7. Ceza Dairesinin 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet suçundan mahkûmiyet ve müsadere kararını onadığı, rızaen teslimin arama kararı yerine geçemeyeceğine dair karşı oy içeren içtihat metni.
Özet: Kaçakçılıkla mücadele kanununa muhalefet suçundan verilen mahkûmiyet ve müsadere hükümlerinin, yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun yapıldığı, delillerin eylemi ispatladığı ve suç tipinin doğru belirlendiği gerekçesiyle oy çokluğuyla onandığı bu kararda, karşı oy; kolluk tarafından araçta yapılan aramanın "rızai teslim" adı altında gerçekleşmesine rağmen, Ceza Muhakemesi Kanununun arama şartlarına (hâkim kararı veya savcı emri) aykırı olduğunu, delillerin hukuka aykırı elde edildiğini ve bu nedenle hükmün bozulması gerektiğini belirtmektedir.
7. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, müsadere
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanıklar müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla ONANMASINA, 05.02.2026 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Kolluk görevlileri tarafından tutulan tutanağa göre; “ 67... ” plakalı araçla gelen kişilerin büfelere kaçak sigara satmak istediklerinin 155 polis imdat hattına bildirildiği, polislerin belirtilen araca uyan “ 67... ” plakalı aracı durdurdukları, araçtaki kişilerin araçta medikal malzeme ve puro olduğunu söylemeleri üzerine kolluk görevlilerinin nöbetçi Cumhuriyet savcısına telefonla bilgi verdikleri, Cumhuriyet savcısının eşyaların rızaen teslim edilmemesi halinde arama kararı istenmesini aksi halde gerekli kontrollerin yapılması talimatını vermesi üzerine eşyaları rızaen teslim aldıkları anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Birinci Kitap, "Koruma Tedbirleri" başlıklı Dördüncü Kısımda, "Arama ve elkoyma" başlıklı Dördüncü Bölümde düzenlenen "Şüpheli veya sanıkla ilgili arama" başlıklı 116. maddesi arama işleminin yapıldığı tarihte; “Yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir” hükümlerini içermektedir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 119. maddesi; “Hâkim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak, konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile yapılabilir. Kolluk amirinin yazılı emri ile yapılan arama sonuçları Cumhuriyet Başsavcılığına derhal bildirilir” hükümlerini içermektedir.
Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 5. maddesinde adli arama; "bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin, özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, etrafı çevrili diğer mahallerinde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir” şeklinde tanımlanmış, "Adli aramalara karar ve emir verme yetkisi" başlıklı 7. maddesinde ise; “Adlî aramaya karar vermek yetkisi hâkimindir. Kolluk, arama kararı alınması için makul şüphe sebeplerini belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir rapor hazırlar ve Cumhuriyet savcısına başvurur. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emri veya bu emrin alınamadığı hâllerde ise kolluk amirinin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları, eşyası ve aracı aranamaz, konutuna girilemez ve buradaki eşyaya el konulamaz. Cumhuriyet başsavcılıklarınca, arama ile ilgili kararları vermek üzere, yirmidört saat süreyle bir nöbetçi Cumhuriyet savcısı görevlendirilir. Yetkili merciin yazılı emri yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim,
kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi hâlde, el koyma kendiliğinden kalkar” hükmüne yer verilmiştir.
Kolluk görevlilerinin yaptıkları işlem en basit haliyle eşyayla ilgili arama işlemidir. Arama yapılabilmesi için bu durumda CMK’nın 119. maddesi gereğince hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı talimatı ya da kolluk amirinin yazılı emir vermesi zorunludur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda rızaen aramaya yer verilmemiştir. Suç delillerinin elde edilebileceği makul şüphe hallerinde kolluk görevlilerinin kendiliğinden arama yapabileceklerine dair Ceza Muhakemesi Kanunu’nda bir düzenleme bulunmamaktadır.
Somut durumda Cumhuriyet savcısı kolluk tarafından kendisine bildirildiği halde yazılı arama emri vermesi veya Mahkemeden bu konuda arama kararı istemesi gerekirken suça konu eşyaların rızaen teslim alınması talimatını vermesi usule uygun olmadığından, elde edilen eşyaların usule uygun elde edilmiş delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
CMK’nin 1 16... . maddelerine, Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 5 ve 7. maddelerine uymadan arama yapılmıştır. Ceza Muhakemesi Kanunundaki düzenlemelere uymadan arama yapılması nedeniyle deliller usulsüz elde edildiğinden hükme esas alınmamalıdır. Hükmün usulsüz arama nedeniyle sanıkların beraatına karar verilmesi doğrultusunda bozulması gerektiğini düşündüğüm için, heyetimizin sayın çoğunluğunun suçun sübutunu kabul eden kararına katılmıyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!