Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üyelik davalarında istinaf mahkemelerinin olay yargılaması ve bozma kararı verme yetkisini inceleyerek eksik araştırmayı vurguluyor.
Özet: Bu hukuki evrak, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi kararını incelemektedir. Türk ceza adalet sisteminde istinaf kanun yolunun temel amacının maddi meseleyi denetlemek ve gerektiğinde olay yargılaması yaparak maddi gerçeğe ulaşmak olduğu vurgulanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin kural olarak davayı yeniden görecek mahkemeler olduğu, duruşma açmadan bozma kararı verme yetkilerinin ise yalnızca muhakeme hukuku kurallarına aykırılık gibi sınırlı hallerle sınırlı olduğu açıklanmaktadır. Belirtilen kararda, askeri personelin ankesörlü/sabit telefon hatları üzerinden terör örgütüyle irtibat kurduğuna dair iddialar karşısında, bölge adliye mahkemesinin duruşma açmaksızın hükmü bozması eleştirilerek, emniyet analiz raporları, HTS kayıtları ve bilirkişi incelemesi gibi detaylı maddi araştırma yapılması gerektiği belirtilmektedir.
3. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : ███████ E., ███████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5/1, TCK'nın 62/1, 53/1-2-3, 58/9 ve 63. maddeleri gereğince verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Denetim muhakemesinin bir türü olan istinaf kanun yolunun Türk Ceza Adalet Sisteminde kabul edilmesinin temel amacı, temyiz incelemesi sırasında gerçekleştirilemeyen “maddi meselenin” denetlenebilmesi düşüncesidir. İlk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığı tespit eden ve deliller ile doğrudan temas edebilen istinaf mahkemesi yeni bir öğrenme muhakemesi (olay yargılaması) yapabilme imkanına sahip olduğu için, gerektiğinde düzeltme (ıslah) yoluyla veya hükmü kaldırarak davanın esası hakkında yeniden karar vermek suretiyle kanun yolu denetimi esnasında uyuşmazlığın esasını da çözme yetkisi sayesinde maddi gerçeğe en hızlı şekilde ulaşma olanağı sunmaktadır.
Ülkemizin kabul ettiği sistemde ilk derece mahkemesince yapılan yargılama tamamen değil, gerekli görülen durumda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla olay yargılaması yapılabilmesi prensibine dayanmaktadır. Dar anlamda istinaf olarak da nitelendirilen bu denetim muhakemesi türünün düzenlendiği 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ilgili hükümlerinden biri olan 280. maddesinin başlığında “Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma” ifadesine yer verilmesi ile ilgili düzenlemede bu terimin tercih edilmesi, istinaf incelemesinde olay yargılaması yapılması görev ve yetkisinin bulunduğuna işaret etme amacı taşımaktadır.
Türk Ceza Adalet Sisteminde, kural olarak bölge adliye mahkemelerinin sınırlı hallerde duruşma açmadan hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (ıslah) veya bozma kararı verebileceği, diğer hallerde ise maddi meselenin çözümü noktasında “davayı yeniden görecek” mahkemeler olduğu açıkça ortaya konmuştur. Aksi düşünüldüğünde, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararı verilmesi üzerine hem bölge adliye mahkemesi kararının hem de bu karara karşı direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince verilecek kararın Anayasa’nın 36 ve CMK’nın 3, 278-284. maddeleriyle belirlenen görev kurallarına aykırılık sebebiyle görevsiz mahkemece verilmiş kararlar niteliğinde olacağından, hukuka açık ve ağır aykırılık sonucuna yol açacaktır.
Bölge adliye mahkemelerinin bozma kararı verebileceği hallere CMK’nın 280/1. maddesinin (e) ve (f) bentlerinde yer verilmiştir. Bu hallerden ilki Kanun’un 289/1. maddesinde sayılan “hukuka kesin aykırılık halleridir” İkinci ise “soruşturma ve kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması” durumudur. Görüldüğü üzere, istinaf incelemesinde bozma kararı verilebilecek durumlar hiç bir surette maddi meselenin çözümüne/davanın esasına ilişkin olmayıp, muhakeme hukuku kurallarına aykırı davranılarak hüküm kurulmasına ilişkindir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 gün ve 2024/6-490-████████ sayılı kararında ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere, ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine inceleme yapan Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin CMK’nın 2 80... . maddeleri gereğince duruşma açmaksızın hükmün "Askeri personel olan sanığın ardışık arama yöntemi ile silahlı terör örgütünün mahrem yapılanması içerisinde bulunan örgüt üyeleriyle irtibat kurmak sureti ile örgütün hiyerarşik yapısı içerisine girdiğinin iddia olunduğu dosya kapsamından; Emniyet birimlerinden terör örgütünün ankesörlü/sabit telefon hatlarıyla irtibat kurma yöntemine ilişkin analiz raporunun temini, askeri personel olan sanığın Adıyaman ilinden önce ve sonra görev yaptığı yerlerin tespiti ile, bu yerlerde de ardışık arama yöntemi ile aranıp aranmadığı hususunda ilgili birimlere araştırma yaptırılıp, bu yerler ile ilgili olarak da tespit yapılması halinde buna ilişkin analiz raporlarının da temini, sanığın ankesörlü/sabit telefon hatlarıyla arandığı telefon numarasının baz istasyonlarını ve "0" saniyeli çağrılar da dahil olmak üzere görüşme kayıtlarını gösterir HTS kayıtlarının temini ile bu kayıtlarla emniyet birimlerinden temin olunan kayıtların karşılaştırılması, gerekirse bu hususta bilirkişi incelemesi yaptırılması, sanıkla birlikte ardışık olarak aranan tüm şahısların askeri personel olup olmadıklarının ve haklarında aynı konuda adli işlem yapılıp yapılmadığının tespiti ile yapılmış ise savunmalarına ilişkin evrakların getirtilip, özellikle ardışık aranma hususunda ya da sanık yönünden etkin pişmanlık hükümleri kapsamında vermiş olduğu beyanlarının olup olmadığının araştırılarak, birer örneklerinin İstinaf/Yargıtay denetimine esas olmak üzere temini ile dosyaya eklenmesi, lüzumu halinde mahkemece tanık sıfatı ile dinlenilmeleri, fiili ya da hukuki irtibat bulunduğunun tespiti halinde dosyaların birleştirilmesinin değerlendirilmesi, örgüt mensupları hakkında soruşturma ve kovuşturmaların devam ettiği bir çok itirafçı tanığın beyanları ile örgüt mensuplarının ortaya çıkarıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında başka dosya şüphelisi veya sanıkları tarafından etkin pişmanlık kapsamında veya tanık olarak alınan ifadelerde sanıkla ilgili bir beyan veya teşhisin bulunup bulunmadığının araştırılarak var ise bu beyanların temini ve gerekirse beyanda bulunanların tanık sıfatıyla dinlenilmesi ile neticesine göre sanığın yasal durumunun tayin ve taktiri gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması" nedeniyle bozulmasına karar verdiği, fakat ilk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak gösterilmesi ve bu haller dışında hükmün bozulmasına karar verebilecek durumlar söz konusu olmamasına rağmen; bozma yetkisi geniş şekilde kullanılarak dosya üzerinden yapılan incelemeyle, ilk derece mahkemesinin direnme yetkisi ile tarafların kanun yoluna başvurma haklarını ellerinden alacak biçimde bölge adliye mahkemesinin verdiği bozma kararı ve bozma sonrası ilk derece mahkemesince verilen hükmün görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olması nedeniyle CMK’nın sistematiğine aykırı, tarafların mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanma ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakılmalarına neden olacağından hukuka açık ve ağır aykırılık oluşturması karşısında, bölge adliye mahkemesince CMK 280. maddesi birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılıp, taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı başkaca yönleri incelenmeyen hükmün CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca, tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, CMK’nın 304. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise bilgi için Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!