Yaşlı davacının intifa hakkı yerine tapuda satış işlemi yaptırılarak aldatıldığı iddiasıyla mali müşavir aleyhine açtığı taşınmaz bedeli tazminat davası.
Özet: Davacı, 74 yaşındaki annesi olarak, eşinden miras kalan ve üzerinde villa bulunan taşınmazının tamamını, vefatından sonra oğlunun üst katı kullanabilmesi için intifa hakkı tesisi sandığı bir işlemle davalı mali müşavire sattığını, güvendiği oğlu, aile avukatı ve davalı tarafından aldatılarak tapuda satış işlemi yapıldığını, işlemi bilmediğini ve parasını almadığını, durumu ancak diğer oğlunun şufa davası açmasıyla öğrendiğini iddia ederek taşınmaz bedelinin iadesini talep etmiş; davalı ise satış işleminin hukuka uygun olduğunu, davacının bilerek satış yaptığını ve davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunmuştur.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin murisi eşi ...'dan ... Merkez ... Köyü 1 44... parsel sayılı taşınmazın 2/8 hissesinin müvekkiline, kalan hisselerin ise dava dışı çocukları ... ve ...'e miras yolu ile kaldığını, dava dışı ...'in hissesini bedeli karşılığında 05.03.2018 tarihinde müvekkiline sattığını, taşınmazın tapuda arsa olarak görünmesine rağmen üzerinde 2 katlı bahçeli villa tarzında yazlık olarak kullanılan bir yapı bulunduğunu, binanın giriş katının uzun zamandan beri müvekkili, üst katını da oğlu ... tarafından kullanıldığını, müvekkili oğlu ...'in hissesini satın aldıktan birkaç ay sonra diğer oğlu ...'ın müvekkiline aralarında husumet ve küslük bulunan kardeşi ...'in kullanmasına mani olmak üzere bu yerin üst katının kendi intifasında kalması için baskı yapmaya başladığını, ailenin uzun zamandan beri muhasebeciliğini ve mali müşavirliğini yapan davalının ofisinde ve ailenin uzun yıllardan beri avukatlığını yapan dava dışı avukatın ofisinde taşınmazın hukuki konumunu konuşup tartıştıklarını, en sonunda müvekkilinin vefatından sonra bu yerin intifa hakkının ...'a bırakılması için müvekkilinin ikna edildiğini, intifa hakkının verilmesi için tapuya gittiklerinde dava dışı avukat ile oğluna ve davalı mali müşavire güvendiği için evrakları okumadan imzaladığını, tapudan geldikten sonra davalı ile oğlu ...'ın bu işin bir de adi sözleşmesi var diyerek bilmediği, okumadığı ve içeriğinde ne yazılı olduğu anlatılmayan bir A4 kağıdına yazılı başka bir evrakı da müvekkiline imzalattırdıklarını, müvekkilinin 74 yaşında olduğunu, kendisine olaylar anlatılsa idrak edecek yapıda olduğunu, ancak hiçbir ücret almadan baskı ve hile neticesinde intifa hakkını değil kendi üstündeki hissesinin tamamının davalıya satış işlemi yapıldığını, müvekkiline satış işlemi olacağının tapuda dahi söylenmediğini, müvekkilinin satış işlemden herhangi bir haberi ve bilgisinin olmadığını, iki kardeş arasında ileride niza ve huzursuzluk çıkmasın diye üst katın intifa hakkını oğlu ...'a verilmesi hususunda işlem yaptığını sanarak tapuya gittiğini, yaptıkları araştırma ile dava dışı oğlu ... tarafından davalı aleyhine ... Asliye Hukuk Mahkemesinde şufa hakkı davası açıldığını ve davaya konu yerin hisselerinin tamamının ...'a geçtiğini öğrendiklerini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00 TL taşınmaz bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, taşınmazın güncel bedelinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince belirlenerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.000,00 TL'nin devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 15.01.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle dava değerini 428.125,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davaya konu satış işleminin 28.06.2018 tarihinde yapıldığını, davanın ise 22.08.2019 tarihinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmasından sonra açıldığını, dava değerinin 2.000,00 TL olarak gösterildiğini, satış işleminin ise 100.000,00 TL bedelle yapıldığını, eksik harcın tamamlaması için kesin süre verilmesi gerektiğini, davacının iddialarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının 28.06.2018 tarihli tapu resmi senedindeki imzasını ve yazısını inkar etmediğini, tapu müdürlüklerinde yapılan işlemlerin belirli usul ve esaslar dahilinde tarafların her konuda resmi görevlilerce aydınlatılması ile yapıldığını, davacının taşınmazını müvekkiline sattığını bildiğini, taşınmaz hakkında davacının dava dışı oğlu diğer taşınmaz hissedarının ön alım davası açtığını, taşınmazın müvekkilinin elinden rızası hilafına gittiğini ve taşınmazla ilgili bir tasarrufta bulunamadığını, müvekkilinin hile yapmasını gerektirecek bir niyetinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2021 tarihli kararıyla; davacının aldatıldığını ileri sürmesi karşısında davalının hak düşürücü süre itirazında bulunduğu, davacının dava tarihinden önce bu hususu öğrenmiş olduğuna dair davalı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı ve savunmasını ispat edemediği, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, dinlenen davacı tanıklarından ve taraf beyanlarından murisin vefatından sonra dava dışı oğullar ... ve ...'in arasının iyi olmadığı, ancak yaz tatili için taşınmaza geldikleri, taşınmaz nedeniyle oluşan hasımlık nedeni ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, davacının işlem tarihinde 74 yaşında olduğu, yaşının aldatılmaya ve yanıltılmaya uygun olduğu, davacıya eşinden emekli maaşı kaldığı ve herhangi bir ekonomik sıkıntısının olmadığı, yazlık evindeki payını satması için herhangi bir nedeninin bulunmadığı, ailenin muhasebecisi olup aile fertlerince yıllardan beri tanınan davalının taşınmazın 2 ayrı kat olmasına rağmen paylaşılmadığını bildiği yada bilebilecek durumda olduğu, yazlık bir evin 5/8 payını satın alması için bir nedeninin bulunmadığı, satın aldıktan sonra da yazlık evi hiç kullanmadığı ve oturmadığı, yine 2017 yılındaki ortaklığın giderilmesi davasında taşınmazın tamamına 580.000,00 TL fiyat biçilmiş iken hiç kimsenin 5/8 payını 1 yıl sonra 100,000,00 TL bedelle satmayacağı, dava konusu işlemden sonra taşınmazda 3/8 payı bulunan dava dışı ...'ın, davalıya davacının paylarının satışını sağladıktan sonra açtığı ön alım davası ile taşınmazın tamamına sahip olduğu, davacının iradesinin davalı ve dava dışı oğlu tarafından hile yapılıp hataya düşürülerek fesada uğratıldığı, davacının gerçek iradesinin yaşlı olmasını da gözeterek oğullarının ve kendisinin 2 katlı evin ayrı ayrı kullanımını sağlamak amacıyla intifa hakkı devri olduğu, bu hususta resmi memur önünde yapılsa dahi hata/hile hukuksal nedeninin ileri sürülebileceği, dava dışı oğlu ...'ın amacının ise taşınmazın mülkiyetinin tamamını alarak davacı annesi ve arasının bozuk olduğu kardeşi ...'in yazlıktan yararlanmasının önüne geçmek olduğu, alınan oluşa uygun bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 685.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı 5/8 oranındaki payına isabet eden bedelin 428.125,00 TL'nin olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 2.000,00 TL'nin dava ve 426.125,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 27.02.2024 tarihli kararıyla; aşırı yararlanma ve aldatma nedenlerine ilişkin öğrenme olgusunun maddi bir durumu ifade ettiği ve öğrenmenin ne zaman gerçekleştiği hususunun tanıkla ispat edilebileceği, tapudaki resmi senet tarihi 28.06.2018 ve dava tarihinin 22.08.2019 olduğu, davacı gerçekte satım sözleşmesi imzaladığını 2019 yılında bayramlaşmaya gelen yakınlarından öğrendiğini belirttiği, davacı tanığı ...'in ise; dava dışı abisi ile tartışmalarının karakola intikal etmesi neticesinde, karakolda abisinin evin tapusunu aldığını söylemesi üzerine satımdan haberdar olduklarını belirttiği, ancak öğrenme tarihini belirtmediği, Mahkemece tanıktan söz konusu tarih sorulmadığı gibi belirtilen karakol ifadelerinin de araştırılmadığı, Mahkemece davacı tanığı yeniden dinlenilerek davacı tarafın tapuda satım yaptığını ne zaman öğrendiği tarih belirtilmek suretiyle sorularak, tanığın bir önceki ifadesinde geçen ilgili karakol/jandarma evrakları celp edilerek, taşınmazın devrini gösterir akit tablosu, tapu kütüğü sayfası, resmi senet sureti varsa sağlık kurulu raporunun ilgili tapu müdürlüğünden celp edilerek, ilgili Belediye Başkanlığından taşınmaza ilişkin 2018 yılından itibaren yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar celp edilerek, şufa davasına ilişkin dosya celp edilerek, davacı tarafça aşamalarda davalı ve dava dışı oğlu hakkında hileye dayalı olarak Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu belirtildiğinden varsa soruşturma dosyası celp edilerek sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava dışı ...'ın 27.07.2019 tarihli kolluk ifadesinde "Babam rahmetli olduktan sonra ben bu evi bedelini ödeyerek satın aldım, evin tapusu benim üzerimedir" şeklinde beyanda bulunduğu, davacı tanığı ...'in 27.07.2019 tarihli kolluk ifadesinde; "Burası benim annemin evi, ben istediğim zaman gelirim. Kardeşim ...'ın bahsettiği gibi orası sadece kendi üzerine tapulu yeri değil." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının 27.07.2019 tarihli kolluk ifadesinde; "Burası benim evim, istediğim zaman torunum buraya gelip gidebilir, seni ilgilendirmez." şeklinde beyanda bulunduğu, davacının ifade tarihi itibariyle dava konusu yerdeki hissesini devrettiğinden haberdar olmadığı, davacı tanığı ...'in, bu olaydan sonra tapuda yaptıkları araştırmada devir işlemini öğrendiklerini beyan ettiği, dava dışı ... hakkında dolandırıcılık suçundan ... Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ E. soruşturma sayılı dosyasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacının dava konusu taşınmazın sadece dava dışı oğlu ... adına kayıtlı olduğunu öğrendiği en erken tarihin 27.07.2019 olarak kabul edilmesi halinde, davanın 22.08.2019 tarihinde bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı, davaya konu satış tarihinde davacının yetmiş yaşının üzerinde olduğu, satış işlemi esnasında tapu idaresince herhangi bir sağlık raporu aldırılmadığı, dinlenen tanık beyanlarıyla da sabit olduğu üzere; davacının taşınmazın alt katını, dava dışı oğlu ...'ın ise üst katını kullandığı, davacının oğulları arasındaki anlaşmazlığın yine tanık beyanlarıyla doğrulandığı, davacının tapuda yapılan işleme ilişkin iradesinin taşınmazın üst katında dava dışı oğlu ...'a intifa hakkı tanınmasına ilişkin olduğu hususunun da yine tanık beyanlarıyla doğrulandığı, davalı yanca her ne kadar davacının satış işleminden haberdar olduğu ve işlemin resmi belge niteliğinde olduğu savunulmuş ise de, işlemin karşı tarafı olan davalının aile dostları ve muhasebecileri olduğu, işlem sırasında davacının dava dışı oğlu ...'ın da yanlarında olduğu, davacının yaşı, beraberinde gelen oğlunun varlığı ve davalının aile dostları ve muhasebecileri oluşu, davalının dava konusu taşınmaza ilişkin vergi gibi hiçbir ödemede bulunmayışı, taşınmazın devir tarihinden sonra da kesintisiz şekilde davacı yanca kullanılmaya devam edildiği, davalı yanca davacıya satış bedeli olarak ödemede bulunulduğunun davalı yanca ispatlanamadığı, davacının davalı yan ve dava dışı oğlu ...'ın intifa hakkı tesis edileceğine ilişkin hileli hareketleri sonucu aldatılarak iradesinin sakatlandığı, 28.06.2018 tarihli satış işleminden tam bir hafta sonra dava dışı ... tarafından davalı aleyhine ön alım davası ikame edildiği ve davalının bu davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmadığı, davalı ile dava dışı ...'ın taşınmazın tamamının dava dışı ...'a geçişini sağlamak veya kolaylaştırmak maksadıyla danışıklı şekilde hileli hareketler sergiledikleri gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 1.000,00 TL'nin dava ve 427.125,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen tanık beyanlarına göre, davacı ile davalının eskiye dayalı olarak davalının muhasebecileri olmasından kaynaklı tanışıklıklarının bulunduğu, davacının dava dışı oğlu ...'la kullanım hakkı ile ilgili tapu sicil müdürlüğünde işlem yaptığını zannettiği, gerçekte davalıya taşınmaz hissesinin devrinin yapıldığını bilmediğinin ileri sürüldüğü, dinlenen tanık beyanlarına göre de davacının kullanım hakkının kendisinde olduğunu beyan ettiği, 27.07.2019 tarihinde Jandarmada alınan beyanında da davacının evin kendisine ait olduğunu beyan ettiği, bu itibarla davacının tapuda yapılan işlemin davalıya hisse devrine ilişkin olduğunu bilmediği, tapuda belirtilen satım bedeli, bilirkişi tarafından satım tarihi itibariyle taşınmazın belirlenen rayiç değeri, davalının söz konusu rayiç bedeli ödediğine ilişkin bir savunmada bulunmadığı gibi tapuda belirtilen 100.000,00 TL bedeli resmi senette ispat edildiği üzere ödediğini iddia ettiği söz konusu devir bedelinin taşınmazın belirlenen rayiç bedelinin oldukça altında olduğu, hayatın olağan akışında söz konusu bedel ile alım satımın yapılmayacağı, tapudaki devir işleminden sonra davacının dava konusu taşınmazı kullanmaya devam ettiği, taşınmazın davalı tarafça kullanılmadığı gibi taşınmazın boşaltılması yönünde davacıya ihtar yapıldığının da iddia edilmediği, böylece davacının hile iddiasını ispat ettiği, Mahkemece belirlenen rayiç bedelin tahsiline ilişkin kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, bilirkişi tarafından dava tarihi itibariyle belirlenen bedelin makul olduğu, ancak Mahkemece taşınmazın dava dışı ...'a geçişini sağlamak ve kolaylaştırmak maksadıyla danışıklı şekilde davalı ile dava dışı ...'ın hileli işlem yaptığı kabul edilerek hüküm tesis edilmiş ise de, dosyada dava dışı ...'ın taraf olarak bulunmadığı, davada taraf sıfatı bulunmayan kişinin de davaya dahil edilerek gerekçe oluşturulmasının yerinde olmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçenin mezkur şekilde düzeltilmesi ve davanın kabulü ile, 1.000,00 TL'nin dava ve 427.125,00 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davacının 14.08.2020 tarihinde verdiği ifadesinde "Evin kendime ait hissemi oğlum ...'a verdim." dediğini, davacıya işlemin satış olduğuna dair tapu müdürlüğünden kısa mesaj gönderildiğini, davacının bu mesaja rağmen işlemin satış olduğunu bilmediği iddiasının inandırıcı olmadığını, müvekkilinin taşınmazı aldıktan hemen sonra kendisine şufa davası açıldığından, emlak vergisi yatırma, evde düzenleme yapma ya da ikamet etmek gibi bir fırsatının olmadığını, şufa davasında davayı takip etmeme hakkını kullanmasının aleyhine değerlendirilemeyeceğini, davacının tasarruf
ehliyeti olmadığı yönünde iddiasının bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu evde oturmamasının gerekçe yapılamayacağını, davacının imzaladığı tapu senedinde satış parasını aldığını açıkça beyan ettiğini, ödeme hususunda ispat yükünün Mahkemece hatalı değerlendirildiğini, dinlenen tanıkların davacının dava dışı ...'tan oturma hakkı aldığını belirttiklerini, tanık ...'in konuta satılık tabelası asıldığında, davacının "Nasılsa oturma hakkı bende, ben oturma hakkını aldım" dediğini, dava dilekçesinde davacının ...'a intifa hakkı vermek için tapuya gittiğinin iddia edildiğini, Mahkemenin bu şekilde çelişkili beyanlardan hangisine itibar ettiğini gerekçesinde açıklamadığını, davacının hile nedeni olarak sunduğu olayın belirsiz olduğunu, davacının tapu dairesine oğlu ...'a intifa hakkı vermek için mi, kendisine intifa hakkı almak için mi gittiğinin çelişkili olduğunu, davacının 2019 yılı Kurban Bayramında bayramlaşmaya gelen komşularından taşınmazın satıldığını öğrendiği beyan etmesine rağmen tanıkların ...'ın karakolda biz bu taşınmazı satın aldık demesi üzerine davacının taşınmazın satıldığını öğrendiğini beyan ettiklerini, davacının resmi senetteki imzayı inkar etmediğini, resmi senet tanzimi esnasında mevzuat gereği resmi görevlinin irade beyanlarından tarafların karşılıklı olarak bilgi sahibi olduğundan emin olması gerektiğini, tarafların resmi senet altını okudum yazarak imzaladıklarını, davacının oğlu diğer taşınmaz hissedarının, müvekkili hakkında ön alım davası açtığını, taşınmazın zaten müvekkilinin elinden rızası hilafına çıktığını, müvekkilinin taşınmazla ilgili bir tasarrufta bulunamadığını, müvekkilinin hile yapmasını gerektirecek bir niyeti olmadığını, müvekkilinin işlemler sonrasında zenginleşmediğini, davacının taşınmazın piyasa bedelinin talep etmesinin mümkün olmadığını, gerekçeli karara göre bu işlemden haksız kazanç elde eden, tüm hile ve aldatmaları yaptığı iddia edilen kişinin davacının oğlu dava dışı ... olduğunu, davacının kendisini aldattığını iddia ettiği oğluna karşı dava açmadığını, davanın belirsiz alacak davası olmadığını ve ıslahın hak düşürücü süre içerisinde yapılmadığını, hak düşürücü süre itirazlarının değerlendirilmediğini, taşınmazın tapuda arsa olarak kayıtlı olduğunu, intifa hakkının verilmesinin söz konusu olmadığını, konutun değerine yaptıkları itirazın haksız olarak reddedildiğini, belirlenen değerin fahiş olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hileyle iradesi sakatlanarak tapuda devir yapıldığı iddiasıyla rayiç bedel iadesi istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle davacının taşınmazdaki hissesinin rayiç değerinin çok altında davalıya devredildiği, taşınmazın davalı tarafça kullanılmadığı gibi taşınmazın boşaltılması yönünde davacıya herhangi bir ihtar da yapılmadığı, taşınmazın davalıya devir tarihinden sonra da davacının kesintisiz kullanımında olduğu, davalının satış bedelini ödediğini ispat edemediği, dava dışı ... tarafından davalı aleyhine açılan ön alım davasında davalının davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmadığı, hisseli taşınmazın davalı tarafça rayiç değerinin çok altında alınmasının ve taşınmazı hiç kullanılmadan hisselerini ön alım davası takip edilmeyerek dava dışı ...'a geçmesine sebebiyet vermesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, dosyaya kazandırılan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın davacının elinden hile ile çıktığının ispat edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!