Özel hastanede yapılan burun ameliyatı sonrası tıbbi uygulama hatası, aydınlatılmış onam eksikliği ve özen yükümlülüğü ihlali iddialarıyla açılan maddi ve manevi tazminat davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı, burun eğriliği ve nefes alma sorunları nedeniyle davalı özel hastanede geçirdiği iki ameliyat sonrası kıkırdaklarının hasar gördüğü ve sorunlarının giderilemediği iddiasıyla, hastanenin tıp bilimine uygun davranmadığı, gerekli özeni göstermediği ve aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesiyle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuş; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, Adli Tıp Kurumu raporları ve bilirkişi görüşleri doğrultusunda tıbbi hata veya hastanenin kusurunun bulunmadığı, burnun doğal göründüğü ve nefes alma sorununun komplikasyon olarak değerlendirildiği gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı ise kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/... E, █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Tüketici MahkemesiSAYISI : 2022/. E, ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin burun eğriliği ve nefes almada güçlük şikayetiyle davalıya ait Hastaneye başvurduğunu, yapılan tetkikler sonucunda ameliyat kararı verildiğini, bu kapsamda 11.04.2016 tarihinde yapılan ameliyat sonrası müvekkilinin sağlık sorununun düzelmediğini, hastane ile görüşmesi üzerine yeniden ameliyat kararı verildiğini, 23.07.2017 tarihinde ikinci ameliyatı olarak taburcu edildiğini, müvekkilinin sorunlarının yine tam olarak geçmediğini, davalı Hastane ile görüştüğünde bunun normal olduğunun, belli bir süre ağrı ve bozukluk olacağının bildirildiğini, sorunlarının düzelmesini bekleyen müvekkilinin en son 2022 yılının Haziran ayında başka bir hastanede muayene olması üzerine kendisine burnunda kıkırdak olmadığını, tüm kıkırdakların kırılmış ve yok edilmiş olduğunun söylendiğini, müvekkilinin bu şekilde burnunda meydana gelen ve tedavisi imkansıza yakın olan zararı öğrendiğini ve büyük hayal kırıklığı ile hüzün yaşadığını, davalı hastane tarafından tıp biliminin gereklerinin yerine getirilmediğini, gerekli özenin gösterilmediğini, müvekkilinin ameliyatın sonuçları hakkında aydınlatılmadığını ve onamının alınmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 20.000,00 TL maddi, 250.000,00 TL manevi tazminatın zarar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı hastaneden tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davacının hem estetik görünüm hem de uzun zamandan beri nefes alma problemi şikayetleri ile hastaneye başvurduğunu, 11.04.2016 günü gerçekleşen ameliyatta hem deviasyon düzeltimi hem de özellikle sağ tarafta belirgin olan valv yetmezliği için cerrahi manevralar yapıldığını, muayene sırasında konulmuş tanı ile ameliyat bulguları tümüyle uyumlu olup tedavi yöntemi konusunda tereddüt olacak bir durum mevcut olmadığını, daha sonrasında istenmeyen komplikasyonlar sonucunda davacı hastanın 22.07.2017 tarihinde gerçekleşen ikinci ameliyatında kulak kıkırdağından alınan greft ile apertura priformisden sağ dome bölgesine uzanan rim grefti konularak bu bölgenin tekrar desteklendiğini, 12.08.2017 tarihinde de birinci ayda kulak kıkırdak grefti dönör alanında oluşan problem nedeniyle bir revizyon işlemi daha yapıldığını, ameliyat sonrası davacının şifa ile taburcu edildiğini, davacının muayene sırasında konulmuş tanı ile ameliyat bulgularının tümüyle uyumlu olduğunu, tedavi yönteminin de tıp bilimine uygun olduğunu, davacının ameliyatlardan önce detaylı olarak gerek sözlü gerekse yazılı olarak aydınlatıldığını, bu hususta bizzat kendisi tarafından onam formları da imzalandığını, zira komplikasyon olduğu hallerde tıbbi uygulama hatasından ve hekimin kusurundan ve dolayısıyla hekimin ve idarenin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Adli Tıp Kurumu ve akademisyen bilirkişilerden alınan raporlarda, yapılan ameliyat sebebiyle tıbbi hata olmadığı, davalı hastanenin organizasyon hatası ve kusurunun bulunmadığı, davacının burun görüntüsünün doğal olup nefes alma probleminin komplikasyon olduğu ve sürecin doğru yönetildiği yönünde görüşler bildirildiği, raporlar birbiriyle uyumlu olup davalıya yükletilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; vekalet sözleşmesi kapsamında davacı tüketiciye uygulanan tedavi nedeniyle davalının kusursuz olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; müvekkilinin imzalamış olduğu estetik bilgilendirme ve onam formunda olası risklerin hepsinin anlaşılır olmadığını, davalı hastane tarafından tanı ve tedavinin yanlış yapıldığını, hastane ve hekimin kusurlu olduğunu, hastane ve hekim tarafından gerekli özen yükümlülüğünün yerine getirilmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşunun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Temyizen incelenen karara esas alınan ATK raporları ve bilirkişi raporunda; hastaya konulan tanının ve yapılan tedavinin tıbbın gerektirdiği genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, davacıya uygulanan septorinoplasti ameliyatının endikasyon ve tekniğinin tıp kurallarına uygun olduğu, kişide ameliyat sonrası gelişen nazal valv yetmezliğinin bu tür ameliyatlardan sonra her türlü dikkat ve özene rağmen gelişebilecek komplikasyonlardan olduğu, komplikasyon yönetiminin uygun olduğu, takip eden süreçte kişinin farklı bir merkeze başvurarak ilgili hekimin takibinden çıktığının anlaşıldığı, her iki ameliyat öncesinde davacıdan aydınlatılmış onam alındığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.