Kürtaj sonrası yapılan enjeksiyon sonucu sinir zedelenmesi iddiasıyla açılan malpraktis davasında, yetersiz bilirkişi raporu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince yeni inceleme kararı.
Özet: Kürtaj sonrası yapılan ağrı kesici enjeksiyon sonucu bacağında sinir hasarı meydana geldiğini iddia eden davacı, hastanenin tıbbi uygulama hatası ve ihmali nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmiştir; ilk derece mahkemesinin adli tıp raporuna dayanarak davayı reddetmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi, raporun gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, komplikasyonun sıklığı, hastanın aydınlatılmış onamı ve olası hata/ihmal konularında yeterli açıklama içermediği gerekçesiyle kararı bozmuş ve konunun kadın hastalıkları ve doğum, nöroloji, adli tıp ve fizik tedavi uzmanlarından oluşacak yeni bir bilirkişi heyeti tarafından yeniden incelenmesine karar vermiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : █████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Fethiye 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin kanaması olması nedeniyle 10.08.2020 tarihinde davalı hastaneye başvurduğunu, yapılan kürtaj işleminin ardından ağrısı olduğunu söylemesi üzerine ağrı kesici iğne yapıldıktan sonra sol bacağında uyuşma meydana geldiğini, bu durumu hem o esnada, hem taburcu olurken, hem de taburcu olduktan sonra dile getirdiğini, kontrol için hastaneye gittiğinde geçeceği telkininde bulunulduğunu, bilahare kadın doğum doktoru tarafından beyin cerrahına, ardından da fizik tedavi doktoruna yönlendirildiğini, 14 günlük tedavi süreci uygulanacağı söylenerek 31.08.2020 tarihinde EMG'sinin çekildiğini, EMG sonucunda davalı hastanede yapılmış olan ağrı kesici sonucu sinirlerinin zedelendiğinin tespit edildiğini, maruz kaldığı bu yanlış tedaviden dolayı 17.09.2020 tarihinde Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına “Doktorun Yanlış Tedavisi Sonucu İş Kazası Sebebiyle Oluşan Taksirle Yaralama” suçundan şikayette bulunduğunu, davalı hastanenin de durumdan ... . Noterliğinin ihtarnamesi ile haberdar edildiğini, yaşadığı ağrılar sebebiyle uyuyamaz, yürüyemez olduğunu ve fizik tedaviden sonuç alamadığı gibi davalı hastane tarafından fizik tedaviye de muhtaç bırakıldığını, davalı hastanede yapılan hatalı tıbbi uygulama sonucu vücudunda meydana gelen komplikasyonlarla ilgili muayene olduğu, ... Üniversitesi Hastanesi Algoloji Polikliniğinde kesin tanı olarak siyatik teşhisi konulduğunu, yanlış tedavi nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 1.514,29 TL maddi ve 70.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının 10.08.2020 tarihinde kanama sebebiyle kadın doğum polikliniğinde yapılan tetkikler sonucunda kürtaj yapılması gerektiği konusunda aydınlatıldığını, davacının bilgilendirildiğini kabul ederek onam formunu imzalaması akabinde kürtaj işleminin gerçekleştiğini, davacının bacağında ağrı olduğundan bahisle hastaneye başvurması üzerine yapılan incelemeler ve EMG sonucunda fizik tedavi alması gerektiğinin bildirildiğini, davacının işlemlerden 21 gün sonra yaptığı başvuruda zedelenmeye kürtaj işlemi sonrasında yapılan ağrı kesicinin neden olduğuna ilişkin beyanlarının somut bulguya dayanmadığını, enjekte edilen ilaçların doku içi yayılımı ile sinir hasarına neden olabileceklerinin tıbben bilindiğini, bu durumun enjeksiyonların tekniğine uygun yapılması durumunda da daha önceden öngörülemeyecek ve önlenemeyecek arazlara sebep olabildiğini, mevcut tablonun her türlü özene rağmen oluşabilecek, herhangi bir kusur ve ihmalden kaynaklanmayan komplikasyon olarak nitelendirileceğini, davacıda işgücü kaybının meydana gelmesinde hizmet kusurundan söz edilemeyeceğini, manevi tazminat açısından cismani zarar veya kişisel değerlere saldırı ile fiil arasındaki illiyet bağının birlikte gerçekleşmesi şartının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2023 tarihli kararıyla; dosya içeriğine uygun, denetime elverişli Adli Tıp Kurumu (ATK) raporunda davalıya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, uygulanan operasyon ve tedavilerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli kararıyla; her ne kadar hükme esas alınan raporda olayın bir komplikasyon olduğu tespiti yapılmış ise de, raporun davacıya yapılan tedavi nedeniyle gerekli özenin gösterilip gösterilmediği, bu tip komplikasyonlara hangi sıklıkta ve ne gibi durumlarda rastlandığı, doğabilecek komplikasyonlara karşı hastanın bilgilendirilip bilgilendirilmediği, tedavi ve ameliyatta herhangi bir hata, ihmal olup olmadığı konularında açıklama içermediği, davalının kusurlu olup olmadığının tespitine yeterli olmadığı, geçerli bir aydınlatılmış onamının varlığının tespiti ile davalının ATK raporuna yaptığı itirazları da gerekçeli bir şekilde değerlendirilip tartışılmak üzere üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak, konusunda uzman akademik kariyere sahip, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, nöroloji uzmanı, adli tıp uzmanı ve fizik tedavi uzmanının aralarında bulunduğu beş kişilik bilirkişi kurulundan, nedenlerini açıklayıcı, denetimine elverişli bir rapor alınmak suretiyle dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kaldırma karının ardından alınan denetime elverişli 10.04.2025 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalıya kusur atfedilmesinin mümkün olmadığı, uygulanan operasyon ve tedavilerin tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallarına uygun olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kaldırma kararının ardından alınan bilirkişi heyeti raporunun eski bilirkişi raporlarını ve Adli Tıp Kurumu raporunu tekrar etmekten öteye gitmediğini, müvekkilinin aradan yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen halen sağlıklı yürüyemediğini, fizik tedavi sürecinin yarısından fazlasını tamamlamasına rağmen, 4-5 gün daha gidememiş olması nedeniyle kusurlu kabul edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, müvekkilinin fizik tedaviye devam edememe sebebinin davalı sağlık kuruluşunun yaptığı kusurlu davranışa rağmen ücretsiz olarak tedavi etmesi gerekirken her seferinde ücret talep etmiş olması olduğunu, müvekkilinin olaydan sonra ... Üniversitesinde algoloji uzmanına gittigini, hasta dosyasının ... Üniversitesinden celbi ile meydana gelen zararlı eylemin netice ve sonucunun tam tespiti açısından algoloji uzmanından rapor aldırılması gerektiğini, raporların bireyselleştirilmesi gerektiğini, yapılan işlemlerin tıp bilimi açısından yeterliliği, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalının sorumluluğunu gerektirecek ihmal ya da hata bulunup bulunmadığı hususları belirtilmesi gerektiğini, iddialar, argüman ve itirazların değerlendirilip, kapsamlı ve açıkça tartışılması ile davalının konum ve sorumlulukları, dosyadaki mevcut tüm deliller ile beraber değerlendirilmesi gerekirken tüm bu hususları teşmil eden bilirkişi raporu tanzim edilmediğini, Mahkemece davalı hastanenin zararın ortaya çıkmasında ve önlenmesinde ihmalinin bulunup bulunmadığının irdelenmediğini ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşunun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davrandığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararda belirtilen gerekçeye, özellikle dosyaya kazandırılan ATK ve bilirkişi raporlarının birbiri ile uyumlu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz eden taraf harçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz karar harcının iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!