Marka tecavüzü, haksız rekabet tespiti ve davalıya ait tescilli markanın hükümsüzlüğü talepli uyuşmazlık hakkında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı.
Özet: Davacı, 2017den beri maddi ve manevi yatırım yaparak meşhur hale getirdiğini öne sürdüğü, 35. sınıfta tescilli "..." ibareli markasına, davalının "... ..." şeklindeki markasal kullanımlarla tecavüz ettiğini, haksız rekabete yol açtığını ve davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmektedir; davalı ise savunmasında, "..." kelimesinin yiyecek-içecek ve organizasyon sektöründe yaygın ve kimsenin tekeline ait olmayan bir ifade olduğunu, kendi markasının geniş hizmet sınıflarında tescilli olup davacı markasıyla benzerlik taşımadığını, davacının kendi başarısından nemalanmaya çalıştığını ve markasının ayırt edicilik sağlamadığı gerekçeleriyle davanın reddedilmesini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:████████ Esas
KARAR NO:████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2024
NUMARASI:███████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)|Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
KARAR TARİHİ:█████/2026
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ...'in, 26 yılı aşkın meslek yaşamında başarılı bir iş insanı olduğunu, davacı firmanın “...” ibareli markanın tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, “...” ibaresinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 35. sınıfta ... numarası ile davacı firma adına tescilli olduğunu, bunun yanında davacıların 2017 senesinden beri bu markaya maddi ve manevi yatırım yaptığını, davacılar tarafından 2017 senesinden beri etkin ve kesintisiz olarak kullanılan “...” ibareli markanın meşhur ve maruf hale getirmiş olduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilen ve davacı adına tescilli markadan kaynaklı haklara tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden markasal kullanımların e-tespit tutanakları ile tespit edildiğini, davacıların Beşiktaş ...Noterliğinin 22.10.2021 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesini keşide ettiğini, TPMK nezdinde... numaralı “... ...” ibareli markanın davalı firma adına tescilli olduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilen markasal kullanımların davacı markasına yakınlaştırılarak “ ...” şeklinde yapıldığını belirterek ... numaralı davacı adına tescilli olan “...” ibareli davacı markaları bakımından, davalının adı geçen markalara vaki tecavüzünün tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesine, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti, meni, durdurulması ve önlenmesine, davalı adına tescilli... kod numaralı “... ...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili dilekçesinde; davalı şirketin, dünyaca bilinen zincir Otel grubu olan ...'nin mülk sahibi ve aynı zamanda işletmecisi olduğunu, yiyecek içecek denilince akla gelen ilk sözcüklerin ziyafet sofrası, yemek sofrası gibi kelimeler olup, davalı şirketin, ...'nda ve ...'nde binlerce davette, toplantıda, nişanda ziyafet sofraları, yemek sofraları hazırlamış, yemek sunumları ve servisleri yapmış olduğunu, bu nedenle markası içinde geçen ... kelimesini kullanmakta çok haklı ve üstün bir yararı olduğunu, davalı şirket ile davacı şirket bilinirliğinin kıyas dahi yapılamayacağını, "...” markasının yalnızca bir marka değil aynı zamanda davacılar tarafından oluşturulmuş ve 2017 senesinden beri devam eden bir proje olduğu şeklindeki beyanın gerçeği yansıtmadığını, Türkiye'de ilk kez ... temalı bir serginin, davalının düzenlediği "..." markalı serginin de danışmanı olan ... tarafından yapıldığını, "...-...” ... Türkiye'de çok ses getirince, davacı ...'in davalı şirketin elde ettiği üstün başarıdan ve tanınmışlıktan nemalanmak, davalının başarısını baskılayarak kendini ön plana çıkartıp reklamını yapmak çabası içine girdiğini, davalı şirket ve yetkilileri hakkında olumsuz kara propaganda yapmaya, davalı şirketin ve yetkililerinin itibarını zedeleyici beyanatlarda bulunmaya başlandığını, bunun üzerine davacıya Beyoğlu ...Noterliği'nin 11 Ekim 2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilediğini, davalı şirket ile davacının markaları birbirinden farklı markalar olup, aralarında benzerlik olmadığını, ... ya da ... kelimesinin, kimsenin tekelinde olan bir kelime olmadığını, davacının "..." isimli markasının tescilinden yıllar önce içinde "..." kelimesinin geçtiği ya da ... temalı çok sayıda serginin ... tarafından düzenlenmiş olduğunu, ...'nin röportajında belirttiği gibi, ... temalı sergilerin dünyanın pek çok yerinde yıllardır yapılan sergiler olup, davacıya özgü ya da davacının fikir önderliği yaptığı sergiler olmadığını, davalı şirketin "..." isimli markasının tescil edildiği sınıflar arasında 35.sınıf da olup, 35. sınıfın bizatihi " ... ve fuarların organizasyonu " hizmeti olduğunu, davacının markası içinde geçen "..." kelimesinin, tescil edildiği sınıf olan 35. sınıfın içinde yer alan faaliyetin ismi olduğunu, ... faaliyetinin de tek başına davacının tekelinde olan bir faaliyet olmadığını, bu nedenle "..." kelimesinin davacının markasına bir ayırt edicilik sağlamadığını, davacı markası 35.sınıfta tescilliyken, davalının markası 35, 39, 41, 42, 43.sınıflarda tescilli olduğunu, davalı şirketin markasının ticaret ve hizmet türünde tescilliyken, davacının markasının sadece hizmet sektöründe tescilli olduğunu, davalının, davacının markasını birebir kullandığından bahisle haksız rekabete sebebiyet verildiği iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının markasının tanınmış olduğu beyan edilmiş ise de bu beyanının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI:"...Marka hükümsüzlüğü bakımından yapılan incelemede dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile taraf markalarının içerikleri ve markasal kullanımlar dikkate alındığında davacı markasının "... "olduğu davalı markasının ise "... ..." şeklinde olduğu, markalar arasında işitsel ve görsel açıdan benzerliğin bulunmadığı davacı markasında herhangi bir şekil unsur bulunmadığı davalı markasında ise şekil unsurun bulunduğu, markaların ayırt ediciliğinin bulunduğu bu haliyle markalar arasında iltibas karıştırılma ve benzerlik bulunmadığı anlaşıldığından hükümsüzlük davasının reddine karar verilmiştir.Markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiası bakımından ise davalı tarafça yapılan kullanımların TPMK nezdinde tescilli marka hakkının kullanılması niteliğinde olduğu ayrıca fiili markasal kullanımların davacı markası ile benzerlik göstermediği bu hususun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı bir şekilde incelenerek tecavüz oluşturulmadığına ilişkin kanaat bildirildiği, raporun yeterli ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, hükme esas alınarak markaya tecavüz ve haksız rekabetin gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır" gerekçeleri ile "davanın tüm talepler yönünden ayrı ayrı REDDİNE," şeklinde karar vermiştir.
İSTİNAF İSTEMİ:Davacı vekili istinaf isteminde özetle;Denetime ve hüküm kurmaya elverişsiz bir rapora göre karar verildiğini,Hükmedilen vekalet ücretinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, kararda (4), (5) ve (6) numaralı hükümlere itiraz edildiğini, tek bir harç ile dava açıldığını, ayrı ayrı vekalet ücreti verilemeyeceğini, Bilirkişilerce tanzim edilmiş raporda hangi kısmın çoğunluğun kanaati olduğu hangi kısmın ayrık görüş olduğu, neticeten nihai kanaatlerinin ne olduğunun anlaşılabilir nitelikte olmadığını, belirtilen rapora göre karar verilemeyeceğini, “markasal açıdan ayrık görüş” başlığı altında tam tersi tespitlerin de yer aldığını, raporun anlaşılabilir olmadığını, çelişkili rapora göre karar verilemeyeceğini, Bilirkişilerin SMK MD 155 dikkate alınmaksızın yaptığı tespitlerin kabul edilemeyeceğini, müvekkili firmanın “...” ibareli markanın tek ve gerçek hak sahibi olduğunu, ... numaralı marka tescili olduğunu, Markaların iltibas tehlikesi ve ortalama tüketicinin karıştırması ihtimali üzerinden inceleme yapılmadığını, davalının kullanmının “...” şeklinde olduğunu,markaya yakınlaştırılarak kullanımın markaya tecavüz teşkil ettiğini, davalı kullanımları ile müvekkiline ait markanın birebir aynı olduğunu, markanın ülkemizde tanınırlığı ve bilinirliği göz önüne alındığında davalı kullanımlarının müvekkillerine ait markasal kullanımlardan haberdar olunarak; kötü niyetli şekilde gerçekleştirildiğini, haksız rekabet koşullarının da oluştuğunu,davalı tarafından gerçekleştirilen markasal kullanımların müvekkilinin markasına yakınlaştırılarak “...” şeklinde yapıldığını, benzer ve iltibas teşkil eden markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:Dava, markanın hükümsüzlüğü, markaya tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Somut uyuşmazlıkta TPMK kayıtlarına göre; davacının ... numaralı "..." ibareli kelime markasının 35.sınıfta 09.04.2018 tarihli başvuruya istinaden 29.08.2019'da tescil edildiği, tescil sınıfının "ticari reklam amaçlı ... ve fuarların organizasyon hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri..." alt sınıfını da kapsadığı, bilirkişi heyeti raporunda "..." ibaresinin tanımlayıcı ibare olduğu, her iki tarafın organizasyonununda ... düzeni ve sunumu üzerine planmış olduğu, farklı tasarımcıların görsellerinin sergilendiği, ana temanın gastronomi ve mutfak üzerine kurulu olduğu, aynı tema için hizmet verildiği, davacı markasının zayıf marka olduğu, ... ibaresinin ise tek başına ayırt ediciliği olmadığının tespit edildiği, bilirkişi heyetinde marka vekili ve sektör bilirkişisinin de yer aldığı anlaşılmaktadır.Davacının markaya tecavüz ve haksız rekabet iddiası yönünden davalının dosyaya yansıyan markasal kullanımları incelendiğinde; "...", "... ...", "...", "...", "..." şeklinde kullanımların yer aldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının markasının zayıf marka oluğu, koruma kapsamının dar yorumlanması gerektiği, davalının fiili kullanımlarında ayırt edicilik kattığı, kullanımda ... düzeni ve sunumu üzerine, farklı tasarımcıların görsellerinin sergilendiği, ... organizasyonu hizmeti de veren davalının markasal kullanımda "..." kelimesine de yer vermesinin davacının markasına tecavüz teşkil ettiğinden yahut haksız rekabet oluşturduğundan söz edilemeyeceği de dikkate alındığında ilk derece mahkemesince neticeten davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının "..." markası ile davalının "... ...+şekil" ibareli markasının benzer olmadığı, davacının markasının tanınmış marka olduğunun ve davalının marka tescilinde kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı dikkate alındığında mahkemece hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesi de yerinde görülmüş, davacı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili birden fazla vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de; somut uyuşmazlıkta objektif dava birleşmesi söz konusu olup reddedilen her bir talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenle ilk derece mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf siteminin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştr.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacılar vekilinin istinaf isteminin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00-TL harçtan, peşin alınan 427,60TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Artan gider avanslarının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!