Hazine adına kayıtlı taşınmazların eklemeli zilyetlik yoluyla davacı adına tescili talebinin ilk derece mahkemesince kabulü ve temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, dedesinden babasına ve kendisine intikal eden, 100 yılı aşkın süredir eklemeli zilyetlik yoluyla kullandığı tarım arazilerinin kadastro sırasında hazine adına yapılan tespitinin iptali ile adına tescilini talep etmiş, ilk derece mahkemesi ise davacı ve üst soyunun taşınmazları 1961 öncesi ve kadastro tespit tarihinden geriye doğru otuz yılı aşkın süredir davasız, aralıksız ve nizasız kullandığını, bu eklemeli zilyetliğin mahalli bilirkişi beyanları ile sabit olduğunu ve Kadastro Kanununun 14. maddesindeki koşulların oluştuğunu kabul ederek davanın kabulüne karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : ████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Doğubayazıt Kadastro MahkemesiSAYISI : ███████ E., 2021/6 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, .. ili .. ilçesi .. köyü çalışma alanında bulunan 1 01... , 1 70... ada 74 parsel sayılı sırasıyla 8.225 m², 6.624 m² ve 9.449 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, toprak tevzi tapu kaydı nedeniyle, beyanlar hanesine ...'ın işgalinde olduğu şerhi yazılmak suretiyle tarla vasfında davalı .. adına tespit edilmişlerdir.2. Davacı ... dava dilekçesinde; .. ili .. ilçesi .. köyü 1 01... , 1 70... ada 74 parsel sayılı dava konusu taşınmazların kendi mülkiyetinde olduğunu, taşınmazların dedesinden babasına, babasından da kendisine intikal ettiğini, taşınmazları 100 yılı aşkın süredir zilyet olarak kullandıklarını belirterek, kadastro çalışmaları sırasında Hazine adına tespit edilen 1 01... , 1 70... ada 74 parsel sayılı taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı Hazine, cevap dilekçesi vermemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu 1 01... ve 170 parsel sayılı dava konusu taşınmazların evveliyatında davacının babasına ait olduğu, babasına da kendi babasından kaldığı, davacının babası vefat ettikten sonra mirasçıları arasında harici taksim ile paylaşıldığı, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazların oğlu olan davacıya kaldığı, o tarihten günümüze kadar taşınmazları davacının kullana geldiği, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1961 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca, hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazın arpa ve buğday vasfında ekilip biçilmek suretiyle davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanıla gelindiği, toprak tevzii komisyonu köye geldiği vakit taşınmazın davacının babasının elinde olduğu, kendisinin dava konusu taşınmazın sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmaza uygulanan ve Hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasından gelen eklemeli zilyetliği nedeni ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesindeki koşulların oluştuğu ve bu halde dava konusu taşınmazın zilyeti adına tespit ve tescil edilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Dava konusu .. ili .. ilçesi .. köyünde bulunan 1 08... parsel sayılı taşınmaz yönünden ise, keşif sırasında arazi başında dinlenilen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişileri olan ve Hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli-tespit bilirkişileri birbirleriyle uyumlu beyanlarında, evveliyatında davacının babası ..'ya ait olduğu, ..'ya de babası ..'dan kaldığı, davacının babası ..'nın 40 yıl önce vefat ettiği ve vefatından sonra mirasçıları arasında yapılan harici ve rızai taksim ile paylaşıldığı, paylaşıma istinaden dava konusu taşınmazın oğlu davacıya kaldığı, o tarihten günümüze kadar davacının kullana geldiği, gerek davacı ve gerekse de zilyetliği devraldığı üst soyu tarafından hem 1961 yılından geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca hem de kadastro tespit tarihinden geriye doğru 20-30 yıldan fazla süre boyunca eklemeli zilyetlik marifeti ile dava tarihine kadar ve sonrasında taşınmazların ot biçimi yapılmak suretiyle çayır vasfıyla davasız aralıksız ve nizasız olarak günümüze kadar kullanıla gelindiği, toprak tevzii komisyonu köye geldiği vakit taşınmazların davacının dedesi ve babasının elinde olduğu, kendilerinin dava konusu taşınmazların sahipsiz olduğunu hiçbir zaman görmediklerini belirttikleri, özellikle mahallinde yapılan keşifte arazi başında dinlenilen ve hazinenin tapusunun ihdasından önceki kullanmayı bilebilecek durumda olduğu değerlendirilen mahalli bilirkişiler dava konusu taşınmazlara uygulanan ve Hazinenin adına olan dayanak tapu kaydının oluştuğu günden geriye doğru 20 yıllık zilyetlik süresinin davacının dedesi ve babasından gelen eklemeli zilyetliği nedeni ile 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki koşulların oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 1 01... , 1 70... ada 74 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile aynı vasıf ve yüzölçümleri ile davacı adına tapuya tescillerine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı .. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "2007 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu taşınmazlar tutanağın beyanlar hanesinde davacı .. oğlu ...'ın işgalinde olduğu belirtilerek, toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş 06.11.1961 tarihli 6 ve 12 sıra numaralı tapu kayıtları nedeniyle Hazine adına tespit ve tescil edildiği, davacının kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tapu kayıtlarının iptali ile adına tescili istemi ile eldeki davayı açtığı, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin beyanlarından taşınmazların öncesinde davacının babası .. tarafından kullanıldığı, taksim sonucu davacıya kaldığı, halen de davacının kullanımında olduğu ve Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği belirlenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, (Aynı kadastro çalışma alanı içerisinde ve aynı konuya ilişkin olarak Dairemizce verilen 14.03.2023 tarihli ve ███████ Esas ve █████████ Karar sayılı onama ilamı da bu doğrultudadır.)" gerekçesiyle davalı .. vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazların, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve kadastro çalışmaları sonucunda Hazine adına tespit edildiğini, davanın kanuni süresi içinde açılmadığını, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi koşullarının gerçekleşmemiş olduğunu, davacının, taşınmazların dedesinden babasına, babasından ise kendisine kaldığını belirterek eklemeli zilyetliğe dayandığını, bu şekilde elbirliği mülkiyetinin olduğu davalarda davanın tüm mirasçılar tarafından açılması gerektiğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, eksik inceleme ve araştırmayla kurulan hükmün hukuka uygun olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazlar üzerinde davacı heline zilyetlikle iktisap koşularının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece ile Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme yeterli değildir. Şöyle ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmalara göre, taşınmazların 2007 yılında yapılan kadastro tespitine esas alınan 06.11.1961 tarihli ve 6 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı hususunda terreddüt bulunmamakta ise de davanın mahiyeti itibarıyla taşınmazların hukuki durumunun 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi uyarınca toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihi olan 1961 tarihi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşiflerde dinlenen tespit ve mahalli bilirkişileri beyanlarında 1 01... ve 170 parsellerin tarım arazisi, 1 08... parselin çayır vasfında olduğunu beyan etmişler ve ziraat bilirkişisi raporunda da, dava konusu 1 01... ve 170 parsel sayılı taşınmazların evveliyatından beridir bakım görüp korunduğu, zirai faaliyetin yapılmasına uygun topoğrafik yapıya sahip oldukları ve parsel üzerinde bulunan bitki örtüsünden de anlaşılacağı üzere taşınmazın tarım arazisi olduğu, 1 08... parselin ise uzun yıllardan beridir biçildiği, tarımsal üretim için uygun yeterliliğe sahip ve ekonomik verimliliği yeterli olduğu ve çayır vasfında olduğu belirtmiş ise de, söz konusu tespit ve mahalli bilirkişi beyanlarının ve ziraat bilirkişisi raporunun denetlenmesi hususunda en önemli delil olan hava fotoğraflarından yararlanılmadan yazılı şekilde karar verilmiştir.Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilmek suretiyle taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre taşınmazların kadastro tespitlerine esas alınan toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihinden (1961 yılı) 15, 20... yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya bu şekilde ikmal edilmeli, dosyanın jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edildikten sonra stereoskopik hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılarak, taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava ve uydu fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların vasfıyla, kullanım sınırının oluşup oluşmadığını, imar-ihyaya konu olup olmadığı, olmuşsa imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten ve taşınmazlar üzerinde imar-ihya edilmeyen, imar-ihyası tamamlanmayan ve/veya taşınmazlar üzerinde kullanılmayan kısım/kısımlar var ise bu kısımlar da harflendirilmek suretiyle infaza elverişli olacak şekilde krokinin de düzenlenmiş olduğu rapor düzenlenmesi istenilmeli; bundan sonra taşınmazların tamamı veya bir kısmı üzerinde toprak tevzi tapu kaydının oluşum tarihi olan 1961 yılına kadar 3402 sayılı Kanun'un 14... /1. maddelerinde sözü edilen zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine oluşup oluşmadığı hususları dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan, yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.