Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, mirasın paylaşılmamış olması nedeniyle şirket genel kurul kararının iptali davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Taraflar arasındaki, mirasın henüz paylaşılmamış olması nedeniyle şirket genel kurulunda alınan kararların iptali istemiyle açılan davada, genel kurul kararının yürütmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince yaklaşık ispat koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, davacılar, mirasın elbirliği mülkiyetinde olduğunu gösteren belgelerle tedbirin kabulü gerektiğini ileri sürerek ret kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi ████████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026 (Ara Karar)NUMARASI : ████████ EsasTALEP : İhtiyati Tedbir TALEP TARİHİ : █████/2026 Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen hükme karşı asıl ve birleşen davada davacılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TALEP Asıl ve birleşen davalarda davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; davanın davalı şirketin █████/2019 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların mirasın paylaşılmamış olmasına rağmen miras paylaşılmış ve tereke de mevcut şirketlerin hisseleri de mirasçılara payları oranında dağıtılmış gibi yapıldığını, genel kurul toplantısında yeterli çoğunluğun sağlanamadığını, görevi başında bir yönetim kurulu bulunmasına rağmen sanki bulunmuyormuş gibi fiili bir kabulle yeni yönetim kurulu üye seçimi yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, genel kurul kararının yok hükmünde bulunduğu veya butlanının tespiti ya da iptali talebiyle genel kurul kararının yürütmesinin geri bırakılması talebiyle dava açıldığını, davalı şirketin █████/2017 tarihli genel kurul toplantısında müvekkillerinin 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ... ve sonradan kısıtlanan, kendisine müvekkili ...'in vasi olarak atandığı ... tarafından davalı şirketin █████/2017 tarihli toplantısında alınan kararların iptali talebiyle dava açıldığını, müvekkili ...'in davalı yanında davaya fer'i müdahil olarak katıldığı başka bir genel kurul iptali davası sonucunda ...'in miras payının ...'e devrinin geçersiz olduğu ve işbu dava konusu █████/2019 tarihinde de görevi başında bulunan bir yönetim kurulu olduğunun ortaya çıktığını, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ Esas ███████ karar sayılı kararıyla dava tarihi itibarıyla tüm mirasçılar arasında düzenlenmiş bir miras taksim sözleşmesi veya eş değer bir halin mevcut olmadığı, miras şirketine mümessil de tayin edilmediği, hazirun cetvelinin miras paylaşım belgesi olarak kabul edilemeyeceği, terekenin taksimi davası devam ederken veraset ilamındaki paylara göre elbirliği mülkiyetine tabi olduğu belirtilmek suretiyle veraset ilamına göre payların pay defterine yazılmasının davacılara paydaşlık sıfatı kazandırmayacağı, murise ait Şirket hisseleri üzerinde tüm mirasçıların elbirliği mülkiyetinin devam ettiğini, davacıların tek başına dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçeleriyle, davanın aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedildiğini, ...’in asaleten ve ... adına vekaleten toplantıya katılamayacak iken, ancak ve ancak tüm mirasçılarca bir temsilci atanarak miras ortaklığının sahip olduğu paylar temsil edilebilecekken, ...’in münferit olarak toplantıya katılması ve oy kullanmasının, bu oylar neticesinde birtakım kararlar aldırmasının hukuka aykırı olduğunu, toplantı ve toplantıda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu belirterek davalı şirketin █████/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yürütülmesinin TTK’nun 449. maddesi uyarınca geri bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, asıl ve birleşen davalarda davacılar vekilinin yürütmenin durdurulması talebi yönünden mahkemenin █████/2019 tarihli ara kararı ile yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığından bahisle ihtiyati tedbir kararının reddine karar verilmesinden sonra, aradan geçen süre zarfında yaklaşık ispat koşullarında bir değişiklik olmadığı, kesinleşmiş mahkeme ilamı bulunmadığı, bu haliyle ihtiyati tedbir talebinin kabulü için gerekli yaklaşık ispat koşulunun asıl ve birleşen davalarda davacılar tarafından sağlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davalarda ihtiyati tedbir talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; olağanüstü genel kurul toplantısı tarihi itibarıyla mirasın halen paylaşılmamış olduğunu, tevsik eden birçok belge ve mahkeme kararının dosyaya sunulduğunu, muris ...'in vefatından sonra mirası taksim edilmemiş olup, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısı tarihi itibarıyla muristen kalan terekenin mirasçılar arasında el birliği mülkiyetine tabi olduğunu, terekeye bir temsilci de atanmadığını, miras payını diğer mirasçılardan ...’e devrettiğini, ... tarafından iddia olunan, ayrıca olağanüstü genel kurul toplantısında kendisini ...’e düzenlediği bir vekaletname ile temsil ettiren ..., olağanüstü genel kurul toplantısından önce 13 şubat 2019 tarihinde açılmış vesayet davası neticesinde Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas ████████ Karar no.lu 3 mart 2020 tarihli kararı ile kısıtlandığını, Ankara 35. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ███████ değişik iş, ███████ karar no.lu, 5 haziran 2023 tarihli kararı ile ...’in vasisinin müvekkillerinden ... olmasının kesinleştiğini, hatta anılan dava kapsamında Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin █████████ Esas █████████ Karar no.lu, 14 temmuz 2023 tarihli ek kararı ile vasiye ...’in menfaatlerinin korunması bakımından miras payını ...’e devretmesine dair sözleşmenin hükümsüzlüğünün tespiti ve iptali konulu dava açabilmesi ve takibi için yetki ve izin verildiğini, anılan dava da Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ Esas no.lu dosyasında açıldığını, huzurdaki davayı doğrudan etkileyen yeni gelişmeyi bildirdiklerini, yeniden tedbir talebinde bulunduğumuz 1 nisan 2026 tarihli ihtiyati tedbir talebi ile de belirttikleri üzere, davalı şirketin 6 kasım 2017 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında ..., Dr. ... ve ... 3 yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçildiğini, ... ve (sonradan kısıtlanan ve kendisine ... vasi olarak atanan) ... tarafından davalı şirketin 6 kasım 2017 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınmış kararların iptali talebiyle açıldığını, müvekkili ...’in de davalı yanında feri müdahil olarak yer aldığı başka bir genel kurul iptal davası sonucunda ...’in miras payının ...’e devrinin geçersiz olduğunu ve huzurdaki dava konusu 8 mart 2019 tarihinde de görevi başında bir yönetim kurulu bulunduğunun ortaya çıktığını, anılan dava kapsamında Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ███████ Esas, ███████ Karar no.lu, 23 ocak 2025 tarihli kararı ile, davannı aktif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedildiğini, dolayısıyla ...’in, asaleten ve ... adına vekaleten toplantıya katılamayacakken, ancak ve ancak tüm mirasçılarca bir temsilci atanarak miras ortaklığının sahip olduğu paylar temsil edilebilecekken, ...’in münferit olarak toplantıya katılması ve oy kullanması, bu oylar neticesinde birtakım kararlar aldırmasının hukuka aykırı olduğu bir kez daha ortaya çıkardığını, ..., bu şekilde asaleten ve vekaleten toplantıya katılıp oy kullanmasa idi, toplantı nisabı oluşmayacağından toplantı açılamayacak ve kararlar alınamayacağından, toplantı ve toplantıda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu, 15 mart 2019 tarihinde açılmış olup aradan geçen 7 yılı aşkın sürede bir karar verilmediğini, davanın basit bir dava olduğunu, dava konusu olağanüstü genel kurul toplantısı tarihi itibarıyla mirasının paylaşılmadığını, miras paylaşılmadığı için mirasçıların toplantıya münferiden katılmalarının mümkün olmadığını, münferiden katılamadıklarında toplantı nisabının oluşmadığını, toplantının ertelenmesi gerektiğini, ne var ki somut olayda, münferiden katılım olarak yönetimin el değiştirdiğini, şirketin yönetim kurulu ..., eşi ... ve kayınpederi ...’den oluşturulduğunu, ...’in miras payını ...’e devredip devretmediğine dair asıl yargılamanın Ankara 25. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde ███████ esas no.lu dosyasında görüldüğünü, miras paylaşılmadığından davalı şirketin herhangi bir hissesinin ...’e münferiden aidiyetinden bahsedilmesinin mümkün olmadığını, kısıtlı (ve vasisi müvekkili ... olan) ...’in miras payını ...’e devredip devretmediğinin halen ihtilaf konusu olduğunu, olağanüstü genel kurul toplantısı tarihi ve hatta dava tarihinde mirasın paylaşılmadığını, mirasçıların şirket hisseleri üzerinde münferiden tasarrufta bulunamayacağını, hisselerin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu açık olup davalının davanın zemini kaydırmasına müsaade edilmemesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Talep; HMK'nun 389 vd. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir istemine ilişkindir. HMK'nun 389/1. maddesinde, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği, HMK'nun 390/2. maddesinde de hakimin talep edenin haklarının derhal korunmasında zorunluluk bulunan hallerde karşı taraf dinlenmeden de tedbir kararı verebileceği hüküm altına alınmıştır. HMK'nun 390/3. maddesinde ise tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK'nun Kararın Yürütülmesinin Geri Bırakılması başlıklı 449. maddesinde; genel kurul kararları aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkemenin, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebileceği, bu hükme göre yapılacak değerlendirmede HMK'nın 389/(1). maddesindeki; mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebileceği kıstası göze alınacaktır. Asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacı yan davalı şirketin █████/2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu veya butlanının tespiti, aksi halde iptali talebiyle açtığı işbu asıl ve birleşen davada anılan genel kurul kararların yürütülmesinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir talep etmiştir. Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda asıl ve birleşen davada davacı yanın ihtiyati tedbir taleplerinin reddine hükmedilmiştir. Somut olay incelendiğinde, ilk derece mahkemesince genel kurul kararlarının ifasının durdurulması gerekip gerekmediği hususunda yönetim kurulu üyelerinin görüşü alınması için şirket yönetim kurulu üyelerine tebligat yapılmış olup, yönetim kurulu üyeleri beyanda bulunmamıştır. TTK'nun 449. maddesinin gereği yerine getirilmiştir. Dosyaya ibraz edilen genel kurul tutanakları, hazirun cetvelleri, kesinleşmeyen Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi kararı karşısında kanunun aradığı yaklaşık ispat koşulu bu aşamada gerçekleşmediğinden mahkemece dava konusu davalı şirketin █████/2019 tarihli genel kurul kararlarının yürütülmesinin durdurulması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılardan alınması gerekli olan (732,00 TL x 2 =) 1.464,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 732,00 TL'nin birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılardan müteselsilen alınarak hazineye irat kaydına, 3-Asıl ve birleşen davada ihtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere dosya üzerinden oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan - ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi - ...... ... ... ... Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile imzalanmıştır.