Kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat davasında, sürücünün kaza anındaki alkol durumu ve kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediği uyuşmazlığının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, kasko poliçesi kapsamındaki aracının kaza hasarının sürücünün alkollü olduğu iddiasıyla sigorta şirketince reddedilmesi üzerine açtığı davada, yerel mahkemenin kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleştiği gerekçesiyle davasını reddetmesi üzerine istinafa başvurarak, hastane raporlarındaki alkol ölçümünün hatalı yorumlandığını, sürücünün alkollü olup olmadığının ve alkolün kazaya etkisinin yeterince araştırılmadığını öne sürmüş; Bölge Adliye Mahkemesi, uyuşmazlığın sürücünün alkol durumu ve bunun kasko teminat dışılığına yol açıp açmadığı hususlarında yoğunlaştığını, ilgili trafik mevzuatı ve sigorta genel şartlarının bu konuda belirleyici olduğunu belirtmiştir.

T.C. .. BAM .. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .

T.C.
.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
BAŞKAN : .
ÜYE : .
ÜYE : .
KATİP : .
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : .
KARAR NO : .
KARAR TARİHİ : .
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :.
DAVACI : .
DAVALI : .
DAVANIN KONUSU : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
B.A.M. KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın reddine dair verilen karara süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde, kaza tespit tutanağından anlaşılacağı üzere müvekkilinin adına kayıtlı olup sunulan ... poliçe numaralı genişletilmiş kasko sigortası poliçesi ile davalı şirketi tarafından sigortalanan ...f plakalı aracın sürücü ... sevk ve idaresinde iken 08.08.2022 tarihinde maddi hasarlı/yaralamalı trafik kazasına karıştığını kasko poliçesi kapsamında davalı şirket tarafından karşılanması gerekirken alkol sebebiyle reddedilen ve müvekkilinin karşılanmak zorunda kalınan hasar bedelinin davalı taraftan tahsili için işbu davayı açma zarureti hasıl olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00.-TL onarım bedelinin, kaza tarihinde yürürlükte olan Kasko Genel Şartlarının B.3.3.4.1. maddesine istinaden 01.09.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava dilekçesinde, dava konusu talepleri kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalı araçta meydana geldiği iddia olunan hasara ilişkin dava konusu talep fahiş olduğunu, iş bu tutarın alanında uzman ehil bilirkişi marifetiyle tespiti gerektiğini dava konusu hasar teminat dışı bulunduğundan dolayı temerrüt olgusu gerçekleşmemiş olduğundan müvekkil şirketin talep olunan faiz, yargılama gideri ve ücret-i vekaletten de sorumluluğu bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; ..tarihli raporda, sürücünün kazada %100 kusurlu bulunduğu, kazanın salt alkolün etkisiyle meydana geldiği tespit edilmekle, alınan raporun ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu anlaşılmakla hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; müvekkilinin kaza anında alkollü olup olmadığı ile kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği hususunda nörolojik açıdan inceleme yapılması için ATK dan rapor alınması gerektiğini, kazadan sonra hastaneden alınan raporda müvekkilinin kaza anından alkollü olmadığının tespit edilmesine rağmen hastane ölçümlerine itibar edilmemesinin hatalı olduğunu, nörolog bilirkişi tarafından müvekkilinin hastane ölçümüne göre kaza anında 0,10 promil alkollü kabul edilmesinin hatalı olduğu zira hastane raporunda belirtildiği üzere testin okuma alt sınırın 0,101 promil olduğu ve müvekkilinin test sonucundan <0,10 olduğunu, bu suretle müvekkilinin sonucu 0,01 olabileceği gibi, 0,10 da olabileceğini, bu sonuçtan kesin olarak müvekkilinin 0,10 promil alkollü olduğu sonucuna varılamayacağını beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan maddi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, sigortalı davacıya ait aracın sürücüsünün kaza anında alkollü olup olmadığı ile bu kapsamda kazanın alkollü iken meydana gelmesi halinde zararın kasko poliçesi teminat dışı olup olmadığı hususudur.
2918 sayılı KTK.nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97. maddesinde alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra konu ile ilgili olan "b-2" bendinde "alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmış olup bu miktar ticari araçlar için 0.20 promil olarak kabul edilmiştir. Ayrıca Zorunlu Mali Mesuliyet Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektiren olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte zararın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne, aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir.
Somut olayda, davacı sigortalıya ait aracın sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı aracın 08.08.2022 günü saat 08.00 itibariyle karışmış olduğu trafik kazası akabinde, Trafik Kazası Tespit Tutanağı’nı tanzim ve imza eden memurlar tarafından alkolmetre ile yapılan alkol kontrolünde 0,91 Promil alkollü bulunduğunun tespit edildiği, hemen sonrasında adı geçen sürücünün ...Hastanesince saat ...tibariyle kanında yapılan alkol ölçümünde değerin < 0,10 olması nedeniyle negatif olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Mahkeme tarafından içlerinde Nöroloji Uzmanı doktor , makine mühendisi , trafik polisi ve hukukçu bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alındığı ve alınan rapor ile sigortalı araç sürücüsünün hastaneden alınan rapora göre 0,10 promil alkollü olduğu kabul edilerek, polis memurları tarafından alkolmetre ile yapılan ölçüm saati ile kandaki ölçümün yapıldığı saat arasında her bir saatte kandaki alkolün 0,15 promil azaldığı dikkate alınarak yapılan değerlendirme sonucunda araç sürücüsünün kaza anından 0,65 promil alkollü olduğu ve kazanın meydana geliş şekli itibariyle kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiğinin bildirildiği görülmüştür.
Mahkeme tarafından alınan rapor uyarınca sigortalı araç sürücüsünün kaza anında alkollü olduğu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Her ne kadar bilirkişi heyetinden alınan raporda sigortalı aracın sürücüsünün hastanede yapılan ölçümde 0,10 promil alkollü olduğu kabul edilerek kaza saatindeki alkol miktarı belirlenerek kaza anında yasal sınırların üzerinde alkollü olduğu tespit edilmiş ise de, yukarıda açıklandığı üzere sigortalı araç sürücüsünün kazadan sonra hastanede yapılan ölçümde alkol ölçümünün alt sınırın 0,10 promil olduğu belirtilmek suretiyle sürücünün alkol testinin sonucunun negatif olduğu tespit edildiği, hastanede yapılan ölçüm sonucu uyarınca kandaki 0,10 promil altındaki alkol oranını ölçüm ile tespit edilemeyeceğinden alınan sonuç sigortalı araç sürücüsünün kaza anında 0 promil alkollü olduğunu kesin olarak göstermediği gibi, hastanede yapılan ölçüme göre alkol miktarı 0,10 promil ile 0,01 arasında olabileceğinden sürücünün kaza anından kesin olarak 0,10 promil alkollü olduğunun kabul edilmesi mümkün olmadığından bilirkişi tarafından yapılan bu değerlendirmenin yerinde olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Bu durumda, kazadan sonra kolluk görevlileri tarafından alkol metre ile yapılan ölçüm ile hastanede kandan yapılan ölçümde belirlenen alkol miktarlarının farklı olması nedeniyle mahkemece öncelikle kaza tespit memurlarınca kullanılan alkolmetrenin kalibrasyonunun zamanında tekniğine uygun olarak yapılıp yapılmadığı ile kontrollerinin zamandan yapılıp yapılmadığı hususunun ilgili kurumdan sorulması ile gelen yazı cevabı ile birlikte tüm dosyanın ATK ilgili ihtisas Dairesine gönderilmesine, içlerinde Nöroloji Uzmanı Doktorun da bulunduğu heyetten, dosya içerisindeki mevcut alkol ölçümleri kapsamında sigortalı araç sürücüsünün kaza anından alkollü olup olmadığı ile kazanın oluşum şekline göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediğinin tespiti için heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verildiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.
Başkan
.
.
Üye.
Üye.
Katip.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!