İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, şirket fesih ve tasfiye davası sürecinde yönetim kayyımı atanması talebinin reddine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Fesih ve tasfiye davası açan bir hissedar, fiilen gayrifaal olan, yönetim kurulu görev süresinin dolduğu, çift imza kuralının işlevsizleştiği, usulsüz işlemlerle aktiflerinin tehlikeye düştüğü bir şirket için yargılama süresince tarafsız yönetim kayyımı atanmasını talep etmiş; ilk derece mahkemesi organ boşluğu oluşmadığı gerekçesiyle bu talebi reddederken, şirketin taşınmazına tedbir koymuş; hissedar ise şirket organlarının kağıt üzerinde var olsa da yönetimin fiilen kilitlendiği ve usulsüzlüklerin devam ettiği, kayyım atanmaması halinde varlıkların eritileceği yakın tehlikesini belirterek kayyım atanmaması kararını istinaf etmiştir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 20.05.2026NUMARASI : ████████ EsasTALEBİN KONUSU : İhtiyati TedbirKARAR TARİHİ : 14.07.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 14.07.2026 Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.05.2026 tarih ████████ Esas sayılı kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbir isteyen (davacı) vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : İhtiyati tedbir isteyen davacı vekili; müvekkil ...'in davalı ... A.Ş.'nin %22 oranında pay sahibi ortağı olduğunu, şirketin yaklaşık 2010 yılından bu yana fiilen gayri faal olduğunu, şirketin tek ciddi malvarlığını oluşturan ve yaklaşık 120.000.000 TL değerindeki taşınmazın (... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel) korunması gerektiğini, müvekkil ...'in bilgisi, onayı ve imzası dışında şirket defterleri alınarak İzmir'de başka bir mali müşavire verildiğini, çift imza esasına rağmen tek taraflı işlemler yapıldığını, genel kurulda karar alınamadığını, yönetim kurulunun fiilen kilitlendiğini, usulsüz hisse devri ve sahte imza ile alınan genel kurul kararlarının yargı kararıyla tespit edildiğini, ortaklık sıfatı yargısal denetim altında olan kişilerin şirket yönetimini fiilen kontrol ettiğini, bu nedenle taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir konulmasını ve dava süresince ortaklar dışından tarafsız bir yönetim kayyımı atanmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; ihtiyati tedbire konu şirketin mevcut yönetim organına sahip olduğu, herhangi bir organsız kalma durumunun bulunmadığı ve davacının talep ettiği yönetim kayyımı atanmasının yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle kayyım atanması talebinin reddine; öte yandan davacının haklı sebeple şirketin feshi ve tasfiyesi talebinde bulunduğu, haklarının korunması bakımından davalı şirketin malvarlığının mevcut hâliyle muhafazası gerektiği, tedbir kararı verilmemesi hâlinde şirketin mevcut özvarlığının azaltılması ve çıkma payının daha düşük hesaplanması ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davalı şirket adına kayıtlı taşınmazın üçüncü kişilere devrinin engellenmesi ve sınırlı ayni hak tesisinin önüne geçilmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Kararın kayyım atanmasına yönelik tedbir isteminin reddine dair kısmı yönünden davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili; mahkemenin yalnızca organın varlığını araştırdığını, oysa somut olayda asıl sorunun şirket organının kâğıt üzerinde bulunması değil, yönetim kurulu görev süresinin dolmuş olması, çift imza sisteminin işlevsiz hâle gelmesi, ortaklık sıfatı yargısal denetim altındaki kişilerin şirketi fiilen kontrol etmesi ve yönetimin tarafsız biçimde sürdürülmesinin artık mümkün olmaması olduğunu, sahte imza tespiti, usulsüz hisse devri süreci ve şirket kayıtlarında yapılan usulsüzlüklere ilişkin yargı kararları ile belgelerin yaklaşık ispat ölçüsünü fazlasıyla karşıladığını, atanacak kayyımın amacının şirket yönetimine yerindelik denetimi yapmak değil, yargılama süresince şirketin ve tüm pay sahiplerinin malvarlığını korumak olduğunu, kayyım atanmaması hâlinde diğer ortakların şirketi borçlandırma ve şirket aktiflerini eriten işlemler yapma tehlikesinin yakın ve somut olduğunu ileri sürerek kararın kayyım talebinin reddine ilişkin kısmının kaldırılmasını ve davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, davalı şirket ortağının haklı sebeple şirketin feshi ve tasfiyesi istemiyle açtığı davada, yargılama süresince davalı şirketin yönetimi için ortaklar dışından tarafsız bir yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesi istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Anonim ve limited şirketlerde yönetim kurulu/müdür üyelerini görevden alma ve yenilerini seçme yetkisi kanunen genel kurula ait olup, mahkemeye bu organları doğrudan görevden alma yetkisi tanınmamıştır. Bu nedenle, yönetim organının yetkilerini fiilen kullanamaz hâle getiren, yani organ boşluğu doğuran istisnai hâllere özgü olarak başvurulabilecek yönetim kayyımlığı kurumu Türk Medeni Kanunu'nun 403/2, 426 ve 427. maddelerinde düzenlenmiş olup, TMK'nın 427. maddesi uyarınca kayyım atanabilmesi için tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetiminin başka yoldan sağlanamıyor olması gerekmektedir. Mahkemenin, şirketin iyi ya da kötü yönetildiği, yöneticilerin görev ve yetkilerini kötüye kullandığı yahut ortaklar arasında derin anlaşmazlıklar bulunduğu gerekçeleriyle yerindelik denetimi yaparak mevcut ve fiilen görev başında olan yönetim organının yetkilerini elinden alıp bir kayyıma devretmesi mümkün değildir; zira bu nitelikteki iddialar, ortakların TTK'nın 437. maddesindeki bilgi alma ve inceleme, 438. maddesindeki özel denetim isteme, 553 ve devamı maddelerindeki sorumluluk davası açma, 445 ve 447. maddelerindeki genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali veya butlanının tespiti davaları ile 531. maddedeki haklı sebeple fesih davası gibi kanunda öngörülen bireysel veya azlık haklarıyla giderilmesi gereken hususlardır. Ayrıca HMK'nın 389/1. ve 390/3. maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir talep eden tarafın, tedbir sebebini açıkça ortaya koyması ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Somut olayın incelenmesinde, davalı şirketin 06.04.2020 tarihli genel kurulda oluşturulan ve tescilli bulunan bir yönetim kurulunun mevcut olduğu, dosya kapsamında ve istinaf dilekçesinde de ifade edildiği üzere diğer ortaklarca 05.06.2026 tarihi için yeni bir yönetim kurulu toplantısı çağrısı dahi yapıldığı, bu haliyle şirketin organsız kaldığı ya da mevcut organların fiilen ve hukuken hareketsiz kaldığı bir durumun söz konusu olmadığı, davacı tarafça ileri sürülen çift imza esasının fiilen bertaraf edildiği, defterlerin kaçırıldığı, mali tablolarda usulsüzlük yapıldığı, hisse devrinin geçersiz olduğu ve geçmişte sahte imza kullanıldığı yönündeki iddiaların ise, esasen eldeki haklı sebeple fesih davasının ve ayrıca görülmekte olan diğer davaların esasında araştırılıp değerlendirilmesi gereken hususlardan ibaret olduğu, dava henüz dilekçeler aşamasında olup bilirkişi incelemesi de yapılmadığından bu iddiaların HMK'nın 390/3. maddesinde aranan yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya konulamadığı, kaldı ki davacının şirketin en değerli malvarlığı olduğunu belirttiği taşınmaz üzerine zaten üçüncü kişilere devrini ve ayni hak tesisini önleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmuş olması karşısında, malvarlığının azaltılması tehlikesinin bu yönüyle de önemli ölçüde bertaraf edildiği, ileride yargılama sırasında toplanan delillere göre şirket organlarının fiilen işlemez hâle geldiğinin ya da yeni bir haklı sebebin ortaya çıktığının anlaşılması hâlinde tedbir talebinin mahkemece yeniden değerlendirilmesinin de mümkün olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesinin yönetim kayyımı atanması talebinin reddine ilişkin kararında usul ve esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir isteyen davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İhtiyati tedbir isteyen davacı yönünden istinaf karar harcı olan 1.206,00 TL'den peşin alınan 732,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 474,00 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir isteyen davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere 14.07.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.