Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, taşımacılık hizmeti alacağı ve itirazın iptali davasında, borç kalmadığı ile ıslah süre aşımı gerekçesiyle reddedilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bir şirket, sunduğu nakliye hizmetlerine ilişkin ödenmeyen alacaklar için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamını ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı şirket yetki itirazı ve alacağın karşılıklı fatura ve iade faturaları sonucu ortadan kalktığı savunmasını ileri sürmüştür; ilk derece mahkemesi, yetki itirazlarını reddetse de, tarafların ticari kayıtları, BA/BS formları ve davacının vergi dairesine bildirdiği iade faturalarını dikkate alarak, mahsup sonrası davalının davacıya borcu kalmadığı ve ıslah edilen alacak yönünden hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş olup, bu karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2024
NUMARASI : ███████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen █████/2024 tarih ve ███████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı şirkete nakliye hizmeti sunduğunu, nakliye hizmeti kapsamında davalı tarafa 2021 yılı içerisinde muhtelif tarihlerde faturalandırma yapıldığını, davalı şirketin peşin ödemesi gereken borcunu ödemediğini, sonucunda davalı aleyhine █████/2021 tarihinde Ankara 17. İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı dosyası ile 2021 yılına ilişkin cari hesap sözleşmesi doğrultusunda ödenmeyen borç için icra takibi başlatıldığını, davalının tüm borca ve ferilerine █████/2021 tarihinde itiraz edip takibin durmasına neden olduğunu, müvekkili şirketin davalının itirazı üzerine takip işlemlerine devam edemediğini ileri sürerek, itirazın iptali ile şimdilik 1.000,00 TL takip tutarının takip tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili için takibin devamına, davalı tarafın asıl alacak üzerinden %20 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, █████/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 65.375,00 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davalı tarafça başlatılan icra takibine karşı süresi içerisinde yetki itirazında bulunulduğunu, yetkili icra müdürlüğünün Silivri İcra Müdürlüğü olduğunu, yetki itirazının değerlendirilmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin de Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde taraflarca karşılıklı olarak kesilen fatura ve iade faturalarının bulunduğunu, dava konusu edilen alacağa ilişkin faturaların müvekkili şirketçe kabul edilmediği gibi kayıtlara giren faturalarla ilgili de süresi içerisinde iade faturalarının düzenlendiğini, alacak tutarının müvekkili şirket kayıtlarında gözükmediğini, müvekkili şirketin tamamen iyi niyetli olduğunu, verilen kusurlu hizmet sonucu anlaşılamayan ve iade faturalarına konu edilen dava konusu olan alacağın var olup olmadığının ise ancak yargılama sonrasında ortaya çıkacağını, davacı tarafın alacak iddialarının ve istenilen tutarın likit olmaması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile müvekkili şirketten icra inkar tazminatı istenemeyeceğini, davacı şirketin kötü niyetinin söz konusu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalı vekilince icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise de 6100 sayılı HMK'nın 10. maddesi ile 6098 sayılı TBK'nın 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardan olduğu anlaşılan dava konusu cari hesap alacağının tahsili yönünden davacı şirketin merkezinin bulunduğu Ankara ili icra dairelerinin ve mahkemelerinin yetkili olduğu, davacının taraflar arasındaki süregelen ticari ilişki kapsamında düzenlediği takibe konu cari hesaba dayalı faturaların tarafların ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı bulunduğu, davacının kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan takip tarihi itibariyle 66.375,00 TL, dava tarihi itibariyle 45.725,00 TL alacak, davalının ise takip tarihi itibariyle 20.650,00 TL borç kaydının bulunduğu, dava tarihi itibariyle ise uyuşmazlığa konu faturalar nedeniyle düzenlenen aynı miktarlı iade faturaları da nazara alındığında yapılan 20.650,00 TL ödemenin mahsubu ile borç kaydının olmadığı, her ne kadar davacının ticari defter ve kayıtlarında, davalı tarafından kesilen iade faturaları kayıtlı değil ise de tarafların BA/BS formlarının birbiri ile uyumlu olduğu ve davacı tarafından davalının kesmiş olduğu iade faturalarının da vergi dairesine bildirimlerinin yapıldığı, artık davacı tarafından da iade faturaların kabul edilerek benimsendiğinin kabulünün gerektiği, taraflar arasındaki borç/alacak miktarının hesabında iade faturalarının da mahsubu sonrasında davalının davacıdan takibe konu faturalara dayalı cari hesap bakiyesi yönünden dava tarihi itibariyle borcunun bulunmadığı, ayrıca ıslah tarihi itibariyle ıslah edilen miktar yönünden İİK'nın 67. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin de dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilgili tebliğ doğrultusunda şirketlerin, e-defter saklama hizmeti veren özel entegratör kuruluşlarında defteri kebir, yevmiye defterleri, tüm e-fatura, e-arşiv kayıtları vs. gibi kayıtların saklanması için hizmet alması gerektiğini, aksi halde basiretli tacir gibi davranma yükümlülüklerini ihlal ettiklerinin kabulünün gerektiğini, davalı Şirketin, e-defterlerinin zayi olduğu gerekçesiyle bilirkişi incelemesine esas olmak üzere sunduğu muhasebe bilgisayar kayıtlarının, ticari defter gibi kesin delil olmadığını, dolayısıyla davalının ticari defter deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığını ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, davalının takip tarihinden sonra yaptığı belirtilen 20.650,00 TL tutarındaki ödemenin de, takip tarihinden sonra yapılması nedeniyle bu tutara tekabül eden icra takip masrafları ve icra vekalet ücretlerinin ödenmesi gerektiğini, iade faturalarının müvekkil şirket tarafından KEP sistemi üzerinden reddedildiğini, bilirkişi raporu ile de bu husus sabit iken müvekkilinin iade faturalarını kabul ettiği ve bu sebeple alacağının da bulunmadığı yönündeki tespitin, dosyadaki delil durumuna ve hukuka kesinlikle aykırılık arz ettiğini, davaya konu icra dosyasında borca itiraz dilekçesinin tebliğe çıkarılmadığını, borca itirazdan haberdar olunur olunmaz ise arabuluculuk ve dava sürecine geçildiğini, böylece öngörülen 1 yıllık sürenin hukuken kesildiğini, aksi yöndeki mahkeme gerekçesinin yerinde bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, cari hesap alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu konusunda bir çelişkinin olmadığı, bu ilişki kapsamında taraflarca düzenlenen faturalar ve iade faturaları ile davalı tarafça yapılan ödemeler gözetildiğinde davacının bir alacağının bulunmadığı, her ne kadar davacı tarafça davalı tarafından düzenlenen iade faturalarının kabul edilmediği ileri sürülmüş ise de Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere BA-BS formları ile vergi dairesine bildirilen faturaların, bildirimi yapan tarafından benimsendiğinin kabulünün gerektiği, somut olayda da davacı tarafından söz konusu iade faturalarının vergi dairesine bildiriminin yapıldığı, dolayısıyla bu faturaların cari hesap borcunun belirlenmesinde dikkate alınacağı, bu itibarla davacı vekilinin anılan hususa ilişkin istinaf itirazlarının da haklı bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2026 tarihinde HMK 362/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!