Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası kaynaklı araç değer kaybı ve mahrumiyet tazminatı talepli davada, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararına yapılan istinaf başvurusunu değerlendirerek karar verdi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir trafik kazası neticesinde aracında değer kaybı ve araçtan yoksun kalma zararlarının tazminini talep eden davacının, davalı aleyhine açtığı davada, ilk derece mahkemesince değer kaybı ve araçtan yoksun kalma tazminatı taleplerinin kısmen kabul edilip kazanç kaybının feragatle reddedilmesi üzerine, davalının görevli mahkeme itirazı, kusur değerlendirmesi eksikliği ve tazminat miktarlarına dair iddialarla karara itiraz ederek istinaf yoluna başvurmasını ele almaktadır.

T.C. BAM . HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO :
KARAR NO :
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KÂTİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO :
KARAR NO :
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
B.A.M. KARAR TARİHİ :
KARAR YAZIM TARİHİ : 1
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde;. tarihinde ...Mahallesi'nde müvekkili firmaya ait .. Plaka sayılı araca, davalıya ait ... Plaka sayılı aracın KTK 57/1-c maddesini ihlal ederek sağdan gelen müvekkilinin aracına sol yandan çarparak maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, kazada davalıya ait aracın sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin aracının hasar bedelinin kasko şirketi tarafından ödendiğini ancak araçta değer kaybı meydana geldiğini, bunun üzerine karşı yanın ZMMS poliçesini düzenleyen ..şirketine başvurduklarını ancak poliçelerinde araç başına maddi tazminat bedeli 43.000 TL ile sınırlı olması nedeni ile, davalı yanın ZMMS poliçesini düzenleyen ... A.Ş.'nin hasar ödemesinin üzerine 12.634,50 TL lik kısmi olan değer kaybı bedelini de ödeyerek poliçe limitini doldurduğunu, gerçek değer kaybı bedelinin bilirkişi marifeti ile hesaplanıp sigorta firmasının yapmış olduğu ödeme düşülerek arta kalan değer kaybı bedelinin davalı tarafından ödenmesi gerektiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL değer kaybı, 100,00 TL araçtan yoksun kalma tazminatı ve 100,00 TL kazanç kaybı bedelinin işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili █████/2023 tarihli dilekçe ile 1.000,00.-TL değer kaybı tazminatı 46.356,50.-TL artırılarak 47.356,50.-TL, 100,00.-TL araçtan yoksun kalma tazminatı 7.920,50.-TL artırılarak 8.020,50.-TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya bakmaya görevli mahkemelerin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davanın görevli mahkemede açılmadığını, yine davacı firmaya ait aracın kaza anında hız limitlerine uygun olarak kullanılıp kullanılmadığı, geçiş üstünlüğünün bulunup bulunmadığı ve KTK.'da belirtilen kuralların ihlal edilip edilmediği hususlarında hiçbir araştırma yapılmadan müvekkili idarenin %100 oranında kusurlu olduğu iddiasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın kendi kanaatince, yapılan 12.634,50.-TL'lik değer kaybı ödemesinin kısmi olduğu iddialarının mesnetsiz olup sigorta şirketince yapılan ödemeye rağmen değer kaybına yönelik mükerrer taleplerinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının aracın onarım süreci boyunca araçtan yoksun kalınması sebebiyle zarar meydana geldiğini iddia etmekte ise de bu zararların ne olduğunu, aracın onarım sürecinde iken araçtan yoksun kalınarak ne gibi zararların doğduğunu açıklayamadığını, bu zarara ilişkin bir belge sunmadığını, yine aracın onarım süresince yük taşıma işlerinin aksamaya uğrayıp uğramadığının, uğradı ise bunun sadece kazaya karışan aracın onarım sürecinde bulunmasından mı kaynaklandığının ispatlanamadığını, kazaya karışan aracın yerine başka bir araçla yük taşıma işlerinin görülmesi yada kasko şirketi tarafından ikame araç temin edilmesi durumunda araçtan mahrum kalma ve dolayısıyla kazanç kaybı meydana gelmeyeceği düşünüldüğünde davacı yanın kazanç kaybı bedeli talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunun görüleceğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 47.356,50.-TL bakiye değer kaybı ve 8.020,50.-TL araç mahrumiyeti olmak üzere toplam 55.377,00.-TL maddi tazminatın █████/2021 (kaza) tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kazanç kaybı talebinin feragat nedeniyle reddine, karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde, davanın görevli mahkemede açılmamış olması nedeniyle reddi gerektiğini, HMK. 2/1 maddesi uyarınca ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, sigorta şirketine husumet yöneltilmediğini, davaya konu zararın meydana gelmesinde davacının kusurunun araştırılmadığını, müvekkiline atfedilen kusuru kabul etmediklerini, davacı tarafa değer kaybına ilişkin ödeme yapıldığından reddi gerektiğini, davacının, kazanç kaybı bedeli ve araçtan yoksun kalınması nedeniyle meydana gelen zararına ilişkin belge sunmadığını beyanla ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dava, Trafik kazası nedeniyle bakiye değer kaybı, kazanç kaybı ve araçtan yoksun kalma alacağından oluşan maddi tazminat talebine ilişkindir.
Davalının görev itirazı açısından değerlendirme yapıldığında ;
Davacı vekili müvekkili adına kayıtlı bulunan aracına davalı şirket adına kayıtlı davalı gerçek kişi sürücünün sevk ve idaresindeki aracın çarpması nedeniyle meydana gelen kazadan kaynaklı değer kaybı alacağı ve araçtan yoksun kalma alacağının tahsili istemi ile Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiştir. Anılan Kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.
Somut olayda, davacı vekili müvekkili adına kayıtlı bulunan aracının trafik kazası nedeniyle zarar görmesinden dolayı tazminat talebinde bulunmuş olup, kazaya karışan 10 BS 617 plakalı aracın davalı şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla her iki taraf da tacir olup her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendiren haksız fiilden kaynaklanan bir ticari dava olup, davacı ve davalı şirket arasındaki dava ticari olduğundan, yukarıda da belirtildiği üzere 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları nispi ticari dava sayılacağından eldeki davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi değil 6102 sayılı TTK’nın 4/1. maddesi gereğince Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan ilk derece mahkemesinin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. ( Yargıtay 17.HD █████/2016 tarih █████████ E █████████ K)
Gerek kaza tespit tutanağında gerekse █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda, meydana gelen kazanın oluşumunda davalı 10 BS 617 plakalı araç sürücüsünün dört yönlü kontrolsüz kavşağa geldiğine sağından gelen trafiği kontrol etmeden sağdan gelen araca ilk geçiş hakkını vermemek suretiyle 2918 sayılı KTK 57/1-c ve 84/h maddesi gereği %100 kusurlu olduğu belirtilmiş olup, bilirkişi raporu; kaza tespit tutanağı ile uyumlu olup, mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.
Davadan önce sigorta şirketince davacıya 12.643,50 TL tutarında değer kaybı ödemesi yapılmıştır.
Araçta kaza sebebiyle oluşacak değer kaybı, aracın kaza sonrası onarımından sonraki değeri ile hasarsız değeri arasındaki farkı ifade eder (Yargıtay 17 HD, ████████ E - █████████ K sayılı ilam). Anayasa Mahkemesi'nin █████/2020 tarihli ███████ E.,███████ K. sayılı ilamıyla, 2918 sayılı KTK 90 maddesinin 1. cümlesindeki '...ve bu kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda...' ibaresi ve 2. Cümlesindeki ''...ve genel şartlarda...'' ibaresi iptal edilip, yürürlüğü durdurulmuş olduğu, 7327 sayılı Kanun 18. Maddesi ile █████/2021 tarihinde, 2918 sayılı KTK 90/1 maddesi 1. Cümlesinden sonra eklenen ''a)Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı dikkate alınarak'' ibaresi de göz önüne alındığında değer kaybının bu kriterlere göre hesaplanacağı, başka bir ifade ile aracın kaza öncesi rayiç değeri ile onarım sonrası rayiç değeri arasındaki fark,kaza sonucu oluşan değer kaybıdır. █████/2023 tarihli bilirkişi raporu ve 05.06.2023 tarihli ek raporunda, kaza sebebiyle araçta oluşan değer kaybı miktarı 60.000,00 TL olarak belirlenmiş olup, bedelin makul olduğu göz önüne alındığında, bu tutardan sigorta şirketi ödemesi de düşülerek bakiye belirlenen 47.356,50 TL değer kaybı alacağı belirlenmesine yönelik bilirkişi raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.
Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay 17.HD █████████ E- ██████████ K sayılı ilam), █████/2019 tarihli bilirkişi ek raporunda, araç onarım süresi 20 gün olarak belirlenmiş ve emsal araç kiralama bedeli günlük 450,00 TL olarak belirlenmiş olup, gerek onarım süresi, gerekse emsal araç kiralama bedeli hasarın niteliğine ve piyasa şartlarına uygun düşmekle, bilirkişi raporuna itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar vekilinin bu yoldaki istinaf sebebi yerinde değildir.
HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve istinaf konusu yapılan nedenlere ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesin kararı usul ve yasaya uygun olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- .. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin...Sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından HMK 353/1-b-1 hükmü gereğince davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılması gereken 3.782,80.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 945,7.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 2.837,1.-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderinin istinafa başvuran taraflar üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-a. hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!