2/b vasıflı taşınmazda kullanıcı şerhinin davacı adına düzeltilmesi talebiyle açılan davada, ilk derece ve istinaf mahkemesi kararlarının davalılar tarafından temyiz incelemesi.
Özet: Dava, 3402 sayılı Kanunun Ek-4 maddesi uyarınca hazine adına tespit ve tescil edilen, kadastro tutanağının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve belirli kişilerin kullanımında bulunduğu şerhi düşülen taşınmazın kullanıcı şerhinin, davacı adına düzeltilmesi talebine ilişkindir; ilk derece mahkemesi, davacı tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanları ile taşınmazın davacının çalışanı tarafından tarımsal faaliyetler için kullanıldığının anlaşılması üzerine davanın kabulüne ve tapudaki şerhin davacının kullanımında olduğu yönünde düzeltilmesine karar vermiş; bu karar istinaf incelemesinden de geçerek onanmıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/6 E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... vekili, ... vekili ile Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1.... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanı sırasında 3402 sayılı Kanun'un (3402 sayılı Kanun) Ek-4 maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucunda, 915 parsel sayılı 10.778,60 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve 4 yıldan beri ... ve ...'nın kullanımında bulunduğu" şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekllinin, 915 parsel sayılı taşınmazı önceki zilyedi .........'dan 2004 yılında satın aldığını ileri sürerek, müvekkili adına kullanıcı şerhi verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu parselde 10.06.2005-27.04.2009 tarihleri arasında ecrimisil tahakkuk ettirildiğini ve söz konusu ecrimisilin işgalci tarafından ödendiğini bildirerek, davanın usul ve esas yönünden reddine karar verilmesini savunmuştur.2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 1984 yılından itibaren maliki ve zilyeti olduğunu, bu taşınmazın kendisinin kullanımında olup, 1984 yılından itibaren yaklaşık 40 sene çiftlik olarak kullanıldığını, hayvancılık ve zirai faaliyetlerde bulunduğunu, yaklaşık 4-5 sene önce rahatsızlığı nedeniyle taşınmazdan ayrıldığını, davaya konu taşınmazı davacıya satan ........'a bu taşınmazla birlikte toplam 13 adet taşınmazı birlikte 1995 yılında turistik amaçlı tatil köyü kurmak amacıyla kat karşılığı olarak emaneten devrettiğini,.......... bu taşınmazlarla ilgili ........... vekalet verdiğini ve haksız ve kötü niyetli olarak taşınmaz üzerinde hak iktisap ettiğini, .............. kendisini kandırarak ve kötü niyetli olarak taşınmazın mülkiyetini kazandığını ve davacıya devrettiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, görev itirazlarının bulunduğunu, dava konusu parsele ilişkin Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 16.12.2003 tarih, 2001/2 60... /1078 Karar sayılı dosyası sonucunda müvekkili ... ile ... adına mevcut tapu kaydının iptaline ve taşınmazın Hazine adına tesciline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, hal böyle iken davacı yanın kesinleşmiş bir mahkeme hükmü bulunan taşınmazla ilgili olarak haksız ve kötüniyetli olarak zilyetliğin tespiti talebinde bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu taşınmazın mülkiyetinin Hazineye ait olduğu, mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazda kullanımın ... oğlu ... ve ... oğlu ...'ya ait olduğunun kadastro tutanağında belirtildiği, kadastro tutanağının 30.12.2010 tarihinde askıya çıkarıldığı ve dava açmak için 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği görülmüş, dosyadaki bilgi ve belgeler ile huzurda dinlenen davacı tanıkları ve mahalli bilirkişi beyanlarından dava konusu parselin davacının çalışanı olan ... tarafından tarım yapılmak suretiyle kullanıldığının anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kabulüne, 915 parsel sayılı 10.778,60 metrekare yüzölçümlü taşınmazın davacının kullanımında olduğunun tespiti ile tapu kaydındaki şerhin bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... vekili, ... vekili ile Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "keşifte beyanları alınan mahalli bilirkişiler ve tanık anlatımlarına göre dava konusu taşınmazın ... tarafından alındığının ve çalışanı tarafından davacı adına ve hesabına kullanıldığı belirtildiğine ve yine Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün 22.09.2020 tarihli cevabi yazısında da 27.04.2009 tarihinde yapılan tespitte taşınmaz üzerinde ... tarafından tek katlı yığma yapının depo olarak kullanıldığı ve tecavüzlü olduğu tespit edildiği de dikkate alındığında, dava konusu 915 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafın kullanımında olduğunun tespit edildiği" gerekçeleriyle davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiğini, davacının dava konusu taşınmazda hak sahibliğinin bulunmadığını, keşifte alınan beyanlarda davacıyı ilk defa gördüklerinin beyan edildiğini, Milli Emlak Müdürlüğünün, davacının dava konusu taşınmazda fuzuli şagil-işgalci olduğu yönünde yazısı bulunduğunu, işgalci olan davacının zilyet olarak kabulünün mümkün olmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; sadece dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile karar verildiğini, mahalli bilirkişilerin ise davacının kullanımını görmediklerini belirttiklerini, taşınmazın zilyetliğinin müvekkili ... ve diğer davalı ...'da olduğuna ilişkin şerhlerin işlendiğini, davacının o dönemde dava açmadığını, satış vaadi sözleşmesinin taşınmazların diğer davalı Hazineye kaydedilmesiyle ifa imkansızlığına bağlı olarak gerçekleştirilemeyeceği açık iken atıl kalmış satış vaadine bağlı olarak davacı lehine hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında davacının zilyet olduğunun kabulü halinde dahi bu zilyetliğin kötü niyetli olduğunun ispatlandığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, eksik inceleme ile yetersiz ve çelişkili bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğini ve Hazine aleyhine harca hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacının kullanım hakkının bulunup bulunmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... vekili, ... vekili ile Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,427,60 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 304,40 TL'nin temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.