İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin, altyapı kazısı sırasında oluşan boru hasarından kaynaklanan tazminat davasında, kusur oranları ve iç işçilik giderlerinin tazminat kapsamı yönünden istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir tazminat davasında, davacı şirket, davalı iş ortaklığının kazı çalışmaları sırasında kendi tesislerine verdiği zararın tazminini, 57.271,54 TL ana para ile faiz ve masrafların tahsilini talep etmiş; davalılar zararın, kusurun ve miktarın ispatlanmadığını, müterafik kusurun araştırılması gerektiğini savunmuş; ilk derece mahkemesi ise banka hesaplarına konulması istenen ihtiyati tedbir talebini dava konusu ile ilgili olmadığı gerekçesiyle reddetmiş, esasa ilişkin olarak bilirkişi raporuna göre tesislerin yüzeye yakın döşenmesi nedeniyle davacının %30, davalıların %70 kusurlu olduğunu tespit ettikten sonra, haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında gerçek zarar ilkesi gereği, davacının kendi işçilik giderlerinin genel idare gideri sayılması ve özel olarak dışarıdan adam çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça zarar kapsamına dahil edilemeyeceği gerekçesiyle, davacının talebini kısmen kabul veya reddetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Anonim Şirketi ...Limited Şirketi İş Ortaklığı Ticari İşletmesi ekipleri tarafından yapılan çalışmalar esnasında şirketlerine ait tesislerinin hasara uğratıldığını, söz konu hasar ile ilgili müvekkili şirket çalışanı ... (... ...) ve ... (... ... Sor.) tarafından hasar tespit tutanağı düzenlendiğini, rızaen ödenmeyen alacağının hüküm altına alınmasını 18.08.2023 tarihinde telekonferans ile arabulucukluk toplantısının ilk oturumu gerçekleştiğini, konuşmaların devam edileceğinin anlaşılması üzerine ikinci oturumun 31.08.2023 tarihinde telekonferans ile devam ettiğini, ve bir anlaşmaya varılamadığını, davanın kabulü ile, 57.271,54 TL şirket zararının hasar tarihi 03.03.2022 tarihinden T.C. Merkez Bankasının kısa vadeli avanslara uygulanan değişebilir oranlarda avans faizi, vekâlet ücreti, mahkeme masraflarıyla birlikte davalıdan tahsiline, dava sonucunda verilecek karar kesinleşinceye kadar, davalı ... Anonim Şirketi ...Limited Şirketi İş Ortaklığı Ticari İşletmesi 'in bankalardaki hesaplarına ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Davacının uğradığını iddia ettiği zarara dair sunulmuş bir delil bulunmadığını, davacı şirketin kendi çalışanlarınca yapmış olduğu tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, davacının zarara uğradığına dair bir delil tespiti bulunmadığını, davacının öncelikle iddia ettiği gibi ve iddia ettiği miktarda bir zararının bulunup bulunmadığının tespiti ve devamında bu zararın meydana gelmesinde davalı şirketlerin kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti ve davacı yanın müterafik kusuru bulunup bulunmadığının ayrı ayrı ispat ve tespiti gerektiğini, davanın reddine, yargılama giderlerinin karşı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince; "...Dava konusunun çeklerden dolayı davacının borçlu olmadığına tespit ile ilgili olduğuna göre HMK 389 maddesi gereğince ihtiyati tedbirin sadece “uyuşmazlık konusu hakkında” verilebilmesi karşısında dava konusu olmayan hususlarda tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığından davacının tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekilinin dava konusu olmayan hususlara ilişkin tedbir talebinin reddine,..." karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "...Davacının davası alt yapı kazısı sırasında davacıya ait kabloların zarar görmesi sebebiyle yapılan onarıma ilişkin malzeme ve işçilik bedellerinin davalılardan tahsiline ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, ... ... sok Kağıthane / İstanbul adresinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda davacıya ait borunun zarara görüp görmediği, varsa oluşan zarardan davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunup bulunmadığı hususundadır. Davaya dayanak kazı çalışmalarına ait tutanak ve belgeler ile fotoğraflar dosyaya sunulmuştur.Tutanak ve fotoğrafların incelenmesinde, davacıya ait borunun ...'ye ait atık su bakım onarım çalışmaları sırasında yapılan kazı sebebiyle davalıların oluşturduğu iş ortaklığı bünyesinde çalışan işçilerce zarara uğradığı tespit edilmiş, zararın meydana gelmesinde tarafların kusur oranının ve davacının davalılardan talep edebileceği tazminat miktarının tespiti için alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmıştır.Dosyaya ibraz edilen 25.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle, davacıya ait borunun yüzeye yakın döşenmesi sebebiyle davacımın müterafik kusurunun olduğu, oluşan zarardan davacının % 30, davalıların ise toplam % 70 olduğu, zararın giderilmesi için kullanılan malzeme bedelinin 10.292,67 TL, işçilik bedelinin 46.978,87 TL olduğunu, kusur oranları nazara alındığında davalıların sorumlu olduğu zarar miktarının 40.090,07 TL, zarar bedeline takip tarihine kadar işlemiş faizin ise 9.877,80 TL olduğu bildirilmiştir. Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerlidir. Zarar gören ancak haksız fiil sebebiyle uğradığı gerçek zararını haksız fiil sorumlularından isteyebilir. Zarar görenin zararı giderebilmek ve montaj için kendi çalıştırdığı işçilerine ödediği ücretler genel idare giderleri olup, haksız fiil meydana gelmese dahi ödenmesi gereken giderlerdir. Bunların zarar ile ilgisi bulunmamaktadır. Özel olarak adam tutulup çalıştırıldığı kanıtlanmadıkça haksız fiil meydana gelmeseydi dahi yapılacak bu nitelikteki giderler zarar kapsamına dahil edilemez. Somut olayda davacı taraf kendi işçileri dışında adam tutulup çalıştırıldığını da iddia etmemiştir.Haksız fiil sebebiyle dışarıdan işçi tutulup zararın giderildiği kanıtlanmadığı takdirde maddi hasar, montaj bedeli, araç eleman bedeli,etüt koordinasyon bedeline dair bu giderleri istenemez (Yargıtay 4.H.D'nin █████████ E -█████████ K sayılı ilamı).Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait borunun davalıların kazı çalışması sonucunda hasara uğradığı, borunun olması gerekenden yüzeye daha yakın döşendiği, bu sebeple davacının %30 oranında mütefarik kusurunun bulunduğu, davacının davaya konu hasarın giderilmesi için kendi işçileri dışında adam çalıştırdığına dair iddiası olmadığı ve buna ilişkin bir delilin dosyaya sunulmadığı, bu durumda davacının davalıların kusur oranında sadece malzeme bedelini talep edebileceği, Mahkememizce yapılan hesaplamada davacının kusur oranı da nazara alındığında davacının davalılardan talep edebileceği malzeme bedelinin 6.690,24 TL olduğu ve asıl alacağa yasal faiz işletilmesi gerektiği değerlendirilerek davacının davasının kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Davacının davasının kısmen kabulüne, 6.690,24 TL'nin █████/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine, ..." karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekili süre tutum dilekçesiyle kararın kaldırılmasını istemiş olup bilahare gerekçeli istinaf dilekçesi sunulmamıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylem sebebiyle tazminat istemine ilişkindir.HMK'nın 352. maddesinde istinaf istemine konu edilen karara ilişkin inceleme yapılmadan önce ön inceleme yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Ancak maddede belirtilen eksikliklerin bulunmadığı anlaşılan dosyalarla ilgili olarak inceleme yapılması söz konusu olacaktır. Eksiklik olarak öngörülen hususlardan biri de (d) bendinde düzenlenen "başvuru sebeplerinin veya gerekçelerinin" hiç gösterilmemesidir.İstinaf yargılamasının temelini istinaf dilekçesi, bu dilekçenin temelini ise, istinaf sebep ve gerekçeleri oluşturur. İstinaf dilekçesi adı altında sunulan bir dilekçe, içinde istinaf iradesini taşısa da bu sadece istinaf başvurusunun yapılmış olmasını sonuçlar. İstinaf yargılamasının yönünü çizen esaslı unsur istinaf dilekçesi içindeki sebep ve gerekçelerdir.Kanun koyucu, istinaf kanun yoluna başvurmak isteyen tarafları istinaf sebeplerini göstermekle yükümlü kılmıştır. İstinaf sebeplerinin en önemli etkisi, istinaf incelemesinin kapsamı konusunda ortaya çıkmaktadır. İstinaf mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak esas hakkındaki kararı değiştirebilmesi için bunu gerekli kılan hataların veya eksikliklerin istinaf sebepleri arasında gösterilmesi gerekir. Bu zorunluluk kamu düzenine ilişkin olanlar hariç tüm istinaf sebepleri bakımından geçerlidir.Bunun yanında istinafa başvuran tarafın, istinaf sebeplerini yeterince somutlaştırması da gerekmektedir. İstinaf sebeplerini sadece şekli bir koşulu yerine getirmek amacıyla genel ifadeler kullanılmak suretiyle ileri sürülmesi yeterli değildir. İlk derece yargılaması ve kararıyla ilgili somut hatalar veya eksiklikler belirtilmelidir. İlk derece mahkemesi kararının sadece usul ve yasaya aykırı olduğu ya da sadece delillerin yanlış ve eksik değerlendirildiğini ileri sürmek somutlaştırma açısından yetersiz kalacaktır.Görüldüğü üzere HMK, istinaf sebepleri ve gerekçelerinin istinaf dilekçesinde hiç gösterilmemiş olmasını, istinaf başvurusuna ilişkin usule aykırılık olarak kabul etmiş, bu sebeple hiçbir istinaf sebep ve gerekçesi içermeyen dilekçeler, ilk derece mahkemesi yargılaması ve bu yargılama neticesinde verilen kararda kamu düzenine aykırılık olmayan hallerde ön inceleme aşamasında reddedileceği öngörülmüştür.Somut olayda davacı istinaf dilekçesinde somut bir şekilde istinaf sebeplerini göstermemiştir. Bu sebeple, İlk derece mahkemesi kararına yönelik olarak istinaf sebeplerinin gösterildiği usulüne uygun bir istinafın bulunduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan hususlar gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun, istinaf dilekçesinde gerekçelerinin (istinaf sebeplerinin) gösterilmemesi sebebiyle 6100 Sayılı HMK'nın 352/1-d. maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2025 günlü mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 352/1-d. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2- Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,3- Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 352/1-d. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. █████/2026