Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından, iş kazası sonucu vefat eden işçinin eş ve çocuklarının destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerine ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Bir iş kazası sonucu hayatını kaybeden işçinin eşi ve çocukları tarafından açılan davada, davacılar, müteveffanın inşaat işinde çalışırken meydana gelen kaza nedeniyle davalı şirketlerin asli kusurlu olduğunu, ölenin ailesinin tek geçim kaynağı olduğunu ve vefatıyla eşinin ve çocuklarının hem maddi hem de manevi olarak büyük mağduriyet yaşadıklarını belirterek, destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, ayrıca kazadan sonra doğan çocuğun da babasının desteğinden mahrum kalacağını ileri sürerek, davalıların müştereken ve müteselsilen tazminat ödemesi gerektiğini talep etmektedir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılardan ..., ..., ... vekili ile davalılardan ... ........ Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1.Davacılar vekili asıl dava dilekçesinde, davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nun eşi ... ...'nun 25.06.2016 günü davalılardan .... ... Ltd. Şti.'ye ait inşaatın 3.kat balkonunda alüminyum korkuluk işi nedeniyle bulunduğu sırada meydana gelen iş kazası sonucu yaşamını kaybettiğini, olayla ilgili olarak Milas Cumhuriyet Başsavcılığının █████████ soruşturma sayılı dosyasında İş Güvenliği Uzmanı tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda davalılardan ... .... Ltd. Şti.'nin birinci dereceden asli kusurlu, diğer davalı .... ... Ltd. Şti.'nin de birinci dereceden tali kusurlu olduğunun tespit edildiğini, meydana gelen iş kazası sonucu vefat eden 24.11.1990 doğumlu ... ...'nun evli ve 2002 doğumlu ... ...'nin babası olduğunu, olay tarihinde eşinin 6 aylık hamile olduğunu, çalışmadığını, ev hanımı olduğunu, herhangi bir düzenli geliri olmadığı gibi adına kayıtlı taşınır-taşınmaz hiçbir mal varlığı olmadığını, davalılardan .... .... Ltd. Şti.'ye ait işyerinde ... doğrama ustası olarak asgari ücretin çok üstünde bir ücret ile çalışmakta ve bu şekilde ailesinin geçimini sağlamakta iken onun ölümüyle eşi ve ... çocuğu ile doğacak çocuğunun ekonomik yönden tümüyle destekten yoksun kaldıklarını, Yasaya ve Yargıtay uygulamalarına göre babanın kız çocuklarına destekliğinin evleninceye kadar devam ettiğini, davacının yaklaşık 7 yıllık evli olduğunu, olay nedeniyle 27 yaşında dul ve doğacak çocuğu da dikkate alındığında 2 çocuklu bir kadın olarak ortada kaldığını, eşinin ani vefatı nedeniyle yoğun acı ve üzüntü yaşadığını, elem ve ızdırap duyduğunu, davacıların tüm yaşantılarının ve geleceklerinin gerek maddi, gerekse manevi yönden tamamen alt üst olduğunu, şimdilik ...'de bulunan kendi ailesinin yanına sığındıklarını, davacının babasının ... işçisi olarak çalıştığını, geçindirmekle yükümlü olduğu öğrenci olan 7 çocuğu olduğunu, davacıya katkıda bulunma imkanlarının bulunmadığını, davacıların ekonomik açıdan zor durumda bulunduklarını, TBK.'nın 56 (eski BK. madde 47.) maddesi ile Yargıtay kararlarındaki yerleşik görüşlere uygun miktarlarda ve kusur durumları ile tarafların sosyal ve ekonomik düzeylerine göre, ayrıca maddi tazminat hesaplarındaki yetersiz ve kısıtlı kurallar yüzünden tatmin edici bir sonuç alınamaması nedeniyle manevi tazminatın "telafi edici ve caydırıcı" olması gerektiğini, meydana gelen kazada davalıların birinci derecede asli ve ağır kusurlu olmaları nedeniyle müşterek ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerektiğini belirterek eşi ... için 75.000 TL ... çocuk ... için 25.000 TL geçici ödeme yapılmasına; fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... için 175.000 TL ... çocuk ... için 100.000 TL olmak üzere toplam 275.000 TL manevi tazminatın; ölenin eşi ...'ın ve müşterek çocukları ... ...'nin ölenin desteğinden yoksun kalması nedeniyle HMK. 107.maddesine göre ... için 5.000 TL ... çocuk ... için 5.000 TL belirsiz alacağın 25.06.2016 olay tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. 2.Birleşen Milas 1.Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin ████████-1311 E-K sayılı dosyasında,Davacı vekili dava dilekçesi ile davacı ... ...'nun babası olan ... ... ...'nun 25.06.2016 günü saat 11:30 sıralarında .... ... Ltd. Şti. ait bir inşaatın 3. Kat balkon kısmında alüminyum korkuluk işi nedeneyile bulunduğu sırada meydana gelen iş kazası sonucu olay yerinde yaşamını yitirmiş olduğunu, davacı küçüğün babasının vefatından yaklaşık 4 ay sonra dünyaya geldiğini, davalılardan .... .... Ltd. Şti.'ye ait işyerinde pvc alüminyum doğrama ustası olarak çalışırak bu şekilde ailesini geçindirdiğini, onun ölümüyle eşi ve iki ... çoçuğun destekten yoksun kaldıklarını, davacı küçüğün babasız dünyaya gelmesinden dolayı maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldığı ve yaşamının hiçbir döneminde babasının desteğini alamayacağını belirterek davacı ... ... için 25.000 TL geçici ödeme yapılmasını, 100.000 TL manevi tazminatın ve fazlaya dair haklar saklı tutulmak kaydı ile 5.000 TL maddi tazzminatın dava konusu iş kazasının meydana geldiği 25.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte, belirsiz maddi tazminat alacağının dava konusu iş kazasının meydana geldiği 25.06.2016 tarihinden itibaren işleyen yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir. 3.Birleşen Milas 1.Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin ████████-1292 E-K sayılı dosyasında,Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacı ... ve ...'nun oğlu, ...'nun kardeşi olan ... ... ... ... korkuluk yapımında kullandığı çubuğun orta gerilim hattına temas etmesi nedeniyle elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini,olay günü savcılık tarafından yapılan incelemede mütevefaanın üzerinde baret, iş elbisesi, eldiven ve çelik burunlu ayakkabının olmadığı, iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığına dair hiçbir veriye rastlanmadığını, inşaatta iş güvenliği uyarıcı lehvasına rastlanmadığını, müvekkillerinin meydana gelen iş kazası nedeniyle genç yaşta vefat eden müteveffanın arkasında gözü yaşlı yakınlarını bıraktığını, her ne kadar müvekkililerinin çektiği elem ve ızdırabı ortadan kaldıramaz ise de davacı baba ... için 35.000 TL, davacı anne ... için 35.000 TL, davacı kardeş ... için 20.000 TL toplam 90.000.-TL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini dava ve talep etmiştir. 4.Birleşen Milas 1.Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin ████████ E.-███████ K. sayılı dosyası;Davacı vekili dava dilekçesinde, 25.06.2016 tarihinde saat 11:50 sıralarında ... Mah. ... Cad. Üzerinde bulanan ... inşaatı bitmiş, bina içindeki merdiven korkuluklarını yapmakta olan müvekkiller ... ve ...'nun oğlu, müvekkil ...'nun kardeşi olan ... ...'nun kokkuluk yapımına kullandığı iki adet (4. 50... .80 m.) uzun 16'lık alüminyum çubuğunun, balkondan içeri sokmak isterken, çubukların uçlarının balkon önünden geçen "orta gerilim" hattına temas etmesi nedeniyle elektrik akımına kapılarak vefat ettiğini, Milas Cumhuriyet Başsavcılığının ... nolu soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporunda, olay günü olay yerinden yapılan keşif ve inceleme sonucunda maktulün üzerinde baret, iş elbisesi, eldiven, çelik burunlu ayakkabı gibi kişisel koruyucu donanımının olmadığının tespit edilmiş olduğunu, maktulün iş sağlığı ve güvenliği eğitimi aldığına dair hiçbir veriye rastlanmadığının belirtildiğini, bu bilgiler ışığında davalı taraflardan ... ... sorumlusu ...'nin ve diğer davalı taraf asıl işveren konumunda olan .... ... sorumlusu ...için söz konusu bilirkişi raporunda olayan yaşandığı gün inşaatta hiçbir iş güvenliği uyarıcı levhasına rastlanılmadığı, binanın önünden 31.5 Kv'luk orta gerilim hattının geçtiğinin bilinmesine rağmen, bu tehlikeye dikkat çeken, bina çevresinde ve olayın yaşandığı katta bu konuda bir uyarıcı levhanın olmadığının konulmadığının belirtildiğini,kanun ve yönetmelik hükümlerine göre alt işverenin faaliyet gösterdiği ... alanındaki iş güvenliği önlemlerinin alınmasından, alt işveren kadar, asıl işverenin de sorumluluğunun bulunduğunu, asıl işverenin, kendi ... alanındaki her türlü çalışmadan iş güvenliği önlemleri de dahil olmak üzere denetim görevinin bulunduğunu, ölümlü iş kazası nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, çocukların anne-babaya destek olduklarının karine olarak kabulü gerektiğini, iş kazası nedeniyle meydana gelen ölüm olayında, kazanın oluşmaması için kendilerinden beklenen dikkat, özen, denetim sorumluluklarını yerine getirmeyen davalılar açısından haksız fiil sorumluluğunun doğduğunu, haksız fiil nedeniyle oluşan borçlar açısından temerrüt tarihi haksız fiilin meydana geldiği tarihtir ki bu tarihin kaza tarihi olduğunu, bu nedenle manevi tazminatın olay tarihinden itibaren faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili dava dilekçesinde işbu dosya ile tarafları, davanın açılmasına sebep olan iş kazası açısından tamamen aynı olan Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep etmiştir. 5.Davacılar vekili asıl dava dosyası üzerinden 31.05.2021 tarihli bedel artırımı dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini ... için 283.856,23 TL, ... için 25.038,91 TL, ... için 45.852,02 TL olarak artırmıştır.II. CEVAPDavalı ... ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, 25.06.2016 tarihinde meydana gelen vahim olayda, davacılar murisi ... ...'nun hayatını kaybettiğini, olayda müvekkil firmaya kusur atfetdilmesinin haksız olduğunu, müvekkil şirkete yapılan kusur atfı, müteveffanın geçmişte bu şirkette işe giriş bildirimlerinin olması sebebiyle, sadece yoruma dayandığını, başkaca hiçbir somut delilin bulunmadığını, müteveffanın diğer davalı .... ... ... Ltd. Şti. ile aralarındaki eser akdine bağlı olarak kazanın gerçekleştiği binanın alüminyum korkuluklarının yapımı işini kendi adına yüklediğini, geçmiş tarihlerde müvekkil şirkette işe giriş bildirimlerinin olması, kazanın meydana geldiği işte de müvekkile bağlı çalıştığı şeklinde yorumlanamayacağını, öncelikle ... ile aralarında bu olayda herhangi bir hizmet ilişkisinin bulunmaması, ikinci olarak da kazanın meydana geliş şekli ile müvekkilin aktif/pasif davranışı arasında herhangi bir illiyet bağı olmaması nedeniyle müvekkile kusur ve husumet atfını kabul etmediklerini, davacıların her ne kadar destekten yoksun kalma tazminatı talep etmişler ise de iddia edilen bu desteğin ispatı gerektiğini, diğer iddiaları kabul anlamına gelmemek üzere, bizzat müteveffanın eşi, müteveffanın 1300 TL maaşla çalıştığını diğer yargı mercii önünde beyan ettiğini, beyanının hazırlık dosyasında mübrez olduğunu, bizzat müteveffanın eşinin beyanı ile tespit edilen ücreti dikkate alındığında, müteveffanın hem dört kişilik ailesine bakım yükümlülüğünü yerine getirip hem de davacı anne-babasına destekde bulunamayacağının son derece açık olduğunu, işbu durumun aksi hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek öncelikle işbu davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve dayanaktan yoksun davanın esastan reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile"..Alınan 01.08.2019 tarihli kusur raporunda davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisi bulunması durumuna göre yapılan 1.değerlendirmedeki; yaşanan kazada ... Şirketine %60, .... ... Şirketine %20, müteveffaya %20 kusur yüklenme durumuna hem ceza dosyası hem tahkikat dosyasındaki tespit ve değerlendirmeler hem de yukarıda açıklanan sebeplerle itibar edilmiştir. Her ne kadar taraf vekilleri alınan kusur raporuna itiraz etmişlerse de alınan kusur raporunda dosya kapsamında denetime açık, ayrıntılı ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan bu nedenle usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılan kusur raporu hükme esas alınmıştır. Dosya kapsamından ... ... ... 25.06.2016 tarihinde elektrik çarpması ile ölümlü iş kazası geçirerek hayatını kaybettiği, müteveffanın ... Şirketi çalışanı olduğu ve ... ... Şirketi ile .... ... Şirketi arasında alt işveren asıl işveren konusunda sözlü olarak anlaşma olduğu anlaşılmış olup, bu nedenle davacıların tüm maddi ve manevi zararlarından davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmıştır..." gerekçesiyle,Davanın kısmen kabulüne,Davacıların maddi tazminat talebinin kabulü ile - Davacı eş ... için 283.856,23 TL maddi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,-Davacı çocuk ... için 25.038,91 TL maddi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile -Davacı eş ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, -Davacı çocuk ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine,Birleşen Milas 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016-787 E. █████████ K.Sayılı dosya yönünden,1-Davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile - Davacı ... için 45.852,02 TL maddi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile -Davacı ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Birleşen Milas 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. █████████ K.Sayılı dosya yönünden,Davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 1-Davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,2-Davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,3-Davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine,Birleşen Milas 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ███████ K.Sayılı dosya yönünden,1-Davacıların maddi tazminat talebinin kabulü ile -Davacı ... için 184.229,34 TL maddi tazminatın 25.06.2016 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine," karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ... ve ... vekili ile davalı .... Şti. vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine, karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ..., ... ve ... vekili ile davalı ... Şti vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.Davacılar ..., ... ve ... vekili temyizinde, manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulünün hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir.Davalı .... Şti. vekili temyiz dilekçesinde, kusur raporunu kabul etmediklerini, dosyada emsal ücret araştırması yapılmış ise de müteveffanın eşinin hazırlık soruşturmasında 1.300 TL maaş aldığını beyan ettiğini, dava eş için asgari ücrete göre yapılan hesaplamalara itibar edilirken diğer davacılar için somut bir veri yokken emsal ücrete göre tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı anne ve baba yönünden fiili desteğin ispatlanamadığını, müteveffanın eş ve çocukları için aynı miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin yerleşik ilkelere aykırı olduğunu ve tutarların da yüksek olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iş kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden, davalılardan .... .......Ltd.Şti.'ye ait inşaatın mutfak, dolap, laminat parke, iç merdivenlere profil ve balkonlara alüminyum korkuluk yapımı işini fatura karşılığı üstlenen diğer davalı ... ......Ltd.Şti. sigortalısı kazalı inşaatın 3. Katında balkon kısmında alüminyum korkuluk işini yaparken bu işler için kullandığı biri 450 cm, biri 480 cm uzunlukta olan 16 lık alüminyum çubukla yapının 260 cm yatay uzaklığından geçen 31500 voltluk yüksek gerilim hattına değdirmesi sonucu elektriğe kapılarak olay yerinde kazalının vefat etmesine neden olan iş kazasının meydana gelmesinde Mahkemece davalı işverenin %80, davacının %20 oranında kusurlu olduğuna ilişkin 01.08.2019 tarihli kusur bilirkişi raporuna itibarla hüküm tesis edildiği, iş kazasına ilişkin 24.02.2017 tarihli ... müfettiş raporunda ......Ltd. Şti.'nin %60, .... ... Ltd. Şti.%20, kazalının %20 ağır kusurlu olarak değerlendirildiği, dosyanın içinde mevcut olmayan ancak davalı ... .... Ltd. Şti.'nin beyanına göre Milas İş Mahkemesinin E.████████ sayılı dosyası üzerinden rücu davasının görüldüğünü ve o dosyada kazalının %30 kusurlu olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır. Taraflar arasında kusur oranlarının tespiti noktasında uyuşmazlık bulunduğu gözetilerek kusur oranının belirlenmesine ilişkin ilkelere de değinmek faydalı olacaktır. İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işverenin, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesinin açık buyruğu iken, 4857 sayılı Kanun'un 77. ve devamı bir kısım maddeleri 30.06.2012 tarih ve 28339 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 37. maddesiyle, 01.01.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere yürürlükten kaldırılmış olup, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverenin sağlık ve güvenlik önlemlerini alma yükümünü daha ayrıntılı bir biçimde düzenlemiştir. Buna göre, 6331 sayılı Kanun’un "İşverenin Genel Yükümlülüğü" kenar başlıklı 4. maddesinde:"İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; a)Mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dahil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar.b)İş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.c)Risk değerlendirmesi yapar ve yaptırır.ç)Çalışana görev verirken, çalışanın sağlık ve güvenlik yönünden işe uygunluğunu gözönüne alır.d)Yeterli bilgi ve talimat verilenler dışında ki çalışanların hayati ve özel tehlike bulunan yerlere girmemesi için gerekli tedbirleri alır." hükmü düzenlenmiştir.Aynı Kanun’un 5. maddesinde de risklerden korunma ilkeleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede, "İşverenin yükümlülüklerinin yerine getirilmesinde aşağıdaki ilkeler göz önünde bulundurulur:a)Risklerden kaçınmak,b)Kaçınılması mümkün olmayan riskleri analiz etmek,c)Risklerle kaynağında mücadele etmek,ç)İşin kişilere uygun hale getirilmesi için iş yerlerinin tasarımı ile iş ekipmanı, çalışma şekli ve üretim metotlarının seçiminde özen göstermek, özellikle tekdüze çalışma ve üretim temposunun sağlık ve güvenliğe olumsuz etkilerini önlemek, önlenemiyor ise en aza indirmek,d)Teknik gelişmelere uyum sağlamak,e)Tehlikeli olanı, tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanla değiştirmek,f)..., iş organizasyonu çalışma şartları, sosyal ilişkiler ve çalışma ortamı ile ilgili faktörlerin etkilerini kapsayan tutarlı ve genel bir önleme politikası geliştirmek,g)Toplu korunma tedbirlerine, kişisel korunma tedbirlerine öncelik vermek,ğ)Çalışanlara uygun talimatlar vermek." hükmü yer almaktadır. Görüldüğü üzere, işverenin çalışanlarla ilgili sağlık ve güvenliği sağlama yükümünün genel çerçevesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesinde çizilmiştir. Bu çerçevede işverenin, “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü” olduğu belirtildikten sonra, yapacağı ve uymakla yükümlü bulunacağı birtakım esaslara yer verilmiştir. Bunun gibi 5. maddede, işverenin anılan yükümlülükle gerçekleştireceği korunma sırasında uyacağı ilkeler belirlenmiştir. 10. maddede ise, işyerinde sağlık ve güvenlik sağlanırken, işverenin yapacağı risk değerlendirmesi çalışmasında dikkate almakla yükümlü bulunduğu hususlar belirlenmiştir (Hukuk Genel Kurulu’nun 09.10.20 13... /21-1 02... /1456 sayılı kararı).6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri ile bunu uygun olarak çıkarılan iş güvenliği yönetmelikleri hükümleri, işverenin sorumluluğunu objektifleştiren kriterler olarak değerlendirilmelidir. Bu sebeple mevzuatta yer alan teknik iş güvenliği kurallarına uyulmaması işverenin kusurlu davranışı olarak kabul edilmelidir. Ancak, işveren sadece anılan yazılı kurallara değil, yazılı olmayan ve teknolojinin gerekli kıldığı önlemlere aykırı davrandığında da kusurlu görülerek oluşan zararı karşılamalıdır. Objektifleştirilen kusur, kusur sorumluluğunu kusursuz sorumluluğa yaklaştırsa da, onu kusursuz sorumluluk haline dönüştürmez. Çünkü, bu halde dahi işverenin sorumluluğu için kusurun varlığı şarttır. Kusurun objektifleştirilmesi kriterinin yanısıra, Türk Borçlar Kanunu’nun 417/2. maddesinin, Anayasa hükümleri ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında yorumlanması da işverenin sorumluluğunu oldukça genişletecektir. Yukarıda belirtilen açıklamalar doğrultusunda; işvereni zararlandırıcı olay nedeniyle sorumluluk halinden kurtaracak olan durum iş sağlığı ve güvenliği alanındaki ihmalleri ile oluşan zarar arasındaki uygun nedensellik bağının kesildiğini ispat etmekten ibarettir. Hukuk Genel Kurulu’nun 20.03.20 13... /21-1121 E. ████████ sayılı kararında da belirtildiği üzere uygun nedensellik bağı üç durumda kesilebilir. Bunlar mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusurudur. Bu hallerden birinin varlığı halinde işverenin sorumluluğuna gidilmesi mümkün değildir. İş kazası hukuki sebebine dayalı tazminat davalarında olayın gerçekleşme şeklinin tarafların gösterdiği deliller dikkate alınarak her türlü şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulması ve giderek kusur oranlarının bu olaya uygun şekilde belirlenmesi gerektiği açıktır. Mahkemece yukarıda anılan kusur raporuna göre hüküm tesis edilmiş olması isabetli değildir. Eldeki davada kazalının, balkona monte etmek istediği 4 50... cm uzunluğundaki alüminyum profilleri balkonda çevirmek isterken binaya yaklaşık 3 m mesafede bulunan elektrik hattına değdirmesi sonucunda elektrik akımına kapılması şeklindeki olayda en temel asgari dikkati göstermeksizin ölümüne sebebiyet verdiği hususu dikkate alınarak kusur oranının daha fazla olması gerektiği gözetilmeksizin belirlenmesi hatalı olup yapılacak iş; yeni bir A sınıfı İş güvenliği uzmanlarından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden,normal bir insanın yakından geçtiğini gördüğü elektrik hattına dikkat etmesi gerektiği halde kazalının bu hususa riayet etmediği de dikkate alınarak gerekçeli ve rücu dosyası da araştırılarak bu dosya içindeki ve ... müfettiş raporundaki kusur oranları da değerlendirilerek aradaki çelişkiyi giderecek şekilde tarafların kusur oran ve aidiyetlerini ortaya koyacak şekilde bir kusur raporu alınmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. O halde, davacılar ..., ... ve ... vekili ile davalı .... Şti. vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve istinaf itirazının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen karar bozulmalıdır .VI. KARAR:Açıklanan sebeplerle, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin yatırılan temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.