Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinin, fikri ve sınai haklar hukukuna ilişkin, intihal ve kişilik hakları ihlali iddialarıyla açılan maddi ve manevi tazminat davası kararı.
Özet: Davacının kendi eserinden intihal yapıldığı ve kişilik haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla davalının kitabının yeniden basımının engellenmesi, toplatılması, maddi ve manevi tazminat taleplerini içeren şikayeti üzerine başlayan davada, davalı ise eserinin edebi bir biyografik roman olduğunu, geniş araştırmalar sonucu oluşturulduğunu, davacının eserini kaynak göstererek kullandığını, edebi serbestlik kapsamında kurgu ve betimlemelere yer verdiğini ve kişilik haklarına saygısızlık etmediğini savunarak mahkeme kararının istinaf incelemesine sunulması üzerine incelenmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ : █████/2024NUMARASI : ███████ E. - ███████ K.DAVANIN KONUSU : Maddi Tazminat, Tecavüzün Tespiti, Refi ve Men Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2024 Tarih ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ilki 1999 yılında olmak üzere toplam 7 adet baskısı yapılan "..." adlı kitabın yazarı olduğunu, hal böyle iken davalının "..." adlı kitabının tümüyle müvekkilinin kitabından yapmış olduğu intihallerle oluşturduğunu, kitabın yazımında iktibas/ alıntı kurallarına uymadığı gibi ... ve müvekkilinin adlarına yer vermek suretiyle onların ağzından gerçeklikle ilişkisi olmayan, sahte, uydurma hikayeler yer verdiğini, müvekkilinin tek şahidi olduğu olay, hatıra ve anektodları çarpıttığını, gerçeğe aykırı bu hususların müvekkilinin kişiliğini rencide ettiğini ve davalının bu eylemlerinin aynı zamanda müvekkilinin mali ve manevi haklarına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek intihal ve kişilik haklarını zedeleyen anlatımların tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün refine, kitabın yeniden basımı, yayınlanması ve dağıtımının engellenmesine, basılan kitapların toplatılması yoluyla tecavüzün menine, hükmün ulusal bir gazetede yayımlanmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, █████/2023 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat miktarını 11.025,00 TL olarak ıslah etmiştir.Davalı vekili, ... ile hemşehri olan müvekkilinin çocukluğunun aynı mahalle ve sokaklarda geçtiğini, babasının ...'ın babası ...'ın ahbabı olduğunu, 20 biyografik roman da dahil olmak üzere toplam 38 kitabının bulunduğunu, 2017 yılından itibaren belgesel hikâye türünde ... kitabını yazmaya başladığını, bu amaçla ... İl Kültür Müdürlüğü, İl Halk Kütüphanesi, ... Üniversitesi olmak üzere kaynak okuma araştırmaları yaptığını, ...’ın akraba ve arkadaşlarından bazılarını dinlediğini, ... ile ilgili yayınlanmış eserleri okuduğunu, ... üzerindeki beş ayrı belgeseli seyrettiğini, ...’ın katıldığı tv programları, konser görüntüleri olmak üzere görsel materyallerin hemen hemen hepsini incelediğini, bu kapsamda davacının inceleme araştırma- derleme halindeki "..." isimli eserini de okuduğunu, yararlandığı eserleri kaynakça bölümünde eser sahibi, eser adı, yayınevi olarak zikrettiğini, zikrettiği isimler ve kuruluşlar arasında en başta davacının adına yer verdiğini, müvekkilinin esas itibariyle roman yazarı olduğunu, kurgu, betimleme, hikayeleştirme ve akıcı bir üslup katma hususlarının roman tekniği yönünden edebiyatın bir gerçeği olduğunu, müvekkilinin kaynak kitaplarda belirtilen bilgileri çarpıtmadığını, duygusal yoğunluk ve anlam derinliği sağlamak amacıyla edebiyatın gereği olan edebiyat tekniğini kullandığını, davacının kişilik haklarına saygıda kusur etmediğini, kitabın ilk bölümünde bahsedilen hatıranın sonunda en altta parantez içinde alıntı isim ve eser isminin vurgulandığını, davalıdan ...'ın yol arkadaşı, yareni olarak bahsedilip onore edildiğini ve şahsına dair en ufak kötü, aşağılayıcı bir algı oluşturulmadığını, müvekkilinin kitabı sayesinde davacıyı tanımayanların kendisine hayranlık duyup sevgi beslediklerini, tarih bilimi objektif belge ve gerçeklere dayalı iken, edebiyatın yazarın meseleye bakış ve hayal dünyasını yansıttığını, dolayısıyla gerçeklerle birebir veya kısmen örtüşme zorunluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin de bu çerçevede ... hakkında mevcut olan yazılı ve görüntülü kaynakları tarayıp bu kaynaklardan istifade ile bir kısmı gerçek, bir kısmı ise kendi hayalinin ürünü olan bir belgesel-anlatı kitabı ortaya koyduğunu, edebî metinlerin gerçekleri aktarmak ve anlatmak mecburiyeti bulunmadığından akademik bir metin gibi dipnot kullanım usulüne tabi olmadığını, kaldı ki müvekkilinin kaleme aldığı kitabında hangi kaynakları tarayıp hafızasına aldığını ve bunları hayalinde nasıl yeniden üretip kendi metni hâline dönüştürdüğünü kaynaklar kısmında belirttiğini, bu bölümde davacıya teşekkür dahi ettiğini, dava dilekçesinde intihal oluşturduğu iddia edilen ifadelerin açıkça ortaya konulmadığını ve eser ile eser sahibinin adı ve alınan kısmın belirtilmesi şartıyla alenileşmiş güzel sanat eseri ve yayınlanmış eserden alıntı yapılabileceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflara ait kitapların "..." vasfında olduğu, her iki kitapta da yazar olarak tarafların isimlerinin yer aldığı gibi bandrol sorgulamasında da eser sahibi olarak ayrı ayrı tarafların adının geçtiği, bu hususta taraflar arasında da bir uyuşmazlık bulunmadığı, davacıya ait ve ilk baskısı Ekim 2012 tarihinde yapılan kitapta yer alan ve davacının hususiyetini haiz cümlelerin davalıya ait ve ilk baskısı Ekim 2021 yılında yapılan kitapta aynen yahut çok küçük değişiklikler yapılarak kullanıldığı, davalıya ait kitabın içeriğinde yer alan davacıya ait kısımların, maksadın haklı göstereceği sınırın ötesinde olduğu, yine bu kısımlar alınırken iktibasın belirli olacak şekilde yapılmadığı, kitabın sonuna eklenen "Kaynakça" kısmından hangi kısmın kimden alındığının anlaşılamadığı, davacının kitabından alınan kısımlar çıkarıldıktan sonra kalan kısmın bütünlük arz etmediğinden iktibas serbestisinin şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla eser/hak sahibinin umuma arz salahiyeti (FSEK md.14), adın belirtilmesi salahiyeti (FSEK md.15), eserde değişiklik yapılmasını menetme salahiyeti (FSEK md.16), çoğaltma hakkı (FSEK md.22) ve yayma hakkının (FSEK md.23) ihlal edildiği, davacının talep edebileceği maddi tazminatın 11.025,00.-TL olduğu, manevi tazminat isteğinin davacının kişilik haklarına tecavüz iddiasına dayanması nedeniyle uyuşmazlığın bu yönünü çözme görevi Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğundan daha önceden bu hususta tefrik kararı verilerek ilgili mahkemesine gönderildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile davalıya ait "..." kitabındaki intihal nedeniyle tecavüzün tespitine, ref'ine, kitabın davalı tarafından yeniden basımının, yayınlanmasının ve dağıtımının engellenmesine, basılan kitapların toplatılmasına, masrafı davalıdan alınmak kaydıyla, hüküm özetinin tirajı en yüksek ulusal çapta yayın yapan üç gazeteden birinde ilanına ve 11.025,00.-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece bilirkişi raporu doğrultusunda müvekkili lehine 11.025,00-TL maddi tazminata hükmedilmişse de, davalının gerçekte elde ettiği gelirin çok daha fazla olduğunu, söz konusu kitabın satılmaya devam ettiğini, güncel satış fiyatının 150,00-TL ile 200,00-TL arasında değiştiğini, ancak mahkemece 25,00 TL nin esas alındığını ve maddi tazminat talebinin tamamı kabul edilmesine rağmen davalı lehine maddi tazminat yönünden vekalet ücretine karar verilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını maddi tazminat miktarının gerçek bedel üzerinden hesap edilmesini ve müvekkili aleyhine maddi tazminat nedeniyle hükmedilen yargılama giderlerinin karardan çıkartılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların kitaplarında aynı kaynaklardan yararlanıldığını, benzerliklerin ortak alıntı mahiyetinde olduğunu, bu durumda kitapların kaynakçalarının incelenerek ortak alıntıların tespitinin yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda yer alan ve intihal olarak değerlendirilen bölümlerin bir kısmının, merhum ...'a ait nesnel bilgiler olarak değerlendirilmesi gerektiğini, bu bölümler davacının hususiyetini taşımaktan ziyade merhuma ait genel geçer bilgiler olduğundan benzer şekilde ifade edilebileceğini, özellikle ...'ın evliliğinden dünyaya gelen çocuklarının isimlerinin sayıldığı paragrafın, çeşitli türkü/şarkı sözlerinin yer aldığı kısımların ve merhumun röportajından alıntılanan paragrafların intihal olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi heyeti tarafından bu hususların dahi intihal olarak kabul edilmesi nedeniyle tespit edilen oranın olması gerekenden yüksek çıktığını, ...ın kendi ağzından yazılan kısımların taraf kitaplarında aynı şekilde yer almasının doğal olduğunu, bilirkişi kök raporunda müvekkiline ait kitabın içeriğinde davacıya ait kısımların, maksadın haklı göstereceği sınırın ötesinde olduğu şeklinde tespit edilmişse de, "maksadın haklı göstereceği sınır" kriterinin ucu açık ve muğlak olduğunu, Ek raporda benzerliğin %10 oranında olduğu belirtilmiş olup bu oranın aynı kişinin hayatının işlendiği iki kitap arasında makul sayılması gerektiğini, bir kişinin hayatı etrafında şekillenen iki kitapta ortak konular ve kişinin hayatına ilişkin herkesçe bilinen bilgilere yer verilmiş olması halinde aynı ifadelerin benzer şekilde kullanılacağını, %10'luk içindeki genelgeçer bilgiler, şarkı/türkü sözleri gibi anonim veriler ile kişinin röportajından alınan ve değişiklik yapılmaksızın sunulan kısımlar çıkarıldığında bu oranın düşeceğini, hatta bir benzerlik dahi kalmayacağını, müvekkilinin ... hakkında mevcut olan yazılı ve görüntülü kaynakları tarayıp ulaşabildiği ve merhuma dair bilgi edinebileceği kişilere ulaşarak ve tüm bu kaynaklardan istifade ile bir kısmı gerçek, bir kısmı ise kendi hayalinin ürünü olan bir belgesel-anlatı-öykü kitabı ortaya çıkardığını, davacıya ait kitabın ise monografi türünde olup niteliklerindeki farklılıklar sebebiyle müvekkilin intihal kastıyla hareket etmesi halinde dahi alıntı imkanının son derece kısıtlı olduğunu, zira kitapların yazım teknikleri, kullanılan edebi yöntemler ve tekniklerin birbirinden ayrı olduğunu, bu teknik durum sebebiyle müvekkilin kitabında yapmış olabileceği bir alıntıya ilişkin davacının arzu ettiği şekilde dipnotta belirtilmek suretiyle atıf yapılmasının mümkün olmadığını, davacının müvekkilin alıntı kurallarına uymadığı, dipnot ve tırnak işareti kullanmaksızın adeta kopyala-yapıştır yaptığı şeklinde iddiaları mevcutsa da, davacının kitabının da benzer şekilde meydana getirildiğini, davacının yararlandığı kaynaklara yalnızca kitabın sonunda kaynakça bölümüne yer verdiğini, davacının da bu suretle alıntı yapmış olması sebebi ile yapmış olduğu alıntıların kaynağı eserden alıntı olabileceğini, söz konusu intihal iddialarına konu parçaların tam anlamıyla kimin hususiyetini taşıdığının tespiti ve ispatının gerektiğini, davacının kaynakça bölümünde birçok eserden alıntı aldığını kabul etmesine rağmen bunların hiçbirini ilgili kısımda tırnak içinde belirtmediğini, davacının eserinde yaklaşık olarak 35 eserden alıntı yapılmışken müvekkilin alıntı yaptığı eser sayısının 13 olduğunu bu alıntıların ortak alıntı olduğunu, bir eserden esinlenilerek, esinlenen kişinin hususiyetini taşıyan başka bir eser oluşturulması hâlinde ilk eser sahibinin izninin gerekmediğini, esinlenme ile oluşturulan eserin bağımsız bir eser niteliğinde olduğunu, davacının kitaplarının üçüncü kişilerin ve toplumun bilgisine sunularak alenileştiğinin, eserlerin nitelikleri, türü ve özelliklerindeki farklılıklar dikkate alındığında müvekkilinin aynen almasından değil, yararlanmasından bahsedilmesi gerektiğini ve müvekkili tarafından kaynakçada, önsözde ve kitap içeriğinde davacıya olan teşekkür edildiği ve her iki kitabın yazımında ortak eserlerden de yaralanıldığının sabit olması karşısında mevcut olayda intihalin gerçekleşmediğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : 1-Dava, eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz nedeniyle maddi tazminat ile tecavüzün tespitine, refine ve menine karar verilmesi istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dosya kapsamında yapılan inceleme ile davacıya ait "..." ile davalıya ait dava konusu olan "..." isimli makalelerin, FSEK anlamında “..." vasfında oldukları, telif hakları uzmanınında yer aldığı uzman bilirkişi heyeti tarafından davacıya ait kitap ile davaya konu kitap arasında yapılan karşılaştırmada davacının hususiyetini haiz cümlelerin olduğu gibi ya da çok küçük değişiklikler yapılmak suretiyle davalıya ait kitapta yer aldığı, bu cümleler içinde yer alan bilgilerin pek çoğu kitabın konusunu oluşturan ...'a ilişkin anonim bilgiler ise de, davacının kitabındaki ifade ve sunuş tarzını yansıtan bu alıntıların maksadın haklı göstereceği sınırın ötesinde olduğu ve kısımlar alınırken iktibasın belirli olacak şekilde yapılmadığı, kitabın sonunda kaynakça bölümü mevcut olmakla birlikte, kitabın hangi kısmında kimden ya da hangi kaynaktan yararlanıldığının belirsiz olduğu ve bu kısımlar olmadan kitabın bütünlüğünden söz edilemeyeceği, davacı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarının davaya konu kitabın satış fiyatı, bandrol adedi ve davacı ile yayın evi arasındaki sözleşmelerde kararlaştırılan brüt telif oranı esas alınarak belirlendiği ve manevi tazminata ilişkin taleplerin hüküm öncesinde tefrik edilerek eldeki dosyanın konusu olmaktan çıkarıldığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve davalı vekilinin bütün istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazlarına gelince, davacı eser sahipliğinden kaynaklanan haklarının ihlalinin tespiti, meni ve refi taleplerinin yanında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00-TL tazminat talebinde bulunmuş ve █████/2023 tarihli dilekçesi ile talebini bilirkişi raporundaki değer doğrultusunda 11.025,00 TL olarak ıslah etmiştir. Mahkemece davacının talebinin tam kabulüne karar verilmiş olmasına rağmeni, hükmün ilgili fıkrası "Davanın maddi tazminat bakımından kısmen reddedilmesi ve davalının kendisini vekil ile temsil ettirmeleri sebebiyle reddedilen maddi tazminat için hesap 11.025,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" şeklinde kurulmuştur. Bu itibarla davacının maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, bu talepten dolayı davacı aleyhine AAÜT uyarınca vekalet ücretine karar verilmesi doğru değildir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun vekalet ücretine ilişkin itirazları haricindeki kısmı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin aleyhe vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2024 gün ve ███████ Esas - ███████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın KABULÜ ile; Davalıya ait "..." kitabındaki intihal nedeniyle tecavüzün tespitine, ref'ine, anılan kitapların davalı tarafından yeniden basımının, yayınlanmasının, dağıtımının ENGELLENMESİNE, basılan kitapların TOPLATILMASINA, 4-Masrafı davalıdan alınmak kaydıyla, hüküm özetinin tirajı en yüksek ulusal çapta yayın yapan üç gazeteden birinde ilanına, 5-11.025,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Manevi tazminat talebi yönünden tefrik kararı verildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Harçlar Kanunu'na göre kabul edilen maddi tazminat yönünden alınması gereken 753,11-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.024,65-TL harcın mahsubu ile bakiye 271,54-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 8-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, kabul edilen maddi tazminat yönünden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 11.025,00-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 2.600,00-TL bilirkişi ücreti, 120,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 320,00-TL tebligat ve posta masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 4.209,40-TL yargılama giderine, 1.024,65-TL peşin harç, 80,70-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 5.314,75-TL.'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 10-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin uhdelerinde bırakılmasına, 11-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 12-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 753,11-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 13-Harçlar Kanunu'na göre davalıdan alınması gereken 753,11-TL nispi istinaf karar ve ilam harcı istinaf başvurusunda peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 14-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Başkan... Üye... Üye... Katip...