Orman vasıflı taşınmazın tapu iptali ve tescil davasında, bilirkişi raporu eksikliği ve Kadastro Kanunu 12/3. maddesindeki hak düşürücü süre nedeniyle ilk derece kararının bozulması.
Özet: Davacı, orman parseli içinde kaldığını iddia ettiği 12.000 m²lik kısmın tapu kaydının iptali ve adına tescilini talep etmiş, ilk derece mahkemesi davayı kabul ederek orman parselinin tamamının iptaline karar vermişken, bölge adliye mahkemesi bu kararı kaldırmıştır; zira orman vasfına ilişkin bilimsel rapor alınmaması, davanın kapsamının aşılmasıyla talep edilenden çok daha büyük bir orman parselinin iptalinin kararlaştırılması ve en önemlisi, kadastro tespitlerinin kesinleşmesinden itibaren on yıllık hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın esastan reddi gerektiği tespit edilmiştir.
8. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yahyalı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. . ili .. ilçesi .. Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 21... parsel sayılı 8.640.100,53 m² yüzölçümündeki taşınmaz orman vasfıyla, 1 21... ve 1 21... parsel sayılı taşınmazların tevhit işlemi sebebiyle 19.04.2007 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. .. ili .. ilçesi .. Mahallesi, 1 21... parsel sayılı taşınmaz 03.11.1993 tarihinde orman vasfıyla Hazine adına, 1 21... parsel sayılı taşınmaz ise 06.02.1998 tarihinde hükmen orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir.
Aynı çalışma alanında bulunan 1 21... parsel sayılı 14.407,34 m² yüzölçümündeki taşınmazı tarla vasfıyla 1992 yılında tesis kadastrosu sonucunda dava dışı şahıs adına tescil edilmiş, 18.09.2015 tarihinde ise satış suretiyle davacı adına tapuda kayden intikal ettirilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .. ili .. ilçesi .. Mahallesinde kain 12.000 m²lik yer ile müvekkiline ait 1 21... parselin bir bütün iken aynı mahalleden dava dışı şahıstan satın alındığını, 1 21... parselin batısında bulunan dava ettiği ve 22 parselin devamı olan 12.000 m²lik kısmının tapu kaydının yapılmadığını ve orman olarak 1 21... parsel içerisinde kaldığını, 1 21... parselde kayıtlı bulunan, 1 21... parselin batı kısmında yaklaşık 12.000 m²lik kısmın orman olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davaya konu yere ilişkin kadastro tespit işlemlerinin 1992 yılında yapılarak, 30.09.19 92... .10.1992 tarihleri arasında ilana çıkarıldığını, söz konusu tespite süresi içerisinde hak sahibi özel ve tüzel kişiler tarafından itiraz olmadığından dolayı taşınmazın Hazine adına orman vasfı ile tescil edilerek kesinleştiğini, dava konusu taşınmaz ile ilgili olarak orman işletme şefliğinin yapmış olduğu incelemeler neticesinde ve İlk Derece Mahkemesince yapılacak olan keşifte de görüleceği üzere söz konusu saha üzerinde eğimin %2-3 olarak tespit edildiğini, etrafında kapalılık arz eden orman ve ağaç topluluklarının mevcut olduğunun görüldüğünü, belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "davacı tanıkları davaya konu gayrimenkulün önceden beri vatandaşlar tarafından mülk olarak kullanıldığını, davaya konu yerin ekilip dikildiğini, davaya konu gayrimenkulün etrafında yer alan yerlerinde vatandaşlar tarafından evvelden beri ekilip dikildiğini, davaya konu gayrimenkulün bir bütün olduğunu, 01.11.2022 tarihli Orman İdaresinin yazı cevabından davaya konu gayrimenkulün orman parseli ile birleştiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, Kayseri ili Yahyalı ilçesi Balcıçakırı Mahallesi 1 21... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "Mahkemece orman vasıflı taşınmaz hakkında bilimsel ve yasal veriler içeren uzman bilirkişi raporları alınmadan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına istinaden davanın kabulüne karar verildiğini, davacının konusu ettiği miktar 12.000,00 m² olduğu halde orman vasıflı taşınmazın tamamı olan 8.460.100,53 m² olan orman arazisi hakkında kabul kararı verilerek, orman tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verildiğini, kabule göre de dava konusu taşınmazın kadastro tutanakları Dairece dosyaya getirtilerek, yapılan incelenmede dava konusu 1 21... parsel sayılı taşınmaz, 1 21... parsel ile 1 21... parsel sayılı orman vasıflı taşınmazların birleştirilmesinden oluşarak 30.09.19 92... .10.1992 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılarak, kadastro işleminin 31.10.1992 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Çekişmeli taşınmaz kadastro sonucunda davalı Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit görmüş, beyanlar hanesine taşınmazın 2/B vasfında olduğu şerh verilmiş, tespit 29.07.2010 tarihinde kesinleşmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile Mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği" gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; esas dava konusu müvekkiline ait olan yerin 22 parselin bitişiğinde bulunan 21 parsel olduğunu, bu parselin daha sonra orman parseli olan 29 parsel ile birleştirilerek tevhit yapıldığını, istinaf mahkemesinin kadastronun kesinleşme tarihi olarak 29 parselin kadastro tutanaklarına baktığını, halbuki 21 parselin 29 parselle birleştirilmeden evvel kadastro harici kalması sebebiyle 2013 yılında tespit ve tescilinin yapıldığını ve işbu tapu iptali davasının ise 20.12.2021 tarihinde 10 yıllık süre geçmeden açıldığını, Mahkemece 29 parselin baz alınarak karar verildiğini, dosyaya gelen Kayseri Orman Bölge Müdürlüğünün 01.11.2022 tarihli cevabı yazısında 1 21... parsel sayılı taşınmazın 2007 yılında 29 parsel ile tevhit işleminin yapıldığını ve 29 parselde birleştirildiğini belirtildiğini, birleştirmeden önce dava konusu parselin bulunduğu yerin 1 21... parsel olduğunu, parselin tespit ve orman adına tescil işleminin 2013 yılı içerisinde yapıldığını, Mahkemenin bu parsele ilişkin tespit tutanaklarını ve kesinleştirmesinin getirilmesi gerekirken birleşmeden önce dava konusu taşınmazın olduğu 21 parselle ilgisi bulunmayan 29 parselin kadastro tutanakları ve kesinleştirme evraklarının istendiğini, dolayısıyla Mahkemece yanılgıya düşülerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, 1 21... parselin tüm tapu tesis ve tespit evraklarını isteyip ona göre karar verilmesi ve birleştirmeden evvel 1 21... parselin ayrı bir parsel olduğu ve müvekkilinin talebinin buraya dair olduğuna ilişkin krokiyi de ekte sunarak kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!