Eczacının, beraat ve idari işlemlerin iptaliyle sonuçlanan haksız soruşturma sürecinde uğradığı maddi ve manevi zararın kamu kurumundan tazminat talebinin hukuki değerlendirilmesi.
Özet: Bir eczacı, Sosyal Güvenlik Kurumunun (SGK) hakkında açtığı ve beraatle sonuçlanan cezai soruşturma ile hukuka aykırı bulunan idari işlemler (sözleşme feshi, para cezası) nedeniyle iş yerini kapatmak, şehir değiştirmek ve uzun süreli ekonomik/sosyal sıkıntılar yaşamak zorunda kaldığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi ve bozma sonrası tekrar inceleyen bölge adliye mahkemesi, SGKnın yasal yetkisi dahilinde hareket ettiğini, davacının yaşadığı zararın SGKdan istenemeyeceğini, sorumluluğun eczacı odası veya Türk Eczacıları Birliği gibi kurumlarda olabileceğini gerekçe göstererek davayı reddetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/... E., █████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı Kurum tarafından müvekkilinin o dönem sahibi ve mesul müdürü olduğu, ... ilinde faaliyet gösteren ... Eczanesinin işlemleri nedeniyle 2009 yılı SGK Protokolünün ilgili maddeleri gereği 01.09.2009 ve devamında farklı tarihlerde fesih cezaları ve 444.060,62 TL para cezası tahakkuk ettirildiğini, soruşturma raporuna istinaden müvekkili hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldığını ve devamında gerçekleştirilen yargılama sonucu verilen beraat kararının kesinleştiğini, işlemlerinin iptali için iki ayrı dava açıldığını ve yapılan yargılama sonucunda sözleşmenin feshinin ve yapılan kesintinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davaların kabulüne dair verilen kararın kesinleştiğini, ancak davalı Kurum tarafından eczane hakkında soruşturmalar devam ederken, denetimin aylarca sürmesi, bu süreçte neredeyse tüm hastalarının sorgulanması, bir kısım hastanın hastanede tahlile gönderilmesi, küçük yerde yaşamanın yansıması olan müvekkili hakkında aslı olmayan durumların kulaktan kulağa yayılması sonucu mesleki, ticari ve de ailevi yönde sorunların baş göstermesi nedeniyle müvekkilinin iş yerini kapatmak zorunda kaldığını, hiçbir sosyal çevresi olmamasına karşın ...'a taşındığını, yıllar süren ekonomik ve sosyal sıkıntılar yaşadığını ve stresinin katlanarak arttığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kaymak kaydıyla, 5.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; işlemin mevzuat hükümlerine uygun olarak tesis edildiğini, neticede işlemler aleyhine hukuki yollara başvurulduğunu, davacının il değiştirmesi, başka bir ev kiralaması gibi işlemlerin müvekkil Kurum işlemi ile ilgilisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 02.06.2022 tarihli kararıyla; cezai işlem sonrası davacının iş yerini başka şehre taşıması ve bu nedenle gelir kaybına uğraması gibi hususların kendi insiyatifi ile gerçekleşmiş olduğu, bunun için davalı Kurumun bir kararının veya zorlamasının bulunmadığı, öte yandan davacı ile yapılan Protokolün (6.18.) maddesinin muhatabının davalı Kurum olmadığı, davalı Kurumun bazı delil ve emarelere dayalı olarak davacı hakkında uyguladığı cezai işlemin daha sonra mahkeme kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle bir sorumluluk yüklemeyeceği, davalı Kurumun yasal yetkisi gereği işlem gerçekleştirdiği, kaldı ki kesinti miktarının faiziyle birlikte davalı Kurumdan tahsiline hükmedildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2024 kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 25.03.2025 tarihli ilamla; Bölge Adliye Mahkemesince, Anayasa'nın ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) aradığı anlamda herhangi bir gerekçe oluşturulmadan istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, kararın hangi sebeplerle verildiğine ilişkin açıklama ve gerekçe içermediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; eldeki davada, zararı karşılayacak Kurumun davalı olmadığı, zarara uğradığını iddia eden davacı eczacının, varsa zarara ilişkin maddi ve manevi tazminat istemini, Protokolün (6.18.) maddesinde yer alan düzenleme kapsamında, ancak tespiti yapan eczacı odası ile Türk Eczacıları Birliğinden talep edebileceği, öte yandan ceza davasında davacının üzerine atılı suçları işlediği sabit olmadığından beraatine karar verilmesinin ayrıca hukuk davasında cezai işlemlerin iptaline karar verilmesinin davalı Kurumca yapılan soruşturma işlemini hukuka aykırı hale getirmeyeceği, bir kamu kurumu olan davalının gerçekleştirilen ihbarlar/şikayetler doğrultusunda davacı ezcacıya ait iş yerinde ve belgeler üzerinde tespitler yapıldığı, soruşturma aşamasında/teftiş sırasında hasta ve/veya hasta yakınlarınca verilen ifadeler ile toplanan deliller ve ilgili mevzuat doğrultusunda işlemler yürütülerek hazırlanan müfettiş raporlarının akabinde mevzuatta yer alan cezai işlemlerin uygulandığı, bu itibarla davalının üzerine düşen denetim görevi ve inceleme yetkisi kapsamında gerekli olan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalının gerçekleştirdiği keyfi bir uygulamanın bulunmadığı, davacı hakkında başlatılan soruşturmanın/teftişin soyut iddialara dayalı olmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı, somut olay açısından kusurdan/kusurlu davranıştan söz edilemeyeceği gerekçesiyle, oy çokluğu ile başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dava konusu olayda davalı Kuruma yapılan şikayet neticesinde bizatihi davalı tarafça yapılan bir denetim söz konusu olup; Protokolün (6.18) başlıklı maddesinde belirtildiği şekilde meslek örgütünce yapılan bir denetimden bahsedilemeyeceğini, müvekkili hakkındaki ceza yargılaması beraat ile sonuçlanmış olsa dahi, neredeyse bütün hastalarının müfettiş tarafından yönlendirilerek sorgulanmaları, müfettiş talebi üzerine hastanede tekrar kan, idrar vs. tahlillerinin yaptırılması ve Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda ifadelerine başvurulması, küçük şehirde ve belli bir sosyal çevrede yaşayan müvekkilinin tanıdıkları nezdinde suçlanması, dışlanması ve dolayısıyla hem mesleki hem ticari itibarının sarsılmasına hatta yok olmasına yol açtığını, davalı Kurum işleminin hukuka aykırılığının 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde verilen kabul kararı ile belgelendiğini, eldeki dosyada müvekkilinin ciro kaybının ve vergi kayıtlarının incelenmediğini, yargılama aşamasında ihtiyati tedbir kararının kaldırılması ile bedelin 9 ay boyunca (Mayıs 2012 – Ocak 2013) Kurum ödemesi yapılmaması yolu ile tahsil edildiğini, davacının bu suretle söz konusu kazançlardan mahrum kaldığını, tahsil edilen bedel yasal faizi ile birlikte ödenmiş ise de müvekkilin nihayetinde bir tacir olduğunu ve işleyen yasal faizin reel kayıplarını, Kurum ödemesinin yapılmadığı 9 aylık dönemde gelirinde meydana gelen azalma sonucu çektiği sıkıntılarını karşılayamadığını, ayrıca bu süreç içerisinde paranın değer kaybettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte Protokolün ilgili maddesine atıf yapılarak uyuşmazlığın muhatabının davalı Kurum olmayacağı bilirkişi raporunda yer almış olmakla, bu durumda dahi davanın husumet yokluğundan reddine hükmedilmesinin gerektiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı Kurumun davacı eczacı hakkında uyguladığı ve mahkeme kararıyla iptaline karar verilen işlemler nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.
Taraflar arasında düzenlenen Protokolün (6.18.) maddesinde; "Türk Eczacıları Birliği ... Heyeti ve Bölge Eczacı Odaları tarafından yapılan denetimlerde, bu protokolde sözleşmenin feshini ve/veya para cezasını gerektiren hususların tespiti halinde bu hususlar Kuruma bildirilir. Kurum tarafından değerlendirilerek yukarıda belirtilen fesih hükümleri ve süreleri ile cezai şarta ilişkin işlem yapılır. Eczacı odası tespiti ve ... ... Heyeti Onayına istinaden yapılan işlemlerin yargı kararı ile haksız yapıldığına karar verilmesi durumunda, eczacının uğradığı her türlü maddi ve manevi zarar, tespiti yapan eczacı odası ile Türk Eczacıları Birliğince müteselsilen karşılanır.'' düzenlemesi bulunmaktadır.
Dava konusu olayda, bizzat (6.18.)maddesinde bahsedilen şekilde Türk Eczacılar Birliği ... Heyeti ve Bölge Eczacı Odaları tarafından yapılan denetim olmadığı, ilk olarak Kuruma iletilen şikayet dilekçesi ile işlem yapıldığı, sonrasında eczanede denetim yapılabilmesi için 16.09.2009 tarihinde üçüncü grup denetim ekibi ve 18.Bölge ... Eczacı Odası tarafından görevlendirilen denetçi eczacı ile birlikte denetime gidilerek sonraki ceza ve fesih işlemlerinin uygulandığı, burada Eczacı Odası tarafından re'sen yapılan bir denetimden bahsedilemeyeceği, denetimin aslında davalı Kurum tarafından yapıldığı, ancak dava dilekçesinde tazminat talepleri aynı zamanda Protokolün (6.18.) maddesine de dayandırıldığından Bölge Adliye Mahkemesince (6.18.) maddesi gereği tazminat taleplerinin muhatabının davalı olmadığının gerekçelendirildiği, öte yandan yapılan işlemlerde davalının bir kusurunun da bulunmadığının tespit edildiği, bu durumda davalıdan tazminat adı altında talepte bulunulmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!