İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, şirketin kötü yönetimi ve iflas riski iddialarıyla yönetim kayyımı atanması talepli ihtiyati tedbir başvurusunun reddi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı tarafın, yönetim kurulu tarafından kötü yönetildiği, konkordato başvurusunun reddedildiği ve iflasa sürüklendiği iddia edilen davalı şirkete yönetim kayyımı atanması yönündeki ihtiyati tedbir talebinin ilk derece mahkemesince, ticari şirketlerin usulüne uygun seçilmiş yönetim kurulları tarafından yönetilmesi gerektiği ve organ yokluğu iddiası bulunmadığı gerekçeleriyle reddedilmesi üzerine yapılan istinafta, davacı vekili mahkemenin takdir yetkisini yanlış kullandığını, şirketin menfaatlerinin ağır biçimde ihlal edildiğini, yönetim kurulunun fiilen işlevini yitirdiğini ve kayyım atanmasının zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026NUMARASI : ████████ EsasDAVANIN KONUSU : İhtiyati TedbirKARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026 İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2026 tarih ████████ Esas sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP : İhtiyati haciz isteyen vekili, davacının ortağı olduğu davalı şirketin yönetim kurulunun ..., ... ve ...'dan oluştuğunu, davalı şirketin kötü yönetildiğini, şirketin konkordato başvurusunun reddedildiğini, bu durumun şirkete büyük zararlar vereceğini ve şirketin iflasa sürükleneceğini, şirket ortakları arasında derdest davalar bulunduğunu, şirketin tarafsız idare edilmesinin mümkün olmadığını, bir kısım ortaklar tarafından genel kurul kararı iptali davaları açıldığını, şirket yönetim kurulunun şirket menfaatlerini ihlal ettiğini, yönetim kurulunun şeklen mevcut olduğunu ancak fiilen organ niteliğini kaybettiğini iddia ederek, öncelikle ihtiyati tedbir niteliğinde tedbiren davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına, yargılama sonucunda davalı şirket yönetim kurulunun görevden alınarak akabinde şirketin yönetim ve temsili için uygun görülecek bir kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, ticari şirketlerin usulüne uygun seçimle yönetime gelmiş yönetim kurulları tarafından yönetilmesinin esas olduğu, şirket yönetiminin faaliyetine devam ettiği, organsızlık iddiasının da ileri sürülmediği, bu aşamada mevcut yönetimin yönetim yetkilerinin kaldırılarak tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanması konusunda yeterli kanaat oluşmadığı gerekçesiyle davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili, HMK'nın 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartlarının düzenlendiğini, meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâllerin, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edildiğini, mahkemece şirket yönetiminin faaliyetine devam ettiği, organsızlık iddiasının ileri sürülmediği ve mevcut yönetim yetkilerinin kaldırılarak tedbiren şirkete yönetim kayyımı atanması konusunda yeterli kanaat oluşmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vreildiğini, ancak kanun koyucu tarafından verilen geniş takdir hakkının dikkatli inceleme yapılmadan kullanıldığını, Yargıtay’ın istikrar kazanmış kararlarında; organların çalışamaz hâle gelmesi, ortaklar arasında ağır menfaat çatışması ve temsilde tarafsızlığın sağlanamaması hâllerinde, şirketin verimli ve güvenli şekilde yönetilebilmesi için kayyım atanmasının mümkün ve kimi zaman zorunlu olduğunun kabul edildiğini, davalı şirkette görev yapan yönetim kurulunun, şirket menfaatlerini ağır biçimde ihlal ederek şirketi yönetemez hale getirdiğini ve organ fonksiyonunu fiilen yitirdiğini, davalı şirket yönetim kurulunun kararına istinaden, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████████ Esas sayılı dosyası nezdinde şirket borçları nedeniyle konkordato talebinde bulunulduğunu, ancak ne var ki, 13.03.2026 tarihli nihai kararda konkordato talebinin reddi ile geçici mühlet kapsamında tüm tedbirlerin kaldırılmasına karar verildiğini, bu durumun... grubundaki diğer şirketlere de sirayet edeceğini ve şirketlerin batmasına, hisselerin değersizleşmesine ve şirketlerin iflas ederek tasfiyeye girmesine, dolayısıyla ortakların da büyük zarara uğramasına yol açacağını, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin görevlerini gereği gibi ifa etmemeleri ve şirket ortakları ile yönetim kurulu üyeleri arasında hukuki ihtilafların bulunması nedeniyle şirket genel kurul kararlarının uygulanmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. GEREKÇE : Talep, davalı şirketin yönetim kurulu üyelerinin azli ile şirkete yönetim ve temsili kayyımı atanması istemiyle açılan davada ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete yönetim kayyımı atanması istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. HMK'nun 389/1. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İlk derece mahkemesinin istinafa konu ara karar tarihi itibariyle davanın dilekçeler aşamasında olup, davacının bu yöndeki iddiasının yaklaşık ispat ölçüsünde ispat edilmediği ve dosyada henüz taraflarca dayanılan delillerin toplanmadığı, yaklaşık ispat koşulunun bu aşama gerçekleşmediği, ihtiyati tedbir talebinin reddine dair ara kararın yerinde olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın ihtiyati tedbir talep eden davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026