Adi ortaklık kapsamında ortağın kişisel borçları için usulsüz para transferleriyle davacıyı zarara uğratması iddiasıyla açılan alacak davasında temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, 2009 yılında kurulan adi ortaklıkta, davalı ortağının ortaklık hesabından kendi şahsi borçları ve üçüncü kişilere usulsüz para transferleri yaparak 2013teki tasfiye sürecinde ve sonrasında zarara uğrattığını iddia ederek tazminat talep etmiş; ancak ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, banka kayıtlarını ve bilirkişi raporlarını inceleyerek davacının zarar iddiasını ispatlayamadığı, benzer transferlerin davacıya da yapıldığı ve kredi kullanımlarının ortaklık adına olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı vekili ise temyiz başvurusunda derece mahkemelerinin hatalı değerlendirme yaptığını, uzman görüşünü dikkate almadığını ve davanın zamanaşımına uğramadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/... E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 8. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/... E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalılardan .... Ltd. Şti. vekili Avukat ...'nin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında güven ilişkisine dayalı olarak 2009 yılında kurulan adi ortaklık kapsamında tüm mali işlemlerin davalı tarafından yönetildiğini, müvekkilinin bu güven nedeniyle hesap hareketlerini denetlemediğini, ancak sonradan yapılan incelemede davalının ortaklık hesabından kendi şahsi borçları için üçüncü kişiler hesabına yüksek tutarlı usulsüz para transferleri gerçekleştirdiğinin ortaya çıktığını, ortaklığın 2013 yılında tasfiye edilmesine rağmen hem tasfiye sürecinde hem de sonrasında yapılan işlemlerle müvekkilinin zarara uğratıldığını, özellikle araç satışlarında usulsüz faturalar düzenlendiğini, diğer davalılarla herhangi bir ticari ilişkisi bulunmamasına rağmen bu kişilere de para aktarıldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili; davacının müvekkilleri şirket ile ... ve ...'e yönelttiği taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı ile müvekkili ... arasında 2009 yılında kurulan adi ortaklığın 2013 yılında sona erdiğini, ortaklık döneminde ise işlerin her iki ortağın bilgisi ve onayı dahilinde yürütüldüğünü, ortaklık hesabından yapılan çekimlerin ya ortaklık giderleri ya da tarafların kullandığı avanslar kapsamında olduğunu, davacının daha yüksek tutarda avans kullandığını, müvekkili tarafından yapılan paraların ise araç giderleri ve ortaklık borçları için harcandığını, ayrıca davacıya kredi temin edilerek destek olunduğunu ve halen bazı borçların ödenmeye devam edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı ... arasında kurulan adi ortaklığın banka hesabından yapılan havalelerin incelendiği, çekilen kredi tarihleri ile ortaklık adına alınan araçların alım tarihlerinin yakın olması nedeniyle, hayatın olağan akışına göre davalılar tarafından çekilen kredilerin ortaklık adına alınan araçların satın alınması sırasında kullanıldığının kabul edildiği, ortaklığın banka hesabından açıklama yapılmaksızın davalılara yapılan havalelerin ise, benzer şekilde davacıya ve davacının yakınlarına da havale yapılmış olduğunun tespit edilmesi karşısında, havale tarihlerinden uzun süre sonra bu ödemelerin haksız yere yapıldığı yönündeki iddianın hakkaniyete uygun düşmediği, davacı tarafça adi ortaklığın banka hesabından davacının zarara uğratılması amacıyla ödemeler yapıldığının ispatlanamadığı, alınan bilirkişi raporları ile davacının adi ortaklıktan kaynaklı alacağının bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; araç alımlarından sonra çekilen ve tutarları arasında ciddi farklar bulunan kredilerin araç bedelleriyle ilişkilendirilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, Derece Mahkemelerince bu çelişkiler sorgulanmadan hatalı değerlendirme yapıldığını, davanın adi ortaklığın yeniden tasfiyesi değil davalıların haksız fiilleri nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın tazmini amacıyla açılmış bir alacak davası olduğunu ve zamanaşımı süresi içinde ileri sürüldüğünü, davalı ...'ın ortaklık hesabından kendi ve yakınlarının hesaplarına yüksek tutarlı transferler yaparak müvekkili aleyhine açık dengesizlik yarattığını, sunulan uzman görüşünün değerlendirilmediğini, bu durumun usul ve adil yargılanma ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, adi ortaklığa dayalı alacak istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararın dayandığı bilgi ve belgelere, adi ortaklık ilişkisinin tarafların serbest iradeleriyle kurulduğu ve yine aynı iradi özerklik çerçevesinde yönetim, temsil ve tasfiye süreçlerinin belirlenmiş olmasına, tarafların ortaklık süresince hesap ve işlemleri birlikte yürütme imkânına sahip olmalarına, davacının uzun süre boyunca ortaklık hesap hareketlerini denetleme ve itiraz etme imkânı bulunmasına rağmen bu hakkını kullanmayarak davalıya fiilen geniş bir tasarruf yetkisi tanımasına, ortaklığın 2013 yılında tasfiye edilmesinden sonra herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin tasfiye sonuçlarının davacı tarafça zımnen kabul edilmesine, aradan geçen uzun sürenin ardından ileri sürülen iddiaların ise tarafların kendi iradeleriyle oluşturdukları hukuki ilişkinin sonuçlarını sonradan ortadan kaldırmaya yönelik olmasına, bu durumun hukuki güvenlik ve dürüstlük kuralı ile bağdaşmamasına, iradi özerklik ilkesi gereği tarafların kendi serbest iradeleriyle katlandıkları hukuki sonuçlara sonradan itiraz edemeyeceklerinin anlaşılmasına göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı şirkete verilmesine,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.