Temsil yetkisi tartışmalı şirket yetkilisi tarafından imzalanan adi yazılı sözleşmeye dayalı ilamsız icra takibinin iptali talebi.
Özet: Bu hukuki ihtilaf, davacı şirketin, şirketi temsil yetkisi olmayan bir şahıs tarafından imzalandığını iddia ettiği adi yazılı bağımsız bölüm satış sözleşmesi ve teminat senedine dayanılarak davalı tarafından başlatılan ilamsız icra takibinin iptali ile davalıya borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı; davacının, ne sözleşmede ne de senette şirket kaşesi olmadığını, inşaatın yapılmadığını ve ana sözleşmenin feshedildiğini ileri sürerken, davalının ise sözleşmeyi imzalayan kişinin o tarihte şirketin yetkilisi olduğunu, sözleşmede belirtilen daire bedeli olan 850.000,00 TLyi ödediğini ve takibin usulüne uygun olarak kesinleştiğini savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatını talep ettiği bir uyuşmazlıktır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/... E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2024/... E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkil şirket aleyhine davalının ilamsız icra takibi başlattığını, usulsüz tebligat ile takibi kesinleştirdiğini, şirketin mallarına haciz konulduğunu, ilamsız icra takibine dayanak yapılan adi yazılı sözleşme ve teminat senedinin, sözleşme tarihinde şirketi temsil yetkisi bulunmayan dava dışı ... ile davalı arasında düzenlendiğini, davalıya 20.05.2023 tarihinde devir ve teslimi yapılacağı kararlaştırılan bağımsız bölümün bulunduğu inşaatın ne şirket ne de dava dışı ... tarafından inşaa edilebildiğini, davalı tarafça sözleşmede belirtilen bedelin davalı şirkete ya da dava dışı ...'e ödenmediğini, sözleşmede ".. almış olduğu 850.000,00 TL .." ibaresi geçmekte ve anılan sözleşmeye istinaden dava dışı ... tarafından davalıya teminat senedi verilmiş ise de, ne sözleşmede ne de senette müvekkili şirketin kaşesinin yer almadığını, sözleşmede sözü edilen ve dava dışı ... ile müvekkili şirketin taraf olduğu inşaat sözleşmesine konu yapının inşaa edilmediğini ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi daha sonraki bir tarihte karşılıklı olarak feshedildiğini, davalının daire bedelini müvekkili şirketten talep etmesinin iyi niyet ile bağdaşmayacağını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı şirket ile dava dışı arsa maliki ... arasında düzenleme şeklinde noterde imzalanan sözleşmeye istinaden davacı şirketin yapmayı taahhüd ettiği taşınmazda bulunan bağımsız bölümü müvekkiline sattığını ve karşılığında 850.000,00 TL aldığını, bunun üzerine müvekkili ile davacı şirket arasında 26.08.2022 tarihli taşınmaz mal sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereği müvekkilin 850.000,00 TL nakit ödediğini, davacı şirketin ise müvekkile 27.08.2023 vade tarihli 850.000,00 TL bedelli teminat senedi verdiğini, davacı şirketin taşınmaz mal sözleşmesinde belirtilen edimini yerine getirmediğini, müvekkili tarafından alacağın tahsili için icra takibi başlatıldığını, ödeme emri davacının takip tarihindeki MERNİS adresine usulüne uygun şekilde gönderildiğini ve takibin usulüne uygun olarak kesinleştiğini, 26.08.2022 tarihli taşınmaz mal sözleşmesinde ikrar içeren ibare ile müvekkilinin davacıya daire bedelini ödediğinin açıkça ispatı olduğunu, müvekkili ile davacı şirket arasında düzenlenen 26.08.2022 tarihli taşınmaz mal sözleşmesinin dava dışı arsa maliki ... ile davacı şirket arasında yapılan 18.01.2022 tarihli düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayanılarak yapıldığını, dava dışı ...'in sözleşmeyi davacı şirket yetkilisi olarak düzenlediğini, 26.08.2022 tarihinde davacı şirketin yetkilisinin dava dışı ... olduğunun ticari sicil kayıtları ile sabit olduğunu, ... Gazetesinde davacı şirketin yetki değişikliğine ilişkin herhangi bir ilan yayınlanmadığını, 26.08.2022 tarihli mal sözleşmesinde taşınmazı satan bölümde davacı şirketin unvanının açık şekilde yazıldığını, sözleşmenin şahitler huzurunda davacının iş yerinde akdedildiğini, davacı şirket yetkilileri tarafından inşaat sözleşmesinin feshedildiğinin ve yapılmadığının müvekkile bildirilmediğini savunarak, davanın reddi ile kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı yüklenici şirket ile dava dışı arsa sahibi ... arasında, 18.01.2022 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tanzim edildiği, sözleşmenin davacı şirket yetkilisi ... tarafından imzalandığı, dava dışı davacı şirket yetkilisi ... ve davalı arasında 26.08.2022 tarihinde davacı şirketin dahil olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine atıf yapılarak, yükleniciye isabet eden 4 nolu bağımsız bölümün satışı hususunda adi yazılı sözleşme düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede 18.01.2022 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine atıf yapılmakla, ... kayıtlarında sözleşme tarihi itibari ile şirketin resmi yetkili sıfatına sahip ...'ın şirket nam ve hesabına hareket ettiği, işbu sözleşmeye istinaden davalı tarafça ödenen 850.000,00 TL bedele ilişkin ...'a teminat senedi verildiği, alacağın temliki hükümlerine göre yükleniciden bağımsız bölüm satın alınmasına dayalı geçerli ve satış bedeli alıcı tarafından ödenmiş bir satış vaadi sözleşmesinin, yüklenicinin arsa sahibi ile arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesindeki edimini yerine getirmemesi nedeniyle ifa olanağının kalmadığı hallerde, alıcının "müspet zarar" kapsamında yükleniciden satışa konu bağımsız bölümün rayiç değerini ya da sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği satış bedelinin denkleştirilmiş adalet ilkesi gereği güncellenmiş miktarını tazminat olarak isteme hakkı bulunduğu, davalının sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden ödemiş olduğu bedelin tahsiline yönelik başlatmış olduğu icra takibinde haklı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davaya konu taşınmaz satışına ilişkin 26.08.2022 tarihli sözleşmenin alacağın temliki niteliğinde olup, yazılı şekilde yapıldığından geçerli olduğu, temlikin ivaz karşılığı olduğu, temlik eden yüklenici durumundaki davalının alacağının temlik tarihinde tekeffül ettiği, taraflar arasında düzenlenen alacağın temlikine ilişkin sözleşme imzalayan yanları bağlayacağı, davacının taşınmazın aynen teslimini, olmadığı taktirde ikame değerini istemekle hukuki yararının bulunduğu, temlik anında alacağın hiç ya da temlik sözleşmesinde belirtildiği şekilde var olmamasının temlik edeni sorumluluktan kurtarmayacağı, davalı ile dava dışı ... arasında dava konusu taşınmazın 850.000,00 TL bedelle satışına yönelik 26.08.2022 tarihli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede 850.000,00 TL'nin peşin ödendiği, teslim tarihinin 20.05.2023 tarihi olacağının kararlaştırıldığı, sözleşme uyarınca davalı yanca dava dışı ...'a 850.000,00 TL ödeme yapıldığının uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...'ın sözleşme tarihinde şirketin yetkili temsilcisi olmadığını iddia ettiği, ... Gazetesinin 10.09.2021 tarihli sayısında sözleşmede imzası bulunan dava dışı ...'ın şirket ortağı olduğu, ortaklığının devam ettiği, 06.04.2023 tarihli sayıda şirket yetkilisi olarak ...'ın seçildiği, sözleşme tarihi itibariyle dava dışı ... davacı şirketin yetkili temsilcisi olup yaptığı işlemlerin davacı şirketi de bağlayacağı, dava konusu taşınmaza ilişkin sözleşmede bedelin ödendiği yazılı olup aksi iddia edence ispatlanamadığı, menfi tespit davasında ispat yükü alacak/borç ilişkisini iddia eden davalı tarafa ait olup davalı dosyaya sunduğu belgelerle alacaklı olduğunu ispatladığından yemin deliline başvurulması gerekmediği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Mahkemece ön inceleme duruşmasında karar verildiğini, açıkça yemin deliline dayanıldığını ancak yemin teklif edip etmeyeceğine ilişkin beyanlar alınmadan ve yemin teklifi hakları hatırlatılmadan karar verildiğini, delillerin toplanmadan usulüne uygun yargılama faaliyetinin yürütülmediğini, dava dışı ...'in sözleşme tarihinde temsil yetkisi olmadığı gibi sözleşme gereği ödenen bir bedelde olmadığını, tanıklarının dinlenilmediğini, Mahkemece duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikata ilişkin açıklama yapmak üzere söz verilmediğini, tefhimle açık yargılamaya son verildiğinin bildirilmediğini, taraflara son sözlerinin sorulmadan karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşınmaz satış bedelinin tahsili için başlatılan icra takibi nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle 26.08.2022 tarihli sözleşmede açıkça daire bedelinin alındığının ikrar edilmesi karşısında yemin deliline başvurulmasının gerekmemesine, deliller toplanmış olduğundan ilk celsede taraf vekillerinin diyecekleri sorulduktan sonra karar verilmiş olmasının usul ve kanuna uygun bulunduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!