Zayıflama hapı kullanımından kaynaklanan ölüm neticesinde açılan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasında, satıcı ve ithalatçının sorumluluğuna ilişkin ilk derece mahkemesi kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacılar, müteveffa yakınlarının sibutramin etken maddesi içeren, izinsiz ve taklit zayıflama hapının yan etkileri sonucu vefat etmesi üzerine, hapı satan ve ithal eden davalılar aleyhine açtıkları destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesince, davalıların özen yükümlülüklerini ihlal ederek ölüme sebebiyet verdikleri gerekçesiyle, davacılara tespit edilen maddi ve manevi tazminatların vefat tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiş, tarafların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrası verilen yeni hükümde de benzer yönde karar verilmiş olup, hem davacılar hem de davalı vekili tarafından bu karar temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk (Tüketici) MahkemesiSAYISI : ████████ E., ████████ K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinin müteveffa ...'in anne, baba ve kardeşi olduğunu, müteveffanın 26.09.2012 tarihinde vefat ettiğini, ... Adli Tıp Kurumunun 13.03.2013 tarihli raporu ile ölümüne etken maddesi sibutramine olan "... time" isimli zayıflama hapının yan etkilerinin yol açtığının belirtildiğini, bu zayıflama hapının davalı ... tarafından ... ilçesinde faaliyet gösteren aktar dükkanında gıda takviyesi adı altında müteveffa ... ve annesi müvekkil ...'a satıldığını, hapın faturasız olarak temin edildiğini, satıldığı tarihte satış izninin bulunmadığını, davalı ... hakkında Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2015 tarihli ve 2015/7 soruşturma numarası ile olası kast ile ölüme sebebiyet verme suçundan iddianame düzenlendiğini, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyası üzerinden yargılamasının devam edildiğini, diğer davalı şirketin ise zayıflama hapının ithalatçısı ve Türkiye pazarındaki dağıtımcısı olduğunu, davalı ...'in ceza dosyasında hapı diğer davalı şirketten temin ettiğini beyan ettiğini, müteveffanın vefat tarihinde ... Üniversitesi ... Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Muhasebe ve Finansal Yönetimi bölümünde ikinci sınıf öğrencisi olduğunu, vefat etmiş olmasaydı 2013 yılında yüksek okuldan mezun olup çalışmaya başlayacağını, anne ve babasına bakacağını, ölümü ile müvekkillerinin destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek, belirsiz alacak olarak, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, müvekkili ... için 25.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, müvekkili ... için 25.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi, müvekkili ... için 100.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.04.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini ... için 79.411,78 TL ve ... için 96.297,32 TL'ye yükseltmiş, ardından 02.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini ... için 394.689,58 TL ve ... için 666.699,36 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; zamanaşımı def'inde bulunduktan sonra, Yalvaç Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ E. sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu ilacı diğer davalı şirketin 2009 yılının dokuzuncu ayında Çin'den 600.000 adet Tarım ve Köy işleri Bakanlığının oluru ile ithal ettiğini, Türkiye'nin her yerinde dağıtımının yapıldığını, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının 11.01.2013 tarihli yazılarında 13.12.2010 tarihinden itibaren bu ürüne onay verilmediğinin belirttiğini, bu tarihten önce ilacın 2009 tarihinde izin ve onaylı olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkilinin ilaç satması ile ölüm olayı arasında illiyet bağı bulunmadığını, haksız fiilin unsurlarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin Asliye Hukuk Mahkemesi sıfatıyla verdiği 20.05.2019 tarihli kararıyla; Adli Tıp Kurumunun 13.03.2013 tarihli raporu ile mütevaffanın ölüm nedeninin etken maddesi olan sibutramin olan ... time isimli ilaç olduğunun belirlendiği, ilacın ... Kaymakamlığının 26.05.2010 tarihli ve 4260 sayılı oluru ile piyasadan toplatılması kararı verildiği, davalının satmış olduğu ilacın faturasız ve taklit olduğu, davalı ...'in bilinçli taksirle adam öldürme suçundan mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalıların basiretli tacir gibi hareket etmediği ve özen yükümlülüklerini ihlal ettikleri, dinlenen tanık beyanları itibariyle davacıların hem destekten yoksun kaldığı hem de manevi olarak ciddi derecede zarar gördüğü, PMF 1931 tablosu esas alınarak hesaplama yapılan 20.02.2019 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, geçici ödeme infazda gözetilerek tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere, davacı ... için 79.411,78 TL ve davacı ... için 96.297,32 TL maddi, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine Tüketici Mahkemesi sıfatıyla verdiği 15.11.2021 tarihli kararıyla; evvelki kararla aynı gerekçeyle, davanın kısmen kabulü ile, geçici ödeme infazda gözetilerek tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere, davacı ... için 79.411,78 TL ve davacı ... için 96.297,32 TL maddi, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesinin 30.09.2022 tarihli kararıyla; müteveffa ile davalıların kusur durumunun belirlenmesi açısından bilirkişi incelemesi yapılmadığı, müterafik kusurun bulunup bulunmadığının belirlenmediği, Yalvaç Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin ████████ sırasında kayıtlı boş jelatinler ile ████████ sırasında kayıtlı jelin dosyaya celbi ile taklit, sahte ya da merdiven altı üretim olup olmadıkları konusunda doktor ve eczacılardan oluşan bilirkişi heyetinden rapor aldırılarak, akabinde akademisyen bilirkişilerden oluşturulacak heyete müteveffa ve davalıların kusur durumu konusunda rapor aldırılması, yüksekokul öğrencisi olan müteveffanın kamuoyunda zararlı ve öldürücü etkileri bulunduğu bilinen zayıflama ilacını gizli saklı, doktora danışmadan bizzat satın alarak kullanmış olması, arkasından aynı yerden kabızlık şikayetiyle bitki çayı aldığı, bu konuda hekime ya da hastahaneye gitmeyi tercih etmediği, bu nedenle ölüm olayında mütevaffanın da kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, ithalatçı olan davalı şirketle diğer davalı satıcının da tüm yasal mevzuat çerçevesinde zararın oluşumuna yönelik kusurlarının olup olmadığı varsa oranı açık ve net olarak denetime elverişli bilirkişi raporuyla saptanması gerektiği, daimi iş gücü kaybı ve destek tazminatı hesaplamasında da bakiye ömür süresi tespitinde daha güncel ve ülkemize ait veriler kullanılarak hazırlanmış olan TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınması gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurularının kısmen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma kararı doğrultusunda davaya konu ilacın incelenerek, tarafların kusurunun belirlenmesi ve TRH 2010 tablosuna uygun hesap yapılması için denetime elverişli bilirkişi raporları alındığı, müteveffanın % 25, davalıların ise %75 oranında müteselsil sorumlu olduğunun bildirildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, kusur indirimi yapılarak ve geçici ödeme infazda gözetilerek tahsilde tekerrüre sebebiyet vermemek üzere, davacı ... için 295.576,02 TL ve davacı ... için 500.024,52 TL maddi, davacı ... ve ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL ve davacı ... için 50.000,00 TL manevi tazminatın vefat tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; belirsiz alacak olarak açılan maddi tazminat davasında, davacı tarafın ıslah va bedel arttırımı yapmasının mümkün olduğu, hükme esas alınana bilirkişi raporlarının denetime elverişli ve karar vermeye yeterli olduğu, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili; hükme esas alınan kusur raporunun hatalı ve eksik olduğunu, denetime elverişli olmadığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, raporda yer alan; "3 ay önce kullanılan bir ilacın içeriğinde olan veya olmayan maddeler yüzünden ölüm nedeni olma olasılığı yoktur." şeklindeki görüşün, davalı ...'in; müteveffanın vefatından 3 ay önce kendisinden 1 kutu ilaç aldığına yönelik savunmasına dayandığını, ancak bu savunmaya ceza yargılamasında itibar edilmediğini, kesinleşmiş ceza mahkemesi kararlarının maddi olgulara ilişkin kısımlarının hukuk hakimini bağlayacağını, işbu yargılamada kesinleşen Ceza Mahkemesi kararındaki kabul gereği, davalı ...'in müteveffaya 3 kutu ... time isimli ürünü bir kutu da bitkisel çay ürünü sattığı hususunun uyuşmazlık dışı olarak kabul edilerek kusur incelemesi yapılması gerektiğini, yine ceza yargılamasında alınan Adli Tıp İhtisas Kurulu Raporunda; müteveffanın ölüm nedeninin sibutramin yan etkilerinden kaynaklandığının tespit edildiğini, davalı ... tarafından 3 kutu olarak pazarlanan ve nereden temin ettiği belli olmayan taklit ürünün etken maddesinin ölüme sebebiyet verdiği kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile ortada iken kusur raporundaki değerlendirmenin hatalı olduğunu, dava konusu ürünün ilaç niteliğinde olmadığını, gıda takviyesi olduğunu, eczanede değil aktarda satıldığını, bu nedenle müteveffanın doktor gözetimi olmaksızın kullanmasının kusur durumunu etkilemeyeceğini, ceza yargılamasında yer alan belgelerden, ürünün ithal edildiği dönemde içeriğinin incelendiği ve ithal edilen ürünlerin içeriğinde sibutramin etken maddesinin bulunmadığı ve ithalatına izin verildiğinin görüldüğünü, davalı ...'in ne ceza ne de bu yargılamada ürünleri teminine dair fatura sunmadığını, nereden temin ettiği belli olmayan ürünü müteveffaya sattığının ve müteveffanın bunu kullanarak vefat ettiğinin ceza yargılaması ile sabit olduğunu, davalı ...'in % 100 kusurlu olduğunun kabulü gerektiğini, diğer davalı şirketin evvelce Mahkemece belirlenen kusur durumlarına itiraz etmemesi ve verilen kararlara karşı istinaf yoluna başvurmamasının müvekkilleri lehine usuli kazanılmış hak doğurduğunu, bu davalı yönünden tam kabul kararı verilmesi gerektiğini, Yargıtayın yerleşik uygulaması gereği; Mahkemenin 28.08.2017 tarihli ara kararı ile verilen geçici ödemelerin, 12.09.2017 tarihinde ... İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı icra takibine konulması üzerine davalı ... tarafından 13.10.2017 tarihinde ödendiğini, müvekkilleri ... ve ... için ayrı ayrı ödenen 5.000,00 TL'nin vefat tarihinden ödeme tarihine kadar işlemiş faizinin de hesaplanarak kararda gösterilmesi gerektiğini, takdir edilen manevi tazminatların düşük olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini, müvekkilinin sattığı ürünün bir aylık olduğunu ve ölümün üç ay sonra meydana geldiğini, müvekkilinin sattığı ilacın bitmesinin ardından müteveffanın ilacı başka yerden temin etmiş olabileceğini, müvekkilinin fiili ile ölümün meydana geldiğinin kesin olarak belirlenemediğini, bu durumun kusur bilirkişi raporunun sonuç kısmında; "...müteveffanın ölüm nedeni olarak sibutramin maddesi gösterilse de ölüme neden olacak bir ilaç olarak kabul edilemez. Ayrıca 3 ay önce kullanılan bir ilacın içeriğinde olan veya olmayan maddeler yüzünden ölüm nedeni olma olasılığı yoktur. ... time adlı ürün içinde sibutramin olup olmaması kilo verme üzerine sonucu değiştirebilir ama ... ve kapsainin ölüm nedeni olması daha muhtemeldir. Otopsi raporu da aslında bu ilaçların sebep olacağı durumu desteklemektedir. Ayrıca bizzat zayıflama eylemi de ölüm nedeni olabileceği gibi, vitamin ve mineral eksiklikleri ve kişinin yemek sonrası kusma durumu söz konusu ise elektrolit dengesizliği ile de ölüm vuku bulabilir. Eğer bu dönemde phen-fen kombinasyonu içeren ürün tüketmişse bunun ölüm nedeni olma olasılığı çok yüksektir." şeklinde belirtildiğini, anılan raporun karar kısmında ise; "Ölüm nedeni ile ölümden 3 ay önce kullanılan ürün içinde bulunduğu belirtilen sibutramin arasında illiyet bağı kurulamaz. 3 aylık süre içinde belki sahtesinde değil ama orijinalinde bulunduğu belirtilen kapsain maddesi bulunan ... time ve phen-fen içeren ürünler kullanılmış ise bunların ölüm nedeni olma olasılığı daha yüksektir." kanaati bildirilerek illiyet bağının bulunmadığının ortaya konduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, meydana gelen zararın müteveffanın kusurundan kaynaklandığını, bu tespitlere rağmen kusur oranlarının hatalı belirlendiğini, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığının 11.01.2013 tarihli cevabi yazılarında 13.12.2010 tarihinden itibaren dava konusu ürüne bir belge ve onay verilmediğinin belirtildiği, Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumunun soruşturma dosyasında verdiği 30.01.2013 tarihli cevabi yazısında; “Bakanlığın 27.01.2010 tarihli ve 7311 sayı ile sibutremin etkin maddisi bulunan ve obezite tedavisinde kullanılan tüm müstahzarlara ait ruhsatnamelerin askıyı alındığı” bildirildiği, ilaçların 2010 yılı sonuna kadar hem Sağlık hem de Tarım Bakanlığının bilgisi dahilinde satıldığı, ilaçların yasaklanmasına ve toplatılmasına dair sürecin nasıl işlediğinin araştırılmadığını, müvekkiline bir tebligat yapılmadığını, davalıların kusur oranının ayrı ayrı belirlenmesi gerektiğini, davacının ikinci ıslah talebinin kabul edilmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 176. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir, hükmüne aykırı olduğunu, kabul anlamına gelememek kaydıyla, ikinci ıslah dilekçesinin verildiği tarihte talebin zamanaşımına uğradığını, müteveffanın ailesinin oturduğu evde tutulan tutanağa göre; evde bitkisel çay ile birlikte "LA JİAO ..." tablet bulunduğu, bu tabletin müvekkil tarafından satılmadığı, müteveffanın dava konusu ilaç dışında da ilaçlar kullandığı, Adli Tıp Kurumu raporunda; dava konusu ilacın öldürücü bir ilaç olmadığı, ancak içinde bulunan sibutramin etken maddesinin yan etkileri sonucu ölümün meydana gelmiş olabileceğinin kabulü gerektiğinin belirtildiği, bir ilacın yan etkilerinin kişide önceden var olan rahatsızlıklara, aynı anda kullandığı bazı ilaçlara, ilaçlarla birlikte aldığı bazı gıdalara, ilacın zamanında ve dozunda kullanılıp kullanılmadığına göre değişeceğini, bu husus ilacın doğru kullanılması halinde yan etkisinin olmayacağını ve istenmeyen sonuçların meydana gelmeyeceğini gösterdiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, manevi tazminat miktarında da kusur indirimi yapılması gerektiğini, reddedilen kısım üzerinden lehlerine takdir edilen vekalet ücretinin eksik hesaplandığını, harç, masraf ve yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yasaklı ilaç kullanımı sonucu desteğin öldüğü iddiasıyla maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 1. Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle kaldırma kararına uygun şekilde alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davalı ... vekilinin tüm davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) "Geçici Ödeme" başlıklı 76. maddesi; "Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir." hükmünü havidir. İlk Derece Mahkemesinin 28.08.2017 tarihli ara kararı ile; davacılar için ayrı ayrı 5.000,00 TL geçici ödemenin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; kararın davacılar vekilince 12.09.2017 tarihinde ... İcra Müdürlüğünün █████████ E. sayılı icra takibine konu edilmesinin ardından, davalı ... tarafından 13.10.2017 tarihinde ödeme yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince her ne kadar geçici ödemenin hükmün infazı sırasında gözetilerek tekerrüre sebebiyet verilmemesi yönünde hüküm tesis edilmişse de, mezkur kanun maddesi uyarınca; geçici ödemenin tazminattan mahsup edilmesi ve mahsup edilen geçici ödemenin olay tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline hükmedilmesi ve harcın buna göre düzeltilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanunu’nun 370. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı ... vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Davacılar vekilinin geçici ödemeye faiz işletilmesine yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin (a) ve (b) alt bentleri ve (2) numaralı bendi çıkarılarak yerine sırasıyla; ''a) 394.101,36 TL olarak hesaplanan maddi tazminattan yüzde yirmi beş (%25) oranında kusur indirimi yapılarak bulunan 295.576,02 TL'den 13.10.2017 tarihinde yapılan 5.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu ile bulunan 290.576,02 TL'nin 26.09.2012 olay tarihinden itibaren ve 5.000,00 TL geçici ödemenin 26.09.2012 olay tarihinden 13.10.2017 ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," ve "b) 666.699,36 TL olarak hesaplanan maddi tazminattan yüzde yirmi beş (%25) oranında kusur indirimi yapılarak bulunan 500.024,52 TL'den 13.10.2017 tarihinde yapılan 5.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu ile bulunan 495.024,52 TL'nin 26.09.2012 olay tarihinden itibaren ve 5.000,00 TL geçici ödemenin 26.09.2012 olay tarihinden 13.10.2017 ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," alt bentleri ve "2. Alınması gereken 70.741,87 TL harçtan peşin alınan 1,195,43 TL harç ile ıslah harçları toplamı olan 4.647,83 TL ve 04.03.20 22... /63 harç nolu harç tahsil müzekkeresine konu 27.455,41 TL bakiye karar harcı toplamı olan 33.298,67 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 37.443,20 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına," bendi yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Davacılar harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcın iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.