İnşaat Ortaklığı Tasfiyesi Sonucu Daire Paylaşım Anlaşmazlığında Islah ile Değişen Tapu İptali ve Tescil Talebinin Hukuka Uygunluğunun Değerlendirilmesi.
Özet: Bu hukuki metin, müteahhit ortaklığıyla inşa edilen dairelerin tasfiyesi sürecinde çıkan anlaşmazlığı konu almaktadır; davacı, taraflar arasındaki adi ortaklık tasfiye sözleşmesine dayanarak çekilen kura sonucunda kendisine düşen dairelerden birinin tapusunun iptalini ve kendi adına tescilini talep etmiş, başlangıçta talep ettiği 7 numaralı dairenin 3. kişiye devri üzerine talebini ıslahla 6 numaralı daireye yönlendirmiş, davalı ise yapılan kuranın geçersizliğini ve 6 numaralı dairenin tartışmasız kendisine ait olduğunu savunurken, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, ortaklık sözleşmesindeki çapraz şekilde paylaşım ibaresini eşit paylaşım olarak yorumlayarak davacının talebini kabul etmiş ve kararlar temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/... E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2022/... E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.03.2026 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'in sözlü açıklamaları dinlendikten sonra; işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkili ile davalı arasında dava konusu taşınmaz üzerinde inşaatın yapımı ile ilgili olarak müteahhit ortaklığı mahiyetinde adi ortaklık ilişkisi kurulduğunu, birlikte eşit paylı iki ortak olarak inşaat yaptıklarını, dört adet daireyi devralmaya hak kazandıklarını, dört dairenin üçünün arsa sahiplerince tapuda davalıya, birinin ise müvekkiline devredildiğini, dairelerin ikişer ikişer bölüşülmesi hususunda 13.09.2021 tarihli ortaklık tasfiye sözleşmesi imzalandığını, çekilen kura sonucu 5 ve 7 nolu dairelerin müvekkiline, 6 ve 8 numaralı dairelerin davalıya çıktığını, ancak 7 nolu dairenin davalıda olan tapusunun halen devredilmediğini ileri sürerek; 7 nolu dairenin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiş, 07.09.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile dava konusu taşınmazın 3. kişiye devredildiğinden bahisle, talep sonucunu değiştirerek, (6) nolu bağımsız bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, davacı ile müvekkilinin dava konusu sözleşmede yarı yarıya ortak olduklarına dair herhangi bir madde bulunmadığını, anlaşmaya uygun olarak tasfiyenin gerçekleştirildiğini, davacı yanda 1 daire, müvekkilinde ise 3 daire bulunduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirerek bina ile ilgili borçları, vergileri ve satış harçlarını ödediğini, iskan alabilmek için gerekli diğer belgeleri alarak iskanı aldığını, davacıya çektikleri ihtarda 6 ve 7 numaralı müvekkiline ait daireler üzerindeki ipoteğin kaldırılmasının akabinde kura çekiminin yapılabileceğini belirttiklerini, ancak davacı tarafın bu yolu tercih etmek yerine tarafsızlığı şaibeli olan 3. kişiye kura çekimi yaptırdığını, müvekkilinin olmadığı bir ortamda çekilen kuranın geçersiz olduğunu, geçersiz kuraya istinaden açılan tapu tescil iptal davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların tacir olup, dava konusunun, adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin olduğu, bu nedenle görev itirazının yerinde olmadığı, taraflar arasında imzalanan ve ihtilaf konusu olmayan 13.09.2021 tarihli sözleşmenin ortaklığın tasfiyesine yönelik olduğu, sözleşmeye göre taraflar arasında paylaşılacak dairelerin, tapusu alınan 3 adet dubleks ve iskan için bekletilen ve tapusu alınmayan 8 nolu dubleks olmak üzere toplam 4 adet daire olduğu, sözleşmede dairelerin paylaşımlarının iskandan sonra, çapraz şekilde ve kura ile yapılacağının kararlaştırıldığı, davalının cevap dilekçesinde kabulünde olduğu üzere sözleşme konusu dairelerden 1 dairenin davacı adına, 3 dairenin ise davalı adına tapuda tescilli olduğu, sözleşmedeki dairelerin çapraz şekilde paylaşılacağı ibaresinin, her iki tarafça dairelerin eşit şekilde paylaşılacağını gösterdiği, davacıya 1 adet dairenin düşeceğinin kabulü halinde çapraz şekilde paylaşımın tercih edilmeyeceği gerekçesiyle; davanın kabulü ile davaya konu 6 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, başvurunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; davacının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125. maddesine aykırı biçimde terditli dava açmayıp, yargılama sırasında kısmî ıslahla talebini hukuka aykırı şekilde değiştirdiğini, başlangıçta talep edilen 7 numaralı bağımsız bölümün devrinin imkânsız hâle gelmesi ile davanın tazminata dönüştürülmesi gerekirken, taraflar arasında çekişmesiz biçimde davalıya ait olduğu kabul edilen 6 numaralı bağımsız bölümün tapu iptali ve tescilinin talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (6098 sayılı Kanun) 620. ve devamı kapsamında adi ortaklığın tasfiyesi yapılmadan ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmeden hüküm kurulmasının ve tasfiye sonucu belirlenmeden doğrudan tescil kararı verilmesinin hatalı olduğunu, taşınmaz devrinin resmî şekil şartına aykırı olduğunu, davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirdiğini ispatlayamadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, adi ortaklığın tasfiyesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, tarafların karşılıklı iradeleri doğrultusunda adi ortaklığın tasfiyesinin kararlaştırılmasına, 13.09.2021 tarihli tasfiye protokolü ile ortaklık malvarlığına ait dairelerin numaraları belirtilmeksizin eşit olarak paylaşılacağının düzenlenmesine, ortaklığın tasfiyesine yönelik taşınmazların devri ile ilgili tasfiyeye ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmasının zorunlu olmamasına, İlk Derece Mahkemesince; dava konusu taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına ilişkin 28.06.2022 tarihli ara kararına rağmen, söz konusu tedbir kararının tapu siciline işlenmesi beklenmeksizin davalı tarafça 07.07.2022 tarihinde taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olup, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmasına, davacının talebini yargılama sürecinde usule uygun şekilde ıslah ederek somutlaştırmasına ve bu kapsamda ileri sürülen talebin davanın özünü değiştirmemesine, aksine mevcut uyuşmazlığın çözümüne yönelik olduğunun anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.