Kadastro tespiti iptali ve Hazine adına tescil istemli davada, 1963 toprak tevzi çalışması kapsamındaki parsellerin davalılarca zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımı ile edinilip edinilemeyeceği hukuki uyuşmazlık konusudur.
Özet: Hazinenin kadastro tespitinin iptali ve taşınmazların kendi adına tescili talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, bilirkişi raporları ve yerleşik içtihatlar ışığında, dava konusu parsellerin geçmişte çayır vasfında olmasına karşın ot biçme suretiyle ekonomik amaca uygun zilyetliğin kazandırıcı zamanaşımıyla edinilmesinin mümkün olduğunu, toprak tevzi çalışmaları öncesindeki 20 yıllık zilyetlik şartlarının karşılanıp karşılanmadığını ve taşınmazlardaki imar-ihya çalışmalarının tamamlanarak tarla vasfına dönüştüğünü dikkate alarak bir karar vermiştir.
8. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yüksekova Kadastro Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 06... , 23... parsel sayılı sırasıyla 6.694,39, 7.325, 92... .083,67 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 1 06... parsel sayılı taşınmaz, tapu kaydı ve satış nedeniyle ... adına; 1 06... parsel sayılı taşınmaz, aynı nedenlerle ... adına ve 1 06... parsel sayılı taşınmaz ise yine aynı nedenlerle .. adına tespit edilmiştir.
2. Davacı .. vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında .. ili .. ilçesi .. Mahallesi 1 06... , 23... parsel sayılı taşınmazların davalılar adına tespit edildiğini, taşınmazların 1963 yılında yapılan toprak tevzi çalışmaları sonucunda 53 no.lu toprak tevzii komisyonunca 47 53... sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak Hazine adına tespit edilen 101 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydı kapsamında kaldıklarını, sıra no 5/409'da Hazine adına kayıtlı olan 101 parsel sayılı taşınmazın 26 parsel sayılı taşınmazdan ifraz edilerek ayrıldığını, taşınmazın belirtme tutanağında 26 belirtme numarasıyla gösterildiğini, bu yerin Hazine adına tespitinin yapılış nedeninin tespit tarihinde ibraz edilen vergi ve tapu kaydının sınırlarının sabit olmayıp, değişir olması nedeniyle miktarına itibar edilmiş olmasından kaynaklandığını, taşınmazın Hazinenin özel mülkiyetinde olduğunu, 1936 yılından bu yana nizasız ve fasılasız olarak Hazinenin tasarrufu altında bulunduğunu belirterek, kadastro tespitinin iptalini ve taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap dilekçesi vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "jeodezi ve fotogrametri bilirkişisi ..'ın raporunda 1956 tarihli hava fotoğrafının incelenmesinde dava konusu 1 06... , 23, 24, 26 numaralı parseller ile dava dışı 1 06... parsel arasında herhangi bir ayırıcı sabit sınır bulunmadığı, bu dört taşınmazın bütün olarak batısı sınırında yol, kuzey sınırında ark, güney sınırında yol, doğu sınırında ise komşu parseli ile sabit sınır bulunmadığı, dava konusu parsellerin meskun alanda köy içi parseller olduğu, doğu sınırındaki parselin ise dava konusu parseller ile benzer olup sürülü olmadığı ancak bu tarihte dava konusu parsel ile komşu parsellerin renk ayırımlarının belirgin olduğu, burada daha sulak bir alan olması nedeniyle koyu renk tonunun daha ağır bastığı, koyu renklerden hareketle çayır vasfıyla ot biçildiği, biçenek olarak kullanıldığı, 1968 tarihli hava fotoğrafıyla incelenmesinde her iki yıla ait hava fotoğrafında da taşınmazın çayır vasıflı ve köy içi parsel olduğu, bu rapor doğrultusunda dava konusu taşınmazların üç sınır itibariyle belirgin ayırıcı sınırlar ile komşu taşınmazlardan ayrıldığı, ..'nın eğimli coğrafi yapısı itibariyle ve kış şartlarının uzun ve ağır geçmesi nedeniyle gerçek kişi şahısların taşınmaz üzerindeki kullanımlarının ağırlıklı olarak biçenek vasfında kullanım olduğu, biçenek olarak kullanılan yerlerin her sene düzenli olarak insan gücü yardımıyla biçildiği ve Dairemizin ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı ilamında '' 1961 yılı öncesi taşınmaz çayır niteliğinde ise otunun biçilmesi suretiyle oluşan zilyetlik ekonomik amaca uygun zilyetliktir ve Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre bu nitelikte çayırların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesi mümkündür.'' yönündeki saptama göz önüne alındığında her ne kadar toprak tevzi komisyonu çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazların toprak tevzi komisyonunun 101 numaralı parselinin içerisinde kaldığı, toprak tevzi komisyonun 101 numaralı parselinin ise Hazine adına tarla vasfıyla geçtiği rapor edilmiş ise de burada davalıların sağlanmaları gereken zilyetlik şartlarının toprak tevzi komisyonunun 47 53... sayılı Kanun doğrultusunda yapılan çalışmalarını evveli 20 yıllık süre ile sağlanması gerektiği, toprak tevzi komisyon çalışmalarına kadar taşınmaz üzerindeki imar ihya çalışmalarının tamamlanması gerektiği, keşif günü ziraat bilirkişi kurulu tarafından alınan raporda her üç dava konusu taşınmazın da tarla vasfında tarım arazileri olduğu, taşınmaz üzerinde herhangi bir taşlık kayalık problemleri bulunmadığı, dava konusu taşınmazların su tutma kapasitesinin meralardan çok daha iyi olduğu, komşu parseller ile benzer olduğu, taşınmazlarda imar ihya çalışmalarının tamamlandığının dikkate alındığı, ayrıca keşifte dinlenen 1945 doğumlu aynı köy 1941 doğumlu komşu köy mahalli bilirkişilerinin beyanlarında hayatın olağan akışına uygun davalıların zilyetliklerinin eklemeli zilyetlik yoluyla yaklaşık 100 yıldır devam ettiğinin, davalıların taşınmaz üzerindeki intikallerinin ortak kök murisleri olan ..'den intikal ettiğinin, davalıların atalarının vefat etmeden önce taksimat yoluyla kullanımlarını devrettiğinin, davalıların ve evveli murislerinin dava konusu taşınmaz üzerindeki kullanımlarının 1963 tarihli toprak tevzi komisyon çalışmalarının öncesine dayandığının belirtildiği, ayrıca dosyanın arasında mevcut Ekim 1954 tarihli 2 77... numaralı tapu kayıtlarının Yüksekova Asliye Hukuk Mahkemesinin 03.12.1952 tarihli ve ███████-63 sayılı tescil ilamına dayanılarak senetsiz olarak tescil edildiği, kayıtların mahalli bilirkişilere keşif mahallinde yönleri itibariyle sorulduğu, mahkemece yapılan incelemede dosyadaki bu kayıtların mahkeme kararından sonra oluşan krokilerinin el yazısı ile eski usule bağlı olarak oluşturulduğunun anlaşıldığı, bilgisayar sisteminde bu kayıtların fen bilirkişileri tarafından uygulanabilmesinin mümkün olmadığı, mahalli bilirkişilerin beyanları yordamıyla keşif mahallinde beyan alındığında aynı köy ve komşu köy bilirkişilerin ''okumuş olduğunuz kayıtta mevki olarak .. mevki der, .. mevki köyün farklı bir hududundadır. Davalı taşınmazlar Kaniyakur mevkinde bulunmaktadır. .. ile .. mevki arasında yaklaşık 2 km bulunmaktadır. .. mevkisinin dava konusu taşınmazlarla alakalı değildir.'' beyanı ve mahalli bilirkişiden sorulan Ekim 1954 tarihli ... numaralı tapu kaydının sınırları okunduğunda mahalli bilirkişi devamla ''Batı sınırında bahsetmiş olduğunuz Şure yükseltilmiş hudut ve mera olduğu doğrudur. Dava konusu taşınmazların batısında evlerinin orta kısmında kalan çimenlik bir alan mera olarak bilinmektedir. Bizim köyün meraları dava konusu taşınmazın kuzeyinde ve taşınmazlara bir iki km uzaklıkta bulunan .. sazlıkları olarak bilinen yer olup bir diğer mera olarak geçen yer ise dava konusu taşınmazın güney doğusunda bulunan yerdir. Burası .. köyü ile .. köyünün dağ dibi mezrası arasında bulunmaktadır. Taşınmaza yaklaşık 2-2,5 km uzaklıktadır'' yönündeki beyanda bulundukları, okunan mera yazılı kısmın dava konusu taşınmazların olduğu kısım olmadığının anlaşıldığı, ayrıca yapılan detaylı araştırmada 07.10.1954 tarihli cilt: 11 sayfa: 61 sıra: 87 numaralı tapu kaydının revizyon durumu ile zabıt kayıtlarına göre tespit edilen son oluşan tapu kayıtlarının dosyası arasına celp edildiği, gelen cevabi yazıda dava dışı .. ili .. ilçesi .. köyü 1 06... , 34, 35 36, 37 38... nolu parsellere tapu kaydının revizyon görmüş olduğunun bildirildiği ve .. Kadastro Müdürlüğünce dava dışı olan bu parsellerin birleşik krokisinin dosya arasına gönderildiği, yapılan incelemede dava konusu olan .. köyü 1 06... , 23, 24 nolu parsellerin dava dışı olan yukarıda yazılı muhtelif parsellerin kuzeyinde yer aldığı, mahkemece yapılan incelemede mera olarak okunan kaydın dava konusu parsellerin olduğu yönü göstermediğinin anlaşıldığı, davacının davasını ispatlamaya yönelik olarak toprak tevzi komisyonuna yapılan çalışmalar sonucunda oluşmuş tablendigatif ve belirtmelik tutanakları haricinde bir delil sunamadığı, bu itibarla dava konusu taşınmazların mera ve meradan açma yerlerden olmadığı, taşınmaza dair herhangi bir kadim mera iddiasının bulunmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu 1 06... , 23... parsel sayılı taşınmazların aynı yüzölçümü ve vasfıyla tespit gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı .. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Toprak tevzi işlemi sonrası idare adına tapu oluşturulmasının, varsa bu tarihe kadar olan zilyetlik ilişkisini kesecek nitelikte olduğu, ancak, sırf bu şekilde tapu kaydının oluşmuş olmasının tespitin Hazine adına yapılmasını gerektirmediği, toprak tevzi çalışma tarihine kadar zilyetlikle edinim şartları sağlandığı takdirde zilyet lehine tespit yapılacağı, somut olayda toprak tevzi çalışma tarihinin 1963 yılı olduğu, davalıların zilyetlikle edinme hususunu bu tarihe kadar ispatlaması gerektiği; dosyada mevcut 20.09.2022 tarihli fen bilirkişi raporuna göre 101 numaralı tevzi parselinin dava konusu yeri geniş sınırlar itibarıyla kapsadığının anlaşıldığı, 31.01.2022 tarihli asıl ve 23.03.2023 tarihli ek jeodezi bilirkişi raporuna göre 1956 tarihinde taşınmazın çayır ve biçenek vasfıyla kullanıldığı, yaşları zilyetlik hususunu bilmeye elverişli mahalli bilirkişilerin de tespit maliklerinin zilyetliği yönünde beyanda bulunduğu, taşınmazların da köy içinde ve Devletin hüküm ve tasarrufunda olmayan yerlerden olduğu, bu haliyle ilk derece mahkemesince varılan sonuçta bir isabetsizlik görülmediği" gerekçesiyle, davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaz mahallinde yeniden keşif yapılması gerektiğini, keşif sırasında, davacı dayanağı tapu kaydı ile asli müdahillerin dayandığı tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca yöntemine uygun bir şekilde mahalli bilirkişi ve fen bilirkişisi aracılığı ile yerine uygulanması gerektiğini, yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl zilyet edilmeye başlandığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü, asli müdahillerin dayandığı tapu kaydındaki maliklerin asli müdahillerle ilişkisinin ne olduğu hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler yüzleştirme yapılarak, tespite ve belirtmelik tutanaklarına aykırı sonuçlara ulaşılması halinde yaşayan tüm tespit ve belirtmelik tutanağı bilirkişileri dinlenmek suretiyle çelişkilerin giderilmeye çalışmasının gerektiğini, mera olarak nitelendirilen taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine göre gerçek kişiler adına tescilin mümkün olmadığını, davalıların taşınmaz üzerindeki zilyetliği ve zilyetliğin dava tarihine kadar terk edilmeden davasız ve aralıksız olarak sürdüğünü ve kanunun zilyetlikle kazanım için aradığı diğer şartları ispat etmeleri gerektiğini, dava konusu taşınmazın kadimden beri mera olarak kullanıldığını ve kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik hükümlerine göre gerçek kişiler adına tescilinin mümkün olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davalılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!