Gümrük kaçağı hukuken ayıplı araç satışından kaynaklanan itirazın iptali davasında, davanın konusuz kalması ve ıslahla yeni talep yönünden verilen Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararının temyizi.
Özet: Gümrük kaçağı şüphesiyle el konulan aracı hukuken ayıplı olduğu gerekçesiyle satın aldığı bedelin iadesi için icra takibi başlatan ve davalının itirazı üzerine itirazın iptali davası açan davacının talebi, yargılama sırasında aracın Özel Tüketim Vergisi ödenerek teslim alınması sonucu konusuz kalmış; ilk derece mahkemesinin konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündeki hükmü istinafta vekalet ücreti ve inkar tazminatı açısından düzeltilerek, davanın esasıyla ilgili itirazların iptalinde haklı bulunması nedeniyle davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiş, temyiz incelemesinde ise ıslah yoluyla iddia ve savunmanın genişletilmesi hususu üzerinde durulmaktadır.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/... E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2018/... E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 06... plaka sayılı aracı, 24.06.2011 tarihinde, 110.000 EURO bedel karşılığında davalı şirketten satın aldığını, satın almadan sonra gümrük kaçağı olduğu iddiasıyla ... Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ soruşturma sayılı dosyası kapsamında araca el konulmasına karar verildiğini ve aracın trafik kaydı üzerine tedbir konulduğunu, davalı şirketten satın alınan aracın hukuken ayıplı olduğunu, satış bedelinin iadesi için davalı satıcı şirket aleyhine takip başlattığını ancak davalı şirketin itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; aracın gümrük kaçağı olduğu iddiası ile yürütülen soruşturmanın devam ettiğini, henüz bir ceza davası açılmadığını, talep üzerine el koyma kararı kaldırılıp araçların maliklerine iade edilebildiğini, aracın hukuken ayıplı olmadığını, ithalatçı şirket olmadığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında satış bedelini tahsil ederek aracı davacıya teslim etmek suretiyle edimini yerine getirdiğini savunarak davanın reddini ve lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.12.2019 tarihli kararıyla; satış sözleşmesine konu aracın hukuki ayıplı olduğu, davacı tarafın ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanarak aracın bedelinin iadesi için davalı şirket aleyhine ilamsız icra takibi başlattığı ve takibe davalı şirketçe itiraz edildiği, davanın itirazın iptali talebiyle açıldığı, yargılama devam ederken davacı tarafça 6770 sayılı Kanunun 31. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen Geçici 10. maddesine dayalı olarak Özel Tüketim Vergisinin %25'ine denk gelen tutarı ödenmek suretiyle dava konusu aracın teslim alınması nedeniyle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli kararıyla; davacı tarafın, dava dilekçesi ile satış sözleşmesine konu aracın hukuken ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin tahsili talebi ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebinde bulunduğu, yargılama sırasında ibraz ettiği 30.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ve duruşma sırasındaki beyanları ile de dava dilekçesi ile talep etmediği, yargılama sırasında aracı teslim almak için ödenen ÖTV bedeli ile aracın kullanılamadığı süreye ilişkin ikame araç bedeli ve zararın tahsilini talep ettiği, dava dilekçesinde talep edilmeyen bir alacağın, ıslah dilekçesiyle talep edilemeyeceği ve bu talebin yok hükmünde olduğu, yargılama sırasında, dava konusu aracın bakiye ÖTV bedeli ilgili gümrük idaresine yatırılmak ve araç kaydı üzerinde mevcut tedbir kaldırılmak sureti ile aracın hukuki ayıplı olmaktan çıktığı, davanın konusuz kaldığı, ıslahla talep edilen kısmın yok hükmünde olduğu, davacının malın ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin tahsili talebi ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptale talebi ile açılan davada haklı olduğu ve davalının, davacı tarafından bu dava nedeni ile yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği, ancak davacı lehine icra takip dosyasında talep edilen 312.874,69 TL alacak miktarı esas alınmak suretiyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maktu vekalet ücrete hükmedilmesinin ve davacı lehine şartları gerçekleşen icra inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğu, hükmün bu yönlerden düzeltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne; davalının istinaf talebinin ise esastan reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairemizin 27.06.2022 tarihli ilamıyla; tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verildikten sonra "Davanın açıldığı tarih itibariyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu yürürlüktedir. Islah müessesesi kanunun altıncı ayrımı olan “ıslah ve maddi hataların düzeltilmesi” başlığı altında 1 76... . maddeleri arasında düzenlenmiştir. Islah, iddia ve savunmayı genişletme ve değiştirme yasağının istisnası olup iddia ve savunmayı genişletme ve değiştirme sayılmayan hallerde yahut karşı tarafın buna rıza gözterdiği hallerde ıslaha başvurulmasına gerek yoktur. (PEKCANITEZ/ATALAY/ÖZEKES, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, B.2, ..., 2014, s.346) HMK’nın 176. maddesi gereğince taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir ve aynı davada taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Islah tamamen veya kısmen olabilir. Maddenin gerekçesinde de davacının dava dilekçesinde belirttiği dava sebebini değiştirebileceği, örneğin; daha önce belirttiği ödünç sözleşmesi sebebini değiştirip, sebepsiz zenginleşme sebebine dayanabileceği, daha önce istediği Ellibin Türk Lirasını Yüzbin Türk Lirasına çıkarması mümkün olduğu gibi, aynen talep ettiği otomobilden vazgeçip, ıslah yolu ile değerini isteyebileceği yahut otomobilden tümüyle vazgeçip, ıslah yolu ile bilgisayar istemesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Kanun'un davanın tamamen ıslahını düzenleyen 180. maddesine göre; davasını tamamen ıslah ettiğini bildiren taraf, bu bildirimden itibaren bir hafta içinde yeni bir dava dilekçesi vermek zorundadır. Aksi halde, ıslah hakkı kullanılmış sayılır ve ıslah hiç yapılmamış gibi davaya devam edilir. Davacı, davasını değiştirmek için tam ıslah yoluna başvurmakla, ıslahla talep sonucu yahut dava sebebi değiştirilebilir. Talep sonucunun veya dava sebebinin kısmen genişletilmesi yahut değiştirilmesi tam ıslah olmayıp HMK 181. madde kapsamında kısmen ıslahtır (KURU, Baki, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, 2016).
Islahın etkisi HMK 179. maddesinde düzenlenmiş olup ilk fıkraya göre; ıslah, bunu yapan tarafın teşmil edeceği noktadan itibaren, bütün usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunu doğurur. Usul işlemlerinin yapılmamış sayılması sonucunun doğmasına yönelik kuralın istisnaları ise ikinci fıkrada sayılmıştır. Buna göre ikrar, tanık ifadeleri, bilirkişi rapor ve beyanları, keşif ve isticvap tutanakları, yerine getirilmiş olan veya henüz yerine getirilmemiş olmakla beraber, karşı tarafın yerine getirebileceğini ıslahtan önce bildirmiş olması koşuluyla, yemin teklifi, reddi veya iadesi ıslah ile geçersiz kılınamaz. Ancak ıslahtan sonra yapılacak tahkikat sonucuna göre, bu işlemlerin göz önünde tutulması gerekmiyorsa, bunlar da yapılmamış sayılacaktır. Davanın tamamen ıslah edilmesi halinde dava dilekçesi dahil, yapılmış olan bütün usul işlemleri yapılmamış sayılır. Bunun doğal sonucu olarak, dava dilekçesinde yer alan ilk talep içeriği değil, ıslah yoluyla açıklanan talep içeriği nazara alınarak araştırma ve inceleme yapılması ve mahkemece verilecek hükümde de ıslahla ileri sürülen istemin karşılanması gerekir (HGK █████/2011 tarihli ve 2011/1-364 E. 453 K.).
Somut olayda; davacı, satın alınan aracın ayıplı olduğu ve el konulduğu iddiasıyla satış bedelinin iadesi için başlattığı takibe itirazın iptalini talep etmiş, yargılama sırasında 6770 sayılı Kanunun 31. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen Geçici 10. maddesine dayalı olarak Özel Tüketim Vergisinin % 25'ine denk gelen tutarı ödenmek suretiyle aracı almış, █████/2018 tarihli ıslah dilekçesi ile de dava dilekçesi ile talep etmediği, yargılama sırasında aracı teslim almak için ödenen ÖTV bedeli ile aracın kullanılamadığı süreye ilişkin ikame araç bedeli ve zararın tahsilini talep etmiştir.
Hal böyle olunca, bölge adliye mahkemesince; davacının talebinin HMK’nın 180. maddesi gereğince tam ıslaha ilişkin olduğu, bu nedenle davanın ıslah edilmiş haliyle görülüp değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönde ıslah yapılamayacağı yönündeki yanılgılı gerekçeyle ıslah öncesi talebe yönelik olarak yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması, doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; itirazın iptali davasının konusu, takibe konu alacak yönünden durmuş olan takibin devamı olup, satış bedelinin iadesi istemiyle başlatılan takip nedeniyle açılan itirazın iptali davasında aracın ayıplı olmaktan çıkması ve tekrar davacının kullanımına geçmesi, itirazın iptali talebinin konusuz kalması sonucunu doğurmayacak olup bu yönde karar verilmesi de doğru değildir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında, sözleşme ilişkisine, bedele, bedelin, davacı tarafından, davalıya ödendiğine, dava konusu araca satışından sonra gümrük kaçağı olduğundan bahisle yapılan soruşturma sırasında el koyma kararı verilerek, trafik kaydına tedbir şerhinin işlendiğine, yargılamanın devamı sırasında davacı tarafından, 6770 sayılı Kanun gereğince yapılan müracaat üzerine bakiye 25,365,00 TL ÖTV bedelinin davacı tarafından ödendiğine ve araç kaydındaki tedbirin kaldırıldığına ilişkin uyuşmazlık bulunmamakta olup, eldeki davanın, satış sözleşmesine konu aracın hukuken ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin tahsili amacı ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile açıldığı, yargılama sırasında, davacı tarafından, dava konusu aracın bakiye ÖTV bedelinin ilgili gümrük idaresine ödenmek suretiyle, araç kaydı üzerindeki mevcut tedbir kaldırılarak sureti ile aracın hukuki ayıplı olmaktan çıktığı, satış sözleşmesine konu bedelin tahsili amacı ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile açılan eldeki davanın konusuz kaldığı, ancak davanın konusuz kalması sonucunun ... 18. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı takip dosyasının da konusuz kalması sonucunu doğurmayacağı, ayrıca dava dilekçesi ile talep edilmeyen ve usulüne uygun olarak açılmış bir davaya da konu edilmeyen alacağın, ıslah dilekçesiyle istenilmesinin mümkün olmadığı, ıslahla talep edilen kısmın yok hükmünde bulunduğu, kaldı ki davacı vekili tarafından ibraz edilen ve davadaki talebin satış bedelinin tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali olduğuna vurgu yapan 30.06.2025 tarihli dilekçe içeriği kapsamında, var olmayan talep (ÖTV bedeli ile aracın kullanılamadığı süreye ilişkin ikame araç bedeli ve zarar tahsili) yönünden bir karar verilmesine gerek bulunmadığı gibi davacı tarafın tam ıslah talebinin de olmadığı tüm dosya kapsamıyla sabittir.
Hal böyle olunca, davacı tarafça, satış sözleşmesine konu aracın ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin tahsili amacı ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile açılan eldeki davada, dava tarihi itibari ile haklı olduğunun kabulü ile davalının, yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği (HMK m. 331/1) gerektiği sonucuna varılmıştır.
O halde, mahkemece, davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline dair verilen kararda isabet bulunmamıştır.
Ancak, istinaf incelemesine esas karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 6. maddesinde; "Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz." düzenlemesi bulunmaktadır.
Davacı, eldeki davayı, malın ayıplı olduğu iddiası ile satış bedelinin tahsili amacı ile yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebi ile açmış olup, ön inceleme tutanağının düzenlenmesinden sonra davanın konusuz kalması nedeniyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 6. maddesi gereğince, davanın dayanağı olan icra takip dosyasında talep edilen 312.874,69 TL alacak miktarı esas alınmak suretiyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile maktu vekalet ücrete hükmedilmesinde isabet bulunmamıştır.
Ayrıca, eldeki davanın konusuz kaldığı, davacının eldeki davayı açmakta haklı olduğu, davalının icra takibine vaki itirazında haksız olduğu gözetildiğinde, konusuz kalan dava nedeni ile davacı lehine İİK'nın 67/2 maddesi gereğince şartları gerçekleşen icra inkar tazminatına hükmedilmemesinde de isabet bulunmamıştır.
Hal böyle olunca, Yargıtay 3. HD'nin 27.06.2022 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı bozma kararına karşı Dairemizin 09.02.2022 tarihli ve █████████ E., ████████ K. sayılı kararında direnilmesine, davalının istinaf talebinin esastan reddine, davacının istinaf talebinin kabulüne, ... 2. Tüketici Mahkemesinin, 27.12.2019 tarihli ve ███████ E., ████████ K. sayılı ilamının kaldırılmasına, davacı tarafından davalı hakkında açılan davanın konusuz kalması nedeni ile esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, İİK'nın 67/2 maddesi gereğince dava ve takip konusu asıl alacağın %20'sine tekabül eden 62.554,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin hatalı olduğunu, icra takibinin faizi, vekâlet ücreti, harç ve masrafları hakkında da karar verilmesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına karşı dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili; eldeki davada kendilerinin taraf sıfatı bulunmadığını, bu nedenle sorumluluklarının da bulunmadığını belirterek davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, satın alınan aracın gümrük kaçağı olduğundan bahisle el konulması nedeni ile satış bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacının yargılama sırasında 6770 sayılı Kanunun 31. maddesi ile 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenen Geçici 10. maddesine dayalı olarak Özel Tüketim Vergisinin %25'ine denk gelen tutarı ödenmek suretiyle aracı almış olması, davacıya ait aracın ayıplı olmaktan çıkması ve tekrar davacının kullanımına geçmesi, Dairemiz bozma ilamı sonrası davacı vekilinin beyan dilekçesinde açıkça "beyanlarımız, ıslah dilekçesi niteliğinde değildir" ifadesini kullanmış olduğunun anlaşılmasına göre davacı ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!