İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, TBK 122 uyarınca munzam zarar tazmini talebinin somut delillerle ispatlanamaması nedeniyle istinaf başvurusunu esastan reddederek ilk derece mahkemesi kararını onadı.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, davacının 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 122. maddesi uyarınca talep ettiği munzam zarar tazminatına ilişkin davada, ilk derece mahkemesinin kararının isabetsiz olmadığına hükmederek davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir; zira mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu, davacının temerrüt faizini aşan munzam zarara uğradığını yalnızca genel ekonomik koşullarla değil, somut delillerle ispatlaması gerektiğini ancak bu ispatı sunamadığını, ülkedeki ekonomik olumsuzlukların tek başına munzam zararın varlığı için yeterli kanıt teşkil etmediğini belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
40. HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
DOSYA NO: ████████
KARAR NO : ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: █████/2023
NUMARASI : ████████ (E) - ████████ (K)
DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 122. maddesi uyarınca munzam zarar tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili dilekçesinde özetle; TBK'nin 122. maddesine dayalı munzam (aşkın) zarar taleplerinde görevli mahkeenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, ilk derece mahkemesi görevli olmadığı halde esasa girerek karar verdiğini, munzam zararın tazmini koşullarının oluştuğunu, yıllara göre verilen enflasyon değerlerinin tüm iddialarını doğruladığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:
Öncelikle davalı sigorta şirketi olup uyuşmazlığı çözmeye Asliye Ticaret Mahkemesi görevli olduğundan göreve ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121. maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında belirtildiği üzere munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir.
Somut olayda; davacı vekili davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi nedeniyle davacının munzam zararı olduğunu ileri sürmüş ise de zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle davacının munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilemediği gibi yukarıda belirtilen Yargıtay kararı uyarınca ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,
2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 732 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde, dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtayda temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!