Yargıtay, tek rüşvet anlaşmasına dayalı farklı zamanlardaki eylemlerde zincirleme suç hükümlerinin hatalı uygulanmasıyla fazla ceza tayini kararını Kanun Yararına Bozma istemiyle değerlendiriyor.
Özet: Bu hukuki evrak, tek bir rüşvet anlaşmasına bağlı olarak farklı zamanlarda menfaat temin edilmesine rağmen sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması neticesinde fazla ceza tayin edildiği gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma istemine ilişkindir; istemde, aynı rüşvet anlaşması kapsamındaki eylemlerin zincirleme suç oluşturmayacağı, tek suç olarak değerlendirilmesi gerektiği ve bu yanılgılı değerlendirmenin sanığa haksız yere fazla ceza verilmesine yol açtığı belirtilerek kararın bozulması talep edilmektedir.

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ Esas, ████████ KararSUÇ : Görevi kötüye kullanmaİNCELEME KONUSU KARAR : Rüşvet verme suçundan mahkumiyet Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile hükümlü hakkında rüşvet verme suçundan mahkumiyet kararı verilmiş, verilen kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca 25.12.2025 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2026 tarihli ve KYB-████████ sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMA. Kanun Yararına Bozma İstemi: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;''Dosya kapsamına göre, sanığın oğlu...'nın şüphelisi, müştekisinin ise ... olduğu dolandırıcılık olayının soruşturma işlemlerine ilişkin sanık ile inceleme dışı sanık ... arasında 24.06.2014 tarihinde ve devamında gerçekleşen aramalarda ...'ın anılan şikayete ilişkin sanığın erişmeye yetkisi ve hakkı olmayan bilgileri verdiği, o sırada emniyette ifade vermek için bekleyen sanığın eşine yardımcı olma vaadinde bulunduğu, konut ve işyerinde yapılacak aramalardan haberdar ederek şüphelinin kaçmasını sağladığı, çalışma arkadaşı polis memurlarını kasıtlı şekilde yanlış yönlendirerek nerede olduğunu bildiği şüpheliyi firari gösterttiği, şüphelinin ifadesinin alımında kelime oyunları yaparak soruşturmanın şüpheli lehine sonuçlanacağı vaadinde bulunduğu ve tüm bu hukuka aykırı eylemleri neticesinde maddi menfaat temin etmek amacıyla tarafların 26.06.2014 tarihinde buluştuğunun tespiti ile sanık hakkında zincirleme şekilde birden fazla kere rüşvet verme eylemini gerçekleştirdiğinden bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de,Benzer bir olay nedeniyle Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 16.06.2025 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilamında, ''... Aynı rüşvet anlaşmasına bağlı olarak farklı zamanlarda aynı kişiden rüşvete konu menfaatin temin edilmesinin zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmediği, yapılan tek bir anlaşma ile suçun oluşacağı, sonradan farklı zamanlarda sağlanan veya elde edilen menfaatlerin, 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesine göre temel cezanın belirlenmesinde esas alınabileceği, aynı sanıklar arasında farklı tarihlerdeki rüşvet anlaşmaları kapsamında menfaat sağlanması durumunda ise 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca rüşvet alma ve verme fiillerinin zincirleme tek suç olarak kabul edilmesi gerekeceği gözetilmeden, yanılgılı değerlendirmeler sonucu sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması,...'' şeklindeki açıklamalar gözetildiğinde,Somut olayda, taraflar arasında sağlanan rüşvet anlaşmasının tek bir şikayete yönelik olduğu ve tek bir rüşvet anlaşmasının bulunduğu, farklı zamanlarda farklı eylemlerle sağlanan menfaatler olsa bile rüşvet anlaşmasının tek olması sebebiyle gerçekleşen eylemlerin zincirleme suç kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmeden, sanık hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle fazla ceza tayininde, isabet görülmemiştir.''Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.B. Değerlendirme ve GerekçeUşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile hükümlü hakkında rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 252/1 ve 43/1-2. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi gereği hak yoksunluklarına hükmolunmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararı kaldırılarak hükümlünün rüşvet verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 252/1. maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53. maddesi gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi suretiyle hüküm düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.05.2024 tarihli yazısı üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 21.05.2024 tarihli ve █████████ Esas, ████████ sayılı ek Kararı ile istinaf başvurusu olmadığı halde hükümlü hakkındaki mahkumiyet hükmünün kaldırılarak hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair sehven verilen kararın yok hükmünde olduğu kabulüyle bu hususa ilişkin hükümlüye dair 08.02.2024 tarihli ilamdaki kısmın hükümden çıkarılmasına karar verilmiştir.Bu haliyle hükümlü hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelenmesinden geçmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. Aynı rüşvet anlaşmasına bağlı olarak farklı zamanlarda aynı kişiden rüşvete konu menfaatin temin edilmesi zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektirmemektedir. Yapılan tek bir anlaşma ile suçun oluşacak, sonradan farklı zamanlarda sağlanan veya elde edilen menfaatler 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesine göre temel cezanın belirlenmesinde esas alınabilecektir. Aynı sanıklar arasında farklı tarihlerdeki rüşvet anlaşmaları kapsamında menfaat sağlanması durumunda ise 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca rüşvet alma ve verme fiillerinin zincirleme tek suç olarak kabul edilmesi gerekmektedir.Mahkemece hükümlünün oğlu ...'nın şüphelisi, şikayetçisinin ise ... olduğu dolandırıcılık olayının soruşturma işlemlerine ilişkin hükümlü ile inceleme dışı hükümlü ... arasında 24.06.2014 tarihinde ve devamında gerçekleşen aramalarda ...'ın anılan şikayete ilişkin hükümlünün erişmeye yetkisi ve hakkı olmayan bilgileri verdiği, o sırada emniyette ifade vermek için bekleyen hükümlünün eşine yardımcı olma vaadinde bulunduğu, konut ve işyerinde yapılacak aramalardan haberdar ederek şüphelinin kaçmasını sağladığı, çalışma arkadaşı polis memurlarını kasıtlı şekilde yanlış yönlendirerek nerede olduğunu bildiği şüpheliyi firari gösterttiği, şüphelinin ifadesinin alımında kelime oyunları yaparak soruşturmanın şüpheli lehine sonuçlanacağı vaadinde bulunduğu ve tüm bu hukuka aykırı eylemleri neticesinde maddi menfaat temin etmek amacıyla tarafların 26.06.2014 tarihinde buluştuğunun tespit edildiği şeklinde sübutu ve tek bir rüşvet anlaşmasının olduğu mahkemece kabul edilen somut olayda hükümlü hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüş, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesindeki “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklindeki düzenleme uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Dairemiz tarafından giderilmiştir. II. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2.Uşak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ sayılı Kararının hükümlü ... yönünden 5271 sayılı Kanun'un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, hüküm fıkrasının Ğ-2 numaralı bendinde yer alan zincirleme suç nedeniyle yapılan artırıma ilişkin “Sanıkların üzerine atılı eylemi birden fazla kez gerçekleştirdikleri anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK' nun 43/1-2. maddesi gereğince cezası takdiren 1/4 oranında artırılarak SANIKLARIN NETİCETEN 5 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMALARINA,” ibaresinin hükümlü ... bakımından hüküm fıkrasından tamamen çıkarılmasına, karardaki diğer hususların aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına,3.Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,24.03.2026 tarihinde karar verildi.