İşveren tarafından verilmeyen belgeler nedeniyle hizmet tespiti istenen davalarda, sosyal güvenliğin kamu düzeni niteliği gözetilerek hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanamayacağı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 1986-1987 yılları arasında sekreter olarak çalıştığı iddiasıyla eksik veya hiç yatırılmayan sigorta primlerinin tespiti ve tamamlanması talebine ilişkin hizmet tespiti davasını ele almaktadır; ilk derece ve istinaf mahkemeleri, işverenin bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve sigortalıya ait belgelerin kuruma sunulmaması nedeniyle davanın 5 yıllık hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verirken, temyiz başvurusunda bulunan davacı vekili, işe giriş kartı ve tanık beyanlarını delil göstererek hak düşürücü sürenin yanlış yorumlandığını, hizmet tespiti davalarının kamu düzeniyle ilgili olduğunu ve yargılamanın bu hassasiyetle yürütülmesi gerektiğini savunmaktadır.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. İş MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı ...'in yanında 01.10.1986 - 01.04.1987 tarihleri arasında sekreter olarak çalıştığını, ilk işe girişinin davalı tarafından bildirildiğini, Kurum tarafından sigorta sicil kartı verildiğini, kartın üzerinde ilk işe giriş tarihinin 01.01.1987 olduğunu, davacının çalışmasına 1986 Ekim ayında başladığını, maaşını düzenli olarak elden aldığını, sigorta primlerinin yatırılmadığını, işten ayrıldıktan sonra evlendiğini, Eylül 1992 yılında doğum yaptığını belirterek davacının hizmetlerinin tespitine, ödenmemiş primlerinin tamamlattırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP1. Davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir. 2. Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurumca tesis edilen işlemlerin kanuna ve mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hizmet tespiti davasının kural olarak bu ödevi yerine getirmeyen iş verene karşı açılması gerektiği, işe giriş bildirgesinde, ... .... Şti nin yer alması nedeni ile incelemeye konu dava bu şirketin hak alanını ilgilendirdiğinden adı geçen şirkete dava dilekçesinin tebliğinin yapıldığı, davacı vekili beyanında, müvekkilinin ... iş yerinde çalıştığını öne sürdüğü, davacıya ait yönetmelikte belirtilen belgelerin verilmediği gibi davacının çalıştığına ilişkin Kuruma herhangi bir bildirimde de bulunulmadığı, bu durumda 5510 sayılı Kanun'un 86/8. maddesinde belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu değerlendirilerek davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemece davanın hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının fiili çalışmasını doğrulayabilecek kimse bulunmadığını, bu açıdan Mahkemece her yönüyle kolluk araştırması yapılıp, hiçbir sonuç elde edilemediğini, davacının çalışmasına dayanak olacak yegane kanıt işe giriş kartı ile davacı tanığı ...'ın ifadeleri olduğunu, Mahkemece yapılan hiçbir araştırmadan netice alınamadığını, Yargıtay kararlarında sadece davacının işe giriş bildirim kartının olması dahi hizmet tespiti açısından yeterli görüldüğünü, en azından 1 günlük dahi olsa kısmen kabul kararları verilebileceğini, davalının işyerindeki çalışma tarihlerinin tespiti Kurum kayıtlarının düzeltilmesi ve ödenmemiş primlerinin tamamlattırılması gerektiğini beyan etmektedir.B. Gerekçe ve Değerlendirme Uyuşmazlık, davacının 01.10.1986 - 01.04.1987 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarına ilişkin hizmet tespiti istemine ilişkindir. Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un █████. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır. Öte yandan 506 sayılı Kanun'un █████. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. İnceleme konusu eldeki davada davacı, 01.10.1986 - 01.04.1987 tarihleri arasında avukat olan davalı ... nezdinde sekreter olarak geçen çalışmalarının tespitini istemiş olup, Mahkemece tespiti istenen dönemin hak düşürücü süreye uğradığı gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm tesis edilmiş ise de; Mahkeme hükmü eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Bu kapsamda dosya içinde yer alan davacının hizmet döküm cetveli incelendiğinde; davacının davalı ... yanından herhangi bir bildiriminin olmadığı, ilk kez 31.10.2011 tarihinde 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olarak tescilinin sağlandığı, öte yandan Kurum kayıtlarına göre davacı adına ... sicil numarası ile 01.01.1987 tarihli ilk İşe Giriş Bildirgesinin ... sicil numaralı ... .... Şti. işyerinden 21.01.1987 tarihinde Kuruma verildiği, davacı tarafça yargılama aşamasında söz konusu işe giriş bildirgesi ile ilgili olarak davalı ...'in o dönemde vekillik görevini üstlendiği ... .... Şti. tarafından bildiriminin yapıldığını iddia etmesi karşısında; 01.01.1987 tarihli İşe Giriş Bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal ettiği gözetilerek bu tarih sonrası için davacının taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığından bahsedilmesi mümkün değildir. Buna göre Mahkemece, işin esasına girilmek suretiyle bildirilen çalışmanın fiili olup olmadığı belirlenmeli, özellikle davacının avukat yanında çalıştığı iddiası kapsamında Mahkeme dosyalarında mevcut tebligat gibi evrak ve kayıtlarda imzasının olup olmadığı, avukat katibi olarak mahkeme ve icra dairelerinde işlem yapıp yapmadığı hususları araştırılmalı, buna ilişkin belgeler celp edilmeli, mahkeme ve icra müdürlükleri nezdinde işlem yaptığının anlaşılması halinde ise bu işyerlerinde çalışması bulunan kamu tanıklarının tespit edilerek bilgi ve görgülerine başvurulması suretiyle davacının çalışma iddiası hakkında toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,Temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine,11.02.2026 tarihinde karar verildi