Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesinde lojistik sözleşmesi kaynaklı oluşan demuraj, ardiye ve navlun masraflarının tahsili için açılan itirazın iptali davasının istinaf incelemesi.
Özet: Uluslararası lojistik firması olan davacı şirket, davalı tarafından Çine gönderilen emtianın alıcı tarafından teslim alınmaması sonucu oluşan demuraj, ardiye ve liman masrafları nedeniyle ortaya çıkan borcun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmektedir; taraflar arasında önceden, davalının oluşacak masrafların 50.000 USDlik kısmından sorumlu olduğunu ve ayrıca emtianın Türkiyeye geri getirilmesi için 25.000 USD ödeyeceğini kararlaştıran bir protokol ve anlaşma bulunmasına rağmen, davalının bu yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine hukuki süreç başlatılmıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen █████/2024 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin lojistik alanında faaliyet gösteren uluslararası bir şirket olduğunu, davalının 11.11.2020 tarihinde müvekkili ile iletişime geçerek Çin'deki müşterisine emtia sevkiyatında bulunacağını, bu sebeple Ankara/Türkiye - Şanghay yahut Ningbo/Çin arasında yapılacak taşıma için navlun fiyat teklifi talep ettiğini, müvekkilince sunulan fiyat teklifinin kabul edilmesiyle taraflar arasında TTK m. 1138/1-b uyarınca “kırkambar sözleşmesi” niteliğinde bir navlun sözleşmesi kurulduğunu, taşımaya konu emtianın Çin'de bulunan dava dışı alıcı şirkete teslim edilmek üzere konteynerlere yüklendiğini, Evyap/Türkiye'den, Shanghai/Çin'e nakliyesinin gerçekleştirildiğini, ürünlerin yüklendiği 2 adet konteyneri taşıyan geminin varış limanı olan Shangay/Çin'e ulaşması akabinde konteynerlerin 11.01.2021 tarihinde limana tahliye edildiğini ve alıcısına teslime hazır hale getirildiğini, ne var ki konteynerlerin gönderildiği dava dışı alıcının, müvekkiline teslim amacıyla başvurmadığını, yükler üzerinde herhangi bir hak iddia etmediğini ve en nihayetinde TTK m. 1174/2 anlamında yüklerin hiç boşaltılmadığını, emtiaların teslim alınmaması ve boşaltılması için alıcıya tanınmış serbest sürenin aşılması akabinde konteynerlerin limanda fazladan beklemesi ve haksız şekilde işgal edilmesi sebebiyle demuraj ve navluna bağlı diğer giderlerin, fiili taşıyıcı olan dava dışı Şirketin tarifesi uyarınca işlemeye başladığını, müvekkili tarafından emtiaların teslim alınmadığına dair yazılı bildirimin davalı tarafa defaatle e-mail yolu ile yapıldığını, 03.03.2021 tarihli e-mail ekinde de ilgili tarihe kadar oluşan masraf miktarı ve rücu olasılığı hakkındaki resmi statüdeki bildirimin yine müvekkili şirketçe gerçekleştirildiğini, yapılan bildirim sonrasında aylar geçmesine rağmen konteynerlerin alıcısı tarafından teslim alınmadığını, davalı şirket yetkilisi ...'ın 26.08.2021 tarihli mailinde yükün farklı bir alıcıya transfer edileceğini, bu süreçte kendilerinden fiili taşıyıcı-armatör ile görüşerek masrafların 50.000 USD'ye indirilmesini ve iki haftalık serbest süre tanınmasını talep ettiğini, bu talep üzerine fiili taşımayı gerçekleştiren şirketle iletişime geçildiğini, bu şirket tarafından 53.000,00 USD'ye onay verilmesine rağmen müvekkilinin kalan tutarı kendi malvarlığıyla karşılayarak, iki hafta serbest süre tanındığını ve 15.09.2021'e kadar konteynerlerin çekilmesi şartıyla 50.000,00 USD ödemenin yapılmasının yeterli olduğu hususunda davalıya bilgi verildiğini, buna istinaden emtianın teslim alınması için tanınan serbest sürenin aşılması sebebiyle doğmuş, doğacak demuraj, detention, ardiye, liman ve bununla sınırlı olmamak kaydıyla navlun ve navluna bağlı tüm masraflar ile ilgili sorumluluğun tayini amacıyla 02.09.2021 tarihinde müvekkil ile davalı firma arasında "PROTOKOL" imza edildiğini, bu Protokol'de özetle 15.09.2021 tarihine kadar yükün teslim alınmamasına istinaden oluşmuş/oluşacak masraf tutarlarının 50.000,00 USD'sinden davalının sorumlu olduğunun, fazlaya ilişkin tutardan sorumlu olmadığının, ancak davalı şirketin 15.09.2021 tarihi bitimine kadar ilgili konteynerlere ait masraf miktarlarının yeniden oluşmasını ve/ya işlemesini engelleyebilecek önlemleri almaması halinde 50.000,00 USD'lik tutarı aşan miktardan da sorumlu olacağının düzenlendiğini, Protokolün imzalanmasından sonra davalının 10.09.2021 tarihli mail ile konteynerlerin Türkiye'ye getirilmesi seçeneğinin de değerlendirilmek istediğini belirterek navlun teklifi talep ettiğini, müvekkili şirketçe iki konteyner için 25.000,00 USD'lik teklif iletildiğini ve bu teklifin de davalı tarafça kabul edildiğini, işbu kabulün hem müvekkili şirket çalışanı ...'un 15.09.2021 tarihli e-mailinden, hem de davalı şirket çalışanı ...'ın aynı tarihli e-maili ile Garanti Taahhütnamesi'ni müvekkili şirket onayına sunmasından anlaşılabileceğini, Protokol'e göre 15.09.2021 tarihine kadar yükün teslim alınmamasına istinaden oluşan masrafların 50.000,00 USD'sinin fiili taşıyıcı ile görüşülüp indirim sağlanarak davalı tarafından karşılandığını, davalının yüklerin geri getirilmesi talebi üzerine deniz taşımasına ilişkin 25.000,00 USD navlun ücretinin ise müvekkil şirket tarafından karşılandığını, yüklerin fiili taşımasını yapacak olan şirkete 23.12.2021 tarihinde 75.000,00 USD ödeme yapıldığını, fiili taşıyıcı şirketin ödemeyi aldıktan sonra 28.12.2021 tarihinde yüklerin geri getirilmesi için Çin'de gümrük işleri ile ilgilenecek acente ve yeni bir taşıtan gerektiğini belirttiğini, müvekkili tarafından bu hususun davalıya defalarca hatırlatılmış olmasına rağmen davalının yükümlülüklerini ihlal etmesi nedeniyle herhangi bir gelişme sağlanamadığını ve sonucunda da yüklerin geri getirilemediğini, Protokol'e ilişkin yükümlülüklerin davalı tarafça ihlal edildiğini, 15.09.2021 tarihine kadar yüklerin teslim alınmasının sağlanamadığını, ayrıca davalı tarafından konteynerlara ait masraf miktarlarının işlemesini engelleyecek bir önlem alınmadığını, gümrük işlemlerinin dahi üstlenilmediğini, müvekkili şirketçe ödenen 25.000 USD'lik navlun bedelinin fiili taşıyıcıdan iadesi talep edildiğinde, yük çekilmediğinden navluna bağlı ardiye, demuraj vb. tüm masrafların arttığı bildirilerek iadesinin gerçekleştirilmediğini, varış limanında oluşan masrafın gönderilenin emtiayı teslim almaması halinde TTK m. 1207/2 uyarınca davalı taşıtana ait olduğundan ilgili bedeli ödeme yükümlülüğünün davalıya ait bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketçe ödenmiş 25.000,00 USD'lik kısmın müvekkili şirkete iadesinin gerektiğini, davalı Şirketin sorumlu olduğu 25.000,00 USD'lik bedel için müvekkili şirketçe 25.04.2022 tarihli fatura tanzim edildiğini, faturanın usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davalı şirketin fatura bedellerini gerektiği gibi ödemekten kaçındığını, bunun üzerine davalı borçlu şirket aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı takip dosyasından ilamsız takibe geçilerek ödeme emri gönderildiğini, davalı şirket vekilinin borca itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların müvekkiline ait 95.325,58 USD bedelli emtiayı içerir iki adet konteynerin navlun karşılığında Türkiye'den Çin'e deniz yolu ile taşınması için anlaşma sağlanmışsa da fiili taşımanın davacı yanca gerçekleştirilmediğini, davacının dava dışı fiili taşıyan ile anlaşma sağladığını ve taşımanın müvekkili ile aralarında herhangi bir sözleşmesel ilişki olmayan bu şirket tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkili ile davacı arasındaki navlun sözleşmesinin ifası için davacı yanın fiili taşıyan ile bir navlun sözleşmesi kurduğunu, yükün varış limanına ulaşması akabinde gönderilenin boşaltma süresi içerisinde malı teslim almadığını, malın bu süre içerisinde teslim alınmamasından kaynaklanan ve bu sebeple fiili taşıyıcı tarafından davacıdan talep edilen demuraj ve diğer masrafların, davacı tarafından müvekkiline yöneltildiğini, müvekkili ile davacı arasında yapılan görüşmeler neticesinde emtianın teslim alınması için tanınan serbest sürenin aşılması ve mahrece iadesi dahil, ancak bunlarla sınırlı olmayan sebeplerle doğmuş veya doğacak demuraj, detention, ardiye, liman, navlun ve navluna bağlı tüm masrafların 15.09.2021 tarihi de dahil olmak üzere bu tarihe kadar sadece 50.000,00 USD'lik kısmının müvekkilce karşılanması hakkında taraflar arasında mutabakat sağlandığını, bu yönde 02.09.2021 tarihli Protokol imzalandığını, Protokol uyarınca müvekkilinin 03.09.2021 ve 10.09.2021 tarihlerinde iki taksit şeklinde davacı yana 50.000,00 USD ödeme yaptığını, yine Protokol uyarınca davacıdan mahrece iade kapsamında konteynerların Türkiye'ye geri getirilmesinin talep edildiğini, davacı yanın 13.09.2021 tarihinde göndermiş olduğu fiyat teklifine istinaden ve taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde malın 25.000,00 USD navlun karşılığında Türkiye'ye getirilmesi hususunda 15.09.2021 tarihi öncesinde anlaşma sağlandığını, e-posta yazışmalarından da anlaşılacağı üzere taraflar arasında ikinci bir taşıma sözleşmesi kurulduğunu, bu taşıma sözleşmesine göre davacı yanın müvekkiline ait emtiaları içerir iki konteyneri Türkiye'ye geri getirmeyi üstlendiğini, davacının ikinci taşıma sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilecek taşımanın yine dava dışı fiili taşıyan tarafından gerçekleştirilmesi için anlaşma sağladığını, müvekkili şirketin söz konusu anlaşmanın tarafı ve hiçbir surette sorumlusu olmadığını, davacının fiili taşıma için anlaşma sağladığı dava dışı şirkete ödenecek 25.000,00 USD'lik bedelin ödemesini, dava dilekçesinde de belirtildiği üzere 23.12.2021 tarihinde yaptığını, söz konusu ödeme tarihinin Protokol ve ikinci taşıma sözleşmesinden yaklaşık üç ay sonrasına tekabül ettiğini, bu hususun dava dilekçesinde ikrar edildiğini, ikinci taşıma sözleşmesinden sonra malın akıbeti hakkında davacının müvekkiline hiçbir bilgi vermediğini, navlun veya başkaca bir talepte bulunmadığını, müvekkilince istenmesine rağmen geri dönüş programı hakkında hiçbir bilgi paylaşımı yapılmadığını, 23.09.2021 tarihinde gönderilen mail ile geri dönüş işlemlerindeki durumun ne olduğunun sorulmasına rağmen bir dönüş sağlanmadığını, müvekkili şirket yetkililerince 04.10.2021 tarihinde ürünlerin akıbetinin yeniden sorulduğunu, davacının halen gemi detayının beklendiğini belirttiğini, nitekim konteynerlerin taraflar arasındaki ikinci taşıma sözleşmesi uyarınca halen yola çıkarılmadığının anlaşıldığını, buna istinaden keşide edilen ihtarname ile mahrece iade konulu ikinci taşıma sözleşmesi uyarınca mülkiyeti müvekkiline ait malları içerir iki adet konteynerin ek bir gider çıkarılmaksızın bir an evvel müvekkiline iadesinin istenildiğini, davacı tarafın dava dışı fiili taşıyıcının ancak "ödemeyi aldıktan sonra" 28.12.2021 tarihinde yüklerin geri getirilmesi için Çin'de gümrük işleri ile ilgilenecek acente ve yeni bir taşıtan gerektiğini ifade ettiğini, fiili taşımayı yapması için kendisiyle anlaşma sağlanan dava dışı şirketten ödemeyi alana kadar müvekkiline ait emtiaları içerir iki konteynerin taşınması bakımından hiçbir işlemde bulunmadığını, davacı tarafından ödeme yapılmaması sebebiyle söz konusu iki adet konteynerin uzun süre bekletildiğini, Protokol'de kararlaştırılan 15.09.2021 tarihinin aşılmasına ve yeni masrafların oluşmasına davacı yanın sebep olduğunu, davacı tarafından yüklerin geri getirilmesi için Çin'de gümrük işleri ile ilgilenecek acente ve yeni bir taşıtan gerektiğinin müvekkiline bildirildiğini ileri sürmekle birlikte böyle bir bildirimde bulunulmadığını, böyle bir bildirim yapıldığı düşünülse bile bildirimin en iyi ihtimalle 28.12.2021 tarihinden sonra yapılabileceğini, ikinci taşıma sözleşmesinin 2021 Eylül ayında kurulduğunu, davacı yanın navlun veya gümrük işleriyle ilgilenecek yeni bir taşıtan dahil olmak üzere müvekkilden hiçbir talepte bulunmadığını, geç ödemeden ve geç aksiyon alınmasından kaynaklanan 3 aylık süreye ilişkin masrafların müvekkilden talep edilemeyeceğini, davacının 25.000,00 USD navlunu talep edebilmesi için öncelikle kendi taşıma borcunu ifa etmiş olması ya da ifasını önermiş olmasının gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu m. 1178 hükmüne göre taşıyanın navlun sözleşmesinin ifasında, özellikle eşyanın yükletilmesi, istifi, elden geçirilmesi, taşınması, korunması, gözetimi ve boşaltılmasında tedbirli bir taşıyandan beklenen dikkat ve özeni göstermekle yükümlü olduğunu, davacının kusuru sebebiyle imha edilen 95.325,58 USD bedelli mallar nispetinde maruz kaldıkları zararlar için davacı tarafın dava konusu alacak talebi nispetinde takas mahsup yapılmasını talep ettiklerini, müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak, davanın reddini, davacının % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahküm edilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında mülkiyeti davalıya ait malların iki adet konteyner içinde davacı tarafından Evyap Limanı'ndan (İzmit) Şangay Limanı'na (Çin) deniz yoluyla taşınması hususunda bir kırkambar sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeyi tevsik etmek üzere 25.11.2020 tarihli bir deniz taşıma senedi (sea waybil) düzenlendiği, taşıma senedine göre gönderilenin ... olduğu hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, taşıma konusu malların dava dışı fiili taşıyan tarafından taşındığı, geminin, 11.01.2021 tarihinde varma limanına gittiği, ancak gönderilen tarafından yapılan ihbarlara rağmen malların teslim alınmadığı, 03.03.2021 tarihinde bu hususun davalıya ihtar edildiği, malların teslim alınmamasının yarattığı demuraj ve liman masrafları gibi giderlerin ortaya çıkması üzerine taraflar arasında yapılan görüşmeler sonucunda sorunların çözümüne ve giderlerin ne şekilde ödenerek işin tasfiye edileceğine dair 02.09.2021 tarihinde bir protokol düzenlendiği, protokol m. 2.2'ye göre taşıtan (davalı), söz konusu masrafların niteliği ve miktarları ile alakalı olarak davacı tarafından bilgilendirildiğini, 15.09.2021 tarihi dâhil olmak üzere bu tarihe kadar oluşmuş/oluşacak masraf tutarlarının 50.000,00 USD'lik kısmından sorumlu olduğunu kabul ve taahhüt ettiği, fazlaya ilişkin miktarın söz konusu olması durumunda davacının, bu tarihe kadar 50.000,00 USD'den fazla miktardan davalının sorumlu olmadığını kabul ettiği, protokol m. 2.3'e göre davalı, 15.09.2021 tarihi bitimine kadar ilgili konteynerlere ait masraf miktarlarının yeniden oluşmasını ve/veya işlemesini engelleyebilecek önlemlerin kendilerince alınmaması durumunda 50.000,00 USD'yi takip eden aşan miktarlardan da sorumlu olacağını, fiili taşıyıcı dâhil diğer yük ilgilileri tarafından olası bir dava/icra takibi başlatılması hâlinde BDP'yi bunlardan ari tutacağını ve BDP'nin zarara uğraması hâlinde tazminden münferiden sorumlu olduğunu, düzenlenecek faturaları itirazsız kabul edeceğini ve varsa vadesinin dolması ile kendilerince ödenmesinin nakden ve defaten yapılacağını kabul ettiği, protokolün kabulünü müteakip taraflarca 10.09.2021 ve 15.09.2021 tarihli e-mailler yoluyla yapılan yazışmalara dayalı olarak iki adet konteynerde bekletilmekte olan emtianın Türkiye'ye taşınması ve böylece iadesi hususunda yeni bir navlun sözleşmesi yapıldığı, taraflar arasında müstakil yazılı bir navlun sözleşmesi yapılmadığı, taşımayı tevsik etmek üzere bir konişmento veya deniz taşıma senedi de düzenlenmediği, bununla birlikte bu taşımanın bedelinin 25.000,00 USD olacağı hususunda bir uyuşmazlık olmadığı, ne var ki müstakil yazılı bir navlun sözleşmesi yapılmadığından taşımanın ne zaman başlayacağının ve tarafların yükümlülüklerine ilişkin ayrıntılı şartların ne olduğunun ne maillerde, ne de başka belgeyle dosya kapsamında ispatlanamadığı, 02.09.2021 tarihli Protokol gereği 50.000,00 USD'ın davalı tarafından davacıya ödendiği, taşımanın ne zaman başlayacağı ve taşımaya ilişkin tarafların yükümlülüklerin ne olacağı tam olarak dosya kapsamında sabit olmamakla birlikte davacının, dava dışı fiili taşıyıcı ile anlaşarak taşımayı filli taşıyan sıfatıyla bu şirkete yaptırmak istediği, davacının bu amaçla, taşımanın karşılığı olarak fiili taşıyana 23.12.2021 tarihinde 25.000,00 USD navlun bedeli ödediği, bahse konu taşıma işinin gerçekleştirilemediği, davacının fiili taşıyanın 28.12.2021 tarihinde yüklerin geri getirilmesi için Çin'de gümrük işleriyle ilgilenecek acente ve yeni bir taşıtana gerek olduğunu bildirdiğini, bu hususun kendilerince davalıya bildirilmesine rağmen davalının gereğini yerine getirmediğini ve yüklerin taşınamadığını ileri sürdüğü, ne var ki, yukarıda belirtildiği şekille söz konusu 25.000,00 USD bedelli ikinci navlun sözleşmesinin ne zaman ve ne şekilde ifa edileceğine ve tarafların yükümlülüklerine dair dosyada herhangi bir açıklık olmadığı, bu sözleşmenin ifa edilememesinde iki tarafın da kusurlarının olduğu, sözleşmenin, 10.09.2021 ve 15.09.2021 tarihli maillerle kurulmasına rağmen taşımanın gerçekleştirilmesi için davalının, davacıdan belirli bir tarihte geminin hazır edilmesini istemediği gibi emtianın gümrük çıkış işlemlerini gerçekleştirmediği ve sair usuli işlemleri yerine getirmediği, davacının ise ancak üç aylık süre sonunda taşımayı gerçekleştirmek üzere önceki navlun sözleşmesinde kullandığı fiili taşıyan ile anlaştığı ve fili taşıyana 25.000,00 USD ödediği, davacının ikinci navlun sözleşmesinin gerçekleştirilmesi için dava dışı fiili taşıyana ödediği 25.000,00 USD'in protokol kapsamında davalıdan tahsili amacıyla icra takibi başlattığı, işbu davadaki uyuşmazlığın, tamamıyla bu nokta üzerinde toplandığı, protokolün kabulünden sonra geçen üç ayın sonunda fiili taşıyan ile anlaşma yapan davacının, taşıma işinin gerçekleştirilmemesinde kusurlu bulunduğu, davacının henüz gerçekleştirmediği taşımanın bedelini davalıdan talep ettiği, taşıma işinin yapılmaması nedeniyle fiili taşıyan geminin beklemesine bağlı olarak oluşan borçları mahsup ettiğinden bahisle ödeme talebini geri çevirdiği, taşıma işinin gerçekleştirilmemesi ve gecikmeye davacının kusurlu hareketlerinin sebep olduğu, taşıma işi gerçekleştirilmediğinden söz konusu bedelin davalıdan iadesinin mümkün olamayacağı, davacının 02.09.2021 tarihli protokol kapsamında 50.000,00 USD'yi aşan masraf ve sair zararlar için yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıdan talepte bulunabileceği, ancak icra takibine konu 25.000,00 USD tutarındaki navlun bedelinin, bu masraflar kapsamında olmadığı, gerçekleştirilmeyen navlun sözleşmesinin karşılığını oluşturduğu, işbu davanın konusunun söz konusu navlun bedelinin ödenmesine ilişkin olması, bir başka deyişle 02.09.2021 tarihli protokol kapsamında maruz kalınan giderlerin tahsiline yönelik olmaması sebebiyle davacı tarafın dava dışı fiili taşıyana ödemiş olduğu 25.000,00 USD tutarındaki navlun bedelini isteyemeyeceği, belirtilen miktar kadar ne tür bir demuraj, ardiye masrafı vb. giderlerin yapıldığı hususu da dosya kapsamında ispatlanmadığı, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına
karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gibi gerekçe ve ayrıntıdan da yoksun olduğunu, mahkemece, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporunda dava konusunun yanlış tespit edildiğini, yanlış kanaat içeren işbu raporun karara esas alınmasının hukuka aykırı bulunduğunu, müvekkilince ödenen 25.000 USD'lik navlun bedelinin fiili taşıyandan iadesi talep edildiğinde, yük çekilmediğinden navluna bağlı ardiye, demuraj vb. tüm masrafların arttığı bildirilerek iadesinin gerçekleştirilmediğini, yani müvekkilinin aslında navlun ödemesini değil, konteynerlerin çekilmemesinden kaynaklı oluşan masrafların ödemesini gerçekleştirdiğini, davaya konu faturanın yansıtma bedeline ilişkin olduğunu, müvekkili tarafından fiili taşıyana ödenen 25.000,00 USD tutarındaki bedelin navluna bağlı ardiye, demuraj vb. tüm masraflara mahsup edildiğinden, davalıdan tahsilinin gerektiğini, gecikmenin meydana gelmesinde kusurlu tarafın davalı olup müvekkili Şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, dava konusu icra takibi ve huzurdaki davanın, Amerikan Doları üzerinden ikame edildiğini, müvekkilinden talep edilen bedelin, 25.042,81 USD olduğunu, söz konusu bedelin, karar tarihindeki efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek bu değer üzerinden lehlerine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ancak mahkemece hatalı bir şekilde dava tarihindeki kur üzerinden hesaplama yapıldığını, kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, müvekkilinin 02.09.2021 tarihli protokol kapsamında sorumluluğuna gidilebileceği yönündeki gerekçenin yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki deniz yolu ile taşıma sözleşmesi ve bu sözleşmeye bağlı protokol kapsamındaki alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere taraflar arasında, davalıya ait yükün Türkiye'den Çin'e deniz yolu ile taşınması hususunda taşıma sözleşmesi yapıldığı, taşımanın, davacı tarafından değil dava dışı fiili taşıyan tarafından gerçekleştirildiği, 11.01.2021 tarihinde varış limanına ulaşan yükün, alıcısı tarafından teslim alınmadığı, bu nedenle oluşan masrafların tasfiyesi konusunda taraflar arasında 02.09.2021 tarihli protokolün düzenlendiği, bu protokole göre 15.09.2021 tarihine kadar oluşmuş masrafların 50.000,00 USD'lik kısmının davalı tarafından üstlenildiği, davalının, 15.09.2021 tarihi bitimine kadar ilgili konteynerlere ait masraf miktarlarının yeniden oluşmasını ve/veya işlemesini engelleyecek önlemlerin, kendisince alınmaması durumunda 50.000,00 USD'yi aşan miktarlardan sorumlu olacağını kabul ettiği, protokol kapsamında belirlenen 50.000,00 USD'nin davalı tarafından ödendiği, sonrasında tarafların, 10.09.2021 ve 15.09.2021 tarihli e-mailler ile yükün Türkiye'ye geri getirilmesi konusunda ikinci bir taşıma sözleşmesi yaptıkları, davacının bu kapsamda 23.12.2021 tarihinde fiili taşıyana 25.000 USD navlun bedeli ödediği ancak ikinci taşımanın gerçekleştirilmediği hususlarında bir anlaşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı taraf, ikinci taşıma sözleşmesinin ifası için dava dışı fiili taşıyıcıya ödenen 25.000 USD'lik navlun bedelinin fiili taşıyandan talep edildiğini, ancak fiili taşıyıcının, yük teslim alınmadığı için navluna bağlı ardiye, demuraj vb. tüm masrafların arttığını bildirerek iadeyi gerçekleştirmediğini, müvekkilinin işbu davada navlun bedelini değil, konteynerlerin çekilmemesinden kaynaklı oluşan masrafları talep ettiğini, gecikmenin meydana gelmesinde davalının kusurlu olduğunu ve taraflar arasındaki protokol gereğince bu bedelden davalının sorumlu bulunduğunu ileri sürmüş, davalı, taraflar arasında ikinci taşıma sözleşmesinin kurulduğu tarihten yaklaşık üç ay sonra davacının navlun ücretini ödediğini, ikinci taşıma sözleşmesinden sonra malın akıbeti hakkında davacının kendilerine hiçbir bilgi vermediğini, navlun veya başkaca bir talepte bulunmadığını, müvekkilince istenmesine rağmen geri dönüş programı hakkında hiçbir bilgi paylaşmadığını, davacı tarafından yüklerin geri getirilmesi için Çin'de gümrük işleri ile ilgilenecek acente ve yeni bir taşıtan gerektiğine için müvekkiline bir bildirimde bulunulmadığını,
taraflar arasındaki protokolde kararlaştırılan 15.09.2021 tarihinden sonra yeni masrafların oluşmasına davacının sebep olduğunu, davacının kusurlu eylemleri nedeniyle yükün imha edildiğini ve bu nedenle zarara uğradıklarını, bu zararlarına dayalı takas mahsup taleplerinin olduğunu savunmuş, ilk derece mahkemesince de, davacının 02.09.2021 tarihli protokol kapsamında 50.000,00 USD'yi aşan masraf ve sair zararlar için yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıdan talepte bulunabileceği, ancak icra takibine konu 25.000,00 USD tutarındaki navlun bedelinin, bu masraflar kapsamında olmadığı, gerçekleştirilmeyen navlun sözleşmesinin karşılığını oluşturduğu, işbu davanın konusunun söz konusu navlun bedelinin ödenmesine ilişkin olması, bir başka deyişle 02.09.2021 tarihli protokol kapsamında maruz kalınan giderlerin tahsiline yönelik olmaması sebebiyle davacı tarafın, dava dışı fiili taşıyana ödediği 25.000,00 USD tutarındaki navlun bedelini isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, dava konusu edilen 25.000,00 USD'nin gerçekleştirilmeyen navlun bedeli olduğu ve bu bedelin taraflar arasındaki 02.09.2021 tarihli protokol kapsamında kalmadığı kabul edilmiş ise de bu değerlendirme, Dairemizce yerinde görülmemiştir. Zira, eldeki dava itirazın iptali istemine ilişkin olup Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik kararlarında belirtildiği üzere İİK'nun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davaları, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardandır. Bu tür davalarda, uyuşmazlığın icra takibinde dayanılan borcun sebebi ve talep edilen alacak miktarı ile sınırlı olarak incelenip çözüme kavuşturulması gerekir. Bu kapsamda, itirazın iptali talep edilen icra takibine dayanak 25.04.2022 tarihli, 25.000,00 USD bedelli faturanın açıklama kısmında, "YANSITMA BEDELİ" açıklamasına yer verilmiştir. Nitekim davacı da, işbu davanın konusunun navlun bedeli olmadığını, navlun bedeli olarak fiili taşıyıcıya ödenen bedelin, fiili taşıyıcı tarafından navluna bağlı ardiye, demuraj vb. tüm masraflara karşılık iade edilmediğini ileri sürmüştür. Bu durumda icra takibine dayanak faturanın, navlun ücretine ilişkin olmayıp yükün teslim alınmaması nedeniyle oluşan masrafların davalıya yansıtılmasına ilişkin bulunduğu, dolayısıyla dava konusunun da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış, ilk derece mahkemesince, uyuşmazlık konusu yanlış nitelendirildiğinden yapılan inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya elverişli olmamıştır.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde, eldeki davanın yansıtma bedeli açıklamalı faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla tarafların iddia ve savunmalarının bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği, buna göre taraflar arasındaki 02.09.2021 tarihli protokol hükümleri ile ikinci taşıma sözleşmesi çerçevesinde, Çin limanındaki beklemenin neden kaynaklandığı, şayet davacının iddia ettiği gibi beklemenin sebebi, gümrük prosedüründen kaynaklanmakta ise bu husustaki sorumluluğun kime ait olduğu, diğer bir deyişle Çin'deki gümrük işlemlerinin taşıyıcı tarafından mı yoksa gönderen/alıcı tarafından mı yapılması gerektiğinin belirlenmesi, belirtilen hususun açıklığa kavuşturulması için gerekirse İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz, Karadeniz Bölgeleri Deniz Ticaret Odasından görüş sorulması, bundan sonra 02.09.2021 tarihli protokol hükümleri de gözetilerek tarafların sorumluluklarının belirlenmesi için içinde deniz taşıması ve uzak yol kaptanı gibi dava konusu uyuşmazlıkta uzmanlığı bulunan bilirkişilerin içinde bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2024 gün ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,
3-Davacı ve davalı vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,
5-Davalı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.894,90-TL maktu ve istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,
6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,
8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,
9-İİK'nın 36/5. maddesi uyarınca yasal şartların oluşması nedeniyle ve istinaf kararının neden ve şekline göre, icranın geri bırakılması için davacıdan alınan 101.000,00-TL tutarındaki nakit teminatın GERİ VERİLMESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!