Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinde azınlık pay sahiplerinin şirket yönetiminin usulsüz sermaye artırımı kararına itirazı ve tescilin iptali istinafı.
Özet: Azınlık hissedarlar, çoğunluk hissedarın kar dağıtmama ve usulsüz sermaye artırımı kararlarıyla paylarını %30dan %15.12ye düşürerek kendilerini yönetimden dışladığını ve tasfiye etmeye çalıştığını ileri sürerek, en son 250.000.000 TLye çıkarılan sermayenin, usulüne uygun çağrılmayan olağanüstü genel kurulda, yeterli iç kaynak varken dış kaynak kullanılarak artırılmasına yönelik kararın Ticaret Sicili tarafından tescil edilmesine itiraz etmiş; sicil müdürlüğünün itirazı reddederek tescili yapması üzerine, haksız ve kanuna aykırı buldukları tescil işleminin iptali ile sermaye artırımı kararının terkini talebiyle dava açmıştır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ █████████ Esas ████████ Karar
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ21.HUKUK DAİRESİESAS NO : █████████ KARAR NO : ████████TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : █████/2025NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtirazDAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : █████/2026 Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın yönelik olarak verilen hükme karşı davacının vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkillerinin davalı şirketin %30 pay sahibi oldukları, (%29 ..., %1 ...) şirketin 3 kişilik aile şirketi olmasına rağmen, yönetim kurulu başkanı ağabey/amca tek başına sahip olduğu çoğunluk hisseleri sayesinde, şirket paydaşlarını dışlayıp pay sahibi olmayan kayınvalide ve kayınbiraderini yönetime alarak, şirketi tamamen kendisine aitmiş gibi yönetmekte olduğu, 2003 yılından 2019 yılına kadar mahkeme kararlarına rağmen kar dağıtmadığı, sermaye artış kararları aldığı, 2017 ve 2018 yılları genel kurullarını 2019 yılında bir arada yaptığı ve geriye doğru 16 yıllık karı nemasız faizsiz olarak (yaklaşık 500.000 TL) ödediği, aynı genel kurulda sermayenin önce 13.800.000 TL sonra 17.500.000 TL'ye çıkartılması kararı alındığı, dağıtılan beşyüzbin lira kar payının üzerine 3 katı daha koyamadığı için rüçhan haklarını kullanamayan müvekkillerin paylarının %30’dan %15.12’ye düştüğü, boşta kalan hisseleri satın alan yönetim kurulu başkanının, kar dağıtmama ve sermaye artış kararlarıyla müvekkilleri tasfiye girişimlerini sürdürmeye devam ettiği, 2024 Ekim ayında, Yargıtay kararı henüz tebliğ edilmeden hemen önce, 2023 yılı olağan genel kurul yapılarak, “kar dağıtılmamasına” ve şirketin sermayesinin 17.500.000 TL dan 250.000.000 TL'ye artırılmasına, artan sermayenin tamamının iç kaynaklardan karşılanmasına karar verildiği, genel kurulun ve alınan kararların iptali için Batı ATM’de açılan davanın derdest olduğu (███████ E.), 8 Ocak 2025 tarihinde şirkete gönderilen ihtarnamede, 2025 yılı olağan genel kurulunun bir an önce yapılarak, şirketin organlarının belirlenmesini ve davacıların yönetim kurulunda temsil edilmesi gerektiğinin bildirildiği, hemen sonra TTK’nın genel kurula davet merasimine ilişkin kurallarını hiçe sayarak, Ticaret Sicil Gazetesinin 7 Subat 2025 tarih ve 11267 tarih ve sayılı nüshasında “25 Şubat 2025 tarihinde, sermaye artışı gündemli olağanüstü genel kurul yapılması kararını tescil ve ilan ettirdiği, Genel Kurulda, bir yandan, olağan genel kurul yapılması gerekirken, olağanüstü genel kurul yapılmasına, diğer yandan 4 ay önce sermayenin 250.000.000 TL'ye çıkartılmasına yeterli iç kaynak olduğu halde, 16.400.000 TL için dış kaynaklara başvurulmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz edilmişse de, yönetim kurulu başkanının tek kişilik %35 oyuyla teklifin reddedildiği, Genel Kurul Toplantısının hemen ertesi günü, müvekkillerin davalı Ticaret Sicili Müdürlüğüne elden verdiği 26.02.2025 tarihli dilekçeyle "…iç kaynaklar yeterliyken dış kaynaklara başvurulmasının yasaya aykırı olduğu, geçmiş dönemde bu gerekçeyle, tescil istemlerini kabul etmediklerini, azınlığa zarar vermeye yönelik bu kararların tescil etmemesi…" talep edildiği, yasal dayanakların açıklanmasına rağmen davalı şirketin sermaye artışına ilişkin olağanüstü genel kurul kararının 28.04.2025 tarih ve 11320 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde tescil ve ilan edildiği, usulüne uygun çağrı yapılmadığı, davalı şirketin yasaya aykırı olağanüstü genel kurul toplantısının ve toplantıda alınan yasaya aykırı kararların tescil edilmemesi ve TTK 32. de belirtilen yükümlülüğe uyulmaksızın tescil edilen kararın terkin edilmesi için Yönetmeliğin 37. maddesine göre yapılan başvurunun reddi üzerine Yönetmeliğin 39. maddesi uyarınca, anılan kararların hükmen terkini için dava açmak zorunda olunduğu, her ne kadar şirket ortağının bu tür dava açamayacağına ilişkin bazı Yüksek Yargı kararlarına rastlanmışsa da, davalı Ticaret Sicili Müdürlüğünce talep reddedilerek Mahkeme yolunun gösterilmiş olduğu, Mahkemenin kararına uyacağının belirtildiği, 02.05.2025 tarihli iptal ve terkin başvurusunun reddine ilişkin 02.05.2025 tarih ve E-62752911-101.05-287775 sayılı Müdürlük işleminin iptaline ve tescil edilmemesi için davalı Müdürlüğe yapılan 26 Şubat 2025 tarihli başvuruya rağmen Ticaret Sicil Gazetesinin 28.04.2025 tarih ve 11320 sayılı nüshasında ilan edilen sermaye artışı kararının tescili işleminin iptaliyle terkin ve ilanına, yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAPDavalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun ve haksız olduğu, diğer davalı Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından sunulan cevap dilekçesinde de belirtildiği üzere, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, şirkette azlık pay sahibi olup yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların TSY kapsamında tescil başvurusunda bulunma yetkisi olmadığı gibi, yasa ve tüzükte belirtilen ilgili sıfatını haiz de olmadığı göz önünde bulundurulduğunda ... ve ... huzurdaki davayı açma ehliyetleri bulunmadığından, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddini talep edildiği, davacıların bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı, dava konusu işlemin şirket genel kurul kararının ticaret siciline tescilinden ibaret olup, sicil memurunun yetkisi emredici hükümlere aykırılık yönünden yalnızca şekli bir denetimle sınırlı olduğu ve esas yönünden bir değerlendirme yapma yetkisinin bulunmadığı, aynı maddi olgu ve hukuki nitelik taşıyan işlemlere karşı farklı başlıklar altında dava açılmasının yargılamanın gereksiz şekilde bölünmesine ve yargı kaynaklarının israfına neden olduğu, HMK m. 114 uyarınca, bir davanın dinlenebilmesi için aynı konuda başka bir davanın derdest olmaması gerektiği, esas uyuşmazlık olan genel kurul kararının iptali yargılaması devam etmekteyken, bu karara dayalı olarak yapılan tescil işleminin ayrıca dava konusu yapılması, hukuken aynı amaca hizmet eden, mükerrer ve yersiz bir başvuru niteliğinde olduğu, bu nedenle, davacının somut, doğrudan ve güncel bir hukuki yararı bulunmadığı, huzurdaki davanın mükerrerlik ve hukuki yarar yokluğu gerekçeleriyle dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiği, işbu davanın niteliği Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescile ilişkin kararına karşı açılmış bir dava olarak belirlendiği, bu durumda yargılama, yalnızca Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün ret kararının hukuka uygun olup olmadığıyla sınırlı yapılacağı, bu bağlamda davalı şirket açısından yapılacak savunma da tescil başvurusunun usul ve yasaya uygun olduğunu göstermekle sınırlı kalacağı, yasal şartları bulunmayan, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın evleviyetle dava şartı yokluğundan, aksi kanaatte ise haksız, mesnetsiz ve hukuki yarardan yoksun davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini saygılarımızla vekaleten talep etmiştir. Davalı Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğinden bahisle Yargıtay kararlarında ilgililer kıstası ele alınırken kişilerin hukuki menfaatlerinin bulunup bulunmamasına değil, aktif dava ehliyetinin var olup olmadığına bakıldığı, bu konuda örnek Yargıtay 11. HD. 01.12.2008, E.██████████, K.██████████ sayılı kararında pay sahiplerinin tescile itiraz davasını açma ehliyetlerinin bulunmadığı, izah olunanlar doğrultusunda pay sahiplerince açılmış olan davanın usulden reddinin gerektiği, davacı vekilinin sermaye artırımı tescilinin usulsüz olduğunu beyan ettiği iddialarının yersiz olduğu, Ticaret Sicili Müdürlüğünün inceleme görev ve yetkisi Ticaret Sicili Yönetmeliğinde ele alındığı, Ticaret Sicil Müdürünün inceleme görevinin kapsamına, kanun ve kanunun öngördüğü emredici hükümlere uygunluk incelemesi girdiğini, TSY m. 73'te sermaye artırımı tescilinde aranacak belgeler ile belirtildiği, TSY m. 73. madde hükmünde sayılan belgelerden davaya konu şirketin sermaye artırım işlemi için aranacak olanlar eksiksiz şekilde teslim edildiği, tescil talebinin üç ay içerisinde gerçekleştirilmesine bağlı olarak sermaye artırımı tescili Ticaret Sicili Müdürlüğünce gerçekleştirildiği, davanın öncelikle usulden aksi takdirde esastan reddini, davalı müdürlük aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; davacıların şirket ortağı olduğu ihtilaf konusu olmasa dahi tescil isteminde bulunabilecek kimselerden olmadığı; ihtilafın yargılamayı matuf olmakla Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasına konu edildiği anlaşıldığından aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davacıların davasının usulden reddine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket azınlık pay sahipleri olan davacıların , ticaret sicil müdürlüğünün tescil işlemine karşı dava açma yetkisi olmadığını bildiklerini dava dilekçesinde de ifade ettiklerini, ancak, davalı müdürlüğün davacıları dava açmaya yönlendirip ve Mahkemenin vereceği karara uyacağını taahhüt ettiğini, hem davacıları dava açmaya yönlendirip hem de husumet itirazında bulunmanın , kamu kuruluşu ciddiyetiyle bağdaşmadığını, Mahkemenin bu konu üzerinde hiç durmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; TTK 34. maddesi gereğince Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davalı şirketin █████/2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında; gündemin 4. Maddesi olan şirket sermayesinin 100.000,00 TL'den 34.000.000,00 TL'ye arıtırılması, artırılan 33.900.000,00 TL'nin 17.500.000,00 TL'lik kısmının iç kaynaklardan, 16.400.000,00 TL'lik kısmının dış kaynaklardan şirket pay sahipleri tarafından nakden taahhüt edilmek suretiyle karşılanması, şirket paylarının itibari değerinin 1.00 TL olması ve bu doğrultuda şirket esas sözleşmesinin "sermaye" başlıklı 6. Maddesinin değiştirilmesi hususunda karar alındığı ve genel kurul kararının █████/2025 tarih, 11320 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça davalı Sicil Müdürlüğü'ne █████/2025 tarihli başvurusu ile ... Anonim Şirketinin █████/2025 tarihinde tescil edilen sermaye arttırımı işleminin iptal edilmesini ve tescil işlemine ilişkin ilanın silinmesi talep edilmiştir. Davalı Sicil Müdürlüğü'nce ilgili başvuru dilekçesine istinaden yazılan █████/2025 tarih ve 287775 sayılı cevabi yazı ile ; " Müdürlüğümüze yapılan tescil başvuruları 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 32/1 "sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür" hükmü uyarınca yapılan inceleme neticesinde tescile engel bir hususun tespit edilmemesi halinde tescil edilmektedir. Ayrıca yine aynı Kanun'un itiraz başlıklı 34'üncü maddesi uyarınca; ilgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz hakkına sahiptirler. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, müdürlüğümüzce gerçekleştirilen tescil işleminin re'sen terkin edilmesi mümkün olmayıp tarafınızca itiraz yoluna başvurulması halinde müdürlüğümüzce mahkeme tarafından verilen karar doğrultusunda işlem tesis edilecektir. Bilgilerinize rica olunur. " hususu bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nun "İtiraz" başlıklı 34.maddesi uyarınca; ilgililerin tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilecekleri, bu itirazın mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanacağı, ancak, sicil müdürünün kararının, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişinin de dinleneceği, bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verileceği düzenlenmiştir. Davacı tarafça TTK m. 34 ve TSY m. 39 uyarınca sekiz gün içinde, █████/2025 tarihinde sicilin bulunduğu yer olan Ankara Asliye Ticaret Mahkemesinde ilgili kararın kaldırılması için eldeki davayı açtığı ,Mahkemece davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verildiği , karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu görülmüştür. Davacının istinaf itirazları doğrultusunda dosyamız kapsamındaki uyuşmazlığın davacının , dava konusu işlemin tescilini/terkini talep edebilecek ''ilgili kişi''olup olmadığının belirlenmesi noktasında toplandığı görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nun 32. maddesinde; " (1) Sicil müdürü tescil için aranan kanuni şartların var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. (2) Tüzel kişilerin tescilinde, özellikle şirket sözleşmesinin, emredici hükümlere aykırı olup olmadığı ve söz konusu sözleşmenin kanunun bulunmasını zorunluluk olarak öngördüğü hükümleri içerip içermediği incelenir. (3) Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. (4) Çözümü bir mahkeme kararına bağlı bulunan veya sicil müdürü tarafından kesin olarak tescilinde duraksanan hususlar, ilgililerin istemi üzerine geçici olarak tescil olunur. Ancak, ilgililer üç ay içinde mahkemeye başvurduklarını veya aralarında anlaştıklarını ispat etmezlerse geçici tescil resen silinir. Mahkemeye başvurulduğu takdirde kesinleşmiş olan hükmün sonucuna göre işlem yapılır." hükmünü, 6102 sayılı TTK'nın "İtiraz" başlıklı 34. maddesinde; "(1) İlgililer, tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak, sicil müdürlüğünce verilecek kararlara karşı, tebliğlerinden itibaren sekiz gün içinde, sicilin bulunduğu yerde ticari davalara bakmakla görevli asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilirler.(2) Bu itiraz mahkemece dosya üzerinden incelenerek karara bağlanır. Ancak, sicil müdürünün kararı, üçüncü kişilerin sicilde kayıtlı bulunan hususlara ilişkin menfaatlerine aykırı olduğu takdirde, itiraz edenle üçüncü kişi de dinlenir. Bunlar mahkemeye gelmezlerse dosya üzerinden karar verilir. " hükmünü içermektedir. 6102 sayılı TTK'nun 28/(1) maddesi uyarınca tescil talebinde bulunabilecek kişiler ilgililer, temsilcileri veya hukuki halefleri olarak sayılmıştır. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin ''Başvuruya yetkili kişiler'' başlıklı 22 maddesinde ; ''(1) Tescil başvurusu ilgililer veya temsilcileri yahut hukuki halefleri tarafından yetkili müdürlüğe yapılır. İlgililer; tacirin gerçek kişi olması halinde kendisi veya vekili ya da sözleşme ile kendisine yetki verilmiş temsilcisi, tacirin tüzel kişi olması halinde ise onun yetkili organları veya yetkili temsilcileridir. (2) Tescil başvurusu yapabilecek ilgililer aşağıda sayılmıştır:d) Anonim şirketlerde; 1) Şirket kuruluşunda şirket sözleşmesi ile belirlenen yönetim kurulu veya temsile yetkilendirilen üye ya da üyeleri,(1) 2) Denetime tabi şirketlerde denetçinin atanması ve görevden alınmasında, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri,(1) 3) İç yönergenin tescilinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri,(1) 4) Genel kurul kararlarında tescile tabi olguların bulunması halinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri,5) Genel kurul kararlarının iptaline dair mahkeme kararlarının tescilinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri, 6) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri, 7) Tasfiye memurlarının atanmasına veya görevden alınmasına ilişkin genel kurul kararlarının tescilinde, yönetim kurulu veya temsile yetkili üye ya da üyeleri, 8) Tasfiyenin sona ermesine, ek tasfiyeye ve tasfiyeden dönülmesine ilişkin kararların tescilinde, tasfiye memurları.'' ticaret siciline tescil başvurusunda bulunabilecek kişiler sayma yönetimi ile belirlenmiştir. Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 39. maddesinde; "İlgililer; tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak müdürlükçe verilecek kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde sicilin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile itiraz edebilir. Mahkeme dosya üzerinde yapacağı inceleme sonucunda tescilin gerekli bulunduğu sonucuna varırsa tescilin yapılmasını müdürlüğe emreder, aksi takdirde tescil istemini reddeder." hükmünü içermektedir. Kanun’daki hükme paralel olarak, ilgililerin verilen karara itiraz edebileceği belirtilmekle yetinilmiştir. Bu doğrultuda anonim şirket bakımından tescil işlemi ve itiraz başvurusunda bulunmaya yetkili kişilerin yukarıda olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu bağlamda somut olay irdelendiğinde;davacıların adı geçen şirketin ortağı oldukları, şirketin yetkili temsil ve ilzama yetkili olmadıkları görülmüştür. Şirketin yetkili temsilcisi olmayan davacıların ticaret sicil işleminin iptali isteminde bulunduğu, ticaret siciline tescil ve terkin taleplerinin 6102 sayılı TTK'nın 34. maddesi uyarınca ilgililere ait olduğu, bu ilgililerin kimler olacağının Ticaret Sicili Yönetmeliği 22 ve 39. maddelerinde yer verildiği, davacıların şirket ortağı olması nedeniyle ilgililer kavramı içerisinde olmadığı ve davada aktif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı anlaşılmakla ,Mahkemece bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet yokluğundan reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı asilin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı asilden alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı asil tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi -