Mala zarar verme suçundan sanığın duruşmada hazır edilmemesiyle savunma hakkının kısıtlanması ve dava zamanaşımı ihtimali üzerine kanun yararına bozma talebinin değerlendirilmesi için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulması.
Özet: Mala zarar verme suçundan hükümlü sanığın, nihai duruşmada hazır edilmeyerek savunma hakkının kısıtlandığı iddiasıyla yapılan kanun yararına bozma ihbarı değerlendirilirken, sanığın eylemine ilişkin sekiz yıllık dava zamanaşımının, mahkûmiyet kararının verildiği tarihten hükmün kesinleştiği ana kadar geçmiş olduğu belirlenmiştir; bu nedenle, dosyanın öncelikle zamanaşımı hususunda kanun yararına bozma talebinde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir.

Mala zarar verme suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1 ve 62. maddeleri uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının anılan Kanun'un 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli ve ████████ esas, ████████ karar sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 04.12.2025 gün ve 94660652-105-42-27759-2025-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 17.12.2025 gün ve ███████████ sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE; Dosya aslının, adı geçen sanık ve inceleme dışı sanık haklarında nitelikli hırsızlık suçu yönünden kurulan hükümlerin temyiz incelemesi sonunda bozulmasını müteakip, kamu davasının derdest olması sebebiyle mahkemesinde bulunduğu anlaşıldığından, onaylı dosya sureti üzerinden yapılan incelemede;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 196/1. maddesinde yer alan, "Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanık veya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse, mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir." şeklindeki düzenleme ile, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.07.2022 tarihli ve 2021/6-434 esas, ████████ karar sayılı ilâmında yer alan, "Manisa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka bir suçtan hükümlü olarak bulunan ve asıl Mahkemesince yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanık ...’ın, hükmün açıklandığı 05.06.2015 tarihli son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi savunma hakkının sınırlandırılması niteliğindedir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire kararının kaldırılmasına, Yerel Mahkeme hükmünün CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca kanun yararına bozulmasına, müteakip işlemlerin mahallinde Mahkemesince yerine getirilmesine ve ulaşılan bu sonuç karşısında sanığın mala zarar verme suçuna ilişkin cezasının infazının durdurulması ile tahliyesine karar verilmelidir." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;Somut olayda, sanığın yargılama aşamasında 5271 sayılı Kanun’un 196. maddesi uyarınca duruşmalardan bağışık tutulmaya yönelik talebi bulunmadığı, Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.05.2016 tarihli kararının verildiği tarihte başka suçtan Ereğli T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan sanığın, kısa kararın okunduğu oturumda hazır edilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Sanığın yargılama konusu eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/1 maddesinde tanımlanan suç için öngörülen cezanın üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e. maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 17.05.2016 tarihli mahkûmiyet kararı tarihinden itibaren hükmün kesinleştiği 26.09.2024 tarihine kadar geçmiş bulunması hususu da belirlenmiş olup, bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.