür Makina ve Sanayi Limited Şirketi imzası ile yapılmıştır. Davacı keşideci, kendi imzasını inkar etmemektedir. Çeklerin metnine göre ciro silsilesinde şeklen bir kopukluk bulunmamaktadır. Dava dışı lehtarın imzası geçersiz olsa bile yukarıda açıklanan imzaların istiklali ilkesi karşısında bu durum davacı keşideciyi sorumluluktan kurtarmaz.İmzanın sahteliğinin herkese karşı ileri sürülebileceği, imzanın sahte olmasının ciro silsilesini bozduğu, davalının ancak kendisinden önceki cirantalara başvurabileceği davacı keşidecinin çeklerin bedelini lehtarın imzasının sahte olduğundan bahisle, ciro silsilesindeki kopukluk nedeniyle davacının borçlu olduğunun kabul edilemeyeceği yolundaki iddiasıyla açılan istirdat davası kambiyo hukuku ilkelerine uygun düşmemektedir.Her ne kadar davacı keşideci, lehtarın imzasının sahte olduğu ve dava dışı lehtar tarafından çeklerin elinden rızası hilafına elinden çıktığı iddiasına dayalı dava açarak ödemeden men kararı aldığını çeklerin takibe konu edilemeyeceğini iddia etmiş, yukarıda belirtildiği üzere dava dışı lehdar tarafından işbu davadan feragat edilmiş, keşideci ile lehtardan sonraki ciroların usulsüzlüğü veya sahteliğinden bahisle lehtar ile arasındaki şahsi def’ilerin hamile karşı ileri sürülebilmesi için hamilin senedi iktisabında kötü niyetli olduğunun kanıtlanması gerekir. (Ankara BAM 22. HD. █████████ E, ████████ K sayılı ilamı)Davaya konu çeklerde düzgün bir ciro silsilesi bulunmaktadır. Davacı taraf, dosyada bulunan bilgi ve belgelere göre, davalının dava konusu çeki davacının zararına olarak kötü niyetle iktisap etmiş olduğunu ve/veya iktisapta ağır bir kusurunun bulunduğunu ispatlaması gerekir. (Ankara BAM 22. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamı).Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; istirdadı talep edilen çekin ciro silsilesinde bir kopukluk olmadığı, davalının kötü niyeti ve ağır kusuru davacı tarafından usulünce ispat edilemediğinden davanın reddine, açılan dava haksız ise de davacının kötü niyetli olduğunu ispata elverişli herhangi bir delil dosyada bulunmamakla davalının tazminat talebinin de reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının tazminat talebinin reddine, 3-Alınması gereken 732,00-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 7.836,70-TL harcın mahsubu ile fazladan yatan 7.104,70-TL harcın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde davacı tarafa İADESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 73.422,40-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 6.000,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2026Katip .... E-imzalıdır Hakim .....E-imzalıdır