İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin, tanınmış marka sahibinin başvurusu üzerine kullanmama nedeniyle marka iptali talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Dünya çapında tanınmış bir hazır giyim markasının sahibi olan davacı, kendi yüksek tanınmışlık statüsünü ve potansiyel zararlarını vurgulayarak, davalının tescilli markasını Sınai Mülkiyet Kanununun 9. maddesi gereği tescilinden itibaren beş yıllık yasal süre içerisinde ciddi ve fiili olarak kullanmadığını iddia ederek markanın iptalini ve sicilden terkinini talep etmiş, davalının markayı kullandığına dair somut delillerle ispat yükümlülüğünü yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ:█████/2024NUMARASI:████████ ESAS , ████████ KARARDAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ:█████/2026İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın 1963 yılında İspanya'da kurulduğunu, pek çok firmayı bünyesinde barındırdığını, hazır giyim mağazalarından olan ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimli toplam sekiz farklı marka grubu ve bu markalar altında faaliyet gösteren mağazaların da sahibi olduğunu, müvekkili şirketler grubunun 56'sı Türkiye'de olmak üzere dünya çapında toplam 5.887 tane mağazasının bulunduğunu ve müvekkilinin dünya çapında tanındığını, müvekkili ... markasını ilk kez 1979 yılında İspanya'da tescil ettirdiğini, İspanya'daki ilk marka tescilinin ardından ... markasını 15.10.1984 tarih ve... sayıl ile WİPO nezdindeki pek çok ülkede pek çok farklı sınıfta tescil etten müvekkiline ait markaların, bugün itibariyle 100'ün üzerinde ülkede pek çok sınıfta tescilli olduğunu, müvekkilinin ... markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde de ilk kez 13.05.1994 tarih, ... sayı ile tescil ettirdiğini, müvekkiline ait ... markasının TÜRKPATENT tarafından ... sayı ile tanınmış marka olarak özel koruma altına alındığını, yine ... markasının, sektörün en 2 prestijli araştırma konusu olan, ... ve ... tarafından her yıl yayımlanan ... Markalar listesinde 2020 yılında dünyanın en değerli ilk 100 markasından biri, giyim kategorisinde ise dünyanın en değerli 2. markası seçildiğini, yine müvekkilinin dünyanın en saygın marka derecelendirmelerinden olan ve her yıl ... tarafından yayımlanan ... listesinde 2020 yılında dünyanın en iyi 35. markası seçildiğini, nitekim müvekkilinin ... markalarının tüketiciler tarafından büyük bir ilgiyle takip edildiğini, bu kapsamda müvekkilinin dünyanın en çok kullanılan ve tüketiciler üzerinde ciddi bir etkiye sahip sosyal medya platformlarından Instagram'da 58,3 milyon, Facebook'ta yaklaşık 31 milyon, Twitter'da ise 1,3 milyon kişi tarafından takip edildiğini, ayrıca bugün dünya çapında milyonlarca kişi tarafından kullanılan GOOGLE arama motorunda müvekkilinin ... markası ile arama yapıldığında yaklaşık 475.000.000 sonuç elde edildiğini, söz konusu sonuçlar arasında ilk sıralarda müvekkiline ait resmi internet sitesinin yer aldığını, yukarıda verilen bilgiler ışığında, işbu davaya ilişkin iddia ve talepleri değerlendirilirken, müvekkilinin ... markasının yüksek tanınmışlık statüsüne haiz olduğu ve olası ihlaller karşısında, sıradan bir markaya oranla çok daha büyük zararlar görebileceği ve çok daha geniş bir korumayı hak ettiğinin dikkate alınmasının gerektiğini, bu kapsamda, tescilinden itibaren 5 yıllık süre içerisinde haklı bir neden olmaksızın kullanılmayan markanın, açılan iptal davası üzerine iptali ve sicilden terkininin gerektiğini, işbu davaya konu ... tescil numaralı markanın da davalı tarafından SMK madde 9 gereğince kullanılmamakta olduğunu ve bu nedenle iptalinin gerektiğini, müvekkilinin iş bu davaya açmakta hukuki yararının olduğunu, davalının, davaya konu markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde ciddi ve temel işlevine uygun şekilde, tescile konu tüm ürün ve hizmetler bakımından kullanılması yükümlülüğünü yerine getirmediğini, somut olayda dava konusu ... tescil numaralı ... markasının tescil tarihi 28.08.2018 olup, SMK md.9 hükmünde belirtilen 5 yıllık sürenin 28.08.2023 tarihinde sona erdiğini ve ilgili markanın kullanım yükümlülüğüne tabi olduğunu, ancak davaya konu ... tescil numaralı ... Markasının tescil kapsamındaki ürünler ve hizmetler bakımından Kanun'da aranan şekilde kullanılmaya başlanmadığını, kullanım yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, bu kapsamda davalının SMK m.9 ile düzenlenen kullanım yükümlülüğünü yerine getirmediği ve markanın, belirtilen şartlarda kullanıldığını kanıtlayamayacağının aşikar olduğunu, SMK m.9 uyarınca markanın kullanılmaması sebebiyle iptaline ve sicilden terkinine karar verilmesinin gerektiğini, kullanılmama nedeniyle iptal davalarında tescilli markanın, tescilden itibaren 5 yıl içerisinde markasal ve ciddi biçimde kullanıldığının ispat yükünün davalıya ait olduğunu, Yargıtay kararlarının da bu yönde bulunduğunu, ispat işleminin ise varsayımlar veya ihtimaller ile değil, somut ve objektif belgelerle yapılmasının gerektiğini, bu kapsamda, davalının davaya konu markayı kullandığını iddia etmesi halinde, tescil edildiği görünümde, Markasal biçimde ve ciddi bir şekilde tescil kapsamında yer alan her bir ürün ve hizmet üzerinde kullandığını somut delillerle ispat etmesinin gerektiğini beyan ve gerekçelerle davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki ... tescil numaralı ... markasının işbu dava sonunda verilecek esas hükmün kesinleştiği tarihe kadar üçüncü kişilere devrinin önlenmesine yönelik davalıya tebligat yapılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu kararın marka siciline şerh düşmek amacıyla TÜRKPATENT'e gönderilmesine ve verilen ihtiyati tedbir kararının esas hakkında verilecek hükmün kesinleşmesine kadar devamına, davalıya ait Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki ... tescil numaralı ... markasının SMK Madde 9 ve ilgili sair hükümleri uyarınca kullanmama sebebiyle iptaline ve Türk Patent ve Marka Kurumu sicilinden terkin ettirilmesine, masraf, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Huzurda açılan işbu dava, kanunda öngörülen sürelerde açılmadığından mahkemece de resen değerlendirilerek davanın dava şartı yokluğu sebebi ile usulden reddinin gerektiğini, davacı yanın, müvekkiline ait markaya başvuru tarihinden itibaren söz konusu markadan haberdar olduğunu, SMK md. 25/6'da belirtildiği gibi 5 yıl sessiz kaldığını, bu halde davacının müvekkiline ait markanın iptalini talep edemeyeceğini, sessiz kalma yoluyla hak kaybının, SMK m. 25 f. 6'da düzenlendiğini buna göre “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötüniyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünün bulunduğunu, söz konusu hükme göre sonraki tarihli markanın kullanıldığını bildiği halde bu durumu izleyen beş yıl boyunca sessiz kalması halinde markayı hükümsüzlük gerekçesi ile ileri süremeyeceğini, SMK md. 23 hükmüne bakıldığında tescilli markanın koruma süresinin başvuru tarihinden itibaren başlamadığını, somut olaya bakıldığında müvekkiline ait olan "..." markasının başvuru tarihinin 14.08.2017 olduğunu, başvuru tarihinden itibaren 6 yıl geçtiğini, davacı yanın müvekkiline ait markanın kullanıldığını bildiği halde 6 yıl boyunca sessiz kaldığını ve 07.09.2023 tarihinde kötü niyetli olarak işbu davayı ikame ettiğini, Yargıtay kararları da dikkate alındığında marka hakkının ihlaline beş yıldan beridir sessiz kalınması hak kaybına sebebiyet vereceğinden huzurda açılan işbu davanın da reddinin gerektiğini, davacı yanın herhangi bir menfaatinin bulunmamasına rağmen işbu davayı ikame ettiğini, Mahkemenin de çok iyi bildiği üzere Markanın hükümsüzlüğünü ve dolayısıyla markanın hükümsüzlüğü davasını menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının açabileceğini, bu kapsamda menfaati olanların bu menfaatini de dava aşamasında ispatlamalarının gerektiğini, ancak davacı yanın söz konusu müvekkil adına tescil edilmiş marka üzerinde herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, zira menfaatinin bulunması için müvekkiline ait "..." markasının davacıya ait markaya zarar vermesinin gerektiğini, Yargıtay kararları incelendiğinde, kullanım alanı farklı olan iki markanın ortalama tüketicinin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılmasının gerektiğini, ancak davacı marka sahibinin giyim ve ev tekstili alanında faaliyet gösterdiğini, müvekkil şirketin ise ... ürünleri imalatı yaptığını, bu halde iki kullanım alanında birbirinden bambaşka ve ortalama tüketici nezdinde tanınmış marka arasında bağlantı kurulması imkansız olduğundan davacı yanın söz konusu davada herhangi bir menfaatinin bulunmadığını, dava konusu markaya bakıldığında "..." ifadesi iki farklı kelimenin bir araya gelmesi ile oluşturulmuş olup birleşik marka olduğunu, Mahkemece de bilindiği üzere birleşik markalarda ortalama bir tüketici için ayırt edici özellik ve akılda kalıcı kelime ilk kelime "..." kelimesi olup "..." ibaresi tali bir unsur olduğundan davacı markası ile iltibas yaratacak herhangi bir durumun da bulunmadığını, davacı tarafından markanın müvekkili marka sahibi tarafından kullanılmadığı iddiası abesle iştigal olup, işbu iddiaların müvekkilinin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde çürütüleceğini, müvekkil şirketin 2004 yılından beri ...! İstanbul'da talaşlı imalat sanayisinde kullanılmakta olan, özellikle... ve ... ürünlerinin tedarikçiliğini yaparak müşterilerine hizmet verdiğini, müvekkil şirket adına kayıtlı TPE nezdinde ... numarası ile kayıtlı bulunan "..." markasını SMK md 9 kapsamında birçok hizmet sınıfında sürekli ve fasılasız kullanıldığını, ancak müvekkil şirket bir limited şirket olduğundan her alanda her gün iş yapması, hizmet sunması, sürekli proje üretmesi ve hayata geçirmesinin beklenemeyeceğini, diğer yandan marka tescili yapılan konulara bakıldığında hizmet verdiğinin görüldüğünü, müvekkiline ait marka "..." dava konusu markaya ait koruma süresinin devam ettiğini, SMK md 23 hükmüne göre "Tescilli markanın koruma süresi başvuru tarihinden itibaren on yıldır. Bu süre, onar yıllık dönemler hâlinde yenilenir, " ... Başvuru Numaralı , "...” isimli markanın 14.08.2017 tarihinde başvurusu yapılmış olup on yıllık koruma süresi henüz dolmadığını, yukarıda açıklanan tüm nedenler ile dava konusu markanın hem Müvekkil şirketçe kullanılması hem davacı tarafından markaya ilişkin iddialarını ispatlayamaması sebebi ile davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ve gerekçelerle huzurdaki davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğu sebebiyle öncelikle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine ve marka hakkının korunmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstanbul 4. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar 19.09.2024 Tarihli kararında:"...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, TPMK'dan gelen kayıtlar incelendiğinde █████/2017 başvuru, █████/2018 tescil tarihli ... numaralı "..." ibareli markanın davalı adına tescilli olduğu, davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde davalıya ait yukarıda belirtilen markanın tescil edildiği tarihten itibaren kullanılmadığı beyan edilerek 6769 sayılı SMK'nun 9.ve 26.maddeleri kapsamında markanın iptalinin talep edildiği, 6769 sayılı SMK'nun 9/1 maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceğinin düzenlendiği, davalı adına tescilli markanın tescil tarihinin █████/2018 tarihi olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle tescil tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçtiği, bu nedenle davacının süre yönünden bu davayı açabileceği, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı beyan edilmiş ise de 6769 sayılı SMK'nun 26/2 maddesinde ilgili kişilerin bu davayı açabileceğinin düzenlendiği, davacının davalının marka ibaresinin içerisinde de bulunan "..." ibareli markalarının bulunduğu, bu nedenle davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, markanın SMK'nun 9.maddesinde belirtildiği şekilde kullanıldığının ispat yükünün davalıda olduğu, davalı kullanımlarının tespiti için bilirkişi heyetinden rapor alındığı, davalının ticari defter ve faturalarının incelendiği, davalıya ait faturalarda davalının ticaret ünvanının bulunduğu, davalı adına tescilli davaya konu marka incelendiğinde markada bulunan demir ve çelik ibarelerinin ayırt edici ibareler olmadığı, markanın ayırt edici unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalıya ait faturalardan davaya konu markanın ayırt edici unsurlarıyla birlikte kullanıldığının tespit edilemediği, davalı tarafça markanın ayırt edici unsurlarıyla birlikte fiili olarak kullanıldığına ilişkin başka somut ve yeterli delil sunulmadığı tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafça davaya konu markanın SMK 9.maddesi kapsamında belirtildiği şekilde kullanıldığının ispat edilemediği anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere,1-Davanın KABULÜ İLE, davalı adına TPMK nezdinde tescilli ... numaralı markanın kullanmama nedeniyle iptali ile sicilden terkinine,..." karar verilmiştir.İSTİNAF İSTEMİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını, kullanım alanı farklı olan iki markanın ortalama tüketicinin bu marka ile tanımış marka arasında bir bağlantı kurması ve bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerine yön verilmesi suretiyle tanınmış markadan haksız yararlanma sonucuna yol açılması gerekli olduğunu, ancak davacı marka sahibinin giyim ve ev tekstili alanında faaliyet gösterdiği müvekkil şirketin ise ... ürünleri imalatı yapmakta olduğunu, iki kullanım alanında birbirinden bambaşka ve ortalama tüketici nezdinde tanınmış marka arasında bağlantı kurulması imkansız olduğunu, davacının huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığı gibi huzurdaki dava marka hükümsüzlüğü davası olduğunu, davalı her ne kadar markanın 5 yıldır ciddi şekilde kullanılmaması sebebiyle iptalini de talep etmekteyse talepleri ile gerekçeleri bağdaşmadığını,bir an için davacının 5 yıl süreyle markanın ciddi şekilde kullanılmadığından bahisle markanın iptalini talep ettiği kabul edilse dahi; davaya konu markanın iptali halinde ... markasını ve amblemini kullanmayacağı da açık olup işbu davayı ikame etmekte herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, bu haseple ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu karar hakkaniye aykırı olup kaldırılması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin hükümde esas almış olduğu bilirkişi raporunca yapılan tespit hatalı olduğunu,Davalı müvekkil ..., müşterilerine hammadde şeklinde işlenmemiş demir ve çelik sattığını, Müvekkil tarafından işlenmiş herhangi bir ürün piyasaya sürülmemekte, işlenmek üzere demir kesilerek müşterilere satıldığını, Müşteriler tarafından alınan bu demir ve çelikler kalıp yapılmak üzere kullanıldığını, bilirkişice yapılan inceleme sırasında müvekkilin ticaretini yapmakta olduğu ürün ve hizmetin marka veya ambleme elverişli olup olmadığı hususu da araştırılması ve bu hususta da değerlendirilme yapılması gerekirken yalnız ticari defterler incelemek suretiyle markanın ciddi şekilde kullanılmadığına ilişkin tespit yapılması hatalı olduğunu,bu haseple bilirkişice yapılan tespit eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yapılmış olup haksız ve hukuken mesnetsiz olduğunu,Müvekkil ... ... Şirketinin "..." şeklinde Google gibi arama motorlarından aratılması halinde herhangi bir şekilde çıkmamakta, ancak ve ancak "... ..." şeklinde aratıldığı takdirde sonuç alınabilindiğini, dolayısıyla her ne kadar ticari unvan olarak nitelendirilse de "... ..." işletme adı niteliğinde olup "..." ibaresi nedeniyle davacının haklarını zedeleme gibi bir durum söz konusu olmadığını, söz konusu ... isimli marka patent tescilinin davacı şirket ile hiçbir menfaat çatışması bulunmadığını, her iki şirket de tamamen farklı iki iş kolunda faaliyet gösterdiğini, davacının, haksız rekabet teşkil ettiği ve bu kendisine özgülendiğini iddia ettiği marka ismi Türkiye'nin bir ilçesi olan "..." ilçesi olup, ... alanında faaliyet gösteren müvekkil şirketin davacı şirketle bağlantısının olduğunun düşünülmesi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE:Dava,kullanmama nedeniyle marka iptali talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, SMK'nın 9/1. maddesinde tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptaline karar verileceği hükmünün düzenlendiği, davanın 07.09.2023 tarihinde açıldığı, davalının 2016-2023 yılları arası ticari kayıtlarında davalı adına tescilli ... tescil numaralı "..." ibareli markanın kullanımına ilişkin kayda rastlanılmadığı ve davalıya ait markanın ciddi olarak kullanıldığına dair bir delilin dosyada bulunmadığının anlaşıldığı, sunulu heyet bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, markasal kullanımın ürün üzerinde doğrudan kullanımı zorunlu olmadığından ticareti yapılan ürün ve hizmetin marka veya ambleme elverişli olup olmadığı hususunda yapılacak araştırmanın uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayacağı, davalı tarafından davaya konu markanın kullanımına ilişkin somut delil sunulmadığı nazara alındığında davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olup, davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddi gerekmiştir.HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5- Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince ilgili tarafa iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026