İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari komisyonculuk sözleşmesinden doğan alacak davasında, taşınmaz mülkiyeti, aracılık hizmeti ve hak ediş konularındaki uyuşmazlık.
Özet: Davacı emlakçı, taşınmaz satış yetkilendirme sözleşmesi imzaladığı davalıdan, kendi bulduğu alıcıya bilgisi dışında satılan taşınmaz nedeniyle 756.000 TL komisyon talebinde bulunurken; davalılar, sözleşmeyi imzalayan davalının taşınmazın sahibi olmadığını, mülkiyetin yıllar önce diğer davalıya geçtiğini, dolayısıyla sözleşmenin geçersiz olduğunu ve emlakçının satışı gerçekleştirmediği gibi, halihazırda kiracı olan alıcıyı da bulmadığını savunarak komisyon hakkı doğmadığını ileri sürmektedir.

T.C.

İSTANBUL
9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: Davacı vekili mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı ... arasında 23.01.2024 tarihinde Taşınmaz Satışı Yetkilendirme Sözleşmesi imzalandığını, Sözleşmenin konusunun ...adresinde mukim, İstanbul ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, 586 Ada 1 Parsel, ... Taşınmaz nolu, 47 Nolu İşyeri olarak kullanılan Bağımsız bölümün satışı için 6 ay süreli yetkilendirme ve satış hizmet bedeli olduğunu, yetkilendirme Sözleşmesine göre ilgili taşınmazın 21.000.000-TL' ye satılacağımı ve müvekkiline satış bedeli üzerinden %3+KDV hizmet bedeli ödeneceğini, sözleşmeye konu taşınmazın tapudaki maliki dahili davalı ... olarak görüldüğünü, davalı ...'ün müteahhitlik yapan bir tacir olduğunu, vergisel nedenlerden dolayı kendisine ait olan taşınmazı ... adına tescil ettiğini beyan ettiğini, taşınmazın Satışı Yetkilendirme Sözleşmesi Madde 7: Müşteri söz konusu gayrimenkul üzerinde satış veya kiralama hakkı ve yetkisi bulunmamasına rağmen işbu sözleşmeye imza atması durumunda ...'ya uğrabileceği zararları tazmin etmeyi kabul ve taahhüt edeceğini, müvekkili Davalı ... ile yapmış olduğu sözleşmeye istinaden, ilgili taşınmazın satışını ilana koymuş, broşürler hazırlamış ve taşınmaz için alıcı müşteri bulduğunu, ancak davalı ...'ün müvekkilinin satışı için teklif aldığı ...'e yetki sözleşmesi süresi içinde ve fakat müvekkilinin bilgisi dışında taşınmazın satışını devrettiğini, müvekkilinin alacak hakkını iyiniyetle talep etmiş davalının ödeme yapmaması ve arabuluculuk aşamasının da anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davayı açtıklarını, davalı ile 21.000.000 TL bedelle satış yapılacağı hususunda sözleşme yapılmış ise de müvekkilinin 24.000.000 TL teklif alması nedeniyle işbu bedel kapsamındaki talepleri olduğunu, 756.000 TL'nin faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davalı üzerine tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazın davalı müvekkili ...'e ait olduğuna dair iddiaların asılsız olduğunu, müvekkili ...'ün dava konusu taşınmazı 31.12.2019 tarihinde diğer davalı ...'e sattığını. davalı ... satış bedelinin bir kısmını banka aracılığı ile bir kısmını elden davalı müvekkiline ödediğini, diğer davalı ...'in ise taşınmazı 2024 yılında dava dışı ...'e sattığını, dava dışı ... taşınmazın satış bedelini diğer davalı ...'in banka hesabına ilettiğini, satıştan önce dava dışı nevzat üçler dava konusu taşınmazda kiracı konumunda olduğundan 2019-2024 yılı arasında kira ödemelerini diğer davalı ...'in banka hesabına iletiiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın davalı müvekkili ...'e ait olduğuna dair iddiaların asılsız olduğunu, davalı müvekkili ile davacı taraf arasında akdedilen sözleşmenin geçersiz olduğunu, zira dava konusu taşınmazın malikinin müvekkili olmadığı sözleşmenin akdedildiği zaman da davacı tarafça bilinmekte olduğunu bu durumun dava dilekçesinde açıkça ikrar edildiğini, davacı emlakçı dava konusu taşınmazın satışını gerçekleştiremediği gibi tarafları bir araya bile getirmediğini, alıcı ...'in dava konusu taşınmazda kiracı olduğundan davacı emlakçı yer gösterme bile yapmadığını, davacı emlakçı ücrete hak kazanmadığını, Yargıtay İçtihatları'nın da bu yönde olduğunu, dava konusu taşınmazın davacı tarafın dava dışı ... ile görüşmesinden tam 5 ay sonra satıldığını belirterek huzurda görülen haksız davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili mahkememize verdiği cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazın diğer davalı ...'e ait olduğuna dair iddiaların asılsız olduğunu, davalı ...'ün dava konusu taşınmazı 31.12.2019 tarihinde müvekkili ...'e sattığını, müvekkili ...'in ise taşınmazı 2024 yılında dava dışı ...'e sattığını, dava dışı ... taşınmazın satış bedelini müvekkili ...'in banka hesabına ilettiğini, satıştan önce dava dışı ...dava konusu taşınmazda kiracı konumunda olduğundan 2019-2024 yılı arasında kira ödemelerini müvekkili ...'in banka hesabına ilettiğini, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın diğer davalı ...'e ait olduğuna dair iddiaların asılsız olduğunun görüleceğini, zira dava konusu sözleşmeye konu taşınmazın diğer davalıya ait olmayıp taşınmazın maliki müvekkili ... olduğunu, ...'ün dava konusu taşınmazı 31.12.2019 tarihinde müvekkili ...'e sattığını, dava konusu taşınmazın 31.12.2019 tarihinden sonraki maliki müvekkili ... olduğunu, Müvekkili ...'in ise dava konusu taşınmazı zaten taşınmazda kiracı olan dava dışı ...'e sattığını, dava dışı ... dava konusu taşınmazın maliki davalı ... iken de kiracı konumunda olup taşınmazın davalı müvekkili ...'e satıldığı zaman da kiracılık ilişkisinin devam ettiğini, dava dışı ...'in dava konusu taşınmaza ilişkin kira bedellerini düzenli olarak müvekkili ...'in banka hesabına gönderdiğini, tüm bu hususların bir arada gözetildiğinde davacı yanın "dava konusu taşınmazın davalı ...'e ait olduğuna ilişkin" iddialarının asılsız olduğunun görüleceğini, davalı ... ile davacı taraf arasında akdedilen sözleşmenin geçersiz olduğunu, zira dava konusu taşınmazın malikinin diğer davalı olmadığı sözleşmenin akdedildiği zaman da davacı tarafça bilinmekte ve ya bilinebilecek bir durum olduğunu, yargıtay içtihatlarının da bu yönde olduğunu, dava konusu taşınmazın, 25.06.2024 tarihinde tamamen müvekkili ...'in insiyatifi ve çabası ile satılmış olduğunu bu satışa ilişkin davacı taraf hiçbir tellallık faaliyeti göstermediğini, zira dava dışı ...'in maddi durumu dava konusu taşınmazı tek başına satın almaya yetmediğinden müvekkili ... dava dışı ...'in fiili ortağı olan abisi ile defalarca görüşüldüğünü ve satış bedelinin bir kısmı dava dışı ...'in abisi tarafından karşılandığını, anladıklarını kadarıyla davacı taraf diğer davalı ...'ün iyi niyetinden faydalandığını ve acele ile komisyon sözleşmesi imzalatıldığını, ancak müvekkili davalı ...'in söz konusu komisyon sözleşmesine onay vermemesi sebebiyle sözleşme geçersiz hale geldiğini, davacı taraf dava dilekçesinin 2. paragrafında "Sözleşmeye konu taşınmazın tapudaki maliki dahili davalı müvekkilinin ... olarak görüldüğünü, Davalı ... müteahhitlik yapan bir tacir olduğunu vergisel nedenlerden dolayı kendisine ait olan taşınmazı ... adına tescil ettiğini beyan etmiştir'' şeklinde beyanda bulunarak sözleşme konusu taşınmazın mülkiyetinin müvekkili ...e ait olduğunu bildiğini belirterek, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre; "...Huzurdaki davanın; davacı emlak şirketi tarafından davalılar aleyhine ödenmeye emlak komisyonu alacağının olduğu iddiası ile açılan alacak davası olduğunu, Davacının 2024 yılına ilişkin tutmakla yükümlü olduğu ticari defterlerinin TIK hükümlerine uygun tutuldukları anlaşılmakla, delil kabiliyetleri Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Değerlendirme: Yukarıda ayrıntılı açıklandığı üzere; 47 numaralı işyerinin satış sözleşmesi tarihi (23.01.2024) tarihi itibarıyla değeri:(450 m? x 60.000,00 t/m? — 27.000.000,00 © olabileceği,Davacının alacaklı olup olmadığının nihai değerlendirmesi Sayın Mahkeme’ye ait olmak üzere, şayet davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde; Davacının muhasebe kayıtlarında davalılar ile olan bir cari hesap/muavin davacı muhasebesi tarafından incelemeye ibraz edilmediği, Davacı tarafından + KDV hesap yapılması talep edilse de; Ancak dava dosyası içerisinde davacının muhasebe kayıtlarının incelenmesi ile davacının davalıya kestiği herhangi bir komisyon faturası bulunmamaktadır. Terditli olarak ve seçimlik hak Sayın Mahkeme'ye ait olmak üzere; 1. 23.01.2024 Satış Sözleşmesindeki Satış Tutarı Üzerinden Hesaplama Yapıldığında (630.000,00 TL): Sayın Mahkeme'nin davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde;
Davacının davalıdan 630.000,00 TL alacaklı olabileceği hesaplanmakla birlikte nihai takdiri Sayın Mahkemeye aittir. Bu halde █████/2024 dava tarihi itibariyle yasal faizin % 24,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 630.000,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren 90 24,00 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülebilecektir. Özetle; Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere, Sayın Mahkeme'ce bu seçeneğin benimsenmesi halinde davacının dava tarihi itibariyle davalıdan, iş bu alacak davasına konu alacağının ;
olabileceğinin mütalaa edildiği,2. Heyetimiz Değerleme Uzmanının 23.01.2024 Satış Sözleşmesindeki Satış Tutarı Üzerinden Hesaplama Yapıldığında (810.000,00 TL): Heyetimiz Değerleme Uzmanının dava konusu taşınmazın;“47 numaralı işyerinin satış sözleşmesi tarihi (23.01.2024) tarihi itibarıyla değeri:
(450 m x 60.000,00 t/m? — 27.000.000,00 tl olarak hesaplanmıştır.” Değerlendirmesine göre; Bu halde █████/2024 dava tarihi itibariyle yasal faizin *6 24,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 810.000,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren *6 24,00 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülebilecektir.Özetle; Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere, Sayın Mahkeme'ce bu seçeneğin benimsenmesi halinde davacının dava tarihi itibariyle davalıdan, iş bu alacak davasına konu alacağının ; 810.000,00 TL olabileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporuna göre; ".."...23.01.2024 Satış Sözleşmesindeki Satış Tutarı Üzerinden Hesaplama Yapıldığında (630.000,00 TL):Sayın Mahkeme'nin davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde; davacının davalıdan 630.000,00 TL alacaklı olabileceği hesaplanmakla birlikte nihai takdiri Sayın Mahkemeye aittir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 231/5 inci maddesi uyarınca fatura, malın teslimiveya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir.Ancak davacı tarafından * KDV hesap yapılması talep edilse de; Ancak dava dosyası içerisinde davacının muhasebe kayıtlarının incelenmesi ile davacının davalıya kestiği herhangi bir komisyon faturası bulunmadığı, Özetle; Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere, Sayın Mahkeme'ce bu seçeneğin benimsenmesi halinde davacının dava tarihi itibariyle davalıdan, iş bu alacak davasına konu alacağının ;630.000,00 TL olabileceğinin mütalaa edildiği, Bu halde █████/2024 dava tarihi itibariyle yasal faizin % 24,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 630.000,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren % 24,00 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülebilecektir.
2. seçenek olarak;
Heyetimiz Değerleme Uzmanının 23.01.2024 Satış Sözleşmesindeki Satış Tutarı Üzerinden Hesaplama Yapıldığında (810.000,00 TL):Heyetimiz Değerleme Uzmanının dava konusu taşınmazın;“47 numaralı işyerinin satış sözleşmesi tarihi (23.01.2024) tarihi itibarıyla değeri: (450 m? x 60.000,00 tl/m — 27.000.000,00 TL olarak hesaplanmıştır.” Değerlendirmesine göre;
Davacının davalıdan 810.000,00 TL alacaklı olabileceği hesaplanmakla birlikte nihai takdiri Sayın Mahkemeye aittir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 231/5 inci maddesi uyarınca fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak davacı tarafından * KDV hesap yapılması talep edilse de; Ancak dava dosyası içerisinde davacının muhasebe kayıtlarının incelenmesi ile davacının davalıya kestiği herhangi bir komisyon faturası bulunmadığı, Bu halde █████/2024 dava tarihi itibariyle yasal faizin % 24,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 810.000,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren % 24,00 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülebilecektir.Özetle; Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere, Sayın Mahkeme'ce bu seçeneğin benimsenmesi halinde davacının dava tarihi itibariyle davalıdan, iş bu alacak davasına konu alacağının; 810.000,00 TL olabileceğinin mütalaa edildiği, Bu hususların takdirinin delillerle doğrudan temas eden Sayın Mahkeme'nize ait olduğu ve davacının ve/veya davalının savları yüce Mahkemece benimsenirse, iş bu davada dermeyan ettiği istem nazara alınarak hüküm kurulmasının ancak yüce yargı makamının takdir. sınırları içinde düşünelebileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen █████/2026 tarihli bilirkişi ek raporuna göre;"...23.01.2024 Satış Sözleşmesindeki Satış Tutarı Üzerinden Hesaplama Yapıldığında (630.000,00 TL): Sayın Mahkeme'nin davacının alacaklı olduğunun kabulü halinde;
Davacının davalıdan 630.000,00 TL alacaklı olabileceği hesaplanmakla birlikte nihai takdiri Sayın Mahkemeye aittir.213 sayılı Vergi Usul Kanununun 231/5 inci maddesi uyarınca fatura, malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami 7 gün içinde düzenlenmesi gerekmektedir.Ancak davacı tarafından + KDV hesap yapılması talep edilse de; Ancak dava dosyası içerisinde davacının muhasebe kayıtlarının incelenmesi ile davacının davalıya kestiği herhangi bir komisyon faturası bulunmadığı,Özetle; Sayın Mahkeme'nin takdirinde olmak üzere, Sayın Mahkeme'ce bu seçeneğin benimsenmesi halinde davacının dava tarihi itibariyle davalıdan, iş bu alacak davasına konu alacağının ; 630.000,00 TL olabileceğinin mütalaa edildiği, Bu halde █████/2024 dava tarihi itibariyle yasal faizin ?6 24,00 olduğu görüldüğünden, davacının belirlenen 630.000,00 TL asıl alacağına takip tarihinden itibaren % 24,00 ve değişen oranlarda yasal faiz yürütülebilecektir.
2. seçenek olarak;
Heyetimiz Değerleme Uzmanının 23.01.2024 Satış Sözleşmesindeki Satış Tutarı Üzerinden Hesaplama Yapıldığında (810.000,00 TL):Heyetimiz Değerleme Uzmanının dava konusu taşınmazın; “47 numaralı işyerinin satış sözleşmesi tarihi (23.01.2024) tarihi itibarıyla değeri: (450 m x 60.000,00 — 27.000.000,00 TL olarak hesaplanmıştır.” Değerlendirmesine göre;Davacının davalıdan 810.000,00 TL alacaklı olabileceği..." sonuç ve mütalaa edildiği anlaşıldı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taşınmaz satışının aracılık sözleşmesinden kaynaklı alacak talebine ilişkindir
Davacı tarafça alacak davası ikame edilmesi için dava şartı olan Arabuluculuk müessesine başvurulmuş olduğu, İstanbul Arabuluculuk Bürosu vasıtasıyla yapılan arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama olarak sonuçlanmış olduğunu anlaşıldı.
Davacı tarafça davaya konu taşınmazın satışına ilişkin davalı ... ile aralarında aracılık sözleşmesi olduğu ve yapılan satış nedeniyle alacağının oluştuğu iddiası ile huzurdaki davanın ikame edildiği anlaşıldı.
Davalı ...'ün dava konusu taşınmazı 31.12.2019 tarihinde diğer davalı ... 'a sattığını, davalı ...'un satış bedelinin bir kısmını banka aracılığı ile bir kısmını elden davalı ...'e ödediğini, diğer davalı ...'un ise taşınmazı 2024 yılında dava dışı ...'e sattığı taşınmazın satış bedelini diğer davalı ... 'un banka hesabına ilettiğini, satıştan önce dava dışı ...'in dava konusu taşınmazda kiracı konumunda olduğundan 2019-2024 yılı arasında kira ödemelerini diğer davalı ...'un banka hesabına ilettiği iddiası ile huzurdaki davanın reddini talep ettiği anlaşıldı.
Davalı ...'in ise davaya konu taşınmazın 2019 yılında diğer davalı ...'ten satın alındığı,Davalı ... ile davacı taraf arasında akdedilen aracılık sözleşmesinin geçersiz olduğunu, dava konusu taşınmazın malikinin diğer davalı olmadığı sözleşmenin akdedildiği zaman da davacı tarafça bilindiğini/ bilinebilecek bir durumda olduğu iddiası ile reddinin talep edildiği anlaşıldı.
Dosya kapsamı ve toplanılan tüm deliller incelendiğinde; Davalılardan ... ile davacı şirket arasında “...” adresinde yer alan ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, 586 Ada 1 Parsel, ... taşınmaz nolu, 47 Nolu işyerinin 21.000.000,00 TL bedelle, % 3 + KDV hizmet bedeli ile satışı için 6 ay süreli bir taşınmazın satılması/kiralanması hakkında gayrimankul sözleşmesi akdedildiği, iş bu sözleşmeye ve davamıza konu taşınmazın davalı ... adına tapuda kayıtlı olduğu, ... Şti. antedli kağıdı ile 29.05.2024 tarihli yazı ile dava konusu gayrimenkul için dava dışı ...tarafından teklif verildiği, iş bu yer için...tarafından banka hesabından davalılardan ...'un banka hesabına “..., ... dükkan ve kooperatif hissesi olarak gönderilen” açıklaması ile 1.250.000,00 TL ödeme yapıldığı, TBK'nın 520/son maddesi uyarınca, taşınmazlar hakkındaki simsarlık sözleşmelerinin yazılı yapılması geçerlilik koşulu olduğu, TBK'nın 521/1. maddesi uyarınca simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanabileceği, tellallık sözleşmesi, tellal ile bu sözleşmeyi imzalayan kişi arasında hak ve borç doğuran bir sözleşme olduğu, davalı, şartların gerçekleşmesi halinde, davacıya karşı sözleşme ile yükümlendiği ücretten sorumlu olabileceği, TBK'nın 521/1. maddesi uyarınca; simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanabileceği, ancak taraflar sözleşmede bunun aksini kararlaştırabilecekleri, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E:... T: 29.09.2010 ilamında da temsile yetkili olmayan kişinin yaptığı sözleşme ile davalının bağlı olmayacağının açıkça dile getirildiğini: "Tellallık sözleşmesini düzenleyen BK’nın 404/son maddesinde gayrimenkul tellallığı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmış olmadıkça muteber olmayacağı açıkça hükme bağlanmıştır. Bu itibarla tellallık sözleşmesinin yazılı olması ve taraflarca imzalanması geçerlilik şartıdır. Davacının dayandığı sözleşmenin incelenmesinde, davalının imzasını geçerlilik şartıdır. Davacının dayandığı sözleşmenin incelenmesinde, davalının imzasını içeren yazılı bir sözleşme yoktur. Sözleşmeyi imzalayan dava dışı eşi N.’nin davanın yetkili temsilcisi olduğu kanıtlanamamıştır. Davacının düzenlediği tellallık ücretine ilişkin faturaya itiraz edilmemiş olması davalı yönünden sözleşmenin geçerliliği konusunda hukuki sonuç doğurmaz. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin kurulduğundan bahsedilemez. Bu nedenle de davacı geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanarak herhangi bir hak iddiasında bulunamaz. …”, davalı ... ile diğer davalı arasında geçerli herhangi bir vekalet ilişkisinin bulunduğuna dair somut emare bulunmaması, davalı ...'in sözleşme tarihinde taşınmazın maliki olmadığı, kendisine verilen yetki veya temsile ilişkin emare sunulamadığı, ayrıca simsarın yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanabileceği, belgede yer alan ücreti haketme koşullarının oluştuğuna ilişkin davacı tarafça üzerine düşen ispat külfetinin yerine getirilemediği, davacının davasında haklı olduğunun ispat olunamadığı anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
KARAR : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın REDDİNE,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 12.910,59 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 12.178,59 TL karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 119.400,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 3.800 TL ücretin tamamının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
Dair, davacı vekili, davalı ... vekilinin(e-duruşma vasıtası ile) yüzüne karşı davalı ... vekilinin yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
* Bu evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!