İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin, ticari davada hakimin tarafsızlık şüpheleri ve yargılama sürüncemesi iddialarıyla reddi hakim istinaf incelemesi.
Özet: Davacı vekili, mahkeme hakiminin, davalı tarafın cevap dilekçesinde belirtmediği bir iddia için müvekkili şirkete beyanda bulunma süresi tanıması ve ispat yükü davalıda olmasına rağmen müvekkiline kesin süre vermesi gibi gerekçelerle tarafsızlığının zedelendiğini ileri sürerek hakimin reddini talep etmiştir. İstinaf merciince yapılan incelemede, HMKda belirtilen açık ret sebeplerinin somut olayda bulunmadığı ifade edilse de, hakimin yaklaşık üç yıldır dosyadaki soyut bir iddiayı somutlaştırmadan bekletip daha sonra bu konuda ara karar vermesinin yargılamanın etkinliği ve usul ekonomisi ilkeleriyle bağdaşmadığı, hakimin tarafsızlığına ilişkin şüpheleri artıracak nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ37. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2026NUMARASI : ████████ ████████DAVANIN KONUSU: Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesiTaraflar arasında görülen dava sırasında davacı vekili tarafından reddi hâkim yoluna başvurulmuştur. Ret talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:K A R A RTaraflar arasında görülen dava sırasında davacı vekili tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle; davalı tarafından cevap dilekçesinde ödemezlik defi iddiasında bulunmuş olup takas/mahsup definde bulunmadığını, ancak, mahkeme tarafından davalı tarafından ileri sürülmemiş bir iddia için müvekkili şirkete beyanda bulunmak üzere süre verildiğini, davalı tarafın ödemezlik definde bulunamama riskine karşı, hâkimin davalı yararına hareket ederek bu iddiayı takas/mahsup defi olarak değerlendirmesi veya bu yönde değerlendirmeye elverişli şekilde usuli işlem tesis etmesi, tarafsızlık ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmadığını, zira, ödemezlik defi ile takas/mahsup defi birbirinden tamamen farklı hukuki kurumlar olup, ileri sürülme şartları ve doğurdukları hukuki sonuçların da farklılık arz ettiğini, ayrıca, ara kararda iddiada bulunan taraf yerine cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen bir iddia için beyanda bulunmak üzere müvekkili şirkete yükümlülük yüklenmesi ve bu kapsamda kesin süre verilmesi de hâkimin tarafsızlığına gölge düşürebilecek nitelikte bir durum oluşturduğunu, zira ara kararda belirtilen husus, davalı tarafın cevap dilekçesinde ileri sürmediği iddiaya ilişkin olduğu ve cevap dilekçesindeki iddianın ispat yükü de kural olarak iddiada bulunan tarafa ait olduğunu, buna rağmen, davalı tarafından ileri sürülmeyen bir iddia için müvekkili şirkete kesin süre verilmesini, usul hukuku ilkeleriyle bağdaşmamakta olup herhangi bir hukuki dayanağının da bulunmadığını, yine, HMK’nın 94. maddesi uyarınca kanunun belirlediği sürelerin kesin olup, hâkim tarafından tayin edilen sürelerin kural olarak kesin nitelik taşımadığını, Hakim sürenin kesin olduğuna karar vermede takdir yetkisini kullanırken yargılamanın hızlı ilerlemesi ile taraf hakları arasında bir denge gözetmek zorunda olduğunu, somut olayda ise, ispat yükü karşı tarafa ait olan bir hususta müvekkili şirkete kesin süre verilmesini, bu takdir yetkisinin amacına uygun kullanılmadığını göstermekte olup, diğer işlemlerle birlikte değerlendirildiğinde hâkimin tarafsızlığına ilişkin şüpheleri artırdığını, yargılamanın bu denli uzaması, tarafsız ve etkin bir yargılama yürütülmediği yönünde haklı bir kanaat oluşturduğunu, bu kapsamda, mevcut hâkimin dosyaya gereken özeni göstermediği ve yargılamayı sürüncemede bıraktığı yönünde ciddi şüpheler doğurduğunu, bu nedenlerle mahkeme heyetinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır. Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir.Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır.Dosya kapsamına göre, somut olayda HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi ve çekilmesini gerektirecek sebeplerinin bulunmadığı, reddeden davacı tarafından, davalı tarafın ileri sürdüğü soyut iddia, dosyaya sunulduğu tarihten itibaren somutlaştırılmamış ve yaklaşık 3 yılı aşkın süre boyunca yargılamada bu hususa ilişkin etkin bir inceleme yapılmamış, dosyada herhangi bir esaslı ilerleme sağlanamamış, yargılama fiilen sürüncemede bırakılmıştır. 16.04.2026 tarihli duruşmada belirtilen 1 numaralı ara kararın tesis edilmiş olması, yargılamanın etkinliği ve usul ekonomisi ilkeleriyle bağdaşmadığı, davalı tarafından ileri sürülen söz konusu iddia yeni bir iddia olmayıp, yaklaşık 3 yılı aşkın süredir dosyada mevcut olan bir iddia olduğu, uzun süre herhangi bir işlem yapılmaksızın beklenildikten sonra, aynı iddiaya dayanılarak bu aşamada ara karar kurulmasının hukuken kabul edilebilir bir gerekçesi bulunmadığı, davalı tarafından cevap dilekçesinde ödemezlik defi iddiasında bulunmuş olup takas/mahsup definde bulunmadığı, ödemezlik definde bulunamama riskine karşı, hâkimin davalı yararına hareket ederek bu iddiayı takas/mahsup defi olarak değerlendirmesi veya bu yönde değerlendirmeye elverişli şekilde usuli işlem tesis etmesi, tarafsızlık ve eşitlik ilkeleri ile bağdaşmadığı, , ara kararda iddiada bulunan taraf yerine cevap dilekçesinde ileri sürülmeyen bir iddia için beyanda bulunmak üzere müvekkil şirkete yükümlülük yüklenmesi ve bu kapsamda kesin süre verilmesi de hâkimin tarafsızlığına gölge düşürebilecek nitelikte bir durum oluşturduğu, ispat yükü karşı tarafa ait olan bir hususta davacı şirkete kesin süre verilmesi, bu takdir yetkisinin amacına uygun kullanılmadığını göstermekte olup, diğer işlemlerle birlikte değerlendirildiğinde hâkimin tarafsızlığına ilişkin şüpheleri artırdığı ve diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilemeyeceği, ara karar almak, delil toplamak ve tahkikatın gerektirdiği durumlarda diğer usuli işlemleri yapmak bakımından hakime tanınmış yasal taktir hakkının bulunduğu yönündeki merci değerlendirmesi yerindedir.Bu itibarla ilk derece mahkemesinin reddi hakim talebinin reddine ilişkin kararı hukuka uygundur.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince, İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ████████ d.iş ████████ sayılı kararına karşı istinaf başvuru talebinin REDDİNE,2-Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine, 3-İstinaf giderlerinin istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda █████/2026 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.KANUN YOLU: Kesin olmak üzere