İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, tapu iptali ve tescil davasında taşınmaz devrinin önlenmesi ihtiyati tedbir kararına yapılan itirazın reddine ilişkin istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: Tapu iptali ve tescil davasında, davacının muhtemel hak kayıplarını önlemek amacıyla belirli bir taşınmazın devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebi, ilk derece mahkemesince belirli bir teminat karşılığı kabul edilmiş ve davalı tarafın bu karara yönelik itirazları, yaklaşık ispatın sağlandığı gerekçesiyle reddedilmiştir; bunun üzerine davalı ve ihbar olunan, kararın genel ve hatalı gerekçelere dayandığını, yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığını, tamamlanmamış bir binanın devrinin teknik olarak mümkün olmadığını ve proje değişikliği nedeniyle tedbirin yanlış bir taşınmaz üzerine konulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılması talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ARA KARAR TARİHİ: █████/2026
NUMARASI : ████████ Esas, Derdest
DAVANIN KONUSU: Tapu İptali Ve Tescil
KARAR TARİHİ: █████/2026
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili nezdinde doğacak muhtemel hak kayıplarını önlemek adına, sözleşme konusu taşınmazın tapu kaydına tedbir konulması gerektiğini, bu bağlamda, davalı tarafından gündeme gelebilecek, taşınmazın devrine yönelik tasarrufların, müvekkili nezdinde geri dönüşü imkansız veya son derece güç zararlar doğurabileceğini, bu nedenle huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar, taşınmazın başkalarına devrinin, temlikinin, takyidat tesisisinin veya üzerinde başkaca herhangi bir tasarrufta bulunulmasının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir uygulanması gerektiğini, aksi takdirde müvekkilinin, taşınmaz üzerindeki sözleşmeden kaynaklanan hakkı işlevsiz kalacak, hak kaybı yaşanacak ve dava sonunda verilecek hükmün icrası ciddi şekilde tehlikeye düşeceğini beyan ederek, İstanbul ili ... ilçesi ... ada 1 parselde bulunan B11 Blok 107 kapı numaralı bağımsız taşınmaz üzerine devrin önlenmesi yönünde tedbir kararı verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise taşınmazın üzerine davalıdır şerhi konulmasını vekaleten talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
İlk derece mahkemesince █████/2025 "1-Davacı Vekilinin İhtiyati Tedbir Talebinin Kabulü İle; Davaya konu edilen İstanbul ili ... ilçesi ... ada 1 parselde bulunan .... Kat 107 kapı numaralı bağımsız bölümün davalı ... Anonim Şirketi adına kayıtlı olması halinde İstanbul ili ... ilçesi ... ada 1 parselde bulunan .... Kat 107 kapı numaralı bağımsız bölüm üzerine İhtiyati Tedbir Konulmasına, taşınmazdaki hisselenin üçüncü kişilere devir, temlik ve satış yoluyla devrinin İhtiyati Tedbiren Önlenmesine, İhtiyati tedbir kararının teminatsız verilmesi yönündeki talebin reddi ile ihtiyati Tedbir isteyen tarafından 6100 sayılı HMK' nun 87. maddesi gereğince takdiren 250.582,00 TL nakdi teminat yatırılması ya da aynı miktarda kesin ve süresiz muteber banka teminat mektubunun dosyaya sunulmasına," karar verilmiş olup; █████/2026 tarihli ara kararda "İhtiyati tedbire konu taşınmaz HMK'nın 389 ve devamı maddeleri gereğince uyuşmazlık konusudur. Öte yandan, ihtiyati tedbire konu taşınmazın taşınmazın dava açıldıktan sonra iyi niyetli üçüncü kişilere devri halinde telafisi imkansız olacağı anlaşıldığından ve taşınmazın değeri henüz tespit edilmediğinden takdiren sözleşmede belirtilen dava konusu bağımsız bölümün bedeli olan 1.870.550,00 TL nin %15 i olan 280.582,50 TL teminat karşılığında ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair 04.07.2025 tarihinde karar verilmiştir. Mahkememizin ihtiyati tedbir ara kararına karşı davalı vekili tarafından itiraz dilekçesi sunulmuş olup mahkememizce yapılan 12.03.2026 tarihli mürafaa duruşması ile ihtiyati tedbir ara kararına yapılan itirazlar değerlendirilmiş olup davacı tarafça yaklaşık ispatın sağlandığı ve tedbir koşullarının oluştuğu anlaşılmakla; Mahkememizin 04.07.2025 tarihli ihtiyati tedbir kararına ilişkin itirazların reddine, gerekçeli ara kararın taraflara tebliğine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
İhbar Olunan ... A.Ş. ve ...Anonim Şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararı genel ve hatalı gerekçelere dayanmakta olup, somut olay değerlendirmesi dahi yapılmamıştır. zira, tamamlanmayan bir binanın tapuda devri teknik olarak dahi mümkün olmadığını, davacı haklılığını yaklaşık olarak dahi ispat edememişken, sayın mahkemenin doğrudan vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararı kabul edilemeyeceğini, ne ihtiyati tedbir kararında ne de tedbirin kaldırılması talebimizin reddi kararın hangi sebebe ve delile dayanıldığı belirtilmediğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.
Davalı ... A.Ş.vekili istinaf dilekçesinde özetle; 04.07.2025 tarihli ihtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin kararında yeterli ve somut hukuki gerekçelere yer vermediğini, Yargıtay içtihatlarına aykırı şekilde genel ifadelerle hüküm kurduğunu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, HMK m. 390/3 uyarınca davacının yaklaşık ispat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, müvekkil şirketin halka açık bir gayrimenkul yatırım ortaklığı olması sebebiyle davacının telafisi imkansız bir zararının bulunmadığını, tedbir kararının verilmesini gerektirecek kuvvetli bir kanaatin oluşmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazın proje değişikliği nedeniyle değiştiğini, 18.12.2025 tarihli celsede ve dilekçelerinde bu durumu bildirmelerine rağmen mahkemenin yanlış taşınmaz üzerine tedbir koymaya devam ettiğini, 12.05.2026 tarihli dilekçelerinde tadilat projelerini sunduklarını, 09.07.2021 ve 12.07.2021 tarihli proje değişikliklerinin dikkate alınmadığını, 21.05.2026 tarihli celseye kadar müzekkere yazılmadığını, mevcut tedbirin hatalı bağımsız bölüme işlendiğini, davacının haklılığını ispat edemediği bir dosyada verilen tedbir kararının kaldırılmasının İDM'nin 12.03.2026 tarihli ara kararın ve ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLER: Tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Noterde düzenlenen ön ödemeli konut satım sözleşmesine dayalı i tapu iptal tescil,gecikme tazminat yada sözleşmenin feshi ile rayiç değer tazminatı olmadığı taktirde ödenen bedelin tazmini istemine ilişkindir.
Davalı ve Tedbire itiraz eden 3.kişiler vekilleri İDM'nin █████/2026 tarihli ihtiyati tedbire yönelik itirazın reddine ilişkin ara kararını istinaf etmiştir.
6100 sayılı HMK'nun 341/1. maddesi uyarınca ilk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddi kararları, karşı tarafın yüzüne karşı verilen ihtiyadi tedbir ve ihtiyati haciz kararları, karşı tarafın yokluğunda verilen ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararlarına karşı yapılan itiraz üzerine verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
Bilindiği ve öğretide de kabul edildiği üzere ihtiyati tedbir ''kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca davacı veya davalının dava konusu ile ilgili olarak hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı ön görülmüş geçici nitelikte geniş veya sınırlı olabilen hukuki korumadır'' şeklinde tarif edilmiştir. Anılan tariften de anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir diğer fonksiyonları yanında davanın devamı sırasında ve verilecek hükmün kesinleşmesine kadar olan süreç içerisinde dava konusu mal ve hak üzerinde yeni bir takım uyuşmazlıkların çıkmasını da önleyici niteliği itibariyle geçici bir hukuki korumadır.
6100 sayılı HMK'nun 389.maddesi başlığında düzenlenen ve geçici hukuki korumalar olarak vasıflandırılmış ihtiyati tedbir müessesesi ile ilgili aynı maddenin 1.fıkrasında ''mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir'' şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep verilecek karar ve içereceği hususlar, teminat, kararın uygulanmaması... gibi sair hususlarda tereddüte yer bırakmayacak şekilde takip edilmesi ve yapılması gerekli usul ve prosedür gösterilmiştir.
Diğer taraftan, ihtiyati tedbir talebinin kabul edilebilmesi bakımından HMK'nun 390/3. maddesinde ihtiyati tedbir isteyenin haklılığı konusunda tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel yaklaşık bir kanaatin yeterli olacağı öngörülmüş olup, Yasanın hükümet gerekçesinde de belirtildiği üzere yaklaşık ispat durumunda "...hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte zayıf bir ihtimalde olsa aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı edemez... bu sebepledir ki haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması..." hükme bağlanmıştır.
İhtiyati tedbirin uygulanması sonucu, karşı tarafın zarar görme tehlikesi bulunduğundan HMK’nın 392. maddesinde tedbire karar verilirken talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür. İhtiyati tedbir kararı verilirken tedbir isteyen haksız çıktığı takdirde, ihtiyati tedbirden dolayı karşı tarafın uğrayacağı zarar için bir teminat alınmasına da karar verilir. (HMK m.391/2-ç, 392) Talep, resmi bir belgeye, başkaca bir kesin delile dayanıyor ya da durum ve koşullar gerektiriyorsa mahkeme gerekçesini açıkça belirterek teminat alınmamasına da karar verebilir.
Davanın niteliği, tapu kaydı, satış vaadi sözleşmesi sunulan belge ve deliller ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava taşınmazın aynına yönelik tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup yerel mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iddiasında haklı olup olmadığı yargılama sonunda tüm deliller toplandıktan, incelendikten ve değerlendirildikten sonra ortaya çıkacaktır. Ancak talep tapu iptali ve tescil istemli taşınmazın aynına ilişkin olup dava konusu taşınmazın devredilmesi ve elden çıkarılması durumunda ileride telafisi güç ya da imkansız durum ve zararlar ortaya çıkabileceği, verilebilecek hükmün infaz kabiliyetinin de ortadan kalkabileceği ve davacının hak kaybına uğrayabileceği ihtimal dahilindedir. Tüm bu nedenlerle somut olayda HMK'nun 389.maddesi gereğince ihtiyati tedbirin şartları oluştuğundan ve yaklaşık ispat koşulu gerçekleştiğinden davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne ve davalı ve 3.kişilerin tedbire itirazının reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı ve tedbire itiraz eden 3.kişiler vekilleri istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/1 bendi gereğince esastan reddine kesin olmak üzere karar vermesi gerektiği kanısına varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2026 tarih ve ████████ esas sayılı ara kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekili ile ihbar olunanlar vekilinin istinaf başvurularının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu ret karar ve ilam harcı istinaf talebinde bulunanlar tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davalı ile ihbar olunanlar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından kendisini vekille temsil ettiren davalı ile ihbar olunanlar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362/1.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!