Akaryakıt bayilik sözleşmesindeki asgari alım taahhüdü ihlali nedeniyle cezai şart talepli alacak davasının Yargıtay bozma ilamı sonrası kısmen kabulüne ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Akaryakıt bayilik sözleşmesinden kaynaklanan asgari alım taahhüdünün ihlali gerekçesiyle açılan alacak davasında, davacının sözleşme sürecinde eksik alıma ilişkin ihtarname sunmaması ve çekincesiz devam etmesi nedeniyle cezai şart talebinin başlangıçta reddedilmesine karşın, Yargıtayın bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılamada, taraflar arasındaki sözleşmenin özel ceza koşulu niteliğindeki 11/d maddesi uyarınca ve bilirkişi tespitiyle, davalının 2010 yılındaki eksik alımından doğan 35.400,00 USD tutarındaki cezai şartın davalıdan tahsiline hükmedilerek dava kısmen kabul edilmiştir.

T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████HAKİM :...KATİP :....DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ....DAVALI : ....VEKİLLERİ : Av.... Av. ...DAVA : AlacakDAVA TARİHİ : █████/2011KARAR TARİHİ : █████/2025GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA: Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında █████/2004 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, davalının sözleşme uyarınca yıllık 900 ton beyaz ürün satma taahhüdünde bulunduğunu, ancak 2006-2011 yılları boyunca toplam 3.616 ton eksik ürün satıldığını sözleşme uyarınca hesaplanan cezai şart tutarının 542.400 USD olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakkı saklı olmak üzere şimdilik 10.000 USD (15.165,00 TL)'nin davalıdan devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili █████/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile dava dilekçesindeki dava değerini 51.466,80 USD (120.854,98 TL) olarak arttırmıştır.CEVAP:Davalı vekili, davanın zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, davacı ile müvekkili arasında iki ayrı istasyon için iki ayrı akaryakıt bayilik sözleşmesi yapıldığını, her iki istasyon için daha sonra iptal edilen tek taahhütname verildiğini, taahhütnamenin her iki istasyondaki alımı kapsadığını, sözleşmenin tarafların karşılıklı rızaları ile █████/2007 tarihinde feshedildiğini, bu nedenle taahhütnamenin de hükümsüz kaldığını, ayrıca taraflar arasındaki dikey anlaşmanın rekabet kurulunun verdiği karar ile █████/2009 tarihinde geçersiz hale geldiğini, bununla birlikte davacının █████/2004 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinden sonra sözleşme süreci içinde dava konusu cezai şarta ilişkin olarak hiçbir dava açmadığı gibi yapılan ödemeleri de ihtirazı kayıt koymaksızın kabul ederek ticari ilişkiye devam ettiği bu nedenle cezai şart isteminden zımnen feragat ettiği anlamına geldiğini savunarak davanın reddini istemiştir.GEREKÇE:Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesinden doğan asgari alım taahhüdü ihlaline dayalı cezai şart istemine ilişkindir.Taraflar arasında █████/2004 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesi düzenlenmiş, sözleşmenin █████/2005 tarihine kadar geçerli olduğu, süre bitiminden üç ay önce sözleşme yenilenmeyeceği ihbar edilmediği taktirde sözleşmenin 5 yıl süre ile yenilenmiş sayılacağı kabul edilmiştir.Sözleşmenin eki niteliğinde olan taahhütnamede davalı bayinin sözleşme tarihinden itibaren yılda 900 ton beyaz ürün satmayı taahhüt ettiği ve sözleşme tarihi esas alınarak her yılın sonu itibariyle beyaz ürün için ton başına 150 USD cezai şart ödemeyi kabul ettiği anlaşılmaktadır.Sözleşme süresi ile ilgili taraflar arasında düzenlenen zeyilnamede sözleşme süresinin █████/2011 tarihine kadar geçerli olduğu kararlaştırılmıştır.Davalı zamanaşımı definde bulunmuş ise de taraflar arasında geçerli bayilik sözleşmesi olduğunu, zamanaşımı süresi 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesi uyarınca 10 yıl olup dava tarihinde zamanaşımı süresi dolmadığı anlaşıldığından zamanaşımı defi reddedilmiştirMahkememizce yapılan yargılama sonunda dava konusunun ifaya ekli ceza koşulu olduğu, davacı tarafından sözleşme dönemi içerisinde eksik alıma ilişkin herhangi bir ihtarname sunulmadığı gibi sözleşmenin de çekince koymaksızın sözleşmeye sona erinceye kadar devam ettiği anlaşıldığından cezai şart talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas- █████████ Karar sayılı kararı ile "taraflar arasındaki sözleşmenin 11/d maddesi uyarınca fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar geçecek dönem için yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam akaryakıt miktarlarının fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı zarar ve ziyanı öder, maddesi uyarınca, 2011 yılı önceki dönemde cezai şart talep edilemeyecek ise de son yılı talep hakkı bulunduğu" gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.Dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde, davalının 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarında toplam 3.559,50 ton eksik alım yaptığı anlaşılmaktadır. Son yıl olan 2010 yılı yapılan eksik alım nedeniyle hesaplanan cezai şart miktarı 35.400,00 USD olarak hesaplanmıştır.Yapılan değerlendirme ve uyulan bozma ilamı uyarınca taraflar arasındaki sözleşmenin özel ceza koşulu niteliğinde bulunan 11/d maddesi uyarınca sözleşmenin feshinden sonraki dönem satılamayan akaryakıt nedeniyle uğranılan zarar olarak kabul edilen bilirkişi tarafından hesaplanan 35.400,00 USD'nin davalıdan talep edilebileceğinin kabulü ile dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair mahkememizce █████/2020 tarihinde karar verilmiştir.Verilen bu karara karşı gidilen yasa yolu incelemesi neticesinde mahkememiz kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2022 tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı ile " Hükme esas alınan raporda; bayilik sözleşmesinin yürürlüğe girdiği 20.12.2004 tarihinden beş (5)yıllık sürenin bittiği 20.12.2009 tarihi itibariyle sona erdirilmesi mümkün iken bu yapılmayıp, sözleşmenin 01.12.2010 tarihi itibariyle iradi fesih suretiyle sonlandığı, Rekabet Kurumu’nun Tebliğinin geçerliliği ve taraf iradesi doğrultusunda 01.12.2010 tarihi itibariyle sözleşmenin feshinin mümkün olduğu düşünüldüğünde, bu fesih tarihi itibariyle alternatif bir hesaplama yapılabileceği görüşü ile, eksik alım ve cezai şart bedeline yönelik hem 20.12.2009 hem de 01.12.2010 itibariyle hesaplama yapıldığı, ayrıca davacı ve davalının defter ve kayıtlarına göre de ayrı ayrı hesaplamalar yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, bayilik sözleşmesinin özel cezai şarta ilişkin 11/d maddesi uyarınca yalnız son yıl için talepte bulunabilecektir. Raporda; sözleşmenin 01.12.2010 tarihinde sonlandığı nazara alındığında, davacı kayıtlarına göre eksik alınan 161 ton için cezai şart 24.150 Amerikan Doları, davalı kayıtlarına göre ise eksik alınan 2 ton için cezai şart 300 Amerikan Doları hesaplanmış, sözleşmenin 20.12.2009 tarihinde sonlandığı nazara alındığında ise, davacı kayıtlarına göre eksik alınan 236 ton için cezai şart 35.400 Amerikan Doları, davalı kayıtlarına göre ise eksik alınan 77 ton için cezai şart 11.550 Amerikan Doları olarak hesaplanmıştır. Tarafların defter ve kayıtlarına göre, 2010 yılına ait alınması gereken asgari akaryakıt konusunda ise herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece, sözleşmenin 20.12.2009 tarihinde sonlandığı kabulü ile, bilirkişi raporunda bu tarih baz alınarak vefakat davacı kayıtlarına göre yapılan hesaplama üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Ancak bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada tarafların defterleri arasındaki farklılığın nereden kaynaklandığı incelenmemiş olduğu gibi fesih tarihi itibariyle alınması gereken asgari akaryakıt miktarı, eksik alınan akaryakıt miktarı ve yine bu miktarın fesih tarihi itibariyle sözleşmenin 11/d maddesi kapsamındaki cezai şart alacağının tespit edilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile bozulmuştur.Bozma ilamı sonrası yukarıda yazılı esas numarasına kaydı yapılan işbu dosyanın yürütülen yargılaması kapsamında; █████/2023 tarihli bilirkişi 2. Ek raporu, █████/2023 tarihli bilirkişi 3. Ek raporu, █████/2024 tarihli bilirkişi raporu, █████/2024 tarihli bilirkişi Ek raporu, █████/2024 tarihli bilirkişi Ek raporu, █████/2025 tarihli bilirkişi 2. Ek raporu ve █████/2025 tarihli bilirkişi 3. Ek raporu temin edilmiştir. █████/2023 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda ;"Davacı davalıdan şimdilik 10.000.USD cezai şartın en yüksek faiz ile tahsilini talep etmiştir. Sayın mahkemece 13.11.2010 tarihli belge altında imzası gözüken Ahmet ...’nin davacı şirket yetkilisinin olduğu tespiti ve belgenin geçerliliğinin kabulü halinde 10.11.2010 tarihli fesih ihbarnamesinden 3 gün sonra düzenlenen bu belge ile tonaj taahhütlerinin ortadan kalkması söz konusu olacaktır. Böyle bir durumda ise derdest davanın dayanağı da bulunmayacağı, Sayın Mahkemece cezai şart uygulamasının geçerli olduğuna karar verilmesi halinde davacının davalıdan 542.400.USD cezai şart alacağı olacağı(TL cinsinden 542.400.USD x 1.5165.TL: 882.549.60.TL),davacının 10.000.USD talep ettiği, Davalı taraf kayıtlarının kriter alınması halinde 469.500.USD cezai şart oluştuğu,TL cinsinden değerinin (469.500x1.5165) 711.996.75.TL olacağı, Yargıtay bozma ilamında da temel bozma gerekçesinin bu iki farklı(eksik alım miktarının) kaydın nereden kaynaklandığının tespit edilmeden karar verilmesi gösterilmiştir. Mevcut belgelere göre farkın tespiti mümkün değildir. Davalının █████████ arasındaki aldığı ürünlere ait sunduğu faturaların davacının sunduğu faturalarla uyumlu olmadığı, Bu nedenle; Davalının █████████ dönemi alış faturaları ve cari hesabını TAM OLARAK Davacının █████████ dönemi satış faturalarını ve İRSALİYELERİNİTAM OLARAK sunmaları halinde çelişkinin giderilmesinin mümkün olabileceği, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Takdirlerinize saygıyla arz olunur" şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur.█████/2023 tarihli bilirkişi 3. Ek raporunda ; "Davacı davalıdan şimdilik 10.000.USD cezai şartın en yüksek faiz ile tahsilini talep etmiştir. Sayın mahkemece 13.11.2010 tarihli belge altında imzası gözüken ... ...’nin davacı şirket yetkilisinin olduğu tespiti ve belgenin geçerliliğinin kabulü halinde 10.11.2010 tarihli fesih ihbarnamesinden 3 gün sonra düzenlenen bu belge ile tonaj taahhütlerinin ortadan kalkması söz konusu olacaktır. Böyle bir durumda ise derdest davanın dayanağı da bulunmayacağı, Sayın Mahkemece cezai şart uygulamasının geçerli olduğuna karar verilmesi halinde davacının davalıdan 542.400.USD cezai şart alacağı olacağı (TL cinsinden 542.400.USD x 1.5165.TL: 882.549.60.TL), Davalı taraf kayıtlarının kriter alınması halinde 469.500.USD cezai şart oluştuğu, -TL cinsinden değerinin (469.500x1.5165) 711.996.75.TL olacağı, Yargıtay bozma ilamında da temel bozma gerekçesi bu iki farklı(eksik alım miktarının) kaydın nereden kaynaklandığının tespit edilmesi gerekliliği olmakla birlikte mevcut belgelere göre farkın tespitinin mümkün olmadığı ve talep edilen belgelerin davacı tarafça ibraz edilemediği, Davalının █████████ arasındaki aldığı ürünlere ait sunduğu, bu faturaların davacının sunduğu faturalarla uyumlu olmadığı, bu nedenle taraf kayıtları arasındaki çelişki giderecek yeni belge taleplerinin davacı tarafça karşılanamadığı" şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur,█████/2024 tarihli bilirkişi raporunda; " Tarafımıza verilen görev kapsamınsa tarafların ticari defter ve kayıtlarındaki farklılığın tespiti için; 01.01.2016 - 20.12.2009 tarihleri arası cari hesap hareketleri ve alımı/satımı yapılan tonaj miktarlarını gösterir (fatura tarih/fatura no/fatura tutarı/alınan-satılan tonaj miktarı) tablonun Mahkemeye sunulması durumunda taraflar arası cari hesap ve tonaj farkının tespiti ile sözleşme hükümlerinin değerlendirilebileceği kanaatine varılmış olmakla birlikte bu hususu sayın Mahkemenin taktirlerindedir. " şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur.█████/2024 tarihli bilirkişi Ek raporunda;"Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 23.03.2022 tarih █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ve Sayın Mahkemece tarafımıza verilen görev kapsamında, sözleşmenin 01.12.2010 tarihinde sonlandığı nazara alındığında, tarafların son 1 (bir) yıllık 01.12.2009 – 01.12.2010 tarihleri arası ticari defter kayıtları, fatura ve satılan/alınan mal tonaj miktarları hesaplanabilmesi için; Dava dosyası kapsamında davacı şirket muavin defteri mevcuttur. Ancak, taraflar arası alınan/satılan ürüne ilişkin tonaj miktarlarının tespiti için 01.12.2009 – 01.12.2010 tarihleri arası fatura fotokopileri ve davalı şirket muavin defteri dökümüne ihtiyaç bulunmaktadır. Yukarıda bahsi geçen 01.12.2009 – 01.12.2010 tarihleri arası muavin defter ve fatura fotokopileri için, Davacı şirket S.M.Mali Müşavir .... bey çok eski tarihli olması sebebiyle bilgisayar kayıtları ve faturalarının mevcut olmadığı, bilirkişi incelemesinde gerekli bilgi ve belgelerin bilirkişilere sunulduğu, Davalı şirket yetkilisi ... bey ise 29.04.2013 tarihli yazı ile 6 klasör ile gerekli bilgi ve belgelerin Mahkemeye sunulduğunu beyan etmiş olup, Mahkeme kalemi ile yapılan görüşmelerde (Sinem hanım) davalı şirket tarafından sunulan klasörlerin bulunamadığı tarafımıza bildirilmiştir. Sayın Mahkemece verilen görev kapsamında, taraflar arası uyuşmazlığın tespiti için 01.12.2009 – 01.12.2010 tarihleri arası davalı şirket muavin defter dökümü ve fatura fotokopilerinin dava dosyasına sunulması durumunda hesaplama yapılabilecek olup, bu hususta taktir Sayın Mahkemeye aittir. " şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur.█████/2024 tarihli bilirkişi Ek raporunda"Davacı ... ... Limited Şirketi’ne ait 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait Akaryakıt ve Tonaj dağılımına (Taahhüt Edilen Tonaj, Toplam Alınan Tonaj, Eksik Alınan Tonaj ve Cezai Şarta Konu Olan Yaklaşık Eksik Tonaj) ilişkin İcmal Tablo aşağıda sunulmuş olup, ¸Raporda yer verilen yasa ve yönetmelik maddeleri ile Yargıtay içtihatlarının hukuki yorum niteliğinde olmayıp olayın meydana gelmesine etkili olan hususlara ilişkin mevzuata aykırılıkların neler olduğunun gösterilmesi amacıyla kullanıldığını, hukuki değerlendirmenin ve nitelendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, belirtir müşterek raporumuz saygı ile Sayın Mahkemenize arz olunur. " şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur.█████/2025 tarihli bilirkişi 2. Ek raporunda;"Yukarıda heyetimizce ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1. Dosya kapsamına kazandırılan bilirkişi ek raporumuzla aynı görüş ve kanaate varıldığı, Raporda yer verilen yasa ve yönetmelik maddeleri ile Yargıtay içtihatlarının hukuki yorum niteliğinde olmayıp olayın meydana gelmesine etkili olan hususlara ilişkin mevzuata aykırılıkların neler olduğunun gösterilmesi amacıyla kullanıldığını, hukuki değerlendirmenin ve nitelendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, belirtir müşterek ek raporumuz saygı ile Sayın Mahkemenize arz olunur." şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur.█████/2025 tarihli bilirkişi 3. Ek raporunda;" Yıllara göre eksik tonaj miktarlarına ilişkin toplam 542.307,00 USD cezai şart alacağı hesaplanmış olup, Raporda yer verilen yasa ve yönetmelik maddeleri ile Yargıtay içtihatlarının hukuki yorum niteliğinde olmayıp olayın meydana gelmesine etkili olan hususlara ilişkin mevzuata aykırılıkların neler olduğunun gösterilmesi amacıyla kullanıldığını, hukuki değerlendirmenin ve nitelendirmenin sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu, belirtir müşterek raporumuz saygı ile Sayın Mahkemenize arz olunur." şeklinde görüş ve kanaatte bulunmuştur. Her ne kadar Yargıtay Bozma ilamında belirtildiği üzere, taraf defterleri arasındaki farklılığın neden kaynaklandığı hususunun netleştirilmesi gerekiyor ise de davalı vekilinin dosyaya █████/2013 tarihinde dilekçe ekinde sunduğunu belirttiği 2006-2010 yıllarına ait ticari defterlerine ulaşılamadığı, bu nedenle defterler arasındaki farklılığın nedeninin tespit edilemediği bu yönüyle davalı defterlerinin davacı defterlerine açıkça aykırı bir kayıt içermediği sonucuna varılmıştır. Ayrıca söz konusu defterlerin zaten 2006-2010 yılına ait olması nedeni ile 10 yıllık defter saklama süresinin de yasal olarak dolmuş olacağı sonucuna varılarak, aşamalarda temin edilen en son bilirkişi raporu olan █████/2025 tarihli rapora itibar edilerek, tablodaki 2010 yılındaki inceleme ve değerlendirme kısımlarında yer alan cezai şarta konu olan 235,43 tonaj karşılığı 35.314,50- USD ceza bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;10.000,00 USDnin dava tarihinden, 25.314,00 USD'nin █████/2015 ıslah tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranı ile faiz uygulanmak üzere davalı taraftan alınarak davacı tarafa ödenmesine,2-Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,3-Alınması gerekli 100.182,79-TL harçtan peşin alınan 225,25-TL harcın ve ıslah harcı olarak 2.064,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 97.893,54-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak 2.084,00-TL tebligat ve posta gideri, 6.700,00.-TL bilirkişi ücreti, 2,90-TL-vekalet harcı, 18,40-TL başvurma harcı, 225,25-TL peşin harç ve 2.064,00-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 11.094,55-TL yargılama giderinin HMK 326/2 m gereğince red/kabul oranı gözetilerek 7.255,81-TL'lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye gideri olan 3.838,74-TL davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 217.448,18-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte AAÜT uyarınca hesaplanıp takdir edilen 3.552,93-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Kullanılmayan gider avansı var ise hükmün kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde Yargıtay’da Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025 09:42:15 Katip ... Hakim ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır