Bireysel kredi borcu kaynaklı icra takibine itirazın iptali davasında, alacağın zamanaşımına uğradığına dair yerel mahkeme kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bankanın 2000 yılında verdiği ve 2001de muaccel hale gelen bireysel kredi alacağından kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalı ve feri müdahilin borcun 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğu ve 2011de zamanaşımına uğradığı, 2017de başlatılan icra takibinin ve icra baskısıyla imzalanan protokolün zamanaşımını kesmediği yönündeki savunmaları üzerine, ilk derece mahkemesi, kredi alacağının 2001de muaccel olmasına rağmen 2017de takip başlatıldığı ve icra baskısıyla imzalanan protokolün eksik borç niteliğini değiştirmeyeceği gerekçesiyle zamanaşımından dolayı davanın reddine karar vermiş, bu karar istinaf tarafından da onanmıştır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

SAYISI : 2024/... E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1. Davacı (temlik eden) vekili; davalının müvekkili bankadan 08.11.2000 tarihinde bireysel kredi borçlanma ve rehin sözleşmesi ile kredi kullandığını, davalının ve müşterek müteselsil borçlu kefil ...'nın borcu ödememesi üzerine ... 27. Noterliğinin 11.06.2001 tarihli ihtarnamesi ile hesabı kat ettiklerini, sonrasında da ... 14. İcra Müdürlüğünün 2003/... Esas sayılı ve ... 11. İcra Müdürlüğünün 2001/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, sonuç alınamadığı için dosyaların ...'ya gönderildiğini, adı geçen bu dosyalar ile zamanaşımı süresinin kesildiğini, zamanaşımının en son işlemlerden sonra tekrar işlemeye başlayacağını, bu defa ... 26. İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı dosyası ile yasal takip başlattıklarını, takipte istenen faiz oranının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile belirlenen oran olduğunu, borçlunun haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, ... 26. İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı dosyasında davalı-borçlunun itirazının iptaline, takip miktarının %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
2. Fer'i müdahil ... vekili; ... 26. İcra Müdürlüğünün 2017/... Esas sayılı icra dosyasındaki ödeme emrinin müvekkiline tebligat Kanunu 21/2 uyarınca tebliğ edildiğini ve takibin kesinleştiğini ancak müvekkilinin bu takipten hesabına konulan blokaj nedeni ile haberdar olduğunu, bu nedenle İİK m.72/2 uyarınca ... 4. Tüketici Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile açtığı menfi tespit davasının devam ettiğini, müvekkilinin kefaletinin geçersiz olduğunu, asıl borç yönünden 10 yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olduğunu, müvekkilinin kefaletinin şekle aykırı düzenlendiğini, kefalet süresinin 10 yıl olduğunu, talep edilen faizin fahiş olduğunu, davalı banka tarafından başlatılan takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, takip alacaklısı bankanın açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine ve %20 oranında kötü niyet tazminatının karşı taraftan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, 20 yıldan uzun süre geçtiğini, ayrıca faiz miktarının ana parayı geçemeyeceğini, davaya bakmakla ... Mahkemelerinin yetkili olduğunu, müvekkilinin icra dosyasına itiraz etiğini, buna rağmen maaşından 1/4 oranında kesinti yapıldığını, 2001 yılına ait alacağın zaman aşımına uğradığını belirterek, usule ve esasa ilişkin nedenlerle davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.05.2018 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı kararıyla davaya bakmakla Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle verilen görevsizlik kararının kesinleşmesi ve talep üzerine dosya Tüketici Mahkemesine gelmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıya 08.11.2000 tarihinde kredi verilmiş olduğu, davalının bu sözleşmeyi asıl borçlu sıfatıyla imzalamış olduğu, kredi taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle davalıya 11.06.2001 tarihinde ihtarnamenin gönderildiği, bu ihtarnamenin davalıya 14.06.2001 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davaya konu itirazın iptali istenen icra takibinin ise 2017 tarihinde açıldığı, her ne kadar davacı vekili tarafından davalının icra takip dosyasında hazırlanan protokolü imzalanması nedeniyle zamanaşımının kesildiği, bu sebeple davanın kabulüne karar verilmesi dile getirmiş ise de esasen protokolün 2017 yılında imzalandığını, bu tarih itibariyle alacağın zamanaşımına uğramış olduğu ve eksik borç niteliğinde olduğu, icra baskısı altında protokol imzalanmakla eksik borç niteliğinin değişmeyeceği, her aşamada davalının bu itirazda bulunacağı, davacı bankanın tasfiye halinde olduğu, TMSF tarafından devralınmadığı, fonun devralmadığı banka alacakları yönünden 20 yıllık zamanaşımı süresinin söz konusu olamayacağı, genel zamanaşımı süresinin geçerli olduğu ve 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, bu itibarla kredi alacağının muaccel olduğu ihtarname tarihi dikkate alındığında 2011 yılında zamanaşımına uğradığı, takibin ise bu tarihten sonra 2017 tarihinde başlatıldığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2023 tarihli ve █████████ E.- █████████ K. sayılı kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekili ve katılma yoluyla feri müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairemizin 23.01.2024 tarihli ilamıyla; "1. Davacı vekilinin dava konusu alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nda TMSF'ye ''fon alacakları'' için özel takip ve tahsil imkanları tanındığı gibi bu tür alacaklar için zamanaşımı süresi de ''20 yıl'' olarak öngörülmüştür.
Fon alacağı kavramı 5411 sayılı Kanun'da tanımlanmış olup, TMSF'nin her türlü alacağının fon alacağı olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bir alacağın 20 yıllık zamanaşımına tabi fon alacağı olarak nitelendirilebilmesi için bu alacağın 5411 sayılı Kanun'dan kaynaklı bir alacak olması gerekir.
Bu anlamda banka kaynaklarının sömürülmesi (5411 sayılı Kanun'un 108/4. maddesi), bir bankanın fona devredilen alacaklarının 5411 sayılı Kanun'un 107. maddesi uyarınca devir alınması gibi hallerden doğan alacaklar fon alacağı niteliğindedir. (Kürşat Göktürk ''Fon alacağ'' ... Ünv. H.F. Dergisi, 2010, S.1 sh.78)
Somut olayda bu nitelikte bir alacak bulunmadığından 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması söz konusu olmayacağından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddine karar verilmiştir.
1. Davalı asıl borçlunun, ...'nın ise müşterek borçlu müteselsil kefil olarak yer aldığı 08.11.2000 tarihli bireysel kredi borçlanma ve rehin sözleşmesi ile kredi kullandığı, borcun ödenmemesi üzerine ... 27. Noterliğinin 11.06.2001 tarihli ihtarnamesi ile hesabın kat edildiği, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerin incelenmesinde ise; ... 14. İcra Müdürlüğünün 2003/... E. sayılı ve ... 11. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ancak dosyaların sekaya gönderildiği ve asıllarının dosya içerisinde yer almadığı, son olarak 2017 yılında davaya konu icra takibinin başlatıldığı anlaşılmaktadır.
Ne var ki davacı tarafça sunulan ve davalı tarafından da imzası inkar edilmeyen ''protokol'' başlıklı belgede davalı borçlunun (temlik eden) ...Bankası A.Ş.'nin, ...'e devir ve temlik edilen borcundan dolayı, devir tarihleri itibariyle borçlarının anaparasının toplam 20.124,00 TL olduğunu kayıtsız, şartsız ikrarı ile kabul ve beyan ettiği, bu protokolün borcun temditi/uzatılması ve tecditi/yenilenmesi anlamına geldiğinin protokolde yazıldığı, protokolün şartlarının düzenlendiği 5. maddede dava konusu icra dosyasında sürecin nasıl işleyeceğinin belirlendiği anlaşılmıştır.
6098 sayılı Kanun'un 160. maddesi zamanaşımından feragati düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, zamanaşımından önceden feragat edilemez. Önceden feragatten amaç, sözleşme yapılmadan önce veya yapılırken vaki feragattir. Oysa daha sonra vazgeçmenin geçersiz sayılacağına ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. O nedenle borç zamanaşımına uğradıktan sonra borçlu zamanaşımı defini ileri sürmekten feragat edebilir. Zira, burada doğmuş bir defi hakkından feragat söz konusudur ve hukuken geçerlidir. Bu feragat; borçlunun, ileride dava açılması halinde zamanaşımı definde bulunmayacağını karşılıklı olarak yapılan feragat anlaşmasıyla veya tek yanlı iradesini açıkça bildirmesiyle veyahut bu anlama gelecek iradeye delalet edecek bir işlem yapmasıyla mümkün olabileceği gibi, açılmış bir davada zamanaşımı definde bulunmamasıyla veya defiyi geri almasıyla da mümkündür.
Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya yöneltilen borç ikrarının, zamanaşımı definden zımni (örtülü) feragat anlamına geldiği, öğretideki baskın görüşlerle ve yargı inançlarıyla da doğrulanmaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.1963 T. 5924-6419 sayılı kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır.
Dahası, zamanaşımı süresinin dolmasından sonra alacaklıya karşı bir borç ikrarında bulunan borçlunun, bu borç ikrarına dayanılarak açılan davada zamanaşımı defini ileri sürmesi, çelişkili davranış yasağını oluşturur. Bu durum Medeni Kanunun 2. maddesine aykırı olup hukuken korunamaz (HGK’nun 23.02.2000 gün ve ███████-71 E, ████████ K.).
Bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; taraflar arasında düzenlenen ve davalı tarafça imzalanan protokolün borç ikrarı niteliğinde olup olmadığı ve borç ikrarı niteliğinde ise bu hususun zamanaşımından feragat niteliğinde olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle protokolün 2017 yılında imzalandığı, bu tarih itibariyle alacağın zamanaşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğu" gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla; tüm dosya kapsamı uyarınca yapılan incelemede, davalı ile temlik veren banka arasında 08.11.2000 tarihli bireysel kredi borçlanma ve rehin sözleşmesi imzalandığı, kredi taksitlerinin ödenmemesi nedeniyle davalıya gönderilen ihtarnamenin davalıya tebliğ edildiği, tüm kredi taksitlerinin ihtarnamede verilen sürenin dolmasıyla muaccel hale geldiği, taraflar arasındaki sözleşme ve ihtarname uyarınca 818 sayılı Borçlar Kanunu hükümlerinin olaya uygulanması gerektiği de dikkate alınara hüküm kurmaya elverişli 12.12.2024 tarihli bilirkişi ek raporunca yapılan hesaplama uyarınca davanın kısmen kabulü ile, davalının ... 26. İcra Müdürlüğünün 2017/... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptaline, takibin dava tarihi itibariyle 8.147,33 TL asıl alacak, 453.406,61 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 461.553,94 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar ,davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, borçlunun feragatinden söz edilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tüketici kredisinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak oluşturan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının yeniden incelenemeyeceğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davacıdan mahallinde alınmasına,
Temyiz eden davalı harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde iadesine,
11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!