Alacağın temliki durumunda, temlik edenin vergi borçlarının, temlik alan şirkete karşı açılan menfi tespit davasında alacaktan mahsup edilip edilemeyeceği meselesi.
Özet: Davacı, dava dışı bir şirketin alacaklarını davalıya temlik etmesi sonrası, temlik edilen alacaktan devreden şirketin vergi ve SGK borçlarını ilgili kurumlara ödemesine rağmen hakkında icra takibi başlatılması üzerine borçlu olmadığının tespiti ve kötü niyet tazminatı istemiyle dava açmış; davalı ise temlik anlaşmasına taraf olmayan davacının bu tür ödemelerle borcundan kurtulamayacağını savunmuştur. İlk derece mahkemesi, alacak temlikinin davacıya bildirilmesinden sonra temlik edenin kamu borçlarına yapılan ödemelerin temlik alan davalıya karşı ileri sürülemeyeceği, davacının ancak temlik alana ödeme yaparak borcundan kurtulabileceği ve temlik alanın alacağından bu tür kesintilerin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı ve tazminat talebini reddetmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi

SAYISI : ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 27. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; dava dışı şirketin ... Devlet Hastanesindeki alacakları toplamı olan 153.632,16 TL'yi davalı şirkete ... . Noterliğinin 10.10.2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı temlikname ile devrettiğini, temlikname gereği yapılmak üzere müvekkili Kurum kayıtlarına alındıktan sonra davalı şirkete gönderilen dilekçe ile alacağı devreden dava dışı şirketin vergi borcu ve SGK borcu olmadığı takdirde, tahakkuk etmiş 151.923,64 TL alacağının nakit akışı müsait olduğunda belirlenen ödeme planına göre ödeneceğinin bildirildiğini, belirlenen ödeme planına göre davalı şirkete; ödeme emrinin tebliğ edildiği 05.01.2018 tarihinden önce 28.12.2017 tarihinde 41.289,98 TL, sonrasında ise 02.02.2018 tarihinde 21.773,20 TL, 27.02.2018 tarihinde 9.148,85 TL, 07.05.2018 tarihinde 4.313,13 TL ve 26.04.2018 tarihinde kapak hesabı yaptırılarak vekalet ücreti için de 12.434,43 TL ödeme yapıldığını, vergi ve SGK sorgusu yapılarak alacağı temlik eden dava dışı şirketin 69.651,05 TL ve 5.747,43 TL vergi borcu tespit edilmesi üzerine vergi borcunun vergi dairesine aktarıldığı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun (6183 sayılı Kanun) 22/A maddesinin Maliye Bakanına verdiği yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu getirme yetkisine istinaden, Tahsilat Genel Tebliğinin 4/i alt bölümünde belirlenen alacak türlerinden yine aynı bölümün 4/ü alt bölümünde belirlenen tutarın üzerinde vadesi geçmiş borcun bulunması halinde, borçlunun talebinin bulunup bulunmadığına bakılmaksızın ödenecek tutardan, vadesi geçmiş borç durumunu gösterir belgede belirtilen borç tutarını aşmamak üzere kesinti yapılarak ilgili tahsil dairesi hesabına aktarılması zorunluluğu getirildiğini, müvekkili Kurum tarafından bütün ödemeler gerçekleştirildiği halde 04.01.2019 tarihinde yapılan İstanbul 2. İcra Dairesinin ██████████ E. sayılı icra dosyası sorgusunda 87.845,25 TL bakiye borç çıkarıldığının görüldüğünü ileri sürerek, müvekkilinin icra dosyasından borçlu olmadığının tespitini ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı Kurumun temlik sözleşmesinin tarafı olmadığını ve temliknamede dava dışı şirketin vergi borcunun ödenmesinin kararlaştırılmadığını, dava dışı şirketin davacıdan alacağının tahakkuk ettiğinin ve davacının borçlu olduğunun dava dilekçesinde ikrar edildiğini, başlatılan icra takibine rağmen davacının borcun tamamını ödemek yerine kısmi ödeme yaptığını, davacı Kurumun alacaklı taraf müvekkili şirket iken ve açılmış bir icra takibi varken dava dışı şirketin vergi borcunu ödediğini beyan ettiğini ancak ödemeye dayanak belgeleri dosyaya sunmadığını, davacı Kurumun dava dışı şirketin vergi borcuna karşılık yaptığı ödemelerin müvekkili şirkete yapması gereken ödemelerden mahsup edilmesinin yasaya aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ve davacı Kurum aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli kararıyla; temlikin davacıya bildirildiği ve davacı tarafından da kayıtlarına işlendiği, sonrasında ise temlik alacağından temlik eden dava dışı şirket adına bir kısım vergi borçlarının ödendiğini, temlik davacıya ödeme öncesinde bildirilmiş olduğundan, bildirimden sonraki temlik edene veyahut temlik eden adına yapılan ödemelerin kabul edilemeyeceği, davacının bu miktar üzerinden temlik alan alacaklı davalıya olan borcunun devam edeceği ve davacının yalnızca temlik alan davalıya ifada bulunarak borcundan kurtulabileceği, ödendiği bildirilen vergi borçları dava dışı temlik eden yararına olduğundan işbu davada temlik alan davalıya karşı vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağı, temlik edene ait vergi borcunun, temlik alan davalı şirket alacağından kesilmesinin yasal dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ve koşulları bulunmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin 19.12.2023 tarihli kararıyla; davalı ile dava dışı şirket arasındaki 10.10.2017 tarihli alacağın devri sözleşmesi ile dava dışı şirketin ... Devlet Hastanesi nezdindeki 41 adet faturaya dayalı alacağın devredildiği, bu faturalara dayanak olan hizmet sözleşmesi kapsamında alacak miktarının tespiti gerektiği, davacının davaya konu alacakla ilgili davalıya ve temlik edenin borçları nedeniyle dava dışı kurumlara vergi, SGK primi ve benzeri yaptığı ödemelere ilişkin belgeler toplanarak alacağın bulunup bulunmadığı, varsa miktarı tespit edilerek, sonuca ve oluşacak kanaate göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davacının istinaf talebinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak belirtilen eksikler giderilerek yargılamaya devam edilmek üzere dosyanın Mahkemesine iadesine karar verilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; temlik davacıya ödeme öncesinde bildirilmiş olduğundan, bildirimden sonraki temlik edene veyahut temlik eden adına davacının ifasının kabul edilemeyeceği, bu miktar üzerinden temlik alan alacaklıya olan borcunun devam edeceği ve davacının yalnızca temlik alan davalıya ifada bulunarak borcundan kurtulabileceği, ödendiği bildirilen vergi borçları dava dışı temlik eden yararına olduğundan işbu davada temlik alan davalıya karşı vekaletsiz iş görme hükümlerinin uygulanamayacağı, temlik edene ait vergi borcunun temlik alan davalı şirket alacağından kesilmesinin yasal dayanağının da bulunmadığı, Merter Vergi Dairesinin 10.10.2024 tarihli yazısıyla, davacı tarafından temlik eden şirket adına yapılan 69.651,05 TL ve 5.747,43 TL vergi ödemelerinin, dava dışı temlik eden şirketin 20 17... hesap dönemi için tahakkuk eden ancak ödenmeyen Katma Değer Vergisi, Kurum Geçici Vergi, Gelir Stopaj ve damga vergileri borçlarına mahsup edildiğinin bildirildiği, davacı Kuruma bağlı ... Devlet Hastanesi ile dava dışı temlik eden şirket arasında, 2017-2018 yılları arasında 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 22/f maddesi kapsamında doğrudan temin usulü ile hastaya özgü ortez malzemeleri alımı yapıldığı, ancak dava dışı temlik eden şirketin doğrudan teminden kaynaklanan herhangi bir vergi, SGK vs. borcu olduğunun davacı tarafından iddia edilmediği gibi ispatına dair delil de sunulmadığı, kaldırma kararında hizmet sözleşmesi kapsamında aralarında alacağın miktarının tespit edilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, dava dışı şirketin davacıdan olan ve davalıya temlik ettiği alacak miktarının net olduğu ve taraflar arasında bu hususta ihtilaf olmadığı, davacı tarafından Merter Vergi Dairesine temlik eden şirket adına yapılan 69.651,05 TL ve 5.747,43 TL vergi ödemelerinin dava dışı temlik eden şirket ile davacı Kuruma bağlı ... Devlet Hastanesi arasındaki doğrudan temin usulü ile hukuki ilişkiden kaynaklı olmadığı ve dava dışı temlik eden şirketin davacıya bağlı hastane ile yapılan doğrudan temin idari işleminden kaynaklı olmayan başkaca vergi borçlarının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 188. maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davacıyı borçtan kurtarmayacağı gerekçesiyle, davanın ve koşulları bulunmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükme esas alınmaya yeterli olduğu, davalı ile dava dışı şirket arasındaki temlik sözleşmesinin konusunun ayrıntılı olarak listelenen faturalar olduğu ve dava dışı şirketin davacıdan olan tüm alacağının temliki şeklinde olmadığı, davacının yaptığı vergi, SGK ve benzeri ödemeleri aralarındaki hizmet sözleşmesi kapsamında dava dışı şirketten talep etmesi gerektiği, Mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurularının reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; kamu ihale mevzuatı gereği alacak temlik edilmişse, temlik edenin kamu borçlarının sorgulanması ve borçlu ise gerekli kesintilerin yapılması gerektiğini, davaya konu alacakla ilgili mahsuplar yaptıktan sonra ödemelerde bulunduğunu, alacağın temliki ile ilgili yalnızca genel hükümlere göre değerlendirme yapıldığını ve borçlu taraf olan müvekkilinin kamu idaresi olduğu hususunun dikkate alınmadığını, kararın icrası halinde mükerrer ödeme ve kamu zararı doğma ihtimalinin olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, alacağın temliki üzerine başlatılan takip nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.
Alacağın devri 6098 sayılı Kanunun 183. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlemiş olup, anılan Kanunun "Borçluya ait savunmalar" başlıklı 188. maddesi; "Borçlu, devri öğrendiği sırada devredene karşı sahip olduğu savunmaları, devralana karşı da ileri sürebilir. Borçlu, devri öğrendiği anda muaccel olmayan alacağını, devredilen alacaktan önce veya onunla aynı anda muaccel olması koşuluyla borcu ile takas edebilir." hükmünü havidir.
6183 sayılı Kanunun "Amme alacağı ödenmeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların sorumlulukları" başlıklı 22/A maddesi ise; "Maliye Bakanı, aşağıdaki ödeme ve işlemlerde, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcun bulunmadığına ilişkin belge aranılması ve yapılacak ödemelerden istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması zorunluluğu ile kesintilere asgari tutar ve oran getirmeye, kapsama girecek amme alacaklarını tür, tutar, ödeme ve işlemler itibarıyla topluca veya ayrı ayrı tespit etmeye, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde hangi hallerde bu zorunluluğun aranılmayacağını ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.
1. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununa tabi kamu idareleri ile bu idarelere bağlı döner sermaye işletmelerinin yapacağı her türlü ödemelerde (Mahkeme kararları ve icra dairelerinin ödeme veya icra emirleri üzerine yapılacak ödemeler dâhil),
2. 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamına giren kurumlar ile kamu tüzel kişiliğini haiz kurum ve kuruluşların (meslekî kuruluşlar ve vakıf yüksek öğretim kurumları hariç) mal veya hizmet alımları ile yapım işleri nedeniyle hak sahiplerine yapacakları ödemelerde,
3. Kanun (…) ve diğer mevzuatla nakdi olarak sağlanan Devlet yardımları, teşvikler ve destekler nedeniyle yapılacak ödemelerde,
4. 02.07.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa ekli tarifelerde yer alan ticaret sicil harçlarından kayıt ve tescil harçları, noter harçlarından senet, mukavelename ve kâğıtlardan alınan harçlar, tapu ve kadastro harçlarından tapu işlemlerine ilişkin alınan harçlar, gemi ve liman harçları ile (8) sayılı tarifeye konu harçlar (diploma harçları hariç) ve trafik harçlarına mevzu işlemlerde,
5. 26.05.1981 tarihli ve 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanununda yer alan bina inşaat harcı ve yapı kullanma izin harcına mevzu işlemlerde.
Bu madde kapsamında zorunluluk getirilen ödemelere ilişkin olarak işçi ücreti alacakları hariç olmak üzere, yapılacak her türlü devir, temlik ve el değiştirme, Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder. Şu kadar ki bu hükmün uygulanmasında diğer kamu idarelerinin alacaklarına karşılık kesinti yapılması gereken hallerde kesinti tutarı garameten taksim olunur.
Takibata selahiyetli tahsil dairesince, bu madde kapsamında getirilen zorunluluğa rağmen borcun olmadığına dair belgeyi aramaksızın ödeme yapanlara ve işlem tesis eden kurum ve kuruluşlara dört bin Türk lirası idari para cezası verilir. İdari para cezası, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. İdari para cezasına karşı tebliğ tarihini takip eden otuz gün içinde İdare Mahkemesinde dava açılabilir." şeklindedir.
Açıklanan bu maddeler kapsamında eldeki uyuşmazlık değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle davaya konu temlik alacağının muaccel olduğu tarih ve temlik eden dava dışı şirketin temlik alacağından karşılanan vergi borcunun doğduğu tarih tespit edilerek, 6098 sayılı Kanunun 188. maddesi uyarınca devrin öğrenildiği anda dava dışı şirketin muaccel olan vergi borçlarının tespiti bakımından gerekirse bilirkişi raporu aldırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usûl ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!