İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinden, uluslararası moda markasının taklit ürün satışından kaynaklanan marka hakkı tecavüzü ve haksız rekabet tespitine dair istinaf kararı.
Özet: Bir moda şirketinin, perakendeci bir işletmenin kendi tescilli markasına tecavüz eden ve haksız rekabet oluşturan taklit ürünleri (özellikle bir sweatshirt) sattığını iddia ederek, bu tecavüzün tespiti ve durdurulmasını talep ettiği davada; davalı, ürünleri aracılardan temin ettiğini, marka hakkına bilerek tecavüz etmediğini ve yalnızca tek bir benzer ürünün bulunduğunu savunmuş, ancak ilk derece mahkemesi, davalı iş yerinde tespit edilen ürünlerin davacının markasıyla ayniyet derecesinde benzerlik taşıdığını ve orijinal olmadığını belirterek davacının talebini kabul etmiş, marka hakkına tecavüzün tespiti ve durdurulmasına karar vermiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:█████/2024NUMARASI:███████ ESAS, ████████ KARARDAVANIN KONUSU:Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)KARAR TARİHİ:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30 yıldır Türkiye'de moda sektöründe varlığını sürdüren müvekkili ... nin; ABD, Kanada, Almanya, Hollanda, Avustralya ve Rusya’nın aralarında bulunduğu 35 ülkede 394'ü ... olmak üzere 4.500 noktada hizmet verdiğini, tasarımlarının ve markalarının ulusal korumasını sağlayacak tescillerini Türk Patent ve Marka Kurumu aracılığıyla gerçekleştirdiğini, müvekkili adına tescilli markaların tüketiciler nezdindeki çekim gücü ve güvenilir marka algısı nedeniyle kötü niyetli kişilerce marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünler üretilmekte ve/veya satışa sunulmakta olduğunu, davalıya ait işletmede müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünlerin satışa sunulduğu bilgisinin taraflarına ulaşması akabinde; taraflarınca ikame edilecek olan huzurdaki davada bu hususu delillendirmek amacıyla davalıya ait işletmeden 1(bir) adet “...” marka ve logolu sweatshırt satın alındığını ileri sürerek davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın, 29 ve 149/1-a, TTK 55 vd. hükümleri uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-c hükmü uyarınca müvekkilinin marka haklarına yönelik ihlalin ve haksız rekabetin durdurulmasına, 6769 sayılı SMK’nın 149/1-d hükmü uyarınca müvekkilinin marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına, vekalet ücreti ve tüm yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştirCEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili hakkında açılan davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin, dosya münderacatında yer alan adreste perakende olarak giyim ürünlerinin yalnızca satışını yaptığını, ticari faaliyetini yaptığı bu ürünleri aracı kişi veya kişilerden temin etmekte olup herhangi bir üretim veya üretime yönelik faaliyeti bulunmadığını, ticari faaliyeti için aldığı ürünleri toplu olarak, renk veya model ayırt etmeksizin temin ettiğinden, ürünlerdeki yazı ve modellerin hangi marka veya markalarla ilgili olduğunu bilmesi ve bilebilecek olmasının mümkün olmadığını, zira, müvekkilinin ticari faaliyetini gerçekleştirirken herhangi bir markanın satışını gerçekleştirme amacı da bulunmadığını, faaliyetinde doğrudan ya da dolaylı üretim yapan kişilerden temin ettiği ürünler yer aldığını, alınan bilirkişi raporunda, "yerinde inceleme için gidilen davalı adresinde, davacının dayanak markalarına ilişkin tespit talebine konu 1 adet üründe (sweat-shirt) kullanıma rastlanmıştır" şeklinde tespitte bulunulduğu üzere, müvekkilinin davacının iddia ettiği gibi sürekli ve devamlı olarak davacı markasının satışını gerçekleştirmediğini, müvekkilinin satışa sunduğu çok sayıda ürünlerden davacının markasına benzer olduğu iddia edilen yalnızca 1(bir) adet ürün olduğunu, müvekkilinin bu yönde kasıtlı ve 6769 sayılı Kanun'a aykırı davranışı bulunmadığını, davacının men taleplerinin yerinde olmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin işyerinde bulunan ürün hakkında yeterli açıklama ve inceleme yapılmadığını, müvekkilinin satışa sunduğu iddia edilen ürünün davacının olduğuna ilişkin inandırması veya tüketiciyi yönlendirmesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ███████ Esas ████████ Karar 27.11.2024 Tarihli kararında: "...Somut olayın yapılan incelemesinde, davacının davaya dayanak markalarından ... tescil numaralı markanın ... zemin üzerinde beyaz renkli karakterler ile "..." ibaresinden oluştuğu, davalının iş yerinde tespit olunan "giysi" ürünlerinin davacı markasının tescil kapsamında kaldığı ve fiili markasal kullanımların "..." şeklinde olmakla, davacı dayanak markası ile ayniyet derecesinde benzerlik içerdiği, davalının satışa arz ettiği ürünlerin orijinal olmadığı görülmekle marka hakkına tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu kanaatine varılmış olmakla, davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacının davasının KABULÜ ile, -Davalının davacıya ait markalarından doğan haklarına tecavüzünün tespiti ile bu tecavüzün durdurulmasına; tecavüz teşkil eden ve bilirkişi raporunda görsellerine yer verilen davalı yana ait ürünlere el konulmasına,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı marka dahil hiç bir markanın satışını yapmadığını, dosya münderacatında yer alan adreste perakende olarak giyim ürünlerinin yalnızca satışını yaptığını, ticari faaliyetini yaptığı bu ürünleri aracı kişi veya kişilerden temin etmekte olup herhangi bir üretim veya üretime yönelik faaliyeti bulunmadığını, markanın satışını gerçekleştirme amacı bulunmadığını, davalının markayı kullanılarak ticari itibar oluşturmadığı gibi, bu uğurda da herhangi bir gelir elde etmediğini, davalı markaya bir tecavüzü bulunmadığını, davacı markasının müvekkiline yarar sağlamadığını, 20.04.2024 tarihli bilirkişi raporunda, "yerinde inceleme için gidilen davalı adresinde, davacının dayanak markalarına ilişkin tespit talebine konu 1 adet üründe (...) kullanıma rastlanmıştır" şeklinde tespitte bulunulduğu üzere, müvekkilin davacının iddia ettiği gibi sürekli ve devamlı olarak davacı markasının satışını gerçekleştirmediğini, davacının men taleplerinin yerinde olmadığını, herhangi bir tüketici tarafından müvekkilin işyerinde tespit edilen ürünün, davalı markasının bizzat kendisine ait ürün olduğunu anlayabileceğinden, davalı markaya ilişkin tecavüz bulunmadığını, işyerinde tespit edilen tek bir ürüne göre verilen tespit kararının, emsal diğer kararlara göre son derece ağır ve hakkaniyete uymadığını beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava, markaya tecavüzün tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi marifetiyle davalı işyerinde yapılan tespit ile davalı markasal kullanımlarının davacı markası ile ayniyet derecesinde benzer olduğunun ve markanın kapsadığı mala/hizmete yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali doğuracağının tespit edilmesi ve satışa arz edilen ürünlerin orijinalliğine dair herhangi bir belge, lisans sözleşmesi ya da markalı malların satışına ilişkin herhangi bir izin belgesinin sunulmaması karşısında davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olduğundan davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddi gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026