İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinden, menajerin vekaletini kötüye kullanarak tanınmış müzik grubu markasını kendi adına tescil etmesine ilişkin istinaf kararı.
Özet: 55 yıldır aktif müzisyen ve "..." grubunun kurucusu ve şefi olan davacı, eski menajeri olan davalının, menajerlik görevi kapsamında davacı adına tescil etmesi gereken grup markasını kötü niyetle kendi üzerine tescil ettirerek vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürmektedir; davacı, davalının grubun sanatsal faaliyetlerine katkısı olmadığını, haksızca edindiği marka sahipliğini sona erdirmesi gerektiğini, menajerlik ilişkisi bitmesine rağmen grup adına kayıtlı sosyal medya hesaplarını teslim etmeyip kişisel paylaşımlarını sürdürdüğünü belirterek marka hakkına tecavüzün önlenmesini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:████████ Esas
KARAR NO:████████ Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2024
NUMARASI:████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının müzik dalında Türkiye ve yurt dışında tanınan yaklaşık 55 yıldır aktif bir sanatçı olduğunu, çocuktan yaşlıya herkesin müziği ile temas ettiği ... müzik grubunun kurucusu, baş gitaristi ve 20 yılı aşkın süredir de grubun şefi olduğunu, öte yandan ..., ..., ..., ..., ... gibi tanınan sanatçılarla da çalıştığını, sanatta yeterliği ve tanınırlığı üst düzey olduğunu, ... adlı müzik grubunun 1972 yılında kurulduğunu, halen müzik alanında üretim ve icraya devam ettiğini, grubun üyeleri arasında geçmiş yıllarda ..., ..., ...'nun da yer aldığını, grubun üyesi olmamakla birlikte ...'nun da vefat edinceye kadar tüm sahne performanslarını ... grubu ile gerçekleştirdiğini, belirtilen sınırlı sayıda sanatçı tarafından kurulan ... gurubuna zaman içerisinde bazı sanatçıların katıldığını, bazılarının ayrıldığını, bazılarının ise vefat ettiğini, hali hazırda grubun kuruluşundan bu yana üye olan, var gücüyle grubun yükünü taşıyan ve devamı için çalışan tek üyesinin ve haliyle şefinin davacı ... olduğunu, davacı ...'in hayatta ve sağlıklı iken dahil olmadığı bir ... Grubu'nun var olmasının düşünülemeyeceğini, davalı ...'in, 2009 yılından bu yana grubun, esasen davacının menajerlik görevini yürüttüğünü, dört ay kadar önce menajerlik görevinin sona erdirildiğini, taraflar arasında yazılı bir menajerlik sözleşmesi bulunmadığını, ancak davalının menajerlik görevinin yürütüp yürütmediği konusunda bir tartışma da bulunmadığını, bu durum whatsapp yazışmalarından, davalının sosyal medya hesaplarından, basit bir internet araştırmasından anlaşılabileceği gibi grup üyelerinin tanık anlatımları ile ortaya konulacağını, davacının daha önce... sayı ile tescilli "..." ibareli markasının bulunduğunu, marka korumasının 2012 yılında sona erdiğinin 2014 yılında tesadüfen anlaşılması üzerine yeni bir logo ile tekrar başvuru yapılması ve marka tescilinin sağlanması amacıyla hukuken vekil/ ticari vekil statüsünde bulunan davalı menajerin görevlendirildiğini, davalının gerekli işlemleri yaparak markanın tescilini sağladığını ifade ettiğini, menajerlik görevini gereği gibi yerine getirmeyen davalının, bu görevden azledildiğini ve yeni bir menajerle anlaşıldığını, davacı ve yeni menajerinin davalıdan kendisinde bulunan tüm belgelerin, sosyal medya hesaplarının ve internet sitesinin şifrelerinin teslim edilmesini talep ettiklerini, ancak davalının marka konusunda kendisinin de hak sahibi olduğunu söylediğini ve bu nedenle herhangi bir belge ve şifre teslimi yapmayacağını dile getirdiğini, davalının bu beyanının davacı tarafından ilk kez duyulduğunu ve şaşkınlıkla karşılandığını, yapılan bir araştırma neticesinde davalının davacının talimatlarının aksine vekalet görevini kötüye kullanarak davaya konu markayı adına tescil ettirdiğinin anlaşıldığını, davacıya herhangi bir marka tescil belgesi teslim edilmediğinden durumun yıllarca fark edilemediğini, ...'in bir müzik grubu olduğunu, markanın ve logonun bu yönde kullanıldığını ve kullanılacağını, bu bağlamda marka hak sahipliği konusunda iddiada bulunabilecek bir kişinin en azından sanatsal üretim ve icra konusunda emeğinin olması gerektiğini, somut olayda davalının, ... müzik grubunun bir üyesi olmadığını, beste yapma, güfte yazma, sahne alma gibi hiçbir sanatsal icrada katkısının bulunmadığını, sadece ticari vekil olduğunu, marka üzerinde hak iddia etmesinin, kendi adına tescil başvurusunda bulunmasının hukuksal bir dayanağının bulunmadığını, durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının maruz kaldığı durumun, salt bir kötü niyet tezahüründen ibaret olduğunu, bir an için aksinin düşünülmesi halinde davalının davacı ile ilişkisi sona erse bile grubu kontrol altına alabileceğini, o izin vermeden konser verilemeyeceğini, albüm yapılamayacağını, her türlü kazanım üstünde hak sahibi olabileceği gibi akıl almaz durumlarla karşı karşıya kalınmasının muhtemel olacağını, davalının kötü niyetli olarak markayı kullanmaya devam ettiğini, menajerlik görevinin sona ermesine rağmen Twitter, Facebook, Instagram ve internet sitesi şifrelerini teslim etmediğini, keyfi olarak kullanmaya ve paylaşım yapmaya devam ettiğini, bahsi geçen sosyal medya hesaplarında sanatsal faaliyetin tanıtımı kategorisine girmeyen, siyasal gündeme dair kişisel yorumlarını da ... kullanıcı adı ile paylaştığını belirterek, ... tescil numarası ile kayıtlı "..." adlı markanın davalı tarafından izinsiz tescili nedeniyle S.M.K.'nın 10. maddesi uyarınca davalı tarafından kullanımının yasaklanmasına ve markanın davalıya devredilmesine, markanın davalı yanca kullanımının yasaklanmasına, ..., ... adlı sosyal medya hesaplarına erişimlerin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... grubunun kurucusu olmadığını, kuruluş kadrosunda yer almadığını, grubun 1972 yılında ... tarafından kurulduğunu, davacı tarafından sunulan delillerle de bu durumun ortaya konulduğunu, davalının davacının değil, ... grubunun menajeri olduğunu, davalının grup ile olan ilişkisinin salt menajerlikten ibaret olmadığını, davalının 25 yılı aşkın süredir medya ve iletişim sektöründe pek çok aktif rol üstlendiğini,...'ın basın danışmanlığını yürüttüğü dönemde ... grubunun simge ve en uzun soluklu üyelerinden olan ... ile tanıştığını, 2000'li yılların başlarında ...'nun talebi ile ... grubunun basın ve iletişim işlerinin yürütülmesinde gruba destek vermeye başladığını, 2003 yılında grubun çıkartmaya çalıştığı "..." adlı albümün ...'ten çıkması için .... A.Ş. üzerinden grubun menajerlik faaliyetini yürüttüğünü, albümün çıkmasına aracı olduğunu, albümden "..." adlı şarkıya klip çekilebilmesi için de... ve ... sponsorluğu konusunda referans sağladığını, albümün çıkması ile grubun haraketlilik yaşadığını ancak sonrasında herhangi bir yenilik içine girmemesi ve yeni albüm çıkarmaması nedeniyle yeniden duraklama dönemine girdiğini, davalının grupla 2003 - 2009 yılları arasında aktif bir çalışmasının bulunmadığını, 2009 yılında grup üyelerinden olan ... ve ...'nun birlikte çalışma teklif etmesi üzerine davalı tarafından gerçekleştirilen konser organizasyonlarına ...'nun da dahil edildiğini, bu süreçte... ve ... anısına birlikte bir albüm yapma fikrinin canlandığını, ancak ...'nun 2009 yılında vefatı ile albüm çalışmasının yarıda kaldığını, aradan geçen yaklaşık 7-8 aylık bir süre sonunda davacının davalıyı aradığını ve ...'te birlikte çalışmayı teklif ettiğini, ...'nun yarım kalan son işini de tamamlamak isteyen davalının, albüm fikrinden davacıya bahsettiğini ve bu şekilde ..., ..., ... ve davacı ...'ten oluşan ... kadrosuyla ... ve... ile birlikte ...'nun da anısına olacak şekilde "..." albümünü 2011 yılında çıkarttığını, bu albümde davalının henüz grubun menajeri olmadığını, proje yapım ve koordinasyon sorumlusu olduğunu, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... gibi pek çok önemli sanatçının bir araya getirilmesi, albümde yer alacak şarkıların belirlenmesi, aranjmanların son hallerine onay verilmesi gibi pek çok önemli işi projenin yapım ve koordinasyon sorumlusu olarak yerine getiren davalının, "..." albümünün 2011 yılının en çok satan rock albümü olmasına katkısının yadsınamayacağını, albüm ile birlikte grubun yeniden yükselişe geçtiğini, yükselişin devamını sağlayabilmek adına davalıya grubun menajerliğini üstlenmesinin teklif edildiğini, bu şekilde 30.01.2012 tarihinde ... markasının o dönemki sahipleri olan davacı ... ve .... Şti. adına ...'nun davalıyı "..." adı altında konser, etkinlik, festival vb organizasyonlar yapılması için grup adına görüşmeler ve sözleşmeler yapmak ve bunlarla ilgili finansal süreçleri yönetmek konusunda Kadıköy .... Noterliği'nin ... yevmiye nolu ve 30.01.2012 tarihli vekaletnamesi ile vekil tayin ettiğini, 2012 yılı itibari ile ... grubunun menajerliğini üstlenen davalının grup için Türkiye turneleri düzenlediğini, pek çok kültür ve sanat şehrinin en bilinen sahnelerinde çıkmasını sağladığını, ayda ortalama 10 konser organize ettiğini, 2014 yılında ...,...., ..., ... ve davacı ...'ten oluşan ... kadrosuyla "... 11" albümünün çıkarıldığını, bu tarihte grup menajerliği devam eden davalının bu albümün de proje yapım ve koordinasyon sorumlusu olduğunu, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ... ve ... gibi yine birçok önemli sanatçıyı bu albümde de bir araya getiren davalının bu albümün başarısında rolünün büyük olduğunu, 2019 yılında ..., ... ve ...'ın konuk şarkıcı olarak yer aldıkları "..." ve 2020 yılında ise ... ile birlikte "..." albümlerinin de davalının menajerliği döneminde çıkarıldığını, bu albümlerin prodüksiyonda davalının aktif rol aldığını, davacı iddialarının aksine halihazırda davalının menajerlik görevinden azlinin söz konusu olmadığını, ancak davacı tarafın son dönemde kendi başına kararlar alarak grup üyelerini küstürdüğünü, gruba yeni üyeler alarak "..." markası altında davalının onayı olmaksızın hatalı ticari ve akdi ilişkiler kurma yoluna gittiğini, özetle davalının davacının değil, ... grubunun menajeri olduğunu, 2011 yılından bu yana çıkan albümlerde menajerliğin yanında proje yapım ve koordinasyon sorumlusu olarak da aktif görev aldığını, ... ve...'nın vefatlarından sonra uzun bir durgunluk döneminde olan ... grubunun yeniden sahnelere kavuşması, albüm yapması ve turnelere çıkması konusunda büyük bir rolü olan davalının, grup içindeki görev ve öneminin yadsınamaz olduğunu, nitekim grubun resmi internet sitesi olan kurtalanekspres.net alan adlı sitede " ...'in üstün gayretleriyle grup senelerce ayda ortalama 10 konser verdi, bütün Türkiye'yi dolaştı, festivallere katıldı." denilmek suretiyle de bu durumun ortaya konulduğunu, davalının "..." markasının davacı ile birlikte hak sahiplerinden olduğunu, bu hak sahipliğinin iddiaların aksine vekalet ilişkisinin haksız kullanımı ile davacının bilgisi dışında edinilmiş olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde bugüne kadar tescil başvurusuna konu edilmiş 3 adet "..." ibaresini havi marka bulunduğunu, bunlardan ilkinin "..." ibareli olan ve tescil süresi sona ermiş ve geçersiz olan ... tescil numaralı marka olduğunu, ... tescil numaralı markanın hak sahiplerinin davacı ... ve ... ile ...'nun kurmuş oldukları .... Şti. olduğunu, dolayısıyla ilk kez 2002 yılında tescil başvurusuna konu edilmiş olan "..." markasının hiçbir zaman tek başına davacıya ait bir marka olmadığını, ... grubunun simgelerinden olan ... ve ...'nun da şirketleri üzerinden söz konusu markada davacı ile birlikte hak sahibi olduklarını, ancak söz konusu markanın tescil koruma süresinin 2012 yılında sona erdiğini, akabinde dava dışı ... tarafından "..." ibaresi ile 10.05.2013 tarihinde ... başvuru numarası ile marka başvurusunda bulunulduğunu, bu dönemde tescil süresi sona ermiş ve hükümsüz kalmış "..." markasının sahiplerinden davacı ve... şirketi ile birlikte yine o dönem ... kadrosunda çalan diğer müzisyenler dava dışı ... tarafından yapılan marka başvurusunun marka bülteninde yayınına itiraz edildiğini ve işbu itiraz neticesinde marka başvurusunun reddedildiğini, sürecin yönetiminde davalının da gerekli çabayı gösterdiğini, bu dönemde davalının davacıyı ve grubu yeni marka başvurusu yapılması konusunda uyardığını ve davacının da davalıdan bu konuda maddi ve manevi destek istediğini, bunun üzerine davacı ile davalının birlikte özel vekalet çıkardıklarını, vekaletname ile 24.09.2014 tarihinde ... başvuru numarası ile davalı ve davacı birlikte hak sahibi olacak şekilde "..." marka başvurusunun yapıldığını ve işbu başvurunun 03.06.2015 tarihinde tescil edildiğini, davacının marka başvurusu için davalı ile birlikte ortak vekalet verdiğini, hal böyle iken, davacının bu durumdan haberdar olmadığı iddiasının asılsız bir iddia olduğunu, markanın 2014 tarihinden bu yana koruma altında olduğu nazara alındığında, davacının aradan geçen 9 sene boyunca söz konusu markanın tescil evrakını bir kez dahi görmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, en basitinden grubun yurt dışı turnelerinde her bir grup üyesi için vize başvurusu yapılırken başvuru işlemlerinin daha kolay yürütülmesi adına mutlaka marka tescil belgesinin de evraklara ek yapıldığını, her bir grup üyesi ile de paylaşıldığını, markanın hak sahipliğinin 2014 yılından bu yana davacı ile birlikte davalının da üzerinde olduğunun davacının da bilgisi dahilinde olduğunu beyan edebilecek onlarca grup üyesi tanık bulunduğunu, davacının ... grubunun 40 yılı aşkın müzikal duruşu ile bağdaşmayacak ticari sözleşmeler yapmayı planladığını, ancak davalının da marka hakkı sahibi olması nedeniyle davalının onayı olmadan bu sözleşmeleri yapamayacağını bildiği ve davalının da bu ticari sözleşmeleri yapmayı açıkça reddettiği için huzurdaki davanın açıldığını, davacının Ekim 2022'de davalının onayını almaksızın ve ...'nun yasal varislerine de herhangi bir bilgi verip telif de ödemeksizin ticari kazanç elde edecek şekilde "..." isimli bir organizasyon düzenlediğini, düzenlenen gece akabinde davacının başta ... ...olmak üzere ...'nun yasal varislerinin tepkilerine maruz kaldığını, geceye katılan ve şarkı söyleyen ...'in de kamuoyu önünde hatayı kabul edip ...ailesinden özür dilediğini, sanatsal üretim ve icrası olmayan herhangi birinin de bir sanatsal üretim işine konu markanın sahibi olabileceğini, davalının ...'nun sağlığında çıkarılan albümler dışında grubun çıkarmış olduğu tüm albümlerde prodüktör ve menajer olarak yer aldığını, ... ve...'nın vefatlarından sonra durgunluk dönemi içinden çıkamayan grubun yeniden sahnelere çıkması, turneler düzenlemesi, konserler vermesini sağladığını ve ...'in marka değerine katkıda bulunduğunu, davalının ne vekalet görevini, ne de menajerlik sıfatını kötüye kullanarak davacı ve grup üyelerinin bilgisi haricinde kendi başına bir marka tescili yaptırmadığını, davalı başvuruyu davacının bilgisi olmadan yapmış olsaydı, davacının iddiası doğrultusunda davacıyı sürece dahil etmeden de markayı tek başına kendi üzerine tescil ettirebileceğini, SMK m.10'un somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulabilmesinin mümkün olmadığını, SMK m.10'un uygulanabilmesi için markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescilinin yapılması gerektiğini, somut olayda ise birlikte tek bir marka sahipliğinin mevcut olduğunu, davalının "..." markasının hak sahibi, ... albümlerinin prodüktörü ve ... grubunun menajeri olduğundan grup faaliyetlerinin dinleyicisi ile paylaşılması ve dinleyicinin grubun programından haberdar olması için .../ alan adlı internet sitesinin oluşturulması ve yönetimi konusunda profesyonel destek alınmasını sağladığını, alan adı satın alımı dahil alan adı koruma ve yenileme işlemlerinin tamamını da kendisinin üstlendiği, Instagram ve Twitter hesapları yanında aktif olmayan bir Facebook hesabı da açtığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI:İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2024 tarihli ████████E. - ████████ K. sayılı kararıyla; "...Bu bilgiler ışığında ... sayılı marka işlem dosyasında yer alan ve her iki tarafın da imzasını içeren ve dosyada mübrez okunaklı vekaletnamelerin yönetmelikte belirtilen şartları taşıdığı, birden fazla kişi adına yapılan marka başvurularında başvuru sahiplerinin bilgilerini ve imzalarını içeren tek bir vekaletname düzenlenmesinin uygulamada sıkça rastlanan bir durum olduğu, 23.09.2014 tarihli vekaletnamenin marka başvurusundan bir gün önce düzenlendiği, davacının dava konusu marka haricinde vekaletname tarihine yakın bir tarihte yapılmış başka bir marka başvurusunun bulunmadığı, sunulu delillere göre grubun resmi internet sitesi olan ... alan adlı sitede “...'in üstün gayretleriyle grup senelerce ayda ortalama 10 konser verdi, bütün Türkiye'yi dolaştı, festivallere katıldı.” Şeklinde acıkmalar kapsamında davacı nezdinde davalının güven sağlayan bir konumda olduğu,Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde ilki ... tescil numaralı markanın ilk tescilinin davacı ... ve ... ile ...'nun kurmuş oldukları .... Şti. Olduğu, dolayısıyla ilk kez 2002 yılında tescil başvurusuna konu edilmiş olan ... markasının hiçbir zaman tek başına davacıya ait bir marka olmadığı, ... grubunda uzun yıllar görev yapan isimlerden olan ... ve ...'nun da şirketleri üzerinden söz konusu markada davacı ile birlikte hak sahibi oldukları, ancak söz konusu markanın tescil koruma süresinin 2012 yılında sona ermesi ile birlikte asıl markayı oluşturan değerli sanatçı rahmetli ...’nun eşi dava dışı ... tarafından “...” ibaresi ile 10.05.2013 tarihinde ... başvuru numarası ile marka başvurusunda bulunulduğu, ancak başvurunun marka bülteninde yayınına itiraz edildiği ve işbu itiraz neticesinde marka başvurusunun reddedildiği, markanın yenilenmeyerek hükümden düşmesi üzerine davacı ile davalının birlikte özel vekalet çıkardıkları, vekaletname ile 24.09.2014 tarihinde ... “...” marka başvurusunun davacı ve davalı adına yapıldığı ve başvurunun 03.06.2015 tarihinde tescil edildiği, davalının başvuru anında kötüniyetli olduğunun davacı yanca ispat edilemediği, davacının marka başvurusu için davalı ile birlikte ortak vekalet verdiği, markanın 2014 tarihinden beri koruma altında olduğu nazara alındığında davacının aradan geçen 9 sene boyunca söz konusu markanın tescilinden haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zira ... grubunun 40 yılı aşkın müzikal faaliyetleri ,ticari sözleşmeler yapmaları,marka sahibinin onayı olmadan ticari nitelikteki sözleşmelerin yapamayacağının bilinmesi gerektiği, dolayısıyla aradan geçen süreçte davacı ve davalının aralarında çıkan anlaşmazlık nedeniyle davalının ticari sözleşmeleri yapmayı açıkça reddettiği için huzurdaki davanın açıldığının ileri sürülmesi, buna ilişkin olarak da davalı yanca sunulan medya haberlerinde “ davacının Ekim 2022'de davalının onayını almaksızın ve ...'nun yasal varislerine de herhangi bir bilgi verip telif de ödemeksizin ticari kazanç elde edecek şekilde “...” isimli bir organizasyon düzenlediği, düzenlenen gece akabinde davacının başta ... ...olmak üzere ...'nun yasal varislerinin tepkilerine maruz kaldığı, geceye katılan ve şarkı söyleyen ... de kamuoyu önünde hatayı kabul edip ...ailesinden özür dilediğine yönelik” basında çıkan haberlerin davalı savunması ile örtüştüğü, davalının ... grubunun menajeri olduğundan grup faaliyetlerinin dinleyicisi ile paylaşılması ve dinleyicinin grubun programından haberdar olması için .../ alan adlı internet sitesinin oluşturulması ve yönetimi konusunda profesyonel destek alınmasını sağladığı, alan adı satın alımı dahil alan adı koruma ve yenileme işlemlerinin davalı yanca üstlenildiği, 23.09.2014 tarihli vekaletnamenin ... sayılı marka başvurusunun yapılması için düzenlenmiş olduğu, davacının bu vekaletnameyle marka başvurusunun davalı adına da yapılmasına izin verdiği, bunun aksini ispat eden delillerin davacı yanca ispat edilemediği gözetilerek sübut bulmayan davanın reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, ilk derece mahkemesince yalnızca vekaletname üzerinden inceleme yapıldığını, bilirkişi raporlarındaki müvekkilinin lehine olan tespitlerin dikkate alınmadığını, Müvekkilinin davalıya menajerlik konusunda verdiği Kadıköy ...Noterliğinin █████/2012 tarihli, ... Yevmiye numaralı vekaletname içeriği incelendiğinde davalıya müşterek marka tescili için bir yetki verilmediğinin görüldüğünü,Davalının marka üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etmesine rağmen, 2012 yılında ...'nın aynı markayı tescil ettirmek için yaptığı başvuruya neden itiraz etmediğini merak ettiklerini, ... Gurubu'nun diğer üyelerinin dahi marka üzerinde hak iddia etmediği halde, davalının hak iddia etmesinin anlaşılamadığını, müvekkilinin ...'nın marka başvurusu için verdiği vekaletnamede davalının adına yer vermediğini, marka üzerinde müştereken tescile rıza göstermesi için bir neden bulunmadığını,Bilirkişinin, davalının yaptığı iş ve ticari faaliyetlerinin kendisine marka üzerinde tescilsiz hak sağlamadığına dair görüşüne katıldıklarını,Mahkemenin müşterek imzalı vekaletnameyi yanlış yorumladığını, müvekkilinin ... markası üstünde ortaklık ibaresinin geçeceği bir vekaletnameyi imzalamasının mümkün olmadığını, bir ya da birden fazla kişinin, tek vekaletname (evrak) ile vekil tayin etmesinin her türlü işlemde ortak oldukları anlamına gelmeyeceğini, vekaletnamenin müvekkiline boş olarak imzalatılan bir evrak üzerine yazılmış olabileceğini, vekaletname içeriğinden de anlaşılacağı üzere çoğul ve ayrı ayrı kullanıma elverişli olduğu hususunun gözden kaçırıldığını düşündüklerini,Dava konusu olmamakla birlikte davalının ... tarafından oluşturulan "..." albümünü de tek başına kendi adına tescil ettirmesinin kötüniyetini ortaya koyduğunu, Müvekkilinin yıllarca emek verdiği ve hak sahibi olduğu "..." markası üzerinde menajerlik görevi yapan davalıya, sıhhati taraflarınca şüpheli bulunan vekaletnameye dayanılarak hak sağlanmasının akla ve mantığa aykırı olduğunu belirterek, açıkladıkları nedenlerle, İstanbul 1. Fikri ve Sına, Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2024 tarihli, ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kaydı incelendiğinde; █████/2002 başvuru tarihli, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 35, 41 ve 42. sınıflarda ... Şirketi adına tescilliyken süresinde yenilenmediğinden müddet olduğu tespit edilmiştir.█████/2014 başvuru, ... tescil numaralı "...+Şekil" markasının 16, 38, 41, 43. sınıflarda ... ve ... adına tescilli olduğu tespit edilmiştir.Dosyada mevcut █████/2014 tarihli özel vekaletname incelendiğinde; davacı ile davalının birlikte ... Şirketi'ne marka, endüstriyel tasarım ve patent müracaatlarını yapmak, gerektiğinde geri çekmek, tescil ettirmek vb. konularda vekalet verdikleri tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesi'nce bilirkişiler ..., ... ve ...'den oluşan heyetten alınan █████/2024 tarihli raporda özetle; davacı ...'in "..." markası üzerinde 1976 yılından beri devam eden hak sahipliğinin bulunduğunu, davalı ...'in ... grubu için ... - koordinasyon sorumlusu olarak yapmış olduğu, ticari faaliyetleri gereği yerine getirdiği işlerin davalıya marka üzerinde hak sahipliği sağlamayacağı, taraflarca birlikte imzalanan 23.09.2014 tarihli vekaletnamenin dava konusu ... sayılı marka başvurusunda bulunmak üzere düzenlenmiş olduğuna dair Mahkemede kanaat oluşması halinde, bu durumun davacının davalıya müşterek başvuru yapma konusunda yetki verdiği şeklinde yorumlanabileceği ve davacının SMK 10. maddeye dayanamayacağı, mahkemede aksi yönde kanaat oluşması, yani 23.09.2014 tarihli vekaletnamenin ... sayılı markanın her iki taraf adına başvuruda bulunmak üzere düzenlenmiş olmadığı ya da davacının davalıya müşterek başvuru yapma konusunda açık bir yetki vermediği şeklinde yorumlanması veyahut vekaletname üzerinde tahrifat yapıldığının tespit edilmesi halinde davacının SMK 10. maddeye dayanarak davalının "..." markasının kullanımının yasaklanmasını talep edebileceği ve marka tescilinin müşterek olması nedeniyle davalının marka üzerindeki payının kendisine devrini talep edebileceği yönünde görüş ve kanaatlerini bildirmişlerdir.İlk derece mahkemesince bilirkişiler ..., ..., ...'tan oluşan heyetten alınan █████/2024 tarihli raporda özetle; 23.09.2014 tarihli vekaletnamenin ... sayılı marka başvurusunun yapılması için düzenlenmiş olduğu, davacının bu vekaletnameyle marka başvurusunun davalı adına da yapılmasına izin verdiğini bildirdikleri anlaşılmıştır.
G E R E K Ç E:Dava, davalının yetkisi olmadığı halde kendisi ve davacı adına tescil ettirdiği marka üzerindeki müşterek hak sahipliğinin SMK’nın 10. maddesi uyarınca iptali ile markanın davacıya devredilmesi ve davalının marka kullanımın yasaklanması talebiyle açılmıştır.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dosyada mevcut █████/2014 tarihli müşterek vekaletnamenin marka tescil başvuru tarihinden bir gün önce davacı ve davalı tarafından düzenlenerek marka tescil başvurusunu yapacak olan şirkete verildiği, davacının vekaletnamedeki imzasını inkar etmediği, davalının ... Grubu ile yürüttüğü menajerlik ve diğer görevlerin kendisine marka üzerinde hak sahipliği sağlamadığı, ancak davacı tarafından markanın her ikisi adına tescili için başvuru yapılmasına muvafakat verildiği, davacı ile davalının 2014 yılından sonra uzunca bir süre birlikte çalışmaya devam etmelerine ve marka tescilinin kamuya açık olmasına rağmen, dava konusu markanın davacı ile davalı adına müştereken tescil edildiğini bilmediğinin kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, aradan 8 yıl geçtikten ve davalı ile iş ilişkilerinde sorun yaşamaya başladıktan sonra bu davayı açtığı kanaatine varıldığından, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerindedir.İncelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:
1-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00 TL maktu harçtan, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL eksik harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
4-İstinaf yargılama giderleri olarak; davacı tarafça yapılan masrafların üzerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!