İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kıymetli evraktan kaynaklanan menfi tespit davasında, işverence cebren imzalatıldığı iddia edilen senet ve iş mahkemesinin görevsizlik kararının istinaf incelemesi.
Özet: Eski bir çalışanın, işvereni tarafından kayıp ürünler nedeniyle baskı altında zorla senet imzaladığı ve ödeme yaptığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti talebiyle menfi tespit davası açması, davalı işverenin ise davacının şirketi zarara uğratarak senedi rızasıyla imzaladığını ve ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğunu savunarak davanın reddini talep etmesi üzerine, ilk derece mahkemesinin işçi-işveren ilişkisi nedeniyle davayı usulden reddedip görevsizlik kararı vermesiyle dosyanın iş mahkemesine gönderilmesi; davalının bu karara itiraz ederek, uyuşmazlığın iş ilişkisi sona erdikten sonraki haksız fiilden kaynaklandığını ve görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olması gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmasıdır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ44. HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R IDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İstanbul.... Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ: █████/2025NUMARASI: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... aleyhine davalı ... tarafından İstanbul.... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatıldığını, müvekkilinin bu dosyaya ilişkin hiçbir borcunun bulunmadığını, çalıştığı şirket tarafından kaybolan ürünlerden sorumlu tutularak ödeme yapması için baskı yapıldığını, bu ödemelerin "sehven ödeme tutarı iadesi" açıklamasıyla gönderilmesinin istendiğini, müvekkilinin zorla ... bir odada tutularak ikna edilmeye çalışıldığını, 24.06.2024 tarihinde baskı altında zorla senet imzalatıldığını, müvekkilinin kendi hesabından şirket hesabına ...üzerinden 1.600.443,21 TL ve ...üzerinden dört parça halinde toplam 400.000,00 TL tutarında zorla ödeme yaptırıldığını, bu ödemelere rağmen senedin iade edilmeyip haksız yere takibe konulduğunu belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini, icra takibinin teminatsız veya uygun bir teminatla durdurulmasını, davalının %20’den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davacı borçlu aleyhine 3.000.000,00 TL bedelli senede dayanarak icra takibi başlatıldığını ve bu takibin kesinleştiğini belirterek, davacının borçlu olmadığı yönündeki iddialarının asılsız olduğunu, davanın aslında haksız eylemden kaynaklanması sebebiyle Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu ve Ticaret Mahkemesinin görevsizlik kararı vermesi gerektiğini savunduğunu, davacının eski bir çalışan olarak şirketi 10.166.200,00 TL zarara uğrattığının iç denetimle ortaya çıktığını, davacının hiçbir baskı altında kalmadan usulsüzlüklerini ve haksız menfaat elde ettiğini hem sözlü hem yazılı olarak itiraf ettiğini, kendi el yazısıyla imzaladığı muvafakatname ve taahhütname ile zararı ödemeyi kabul ederek dava konusu senedi ve diğer senetleri bizzat tanzim ettiğini, davacının iddia ettiği 24.06.2024 tarihinin aksine senetlerin 12.06.2024 tarihinde düzenlendiğini, yapılan toplam 2.000.443,21 TL tutarındaki ödemelerin dava konusu 3.000.000,00 TL'lik senede ilişkin olmayıp nakit ödeme taahhüdü ile başka bir senedin karşılığı olduğunu, ödenen senedin iadesi için davacının şirkete çağırılmasına rağmen gelmediğini, davacının baskı iddialarının somut delilden yoksun ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senetlerin sebepten mücerret olduğunu ve bedelsizlik iddiasını davacının yazılı delille ispatlaması gerektiğini, ödeme dekontlarındaki açıklamaların senetle uyuşmadığını ve vadeden önce yapıldığını ileri sürerek, haksız davanın reddine, davacının %20’den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine ve tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; Davacı vekilinin dava dilekçesindeki iddiaları ve davalı vekilinin savunmalarından anlaşılacağı üzere taraflar arasında işçi işveren ilişkinin sabit olduğu, işçi işveren arasındaki ilişkilerde ispat kuralları daha geniş kapsamlı olması, işçi senedin geçersizliği yönündeki iddiasını her türlü delille ispatlayabilmesi, iş hukuku, işçi ve işveren ilişkisinde işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, işçinin korunması ve işçi lehine yorum ilkeleri dikkate alınarak davanın çözümlenmesi gerektiği vicdani kanaatine varılarak; -Mahkemenin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden REDDİNE, karar verilmiştir.İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddine ve dosyanın İş Mahkemesine gönderilmesine karar verdiğini, bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın temelinde davacı eski çalışanın müvekkil şirketi distribütör süreçlerindeki usulsüzlükleri ve cihaz satışları ile 10.166.200,00-TL zarara uğratmasının yattığını, davacının bu haksız eylemlerini yazılı olarak itiraf ederek zararı karşılamak amacıyla dava konusu senedi imzaladığını, taraflar arasındaki iş ilişkisinin senetlerin tanziminden önce 31.12.2023 tarihinde sona ermiş olması ve uyuşmazlığın iş hukukundan değil doğrudan haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle görevli mahkemenin İş Mahkemesi değil Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Yargıtay kararlarıyla da haksız fiile dayalı tazminat taleplerinde genel mahkemelerin görevli olduğunu ispatladığını belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılarak dosyanın görevli İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul... İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.Davacı tarafından, davalı şirkette çalıştığını, çalıştığı şirket ... tarafından kendisine zorla senet imzalattırıldığını belirterek menfi tespit davasının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı tarafından, davacının müvekkil şirkette 02.06.2014 yılından itibaren iş akdi fesih tarihine kadar distribütörler ile ... şirketleri arasındaki iletişimi ve terminal yönetim sürecinde dağıtım kurgusu yönetimine dair görev yaptığını, davacı borçlu görevi gereği kurumsal müşterilere sağlanan cihazların tüm talep, fatura, teslimat süreçlerini takip ettiğini, 08.05.2024 tarihinde, 2. el telefon satıcısı bir kişinin, kendisine satılmaya çalışılan telefonun faturasının kontrolü için...’ya (telefon tedarikçisi) mail ilettiği, ...’nın da kendisine gönderilen fatura üzerinde IMEI numarası olması ve taraflardan diğerinin de ...olması nedeniyle durumu şüpheli bulup konuyu müvekkili şirket ile paylaşması üzerine iç denetim gerçekleştirildiğini, davacının hiçbir baskıya maruz kalmaksızın olayı sözlü ve yazılı olarak itiraf ettiğini, elde ettiği haksız menfaatlerin tespiti için rızası ile banka hesap hareketlerini müvekkil şirket ile paylaştığını, söz konusu zararın taraflarca tespiti üzerine müvekkili şirketin uğramış olduğu zararı gidermek ve elde edilen haksız kazancı iade etmek üzere ödeme talebinde bulunduğunu, davacının toplamda 2.000.443,21--TL gönderdiğini ve toplamda 10.116.200,00-TL., bedelli senet tanzim edildiğini ileri sürmektedir.5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinde iş mahkemelerinin görevi, “İş Kanununa göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi” olarak belirlenmiş olmakla, işçi sıfatını taşıyan kişinin iş ilişkisi devam ederken düzenlediği senede dayalı talebiyle ilgili davanın davanın, iş mahkemesinde görülmesi gerekir. İş Hukukuna hakim temel prensipler olan , işverenin sosyal ve ekonomik bakımından güçlü olması, ve kayıtları elinde bulundurmasına karşılık , zayıf durumda olan işçinin korunması gerektiği, dikkate alınarak, iş veren tarafından düzenlenen , düzenlenmesi istenen belgelere karşı ihtilaf halinde tanık ile ispat olanağı getirilmiştir. Bu nedenlerle davaya bakmak görevinin iş mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla mahkemece görevsizlik kararı verilmesi yerindedir.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ../███████ tarih ve 2025/... E., 2025/.. K. Sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı davalı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026