Belediyenin, özelleştirilen şirkete borçlu olunmadığının tespiti ve İl Özel İdaresi payından yapılan haksız kesintilerin iadesi talebiyle açtığı davada, Yargıtayın adli yargıyı görevli bulması.
Özet: Davacı belediyenin, eski elektrik borçları nedeniyle gelir paylarından haksız kesinti yapıldığını iddia ederek açtığı alacak ve borçlu olunmadığının tespiti davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri uyuşmazlığın kamu gücüne dayalı işlemden kaynaklandığı ve idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş; Yargıtay dairesi ise uyuşmazlığın abonelik sözleşmesinden doğduğunu ve adli yargının görevli olduğunu belirterek kararı bozmuş, ancak ilk derece mahkemesi ilgili kanun hükmü uyarınca kamu gücüne dayalı resen tesis edilen işlem olduğunu vurgulayarak bozmaya direnerek yine idari yargının görevli olduğu yönünde karar vermiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/... E., ████████ K.Mahkemece bozmaya direnilmesine dair verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından temyiz incelemesinin Dairemize ait olduğu belirtilerek gönderilen dosyada; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili; müvekkili İdarenin, davalı şirketin halefi olduğu ... ile abonelik sözleşmesi imzaladığını, aboneliğinin bu şirket nezdinde 31.12.2004 tarihine kadar devam ettiğini, ...'ın 31.12.2004 tarihine kadar olan tüm alacaklarının takip ve tahsil yetkisinin özelleştirme iş ve işlemleri sırasında davalı şirkete devredildiğini, 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca, belediyelerin Kanunun yürürlüğe girdiği 2005 yılından önceki döneme ait tüm kamu kurum ve kuruluşlarından olan alacak ve borçlarının uzlaşma komisyonu marifetiyle takas ve mahsup işlemine tabi tutulduğunu, kendisinin de ilgili mevzuat kapsamında uzlaşma komisyonuna başvurarak 31.12.2004 tarihinden önceki tüm borçlarının uzlaşma kapsamına alınmasını talep ettiğini, 01.01.20 05... .12.2006 tarihleri arası elektrik tüketimine dair borçlarının ise BTV alacağına mahsup edildiğini, buna rağmen davalı şirket tarafından 31.12.2004 tarihi öncesine ait 62.991.185,09 TL tutarında borcun sehven müvekkili idarenin uzlaşma kapsamı dışında bırakıldığından bahisle ... payından kesinti yapılmasına karar verildiğini, bu durumun mükerrer tahsilata yol açtığını, uzlaşma kapsamı dışında bırakılan elektrik tüketimine dair herhangi bir borcundan bahsedilemeyeceğini, kaldı ki alacağın zamanaşımına uğradığını, Mart 2020 den dava tarihine kadar ... vergi gelirleri payından toplam 1.751.697,98 TL tutarında haksız olarak kesinti yapıldığını ileri sürerek; 62.991.185,09 TL'den davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile 1.751.697,98 TL haksız kesintinin kesinti tarihlerinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğunu, davanın yargı yolu nedeniyle reddinin gerektiğini, nitekim aynı konuda idare mahkemesinde açılan davanın halen derdest olduğunu, işbu davanın eldeki dava için bekletici mesele yapılması gerektiğini, kesintiye konu alacağının uzlaşma kapsamında olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 02.02.2022 tarihli kararıyla; davacının davalı şirkete olan borçlarının ilgili mevzuat uyarınca yapılandırıldığı ve yapılandırma kapsamında ödemelerin yapılmaması üzerine alacağın davacının ... paylarından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiği, eldeki davanın ise kesintinin sonlandırılması ve yapılan kesintinin faiziyle birlikte iadesi istemiyle açıldığı, söz konusu işlemin davalı tarafından kamu gücüne dayalı olarak ve tek yanlı irade açıklamasıyla tesis edildiği, tüm bu nedenlerle uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle; davanın yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 26.10.2022 tarihli kararıyla; uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Dairenin 23.05.2023 tarihli kararıyla; somut uyuşmazlığın taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayandığı, uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilerek, işin esası incelenip değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğundan bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebebine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ...'a olan borçlarının 6824 sayılı Kanuna eklenen geçici madde kapsamında yapılandırıldığı, yapılandırma kapsamına alınan borçların ödenmemesi üzerine yine aynı madde kapsamında söz konusu borçların davacının ... paylarından kesinti yapılmak suretiyle tahsil edildiği, dolayısıyla yürürlüğe giren Kanun hükmü kapsamında kamu gücüne dayalı olarak re'sen ve tek yanlı irade açıklaması sonucu işlemin tesis edildiği, bu kesintinin sonlandırılması ve yapılan kesintinin faizi ile birlikte iade edilmesi istemiyle açılan davada 2576 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrası gereğince davaya bakma görevinin idari yargıya ait olduğu, aynı konuya ilişkin olarak ... 7. İdare Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 25.10.2022 tarihli ve ████████ E., - █████████ K sayılı kararla davanın reddine karar verildiği, hükmün Danıştay onamasından geçerek kesinleştiği, davada mahkemenin görevsiz olduğu gerekçesiyle; önceki kararda direnilmesine, uyuşmazlığın çözüm yerinin İdare Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla dava dilekçesinin yargı yolu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.2025 tarihli ilamıyla; 23.05.2023 tarihli bozma kararından sonra, Mahkemece Danıştay 8. Dairesinin 17.10.2023 tarihli ve █████████ E., █████████ K. sayılı kararına değinilmek suretiyle direnme kararı verildiği, direnme olarak adlandırılan kararın usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı olmadığı, ilk kararda tartışılıp değerlendirilmemiş yeni bir gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde olduğu, hâl böyle olunca kurulan bu yeni hükmün temyiz incelenmesini yapma görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daireye ait olduğu gerekçesiyle; yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmiştir.VI. TEMYİZDavacı vekili; uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğunu, davalının faaliyetinin özel hukuk hükümlerine tabi olduğunu, uyuşmazlığın ise taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinden kaynaklandığını, 31.12.2004 tarihi öncesine ait davalı şirkete olan tüm borçlarının uzlaşma kapsamına alındığını ve bu kapsamda kesintisi devam eden borç için ikinci kez kesinti yapılmak suretiyle mükerrer tahsilata yol açıldığını, aynı zamanda ... payından kendisine tahsis edilen gelirden mahrum kaldığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, abonelik sözleşmesinden kaynaklı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. 1. 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (233 sayılı KHK) ile bir kamu iktisadi kuruluşu olarak kurulan TEK- Türkiye Elektrik Kurumu, 12.08.1993 tarihli ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla, “Türkiye Elektrik Üretim, İletim Anonim Şirketi (...)” ve “... (...)” ünvanlı iki ayrı iktisadi devlet teşekkülü şeklinde teşkilatlandırılmış olup, 233 sayılı KHK’ye ekli listede Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ilgilendirilen “Teşekküller” olarak gösterilmiştir.233 sayılı KHK’nin 1. maddesinde; bu KHK’nin, iktisadi devlet teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşlarının ve bunların müesseselerinin, bağlı ortaklıklarının kurulmasını, iştiraklerinin teşkilini, özerk bir tarzda ve ekonominin kurallarına uygun olarak yönetilmelerini ve amaçlarına ulaşabilmelerini sağlamak için denetlenmelerini düzenlemek amacı taşıdığına işaret edilmiş; 2. maddesinde, “iktisadi devlet teşekkülü “Teşekkül”, sermayesinin tamamı Devlete ait, iktisadi alanda ticari esaslara göre faaliyet göstermek üzere kurulan, kamu iktisadi teşebbüsüdür.” şeklinde tanımlanmış; değişik 15. maddesinde, sermayesinin tamamı Devlete ait teşebbüslerin, işletmelerini müessese halinde teşkilatlandırabilecekleri ve müesseselerin, teşebbüs genel müdürünün teklifi, yönetim kurulunun kararı ile kurulacağı belirtilmiş, 4. maddesinde teşebbüslerin, 16. maddesinde de müesseselerin, tüzel kişiliğe sahip oldukları ve bu KHK’de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi bulundukları ifade edilmiştir.Buna göre, ...’ın, 233 sayılı KHK’de işaret edildiği üzere, özerk bir tarzda ve ekonominin kurallarına uygun olarak faaliyette bulunmak üzere kurulup işletmelerini müessese olarak teşkilatlandıran, sermayesinin tamamı Devlete ait, tüzel kişiliğe sahip bir kamu kurumu olduğu kuşkusuzdur. Ancak, 233 sayılı KHK’ de saklı tutulan hususlar dışında özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu gözden kaçırılmamalıdır. Elektrik dağıtım ve perakende satış sektöründe rekabete dayalı bir ortamın oluşturulması ve gerekli reformların yapılmasını teminen dağıtım bölgeleri baz alınarak Kamu mülkiyetindeki elektrik işletmelerinin yeniden yapılandırılması suretiyle elektrik enerjisi dağıtım hizmetlerinin özelleştirilmesine karar verilmiş ve ... 02.04.2004 tarihli ve ███████ sayılı Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır. Dağıtım bölgeleri yeniden belirlenerek, Türkiye 21 dağıtım bölgesine ayrılmıştır. Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan ...; özelleştirme sürecinde bulunan ve sermayesinin tamamı devlete ait bir kuruluştur.Elektrik bedeli, ekonominin kurallarına uygun olarak serbestçe tespit edilen bir tarifeye ve abonman sözleşmesine göre alınmakta, başka bir deyişle, idare ile kişi arasında sözleşmeyle alacak- borç ilişkisi doğmakta, ödenecek miktar ... (davanın somutunda özelleştirilen dağıtım şirketi olan ...) ile kişi arasında abonman sözleşmesiyle özel hukuk ilişkisi kurulmasından sonra verilen hizmet karşılığında maliyet-kâr esasına göre belirlenmektedir. Ödemenin hukuksal dayanağı; kamu gücüne değil, tarifeye ve iki taraf arasında yapılan abonman sözleşmesine dayanmaktadır. Nitekim, ödemelerin yapılmaması durumunda ... (davanın somutunda özelleştirilen dağıtım şirketi olan ...) alacağını, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre değil, sözleşme ilişkisine dayalı olarak özel hukuk hükümlerine göre tahsil etmektedir. Abone ile ... (ilgili dağıtım şirketi) arasında yapılan abonman sözleşmesi, daha çok “tip” sözleşme görünümünde olup, hizmetten yararlanan kişinin, sözleşmeyi idare ile birlikte düzenlemesi yerine katılımı söz konusudur. Ancak, bu durum, idare ile kişi arasında kurulan özel hukuk ilişkisini, idare hukuku ilişkisine dönüştürmez. Çünkü birçok durumda hizmetin tekel niteliği ve çok kişiye götürülme zorunluluğu, işin çoğunlukla tip sözleşmelerle ve hizmetten yararlanacakların katılımı yoluyla gerçekleşebilmesini olanaklı kılmaktadır (Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 05.05.2014 tarihli ve ████████ E., ████████ K. sayılı kararı).Somut uyuşmazlık; taraflar arasındaki abonelik sözleşmesine dayanıyor olup, uyuşmazlığın çözümünde adli yargı görevlidir. Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevli olduğu gözetilerek, işin esası incelenip değerlendirilmek suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.2.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,10.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.